Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Set Aşkları: Kamera “Kestik” Diyor, Kalp Devam Ediyor

Yazının Giriş Tarihi: 21.02.2026 12:29
Yazının Güncellenme Tarihi: 21.02.2026 12:31

Televizyon dünyasında değişmeyen tek şey şu:

Kamera önünde yazılan hikâyeler sezon finali yapar, ama kamera arkasında başlayan duygular çoğu zaman gerçek hayatta da devam edebilir. Son günlerde yine set kulisleri hareketli. Yeraltı dizisinin başrolleri Devrim Özkan ve Denizcan Aktaş arasındaki yakınlaşma iddiaları konuşuluyor. Aynı şekilde Şükrü Özyıldız ile Cemre Gümeli cephesinde de yeni bir başlangıç olabileceği kulislerde dile getiriliyor.

Taşacak Bu Deniz setinde Erdem Şanlı ile Zeynep Atılgan arasındaki enerjinin dikkat çektiği ifade edilirken; Kuruluş: Orhan dizisinde Halime karakteriyle öne çıkan Sena Mercan ile Dinç Daymen’in isimleri de magazin gündeminde yan yana anılıyor.

Peki neden set aşkları bu kadar sık yaşanıyor?

Çünkü set, gerçek hayattan kopuk bir dünya. Sabahın ilk ışığında başlayan çekimler, gece yarısına kadar süren sahneler, tekrar tekrar yaşanan yoğun duygular… Aynı gözlerin içine defalarca bakıyorsunuz, aynı cümleyi farklı tonlarda söylüyorsunuz, aynı sarılmayı yeniden yeniden yaşıyorsunuz. Oyunculuk bir noktadan sonra teknik olmaktan çıkıp duyguya dönüşüyor. İnsan kalbi ise prova yapmıyor.

Bugün konuşulan isimler yeni olabilir; ancak bu hikâye yeni değil. Türk televizyon tarihi setlerde başlayan ilişkilerle dolu. En bilinen örneklerden biri, Binbir Gece dizisi sürecinde başlayan birliktelik. Halit Ergenç ile Bergüzar Korel arasındaki yakınlaşma bu projede başlamış; 2009 yılında evlilikle sonuçlanmıştı. Yıllar sonra Vatanım Sensin ile yeniden partner olduklarında; artık ekranda yalnızca rol değil, yılların getirdiği gerçek bir hayat ortaklığı vardı.

Bir başka örnek ise Kara Sevda. Burak Özçivit ile Fahriye Evcen, set uyumunu gerçek hayata taşıyan çiftler arasında gösteriliyor. Kamera önündeki kimya zamanla aileye dönüştü. Seyirci için romantik bir hikâye; onlar için kalıcı bir hayat oldu.

Elbette her set yakınlaşması mutlu sonla bitmeyebiliyor. Aynı yoğun tempo, aynı kapalı alan, aynı duygusal atmosfer bazen ilişkiyi hızla tüketebiliyor. Set bittiğinde ışıklar kapanıyor, makyaj siliniyor ve gerçek hayat başlıyor. O zaman geriye şu soru kalıyor: Bu his gerçekten aşk mıydü; yoksa rolün bir uzantısı mıydı?

Sosyal medya çağında bu süreç daha da zor. Eskiden kulislerde kalan bir yakınlaşma; şimdi birkaç fotoğrafla manşete taşınabiliyor. Aynı mekândan yapılan paylaşımlar, yan yana görülen iki siluet, birlikte katılınan bir davet… Magazin dünyası artık saniyeler içinde yorum yapıyor. Oysa iki insanın birbirini tanıması zaman ister.

Set aşklarının sık yaşanmasının bir nedeni de şu: Oyuncular aynı tempoda, aynı stresi yaşayan insanlardır. Dışarıdan bakıldığında ışıltılı görünen bu dünya aslında yorucudur. Uzun çalışma saatleri, yüksek beklenti, reyting baskısı… Bu ortamda sizi en iyi anlayan kişi çoğu zaman karşınızdaki partner olabilir. Ortak yorgunluk bazen ortak duyguyu doğurur.

Bugün adı geçen genç oyuncular için de benzer bir eşikteyiz. Bu ilişkilerin kalıcı olup olmayacağını zaman gösterecek. Ancak kesin olan bir şey var: Setler yalnızca dizi üretmiyor; hayatın içinden yeni hikâyeler de doğurabiliyor.

İzleyici ise her zaman aynı şeyi istiyor: Ekranda gördüğü duygunun sahici olmasını. Çünkü insanlar gerçek hissi ayırt eder. Rol ile gerçek arasındaki o ince çizgi bazen kaybolur. Ve işte o anda; senaryo yazarı değil, kalp devreye girer.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.