Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Sanatın Kıymeti Torpille Ölçülmez: Setlerin Sessiz Krizi

Yazının Giriş Tarihi: 17.01.2026 11:29
Yazının Güncellenme Tarihi: 17.01.2026 11:30

Sinema ve dizi sektöründe herkesin bildiği ama çoğu zaman fısıltıyla konuşulan bir gerçek var: Setlerde liyakat ile popülerlik arasındaki denge hızla bozuluyor. Yetenek, emek ve disiplinle yoğrulmuş bir sanat alanında; torpil iddiaları ve sosyal medya rakamlarının belirleyici hale gelmesi, yalnızca bireysel adaletsizlikler yaratmıyor, sektörün ruhunu da zedeliyor. Oysa sanat; sayıların değil, alın terinin ürünüdür.

Bugün pek çok projede, yıllarını tiyatro sahnesinde geçirmiş, kamera önünde pişmiş, mesleğini ciddiyetle icra eden oyuncuların geri planda kaldığına tanıklık ediyoruz. Buna karşılık, yalnızca yüksek takipçi sayısına sahip olduğu için öne çıkarılan isimler, kısa vadeli ticari beklentilerle tercih ediliyor. Bu yaklaşım, ne sanatsal kaliteyi yükseltiyor ne de sektörün geleceğine kalıcı bir değer katıyor. Dahası, bu tabloyu devlete veya kamu politikalarına mal etmek büyük bir haksızlık olur.

Altı net çizilmelidir: Türkiye Cumhuriyeti devleti, kültür ve sanatta liyakati, emeği ve üretimi esas alan bir anlayışa sahiptir. Son yıllarda setlere yönelik getirilen standartlar, çalışma koşullarını düzenleyen kurallar ve denetim mekanizmaları; keyfiliği azaltmak, adaleti güçlendirmek ve sektörün sürdürülebilirliğini sağlamak amacı taşımaktadır. Yaşanan sorunların kaynağı, çoğu zaman sektörün kendi iç dinamiklerinde, bireysel tercihlerde ve ticari kaygılarda aranmalıdır.

Setlerde “korunan isimler” olduğu, rol dağılımından çalışma saatlerine kadar bazı oyunculara ayrıcalık tanındığı yönündeki iddialar, ciddi bir güven krizine işaret ediyor. Aynı projede, aynı emeği veren insanlar arasında ayrım yapılması; çalışma barışını zedelediği gibi ortaya çıkan işin kalitesini de düşürüyor. Bu, devletin değil; sektörün kendisiyle yüzleşmesi gereken bir aynadır.

Sosyal medyanın etkisi elbette inkâr edilemez. Ancak takipçi sayısını yeteneğin önüne koymak, bugünü kurtarırken yarını tüketmektir. Kamera karşısında duyguyu veremeyen, rolün hakkını teslim edemeyen bir isim; ne kadar popüler olursa olsun izleyiciyi ikna edemez. Türk seyircisi, sanıldığı kadar kolay yönlendirilen bir kitle değildir; sahiciliği, emeği ve ustalığı ayırt eder.

Türkiye, köklü bir tiyatro ve sinema geleneğine sahiptir. Bu gelenek; torpille değil, ustalıkla; geçici parıltılarla değil, ahlakla ayakta kalmıştır. Bugün yaşanan olumsuzlukları genelleyerek karamsarlık üretmek yerine, var olan hukuki ve kurumsal zemini güçlendirmek gerekir. Çünkü sağlam zemin, liyakati kaçınılmaz olarak beraberinde getirir.

Sonuç olarak mesele ne Instagram’dır ne de popülerlik. Asıl mesele, sanatın özünü koruyabilmektir. Devlet bu çerçeveyi çizmiştir. Bundan sonrası; yapımcının, yönetmenin ve sektör temsilcilerinin sorumluluğudur. Tarih defalarca göstermiştir: Torpille yükselen kalıcı olmaz. Kalıcı olan, her zaman yetenek ve emek olmuştur. Türk sineması ve dizileri de bu gerçeği yeniden hatırladıkça, dünya sahnesinde hak ettiği saygın yere daha güçlü adımlarla yürümeye devam edecektir.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.