Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Şanlıurfa

Breaking News - Şanlıurfa haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Şanlıurfa haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

ŞANLIURFA KÜLTÜR YOLU FESTİVALİ’NE YOĞUN İLGİ Haber

ŞANLIURFA KÜLTÜR YOLU FESTİVALİ’NE YOĞUN İLGİ

Haber; Tuana Mina Bahadır Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından hayata geçirilen Türkiye Kültür Yolu Festivali kapsamında Şanlıurfa’da düzenlenen söyleşi programları, geleneksel sanat atölyeleri ve çocuk etkinlikleri, kentin kültürel birikimini farklı başlıklar altında ziyaretçilerle buluşturdu. Şehrin köklü tarihine ışık tutan akademik içerikler, geleneksel üretim pratikleri ve çocuklara yönelik deneyim alanları, festivalin çok yönlü yapısını güçlendirdi. SÖYLEŞİ PROGRAMLARIYLA TARİH VE EDEBİYAT BİR ARADA Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi’nde gerçekleştirilen “Müzelik Sohbetler” programında; Şanlıurfa Kalesi yazıları, Harran, Soğmatar ve Şuayb Şehri kazıları ele alındı. Alanında uzman isimlerin katkılarıyla yürütülen program, bölgenin arkeolojik mirasına ilişkin kapsamlı bir perspektif sundu. Şanlıurfa İl Halk Kütüphanesi’nde düzenlenen “Divan Edebiyatında Urfalı Bir Üstad: Şair Nabi” söyleşisinde ise Nabi’nin edebi kişiliği ve divan edebiyatındaki yeri değerlendirildi. Moderatörlüğünü Cuma Ağaç’ın üstlendiği programda Prof. Dr. Ekrem Bektaş ve Prof. Dr. İbrahim Halil Tuğluk konuşmacı olarak yer aldı. GELENEKSEL SANATLAR ATÖLYELERDE YAŞATILDI Festival kapsamında düzenlenen atölye çalışmalarında, geleneksel sanatların üretim süreçleri uygulamalı olarak aktarıldı. “Bakır İşleme Atölyesi”nde ise bakır levhaların çekiçle dövülmesi, sıvama veya döküm teknikleriyle şekillendirilmesi ve üzerlerine kazıma ya da kabartma motiflerin işlenmesi süreçleri uygulamalı olarak deneyimlendi. Geleneksel mutfak ve süs eşyalarının üretimine uzanan bu zanaat, katılımcılara el işçiliğinin inceliklerini gösterdi. Ahmet Ateş’in yürütücülüğünde gerçekleştirilen “Ney Atölyesi”nde; dokuz boğumlu kamışların seçilmesi ve kurutulmasıyla başlayan üretim süreci, içlerinin açılması, perde deliklerinin hazırlanması, parazvâne ve başpare takılması aşamalarıyla katılımcılara sunuldu. ÇOCUKLAR FESTİVALDE TARİH, SANAT VE DENEYİMLE BULUŞTU Çocuklara yönelik düzenlenen atölye çalışmalarında geleneksel üretim teknikleri erken yaşta tanıtıldı. Yasemin Bilici yürütücülüğünde gerçekleştirilen “Keçe Atölyesi”nde; koyun yünü ve keçi kılı gibi doğal liflerin su, sabun ve ısı yardımıyla işlenerek keçeye dönüştürülmesi süreci uygulamalı olarak aktarıldı. Yünlerin yayılması, ıslatılması, rulo hâline getirilmesi ve tepme aşamalarından oluşan süreç, yüksek el emeğine dayalı geleneksel bir üretim pratiği olarak çocuklara deneyimletildi. Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi Arkeopark alanında gerçekleştirilen çocuk etkinlikleri kapsamında, deneysel arkeoloji uygulamalarıyla “Kazı Eğitimi Ve Sikke Basımı” çalışmaları yürütüldü. Katılımcı çocuklar, arkeolojik kazı süreçlerini deneyimleme ve geçmiş dönem üretim tekniklerini tanıma imkanı buldu. “Rol Değiştirme Drama Çalışması”nda ise bağımlılık teması üzerinden empati ve problem çözme becerilerinin geliştirilmesine yönelik uygulamalar gerçekleştirildi. Canlandırma ve rol değişimi yöntemleriyle yürütülen etkinlikte, çocukların sağlıklı çözüm üretme becerileri desteklendi. Festival programı ve etkinliklere ilişkin detaylı bilgilere, Türkiye Kültür Yolu Festivali resmi internet sitesi (https://kulturyolufestivali.com/) ve Instagram hesabı @turkiye_kulturyolu üzerinden ulaşabilirsiniz.

ŞANLIURFA KÜLTÜR YOLU’NDA LEZZET NOKTALARI ESNAFI COŞTURDU  Haber

ŞANLIURFA KÜLTÜR YOLU’NDA LEZZET NOKTALARI ESNAFI COŞTURDU 

LEZZET NOKTASI UYGULAMASI ŞANLIURFA’DA GASTRONOMİ TURİZMİNİ CANLANDIRDI Türkiye Kültür Yolu Festivali kapsamında ilk kez hayata geçirilen “Lezzet Noktası” uygulaması, Şanlıurfa’da gastronomiyi turizmle buluşturarak hem yerel ekonomiyi canlandırdı hem de kentin binlerce yıllık mutfak mirasını küresel vitrine taşıdı. Restoranlarda doluluk oranları yüzde 50 artarken, 34 Lezzet Noktası ile şehir adeta bir gastronomi rotasına dönüştü. Türkiye Kültür Yolu Festivali, kültür ve sanatın yanı sıra şehirlerin özgün kimliğini oluşturan gastronomiyi de görünür kılmaya devam ediyor. Bu yıl ilk kez hayata geçirilen “Lezzet Noktası” uygulaması, festivalin en dikkat çekici yeniliklerinden biri olarak öne çıkarken, uygulamanın ilk hayata geçtiği şehir olan Şanlıurfa’da hem gastronomi turizmini hem de yerel ekonomiyi canlandırdı. Festival süresince restoranlar dolarken, esnaf şehirde oluşan turizm hareketliliğini doğrudan hissetti ve festival coşkusunu yaşadı. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından düzenlenen Türkiye Kültür Yolu Festivali kapsamında, TGA (Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı) tarafından geliştirilen Lezzet Noktası projesi; şehirlerin gastronomik hafızasını temsil eden seçkin işletmeleri ziyaretçilerle buluşturmayı amaçlıyor. Böylece gastronomi yalnızca bir yeme-içme deneyimi olmaktan çıkarak, kültürel keşif, şehir belleği ve ekonomik kalkınmayı destekleyen bütüncül bir yapıya dönüşüyor.Festival programında gastronomi bu yıl en güçlü başlıklardan biri olarak öne çıkıyor. Çünkü kültür; sanatın yanı sıra mutfak kültürünü, çarşı yaşamını, üretim geleneğini ve toplumsal hafızayı da kapsayan geniş bir alanı ifade ediyor. Festival süresince ziyaretçiler, şehirleri yalnızca etkinliklerle değil; lezzet rotaları, yerel işletmeler, ustalar ve yöresel ürünler aracılığıyla da deneyimleme fırsatı buluyor. İç turizm açısından da önemli bir katkı sunan bu yaklaşım, gastronominin artık şehir seyahatlerinde belirleyici bir tercih unsuru haline geldiğini ortaya koyuyor. Hazırlanan gastronomi rotaları, ziyaretçilerin şehirlerde daha fazla zaman geçirmesine, farklı mahalleleri keşfetmesine ve yerel esnafla doğrudan temas kurmasına katkı sağlıyor. Lezzet Noktası seçkisi kapsamında yalnızca geleneksel işletmeler değil; yerel reçeteleri yaşatan, özgün hikâyesi bulunan, kaliteli hizmet sunan ve şehrin gastronomi çeşitliliğine katkı sağlayan farklı konseptlerdeki işletmeler de yer alıyor. Böylece hem yöresel değerlerin korunması hem de Şanlıurfa’nın güncel gastronomi kimliğinin birlikte görünür olması hedefleniyor. SEÇİCİ KURUL VE ŞEHİR ŞEFLERİ Lezzet Noktası projesi kapsamında Türkiye’nin farklı alanlarından önemli şefler, gastronomi yazarları, akademisyenler ve sektör temsilcilerinden oluşan geniş bir seçici kurul görev alıyor. Aralarında uluslararası deneyime sahip isimlerin de bulunduğu kurul, şehirlerin gastronomi potansiyelinin doğru şekilde değerlendirilmesine katkı sağlıyor. Ayrıca festival dönemlerinde şehirlerde ev sahibi ve konuk şef buluşmaları da gerçekleştiriliyor. Bu buluşmaların, gastronomi kültürünün paylaşılmasına ve genç kuşaklara aktarılmasına önemli katkı sunması hedefleniyor. ŞEFLER VE GASTRONOMİ LİDERLERİ ŞANLIURFA’DA Şanlıurfa’nın gastronomi programına ev sahipliği yapan Şef Ömür Akkor, gastronomi yazarı Ebru Erke ve şef Sinem Özler’in katkılarıyla şehirdeki Lezzet Noktası seçkisinde yer alan işletmeleri ziyaret etti. Program kapsamında Şanlıurfa mutfağının öne çıkan lezzetleri yerinde deneyimlenirken, kentin gastronomi mirasını tanıtmaya yönelik çekimler de gerçekleştirildi. Ziyaretlerde her bir Lezzet Noktası tek tek incelenerek yöresel tatlar tadıldı, geleneksel tariflerin üretim süreçleri yerinde gözlemlendi. Ömür Akkor, Şanlıurfa mutfağının sahip olduğu tarihsel derinlik ve çeşitliliğin, uluslararası gastronomi sahnesinde güçlü bir karşılığı olduğunun altını çizerek, Şanlıurfa’nın binlerce yıllık mutfak kültürünün korunarak çağdaş yorumlarla aktarılmasının büyük önem taşıdığını ifade etti, yapılan çalışmaların kentin gastronomi hafızasını görünür kılma açısından değerli bir katkı sunduğunu belirtti. ŞANLIURFA’DA 34 LEZZET NOKTASIYLA GASTRONOMİ ROTASI Festival kapsamında Şanlıurfa’da oluşturulan 34 Lezzet Noktası, kentin geleneksel ve çağdaş gastronomi birikimini temsil eden özel bir rota oluşturdu. İsot, kebap kültürü, ciğer, tescilli ürünler ve sıra gecesi geleneğiyle bütünleşen mutfak yapısı, ziyaretçilere yalnızca yemek değil; çok katmanlı bir kültürel deneyim sundu. Festival süresince şehirde restoran ve kafe işletmelerinde müşteri yoğunluğu yüzde 50’ye varan oranlarda artış gösterdi. Bu artış, Şanlıurfa’nın gastronomi turizmi açısından güçlü bir çekim merkezi haline geldiğini ve festivalin şehir ekonomisine doğrudan katkı sağladığını ortaya koydu. TGA: “GASTRONOMİ, TURİZMİN EN STRATEJİK ALANI” Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) Genel Müdür Yardımcısı Dr. Elif Balcı Fisunoğlu, gastronominin Türkiye turizm stratejisindeki kritik rolüne dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu: “Bildiğiniz üzere Bakanlığımız ve TGA olarak, Türkiye’nin bu eşsiz konumunun, kültürel çeşitliğinin ve tarihsel birikiminin şekillendirdiği, zengin yeme-içme kültürünün dünyaya tanıtılması noktasında bir dizi proje yürütüyoruz. Amacımız; Türk mutfağını markalaştırmak, yemek kültürümüzü tanıtmak, gastronomi turizminde dünyada lider destinasyonlar arasında yer almaktır. Türkiye bugün dünyanın en güçlü turizm destinasyonlarından biri. Gastronomi turizmini yalnızca bir alt başlık değil, stratejik bir dönüşüm alanı olarak görüyoruz. Çünkü gastronomi; bir ülkenin kültürünü, tarihini, üretim gücünü ve yaşam biçimini anlatan en güçlü araçlardan biridir. Gastronomi artık bir seyahat motivasyonu. Amacımız yalnızca ziyaretçi sayısını artırmak değil; ziyaretçinin deneyimini derinleştirmek, harcamasını artırmak ve Türkiye ile bağını güçlendirmektir. Bu kapsamda Kültür Yolu Festivali içinde hayata geçirilen Lezzet Noktası uygulaması, şehirlerin gerçek gastronomi hafızasını görünür kılan çok önemli bir modeldir.”Dr. Fisunoğlu ayrıca Türkiye’nin 81 ilinde bulunan zengin mutfak kültürünün, coğrafi işaretli ürünleri ve çok katmanlı gastronomi yapısıyla dünyada eşsiz bir konumda bulunduğunu vurguladı. ŞANLIURFA ESNAFI: “FESTİVAL ŞEHRİMİZE HAREKETLİLİK GETİRDİ” Lezzet Noktası seçkisinde yer alan işletmeler, uygulamanın hem görünürlük hem de ekonomik katkı açısından önemli bir değer oluşturduğunu ifade etti. Geleneksel tirit kültürünü yaşatan işletmelerden Abdulkadir Gül, festivalin işletmelerine ciddi bir hareketlilik kazandırdığını belirterek şunları söyledi:“Lezzet Noktası seçkisinde yer almak bizim için büyük bir gurur. Festivalle birlikte işlerimizde ciddi bir artış yaşandı. İstanbul, Ankara ve Antalya başta olmak üzere birçok şehirden misafir ağırlıyoruz. Yaklaşık 60 yıllık bir mutfak geleneğini yaşatıyoruz ve bu kültürü daha geniş kitlelere ulaştırmak bizim için çok kıymetli.” Paflar Ciğer 2. kuşak işletmecisi Mustafa Paf ise Şanlıurfa’nın yalnızca gastronomi değil, kültür turizmi açısından da yoğun ilgi gördüğünü belirtti: “Festival sayesinde şehrimize gelen ziyaretçi profili çeşitlendi. Asya ve Avrupa’dan gelen misafir sayısında artış var. Göbeklitepe ve Karahantepe’ye olan ilgi gastronomiyle birleşince şehirde bütüncül bir turizm deneyimi oluştu. Şanlıurfa artık yalnızca gezilen değil, yaşanan bir şehir haline geliyor.” Tarihi İpar Kadayıf 4. kuşak işletmecisi Mehmet Furkan İpar ise geleneksel üretim anlayışının önemine dikkat çekti:“Dört kuşaktır sürdürdüğümüz bu meslekte en önemli ilkemiz doğallık. Ürünlerimizde hiçbir katkı maddesi kullanmadan üretim yapıyoruz. Festival sayesinde bu geleneksel lezzetler çok daha geniş kitlelere ulaştı.” GASTRONOMİYLE GELEN KALICI ETKİ Lezzet Noktası uygulaması, Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin en önemli yeniliklerinden biri olarak şehirlerin gastronomi haritasını görünür kılmayı hedefliyor. Seçkide yer alan işletmeler, yalnızca festival süresince değil, yıl boyunca Kültür Yolu Festivali’nin dijital platformlarında da ziyaretçilere rehberlik edecek. Şanlıurfa özelinde 34 Lezzet Noktası, kentin gastronomi kimliğini temsil eden güçlü bir rota oluştururken, festival süresince oluşan ekonomik hareketlilik uygulamanın yerel kalkınmaya katkısını da net biçimde ortaya koydu. Kültür Yolu Festivali, Lezzet Noktası uygulamasıyla birlikte Şanlıurfa’da gastronomiyi yalnızca bir lezzet deneyimi olmaktan çıkararak kültürel miras, turizm ve ekonomik kalkınmanın kesişim noktasına taşıdı.

MEZOPOTAMYA’NIN KALBİNDE ŞANLIURFA’DA KÜLTÜR YOLU FESTİVALİ BAŞLADI Haber

MEZOPOTAMYA’NIN KALBİNDE ŞANLIURFA’DA KÜLTÜR YOLU FESTİVALİ BAŞLADI

Haber; Tuana Mina Bahadır Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Türkiye’nin yedi bölgesinde, yirmi altı şehirde düzenlenen Türkiye Kültür Yolu Festivali insanlık tarihinin en eski yerleşimlerinden biri olan Şanlıurfa’da başladı. Tarihi mirası, güçlü kültürel dokusu ve zengin mutfağıyla Şanlıurfa üçüncü kez, sergilerden söyleşilereve çocuk etkinliklerine dokuz gün boyunca ziyaretçilere çok yönlü bir kültür-sanat deneyimi sunacak. Şanlıurfa Kültür Yolu Festivali, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan’ın katılımıyla Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi’nde gerçekleştirilen açılış konuşmalarıyla başladı. Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin ilk durağı olan Şanlıurfa’daki açılışa Şanlıurfa Valisi Hasan Şıldak, Şanlıurfa Milletvekili Cevahir Asuman Yazmacı ile Türkiye Kültür Yolu Festivali Genel Direktörü Selim Terzi, il protokolü ve çok sayıda sanatsever katıldı. GÖBEKLİTEPE SERGİSİNİ ROMA VE BERLİN’DE MİLYONLAR HAYRANLIKLA İZLEDİ Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan açılış konuşmasında, Şanlıurfa’nın insanlık tarihindeki eşsiz konumuna dikkat çekerek, kentin medeniyetin doğduğu topraklar arasında yer aldığını ifade etti. Göbeklitepe’nin dünya tarihine bakışı değiştiren bir keşif olduğunu vurgulayan Alpaslan, Karahantepe ve Taş Tepeler havzasının yalnızca geçmişe değil, geleceğe de ışık tuttuğunu belirtti. Alpaslan, Şanlıurfa’da gerçekleştirilen müze yatırımları ve restorasyon çalışmalarına da değinerek; Şanlıurfa Müzesi, Haleplibahçe Mozaik Müzesi, Harran Kümbet Evleri, Birecik Kalesi, Harran Kalesi, Harran Ulu Camii ve Hamamı, Bozova Çarmelik ve Han-el Barur Kervansarayları ile Siverek Kalesi’nde yürütülen çalışmaların kültürel mirasın korunması açısından büyük önem taşıdığını kaydetti. UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan Göbeklitepe’nin yanı sıra, geçici listede bulunan Şanlıurfa ve Harran yerleşimlerinin artan ziyaretçi sayılarıyla uluslararası ölçekte yoğun ilgi gördüğünü belirtti. 2025 yılında yalnızca Göbeklitepe’nin800 binden fazla ziyaretçi ağırlaması bu ilginin somut göstergesi olarak öne çıktı. Gece müzeciliği uygulamalarıyla ziyaret deneyiminin çeşitlendirildiğini ifade eden Alpaslan, Taş Tepeler Projesi kapsamında 11 farklı noktada sürdürülen kazı ve araştırmaların hem bilim dünyası hem de Türkiye’nin kültürel vizyonu açısından stratejik önem taşıdığını belirtti. Uluslararası iş birlikleriyle gerçekleştirilen sergiler sayesinde Şanlıurfa’nın küresel ölçekte tanıtımının güçlendiğini, Roma Kolezyum’da gerçekleştirilen sergi ile Berlin’de devam eden çalışmaların bu başarının önemli örnekleri arasında yer aldığını dile getirdi. ŞANLIURFA’DA SERGİ DURAKLARINDA TARİHİ YOLCULUK Açılış programının ardından Bakan Alpaslan ve beraberindeki heyet ilk olarak 2025 yılının “Aile Yılı” temasından ilhamla hazırlanan “Hâne” sergisini gezdi. Osmanlı medeniyetinin kutsal değerlerini ve köklü mirasını sanatseverlerle buluşturan “Osmanlı’nın Mukaddes Emanetleri” sergisi Bakan Alpaslan ve beraberindeki heyetin ikinci durağı oldu. Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi Geçici Sergi Salonu’nda yer alan seçkide; İstanbul’daki önemli müze koleksiyonlarından seçilen hüsn-i hat levhaları, Kâbe örtüleri, surrealaylarına ait eserler ve Kur’an-ı Kerim nüshalarından oluşan zengin içerik, ziyaretçileri tarihsel bir yolculuğa çıkardı. SERGİYLE ŞEKİLLENEN GÜN FOTO MARATONLA TAMAMLANDI Günün devamında ziyaretler, Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi’nde sanatseverlerle buluşan “Yaşayan Miras: Şanlıurfa Sergisi” ile sürdü. Sergide; hüsn-i hat, tezhip, minyatür, çini, ebru, ahşap ve sedef işçiliği, dokuma ve geleneksel el sanatlarının pek çok örneği bir araya getirilerek kentin zengin kültürel birikimi gözler önüne serildi. Geleneksel sanatların incelikli örnekleri, ziyaretçilere kültürel mirasın yaşayan yönünü yakından deneyimleme fırsatı sundu. Program Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan ve beraberindeki heyetin katılımıyla gerçekleşen “FotoMaraton” etkinliğiyle son buldu. GÖBEKLİTEPE’DEN BALIKLIGÖL’E ŞANLIURFA’DA 9 GÜN SANAT İlk durağı Şanlıurfa olan Türkiye Kültür Yolu Festivali, 25 Nisan itibarıyla başlayan dopdolu programıyla dokuz gün boyunca konserlerden sergilere, söyleşilerden gastronomi ve çocuk etkinliklerine kadar her yaşa ve ilgi alanına hitap eden yüzlerce etkinlikle sanatseverlere unutulmaz bir kültür-sanat deneyimi sunacak. Şanlıurfa’nın zengin tarihi ve kültürel dokusunda hayat bulan festival, kültür, sanat ve yaratıcılıkla örülü kapsamlı bir yolculuğa kapı aralıyor. Festival programı ve etkinliklere ilişkin detaylı bilgilere, Türkiye Kültür Yolu Festivali resmi internet sitesi (https://kulturyolufestivali.com/) ve Instagram hesabı @turkiye_kulturyolu üzerinden ulaşabilirsiniz.

ŞİDDET ARTIYOR, SEVGİ GERİLİYOR Haber

ŞİDDET ARTIYOR, SEVGİ GERİLİYOR

Ünlü Hukukçu Av. Hüseyin Karaahmetoğlu’ndan Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan katliamlar için çarpıcı açıklama Av.Hüseyin Karaahmetoğlu, son dönemde artan toplumsal şiddet olayları ve eğitimde yaşanan sorunlara ilişkin dikkat çeken bir açıklamada bulundu. Özellikle Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan olaylara değinen Karaahmetoğlu, “Gencecik çocuklara yaşatılanlar ve öğretmenlere yönelik eylemler asla kabul edilemez. Bu sadece bireysel değil, toplumsal bir çöküşün göstergesidir” dedi. Toplumda şiddetin giderek normalleştiğini vurgulayan Karaahmetoğlu, aile yapısındaki değişime dikkat çekti. Çocuk eğitiminde en önemli unsurun aile olduğunu belirten deneyimli hukukçu, “Bugün en küçük bir tartışmada veliler okula giderek öğretmenlerle karşı karşıya geliyor. Çocuk başarısız olduğunda sorumluluk alınmıyor, suç başkalarında aranıyor. Bu yaklaşım, sorunu çözmek yerine derinleştiriyor” ifadelerini kullandı. Ailelerin Özgüven adı altında çocuklarını kontrolsüz bir şekilde büyütmeleri ciddi bir tehlikedir. Gelinen noktada “özgüven” adı altında kontrolsüzlüğün teşvik edildiğini belirten Karaahmetoğlu, bunun çocukları suça sürüklenmeye açık hale getirdiğini vurguladı. Ailelerin çocuk yetiştirme anlayışını eleştiren Karaahmetoğlu, “Anne-baba olması gereken yerde çocuk söz sahibi oluyor. Disiplin yerine sınırsızlık, sorumluluk yerine kontrolsüzlük veriliyor. Buna da özgüven deniyor. Oysa bu, şiddete meyilli bireyler yetiştirmek anlamına gelir” şeklinde konuştu. Kahramanmaraş’ta yaşanan olayda bir babanın 14 yaşındaki çocuğuna atış talimi yaptırdığını ifade etmesinin son derece vahim olduğunu belirten Karaahmetoğlu, “Bunun övünülerek anlatılması ve hatta görüntülenmesi, gelinen noktayı açıkça ortaya koymaktadır. Bir evde bu kadar çok silahın bulunması kabul edilebilir değildir” dedi.Ailelerin eğitim sürecindeki rolünün yanlış bir yöne evrildiğine dikkat çeken Karaahmetoğlu, “Eğitim esasen öğretmenler eliyle, pedagojik esaslara uygun şekilde yürütülmelidir. Ancak bugün bazı aileler bu süreci kontrol altına almaya çalışarak eğitimdeki dengeyi bozmaktadır” ifadelerini kullandı. Çocukların yalnızca akademik başarıya yönlendirildiğini belirten Karaahmetoğlu, spor, sanat ve sosyal gelişimin ihmal edildiğini vurgulayarak, “Şiir yazan, resim yapan, müzikle ilgilenen ve sporla uğraşan çocuklar suçtan uzak durur. Daha sosyal, daha vicdanlı bireyler olarak yetişir; öğretmenlerine, büyüklerine ve arkadaşlarına saygı duyar” dedi. Bugün her ortamda Şiddetin aleni bir şekilde görünülmesi yanında,çocukların yetişmesindeki sevgi paylaşımları gizlilik içermektedir.Toplumda şiddetin görünür hale geldiğini, sevginin ise geri plana itildiğini ifade eden Karaahmetoğlu, şu değerlendirmede bulundu; Gün ortasında kavga etmek sıradan hale geldi. Ancak bir sevgi göstergesi hâlâ gizlenmek zorunda kalıyor. Bu durum, neyi normalleştirdiğimizin açık bir göstergesidir. Şiddeti görünür kıldık, sevgiyi bastırdık. Sonra da neden bu noktaya geldiğimizi sorguluyoruz.Sosyal medya ve televizyon içeriklerinin bu süreci hızlandırdığını belirten Karaahmetoğlu, ilgili kurumlara çağrıda bulunarak denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti. “Aileler çocuklarına sevgiyi ve Öğretmene saygı yeniden tesis edilmelidirler. Eğitim sistemine de değinen Karaahmetoğlu, geçmiş ile bugün arasında ciddi bir değer farkı oluştuğunu belirterek, “Bizler ‘Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum’ anlayışıyla yetiştik. Öğretmene saygı esastı. Bugün ise bir öğretmen öğrenciyi uyardığında ilk tepki veliden geliyor. Bu kabul edilemez” dedi. Devletin bu süreçte önemli sorumlulukları bulunduğunu vurgulayan Karaahmetoğlu, eğitimde fırsat eşitliğinin güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Özel okul–devlet okulu ayrımının azaltılması ve devlet okullarının imkânlarının güçlendirilmesi gerektiğini belirten Karaahmetoğlu, gerekli düzenlemelerin ivedilikle yapılması çağrısında bulundu. Toplumsal gidişata “dur” denmesi gerektiğini vurgulayan Karaahmetoğlu, sözlerini şöyle tamamladı. “Sağlıklı bir toplum; ahlaklı, saygılı ve vicdanlı nesillerle mümkündür. Bu da güçlü aile yapısıyla başlar. Eğitim sadece okulda değil, önce evde başlar. Değişim istiyorsak, önce kendimizi değiştirmek zorundayız. Devletimiz bu sorunları çözebilecek güç ve kudrete sahiptir.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.