Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Tarihin Aynasında İki Lider: Abdülhamid ile Erdoğan Arasındaki Sessiz Benzerlik

Yazının Giriş Tarihi: 08.01.2026 00:38
Yazının Güncellenme Tarihi: 08.01.2026 00:39

Tarih bazen isimleri değiştirir; fakat hikâyeleri olduğu gibi korur. Asırlar geçer, rejimler dönüşür, teknoloji ilerler. Ancak iktidar mücadelesinin dili, yöntemleri ve hedefleri şaşırtıcı biçimde benzer kalır. Sultan II. Abdülhamid ile Recep Tayyip Erdoğan arasındaki paralellik, tam da bu noktada başlar. Biri Osmanlı Devleti’nin son güçlü hükümdarlarından, diğeri Türkiye Cumhuriyeti’nin en uzun süre görev yapan liderlerinden biri… İki farklı çağ, iki farklı siyasal yapı; fakat dikkatle bakıldığında aynı kader çizgisinde buluşan iki isim.

Her şeyden önce her iki liderin de en güçlü dayanağı halk olmuştur. Abdülhamid, imparatorluğun çözülme sürecinde; içeride isyanlar, dışarıda kuşatmalar altında yönetirken bile Anadolu insanının hafızasında “Ulu Hakan” olarak yer etmiştir. Recep Tayyip Erdoğan ise siyasi hayatı boyunca sandığı merkezine almış, her kritik dönemeçte millet iradesine yaslanmıştır. İkisini de sert biçimde eleştirenler olmuştur; fakat sevenleri, savunanları ve arkasında duran toplumsal taban her zaman daha kalabalık kalmıştır.

Bu güçlü halk desteği, her iki lideri de benzer senaryoların hedefi hâline getirmiştir. Sultan Abdülhamid, 31 Mart Vakası sonrasında “hürriyet” ve “ilerleme” söylemleri eşliğinde tahttan indirilmiştir. Ancak bu sürecin arka planında, yoğun bir iktidar mücadelesi ve dış bağlantılar olduğu bugün çok daha açık biçimde görülmektedir. Recep Tayyip Erdoğan ise 15 Temmuz 2016 gecesi, Türkiye tarihinin en kanlı darbe girişimlerinden biriyle karşı karşıya kalmıştır. O gece tankların önüne çıkan, silahlara karşı duran yine halk olmuştur. Takvimler biri için 1909’u, diğeri için 2016’yı gösterse de sahnedeki asli aktör değişmemiştir: Millet.

Medyanın tutumu ise bu benzerliği daha da görünür kılar. Abdülhamid döneminde gazeteler, bugünün sosyal medyası kadar etkili bir propaganda aracıdır. Tanin Gazetesi’nin 18 Mayıs 1909 tarihli “Abdülhamid indiriliyor” manşeti, yalnızca bir haber değil; aynı zamanda açık bir algı operasyonudur. Yıllar sonra, aynı gazetenin bu kez yurt dışı baskılarında Recep Tayyip Erdoğan için “Diktatör indiriliyor” ifadesini kullanması, tarihin garip bir tekerrürü gibidir. İsimler değişmiş, kavramlar güncellenmiş; fakat zihniyet aynı kalmıştır.

Her iki dönemde de yaşanan kırılmalar “tiyatro” olarak küçümsenmek istenmiştir. 31 Mart Vakası için de, 15 Temmuz darbe girişimi için de “kurgu”, “mizansen”, “abartı” diyenler çıkmıştır. Oysa sokaklarda dökülen kan, bombalanan meclisler, yakılan devlet binaları bu iddiaları fazlasıyla boşa çıkarmıştır. Gerçek, her zaman manşetlere sığmaz; bazen yalnızca milletin hafızasında yer eder.

Adalet ve yönetim anlayışı da iki lider arasındaki bir başka ortak noktadır. Abdülhamid, merkezi otoriteyi güçlendirirken devletin devamını ve toplumun selametini öncelemiş; temkinli, hesaplı bir yönetim tarzı benimsemiştir. Recep Tayyip Erdoğan da yoğun eleştirilere rağmen hukuk ve sandık vurgusunu siyasetinin merkezinde tutmuştur. Her iki isim de güç ile adalet arasında denge kurmaya çalışmış, bu dengeyi sağlarken ağır bedeller ödemekten kaçınmamıştır.

Sonuç olarak Abdülhamid ile Erdoğan arasındaki benzerlik, yalnızca siyasi hamlelerde değil; maruz kaldıkları saldırılarda, hedef alındıkları söylemlerde ve en önemlisi milletle kurdukları bağda saklıdır. Tarih, bu iki ismi aynı cümlede anmayı belki sevmez. Ancak dikkatle bakanlar için Abdülhamid ile Erdoğan, aynı aynanın farklı dönemlerdeki yansımalarıdır. Ve o ayna, her zaman halkın vicdanında asılı durur.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.