DÜNYA YANGIN YERİ, TÜRKİYE AYAKTA: GÜNDEMİN TAM ORTASINDA BİR ÜLKE
Yazının Giriş Tarihi: 11.01.2026 10:32
Yazının Güncellenme Tarihi: 11.01.2026 10:33
Yeni yıla girerken dünya, bir kez daha sakinlikten çok gürültüye, belirsizliğe ve gerilime uyanmış durumda. Küresel dengeler, hukuk ve uzlaşıdan ziyade güç ilişkileri üzerinden şekilleniyor. Amerika cephesinden gelen ve “Venezuela’ya olası müdahale” iddialarıyla gündeme yansıyan açıklamalar ile canlı yayınlarda kullanılan sert siyasi dil, uluslararası sistemin ne kadar kırılgan bir zeminde ilerlediğini gösteriyor. Latin Amerika’dan Orta Doğu’ya, Asya’dan Avrupa’ya kadar pek çok coğrafyada benzer bir soru soruluyor: Küresel siyasette belirleyici olan hâlâ güç mü?
Doğu Türkistan’da yıllardır devam eden insani dram ve Filistin’de süregelen çatışmalar, bu sorunun vicdanları yaralayan boyutunu ortaya koyuyor. Türkiye ise bu tablo içerisinde hem diplomatik alanda hem de toplumsal refleksler üzerinden sesini duyuran ülkelerden biri olmayı sürdürüyor. 1 Ocak 2026’da İstanbul’da üçüncü kez düzenlenen Gazze’ye destek yürüyüşü, yalnızca bir protesto değil; toplumsal duyarlılığın ve ortak vicdanın ifadesi olarak kayda geçti. Bu yürüyüş, Türkiye kamuoyunun Filistin meselesine yaklaşımını açık biçimde ortaya koydu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeni yıl mesajlarında savunma sanayiine yaptığı vurgu ise, son yıllarda atılan adımların bir özeti niteliğindeydi. Yerli ve millî savunma sistemlerinde gelinen nokta, Türkiye’nin güvenlik politikalarında daha özerk bir konuma ulaşmasını sağlıyor. Erdoğan’ın ABD Başkanı Donald Trump ile planlanan telefon görüşmesinde Ukrayna-Rusya savaşı ve Gazze başlıklarının ele alınacak olması da Türkiye’nin bölgesel ve küresel meselelerde diplomatik temaslarını sürdürdüğünü gösteriyor.
Ülke içinde ise güvenlik ve kamu düzenine yönelik çalışmalar devam ediyor. Türkiye genelinde gerçekleştirilen operasyonlarda çok sayıda IŞİD şüphelisinin yakalanması, terörle mücadelede kararlılığın sürdüğüne işaret ediyor. Elazığ’ın Baskil ilçesinde meydana gelen 4,7 büyüklüğündeki depremde can kaybı yaşanmamış olması da afet yönetimi ve müdahale kapasitesinin önemini bir kez daha hatırlattı.
Uluslararası gündemde öne çıkan gelişmelerden biri de New York’ta yaşandı. Zohran Mamdani’nin belediye başkanı olarak yemin etmesi, Batı dünyasında uzun süredir tartışılan “çeşitlilik” kavramının siyasal yansımalarından biri olarak değerlendirildi. ABD-İran hattındaki diplomatik açıklamalar, Çin-Tayvan gerilimi ve İran’da ekonomik sıkıntılara bağlı toplumsal hareketlilik ise 2026 yılında da küresel tansiyonun yüksek seyredeceğine dair işaretler veriyor. Bu ortamda Türkiye’nin dengeli ve ulusal çıkar odaklı dış politika yaklaşımı dikkat çekiyor.
Spor gündemi de yoğunluğunu koruyor. Fenerbahçe’nin Avrupa futbol piyasasında yürüttüğü transfer görüşmeleri, kulübün uzun vadeli bir planlama içinde olduğunu gösteriyor. Galatasaray ve Beşiktaş cephesinde yaşanan gelişmeler ise Türk sporunun yalnızca saha içinde değil, hukuki ve idari boyutlarıyla da yakından takip edilmesi gereken bir alan olduğunu ortaya koyuyor. Kadın sporuna yönelik organizasyonlar ve gençler düzeyindeki uluslararası turnuvalar ise sporun kapsayıcı yönünü güçlendiriyor.
Ekonomi cephesinde yeni yıl, temkinli ancak kararlı bir başlangıçla karşılandı. Vergi ve harçlardaki yeniden değerleme oranları kamuoyunda tartışılırken; sürdürülebilir büyüme, ihracat ve dezenflasyon hedefleri ekonomi yönetiminin öncelikleri arasında yer alıyor. Altın fiyatlarındaki hareketlilik ve Avrupa’da yaşanan ekonomik gelişmeler, küresel dengelerin yeniden şekillendiğini gösteriyor. Türkiye ise üretim ve ihracat odaklı bir modelle yoluna devam etme iradesini koruyor.
Kültür, sanat ve medya dünyasında da hareketlilik sürüyor. Yeni dizi ve müzik projeleri izleyiciyle buluşmaya hazırlanırken, Türk dizi sektöründe teknik ve sanatsal kalitenin yükseldiği görülüyor. Bu alandaki gelişmeler, Türkiye’nin kültürel üretim kapasitesinin canlılığını yansıtıyor.
Özetle; dünya gündemi karmaşık, küresel belirsizlikler yüksek. Buna rağmen Türkiye, kurumsal yapıları, toplumsal refleksi ve diplomatik temaslarıyla süreci yönetmeye çalışıyor. Bu topraklarda hâlâ sözün, hukukun ve ortak aklın bir karşılığı bulunuyor. Türkiye, yalnızca izleyen değil; gelişmeleri kendi perspektifiyle değerlendiren ve pozisyon alan bir ülke olma iddiasını sürdürüyor.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Ayşe Kök
DÜNYA YANGIN YERİ, TÜRKİYE AYAKTA: GÜNDEMİN TAM ORTASINDA BİR ÜLKE
Yeni yıla girerken dünya, bir kez daha sakinlikten çok gürültüye, belirsizliğe ve gerilime uyanmış durumda. Küresel dengeler, hukuk ve uzlaşıdan ziyade güç ilişkileri üzerinden şekilleniyor. Amerika cephesinden gelen ve “Venezuela’ya olası müdahale” iddialarıyla gündeme yansıyan açıklamalar ile canlı yayınlarda kullanılan sert siyasi dil, uluslararası sistemin ne kadar kırılgan bir zeminde ilerlediğini gösteriyor. Latin Amerika’dan Orta Doğu’ya, Asya’dan Avrupa’ya kadar pek çok coğrafyada benzer bir soru soruluyor: Küresel siyasette belirleyici olan hâlâ güç mü?
Doğu Türkistan’da yıllardır devam eden insani dram ve Filistin’de süregelen çatışmalar, bu sorunun vicdanları yaralayan boyutunu ortaya koyuyor. Türkiye ise bu tablo içerisinde hem diplomatik alanda hem de toplumsal refleksler üzerinden sesini duyuran ülkelerden biri olmayı sürdürüyor. 1 Ocak 2026’da İstanbul’da üçüncü kez düzenlenen Gazze’ye destek yürüyüşü, yalnızca bir protesto değil; toplumsal duyarlılığın ve ortak vicdanın ifadesi olarak kayda geçti. Bu yürüyüş, Türkiye kamuoyunun Filistin meselesine yaklaşımını açık biçimde ortaya koydu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeni yıl mesajlarında savunma sanayiine yaptığı vurgu ise, son yıllarda atılan adımların bir özeti niteliğindeydi. Yerli ve millî savunma sistemlerinde gelinen nokta, Türkiye’nin güvenlik politikalarında daha özerk bir konuma ulaşmasını sağlıyor. Erdoğan’ın ABD Başkanı Donald Trump ile planlanan telefon görüşmesinde Ukrayna-Rusya savaşı ve Gazze başlıklarının ele alınacak olması da Türkiye’nin bölgesel ve küresel meselelerde diplomatik temaslarını sürdürdüğünü gösteriyor.
Ülke içinde ise güvenlik ve kamu düzenine yönelik çalışmalar devam ediyor. Türkiye genelinde gerçekleştirilen operasyonlarda çok sayıda IŞİD şüphelisinin yakalanması, terörle mücadelede kararlılığın sürdüğüne işaret ediyor. Elazığ’ın Baskil ilçesinde meydana gelen 4,7 büyüklüğündeki depremde can kaybı yaşanmamış olması da afet yönetimi ve müdahale kapasitesinin önemini bir kez daha hatırlattı.
Uluslararası gündemde öne çıkan gelişmelerden biri de New York’ta yaşandı. Zohran Mamdani’nin belediye başkanı olarak yemin etmesi, Batı dünyasında uzun süredir tartışılan “çeşitlilik” kavramının siyasal yansımalarından biri olarak değerlendirildi. ABD-İran hattındaki diplomatik açıklamalar, Çin-Tayvan gerilimi ve İran’da ekonomik sıkıntılara bağlı toplumsal hareketlilik ise 2026 yılında da küresel tansiyonun yüksek seyredeceğine dair işaretler veriyor. Bu ortamda Türkiye’nin dengeli ve ulusal çıkar odaklı dış politika yaklaşımı dikkat çekiyor.
Spor gündemi de yoğunluğunu koruyor. Fenerbahçe’nin Avrupa futbol piyasasında yürüttüğü transfer görüşmeleri, kulübün uzun vadeli bir planlama içinde olduğunu gösteriyor. Galatasaray ve Beşiktaş cephesinde yaşanan gelişmeler ise Türk sporunun yalnızca saha içinde değil, hukuki ve idari boyutlarıyla da yakından takip edilmesi gereken bir alan olduğunu ortaya koyuyor. Kadın sporuna yönelik organizasyonlar ve gençler düzeyindeki uluslararası turnuvalar ise sporun kapsayıcı yönünü güçlendiriyor.
Ekonomi cephesinde yeni yıl, temkinli ancak kararlı bir başlangıçla karşılandı. Vergi ve harçlardaki yeniden değerleme oranları kamuoyunda tartışılırken; sürdürülebilir büyüme, ihracat ve dezenflasyon hedefleri ekonomi yönetiminin öncelikleri arasında yer alıyor. Altın fiyatlarındaki hareketlilik ve Avrupa’da yaşanan ekonomik gelişmeler, küresel dengelerin yeniden şekillendiğini gösteriyor. Türkiye ise üretim ve ihracat odaklı bir modelle yoluna devam etme iradesini koruyor.
Kültür, sanat ve medya dünyasında da hareketlilik sürüyor. Yeni dizi ve müzik projeleri izleyiciyle buluşmaya hazırlanırken, Türk dizi sektöründe teknik ve sanatsal kalitenin yükseldiği görülüyor. Bu alandaki gelişmeler, Türkiye’nin kültürel üretim kapasitesinin canlılığını yansıtıyor.
Özetle; dünya gündemi karmaşık, küresel belirsizlikler yüksek. Buna rağmen Türkiye, kurumsal yapıları, toplumsal refleksi ve diplomatik temaslarıyla süreci yönetmeye çalışıyor. Bu topraklarda hâlâ sözün, hukukun ve ortak aklın bir karşılığı bulunuyor. Türkiye, yalnızca izleyen değil; gelişmeleri kendi perspektifiyle değerlendiren ve pozisyon alan bir ülke olma iddiasını sürdürüyor.