Bir aynaya bakarken kendimizi değil, bir filtreyi görmeye başladığımızı fark ettiğimiz an…
Asıl mesele estetik değil; algı.
Bir zamanlar bakım denildiğinde akla sağlık, tazelik ve iyi hissetme gelirdi. Bugün ise “aynı kaş, aynı dudak, aynı ifade” dolaşıyor sokaklarda. Kadın, erkek fark etmiyor; yüzler giderek birbirine yaklaşıyor, karakterler ise geri çekiliyor. Oysa estetik, kimliği silmek için değil, onu desteklemek için var.
Sosyal medya bu dönüşümün en büyük hızlandırıcısı. Filtreler, ışık oyunları ve tek tip güzellik algısı; insanları kendileriyle yarışmaktan çıkarıp, başkalarına benzemeye itiyor. “Daha dolgun”, “daha pürüzsüz”, “daha genç” derken, asıl soruyu atlıyoruz: Kime göre, neye göre?
Bakımın bir cinsiyeti olmadığı gibi, bir kalıbı da olmamalı. Erkekler artık ciltlerine daha çok özen gösteriyor, kadınlar daha doğal görünmek istiyor. Bu çok kıymetli bir kırılma. Çünkü gerçek dönüşüm, daha fazla müdahalede değil; doğru dokunuşta saklı.
Estetikte ustalık, yapılan işlemin fark edilmemesidir. Yüzün dinlenmiş görünmesi, ifadenin korunması, mimiklerin hâlâ “sana ait” olması… Asıl başarı burada başlar. Aksi hâlde bakım, bir iyileştirme değil; kimlik kaybına dönüşür.
Belki de yeniden sormamız gereken soru şu:
Güzelleşmeye mi çalışıyoruz, yoksa görünür olmaya mı?
Çünkü güzellik, trendleri yakalamakta değil; kendini tanımakta gizli.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Songül Nayman
Yüzümüz Neden Birbirine Benzemeye Başladı?
Bir aynaya bakarken kendimizi değil, bir filtreyi görmeye başladığımızı fark ettiğimiz an…
Asıl mesele estetik değil; algı.
Bir zamanlar bakım denildiğinde akla sağlık, tazelik ve iyi hissetme gelirdi. Bugün ise “aynı kaş, aynı dudak, aynı ifade” dolaşıyor sokaklarda. Kadın, erkek fark etmiyor; yüzler giderek birbirine yaklaşıyor, karakterler ise geri çekiliyor. Oysa estetik, kimliği silmek için değil, onu desteklemek için var.
Sosyal medya bu dönüşümün en büyük hızlandırıcısı. Filtreler, ışık oyunları ve tek tip güzellik algısı; insanları kendileriyle yarışmaktan çıkarıp, başkalarına benzemeye itiyor. “Daha dolgun”, “daha pürüzsüz”, “daha genç” derken, asıl soruyu atlıyoruz: Kime göre, neye göre?
Bakımın bir cinsiyeti olmadığı gibi, bir kalıbı da olmamalı. Erkekler artık ciltlerine daha çok özen gösteriyor, kadınlar daha doğal görünmek istiyor. Bu çok kıymetli bir kırılma. Çünkü gerçek dönüşüm, daha fazla müdahalede değil; doğru dokunuşta saklı.
Estetikte ustalık, yapılan işlemin fark edilmemesidir. Yüzün dinlenmiş görünmesi, ifadenin korunması, mimiklerin hâlâ “sana ait” olması… Asıl başarı burada başlar. Aksi hâlde bakım, bir iyileştirme değil; kimlik kaybına dönüşür.
Belki de yeniden sormamız gereken soru şu:
Güzelleşmeye mi çalışıyoruz, yoksa görünür olmaya mı?
Çünkü güzellik, trendleri yakalamakta değil; kendini tanımakta gizli.