Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

GELECEĞİN EŞİĞİNDE İNSAN KALMAK

Yazının Giriş Tarihi: 04.02.2026 21:50
Yazının Güncellenme Tarihi: 04.02.2026 21:50

Son yıllarda kendimi sık sık bir kapının önünde bekler gibi hissediyorum.Bir yanım çocukluğumun dünyasında duruyor: yüz yüze konuşmaların, ağır ağır içilen çayın, insan sesinin ekrandan daha kıymetli olduğu o yerde. Öte yanım ise durmadan hızlanan bir akışın içinde; bildirimlerin, görüntülerin, hiç susmayan bir dijital gürültünün ortasında.
Dünya çok kısa sürede değişti.Eskiden bilgiye ulaşmak için çaba harcardık; şimdi bilgi bize yetişiyor, hatta çoğu zaman üzerimize yağıyor. Telefonu elimize aldığımız anda onlarca ses aynı anda konuşmaya başlıyor. Ne düşüneceğimizi, neyi seveceğimizi, neye öfkeleneceğimizi fısıldayan görünmez bir kalabalık var.
Çevremdeki birçok insanla konuşurken fark ediyorum:İnsanlar yaşadıklarından çok, izlediklerinden yoruluyor. Kendi hayatını başkasının vitriniyle kıyaslayan gençler, ekrandaki kusursuz görüntüler yüzünden kendini eksik hisseden çocuklar, sosyal medyada gördüğü mutluluğu evinde bulamayınca suçluluk duyan anne babalar… Hepsinin ortak sorusu aynı: “Ben nerede duruyorum?”
Belki de asıl mesele bu.Teknoloji bize yeni imkânlar verdi ama kim olduğumuz sorusunu daha da karmaşık hâle getirdi. Kimliğimiz artık yalnızca bedenimizde değil; yazdıklarımızda, paylaşımlarımızda, dijital izlerimizde de dolaşıyor. İnsan, kendi gölgesiyle ilk kez bu kadar çok karşılaşıyor.
Bunu kötü bir kader gibi görmek istemiyorum.Her kuşak kendi sınavını yaşadı. Bizim sınavımız da hızla büyüyen bilgiyle ruhumuz arasındaki mesafeyi koruyabilmek. Çünkü bilgi çoğaldıkça insanın küçülmesi gerekmiyor; aksine daha olgun, daha merhametli bir bilince ihtiyacımız var.
Yaşamsal ve mesleki deneyimlerimin bana ögrettiği en degerli sonuç,Bir insanı ayakta tutan şey ne mükemmel imkânlar ne de kusursuz planlar. Onu ayakta tutan, görülmek ve duyulmak. Ekranların ise en zayıf olduğu yer tam da burası. Beğeni görülmek gibi görünür ama dokunmak gibi değildir. Mesaj konuşmaya benzer ama aynı sıcaklığı taşımaz.
Bu yüzden geleceğe bakarken korku yerine dikkatle yürümeyi seçmeliyiz.Teknoloji hayatımızı kolaylaştırabilir; ama vicdanımızın, sezgimizin ve yüz yüze kurduğumuz bağların yerine geçmemeli. Çocuklarımıza yalnızca kod yazmayı değil, merhaba demeyi de öğretmemiz gerekiyor. Yapay zekâyla konuşurken bile insanla konuşmayı unutmamak…
Kendi adıma küçük bir pusulam var:Ne kadar dijitalleşirsem dijitalleşeyim, akşam eve döndüğümde gerçek bir insanın gözünün içine bakabiliyor muyum? Birinin derdini dinlerken telefonumu masaya ters koyabiliyor muyum? Çocuklarıma “nasılsın?” diye sormayı hatırlıyor muyum?
Belki büyük laflara gerek yok.Gelecek dediğimiz şey uzakta değil; bugün kurduğumuz küçük alışkanlıklarda saklı. Ekranla aramıza koyduğumuz ince mesafede, birbirimize ayırdığımız gerçek zamanda, iç sesimizi susturmamayı başardığımız o dar alanda.
İnsanlık yeni bir çağa giriyor olabilir.Ama insan olmanın eski kuralları hâlâ geçerli:Dinlemek, anlamak, merhamet etmek, sınır bilmek.
Ne kadar ileri gidersek gidelim,en önemli soru değişmiyor:
Bu hızın içinde insan kalmayı başarabilecek miyiz?
Sosyal Hizmet Uzmanı
Ahmet AKGÜN

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.