Haberci olmak, yalnızca olup biteni aktarmak değildir; bazen söylenmeyenleri yazmak, görülmeyenleri göstermek, unutturulmak istenenleri hatırlatmaktır.
Bugün medya dünyasında hız, çoğu zaman hakikatin önüne geçiyor. Bir haberi ilk veren olmak, gerçeği doğru aktarmaktan daha kıymetli hale geliyor. Oysa tarihin şahitliği gösteriyor ki; hakikati er ya da geç ortaya çıkaranlar, sadece ilk yazanlar değil, doğru yazanlardır.
Haberin değerini belirleyen şey, kaç tık aldığı değil, topluma kattığı bilinçtir. Bir toplumun sağlıklı ilerleyebilmesi için yalnızca “gündem”i değil, “gerçeği” de bilmesi gerekir. Gazeteciliğin özü tam da budur: Gerçeği aramak, bulmak ve anlatmak.
Bugün toplum olarak en büyük ihtiyacımız, hakikatin peşinden koşanlara kulak vermek. Çünkü bilgi kirliliğinin, sahte haberlerin ve manipülasyonun bu kadar yaygın olduğu bir dönemde gazeteci, yalnızca kalem tutan değil; toplumun pusulası olan kişidir.
Köşemi her zaman bu sorumlulukla yazacağım:
Gerçeği savunmak, doğruyu söylemek ve halkın gözünden kaçanı görünür kılmak için. Çünkü inanıyorum ki, hakikatin sesi kısıldığında toplumun vicdanı da susar.
Ve ben, bu köşede hiçbir zaman susmayacağım.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Savaş Uğurlu
Görünmeyeni Görmek, Söylenmeyeni Söylemek
Haberci olmak, yalnızca olup biteni aktarmak değildir; bazen söylenmeyenleri yazmak, görülmeyenleri göstermek, unutturulmak istenenleri hatırlatmaktır.
Bugün medya dünyasında hız, çoğu zaman hakikatin önüne geçiyor. Bir haberi ilk veren olmak, gerçeği doğru aktarmaktan daha kıymetli hale geliyor. Oysa tarihin şahitliği gösteriyor ki; hakikati er ya da geç ortaya çıkaranlar, sadece ilk yazanlar değil, doğru yazanlardır.
Haberin değerini belirleyen şey, kaç tık aldığı değil, topluma kattığı bilinçtir. Bir toplumun sağlıklı ilerleyebilmesi için yalnızca “gündem”i değil, “gerçeği” de bilmesi gerekir. Gazeteciliğin özü tam da budur: Gerçeği aramak, bulmak ve anlatmak.
Bugün toplum olarak en büyük ihtiyacımız, hakikatin peşinden koşanlara kulak vermek. Çünkü bilgi kirliliğinin, sahte haberlerin ve manipülasyonun bu kadar yaygın olduğu bir dönemde gazeteci, yalnızca kalem tutan değil; toplumun pusulası olan kişidir.
Köşemi her zaman bu sorumlulukla yazacağım:
Gerçeği savunmak, doğruyu söylemek ve halkın gözünden kaçanı görünür kılmak için. Çünkü inanıyorum ki, hakikatin sesi kısıldığında toplumun vicdanı da susar.
Ve ben, bu köşede hiçbir zaman susmayacağım.