Hukuk Güvenliği: Sen Yarın Ne Olacağını Biliyor musun?
Yazının Giriş Tarihi: 30.01.2026 17:39
Yazının Güncellenme Tarihi: 30.01.2026 17:40
Hukuk güvenliği, en basit hâliyle, bireylerin hukuka güvenebilmesi demektir. Yasaların öngörülebilir olması, geriye yürümemesi ve keyfî biçimde uygulanmaması bu ilkenin temel taşlarıdır. İnsanlar, davranışlarının hangi hukuki sonuçları doğuracağını önceden bilebildikleri ölçüde özgürdür. Aksi hâlde özgürlük, sürekli bir belirsizlik gölgesinde yaşamak zorunda kalır.
Hukuk güvenliği, bireylerin hukuka ve devlete duyduğu güvenin temelini oluşturur. Yasaların açık, öngörülebilir ve istikrarlı olması; uygulamada kanunda yazanın aksine ani ve beklenmedik sonuçlar doğurmaması bu ilkenin doğal sonucudur. İnsanlar, hangi davranışın ne tür bir hukuki sonuç doğuracağını önceden bildiklerinde, hem daha özgür hem de daha sorumlu hareket edebilir.
Hukuk güvenliğinde mesele, aynı zamanda senin ve toplumun yarına bakarken ne hissettiğidir. Hukuk güvenliği varsa, insanlar hak aramaktan çekinmez, plan yapabilir, sesini yükseltirken iki kez düşünmek zorunda kalmaz. Yoksa, sessizlik büyür, belirsizlik normalleşir. O yüzden hukuk güvenliği, yalnızca hukukçuların tartışacağı bir kavram değildir. Senin, benim, hepimizin gündelik hayatına dokunan bir meseledir. Çünkü hukuk güvenliği varsa, yarın biraz daha tanıdıktır.
Son yıllarda kamuoyunda sıkça tartışılan bazı düzenlemeler ve yargı süreçleri, hukuk güvenliği konusunun neden bu kadar önemli olduğunu bir kez daha göstermiş ve toplumun hukuk güvenliği konusundaki tartışmalarını haberlere yansıtmıştır. Zaman zaman idari düzenlemelerin hızlı biçimde yürürlüğe girmesi ya da yargı kararlarının kamuoyunda farklı şekillerde yorumlanması, bireylerde belirsizlik duygusu yaratabilmekte ve toplumsal güvensizlik oluşturmaktadır. Bu noktada mesele, kararların varlığından ziyade, bu kararların nasıl ve hangi çerçevede alındığının yeterince anlaşılır olup olmadığıdır.
Mesele, aynı zamanda senin ve toplumun yarına bakarken ne hissettiğidir. Hukuk güvenliği varsa, insanlar hak aramaktan çekinmez, plan yapabilir, sesini yükseltirken iki kez düşünmek zorunda kalmaz. Yoksa, sessizlik büyür, belirsizlik normalleşir. O yüzden hukuk güvenliği, yalnızca hukukçuların tartışacağı bir kavram değildir. Senin, benim, hepimizin gündelik hayatına dokunan bir meseledir. Çünkü hukuk güvenliği varsa, yarın biraz daha tanıdıktır.
Sonuç olarak hukuk güvenliği, soyut bir hukuk teorisi değil; günlük hayatımızın tam merkezinde duran bir haktır. İnsanların geleceğe korkuyla değil, makul bir güvenle bakabilmesinin şartıdır. Çünkü hukuk güvenliğinin olmadığı yerde, yalnızca yasalar değil, umutlar da sık sık değişir.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Av.Kevser Yıldırım
Hukuk Güvenliği: Sen Yarın Ne Olacağını Biliyor musun?
Hukuk güvenliği, en basit hâliyle, bireylerin hukuka güvenebilmesi demektir. Yasaların öngörülebilir olması, geriye yürümemesi ve keyfî biçimde uygulanmaması bu ilkenin temel taşlarıdır. İnsanlar, davranışlarının hangi hukuki sonuçları doğuracağını önceden bilebildikleri ölçüde özgürdür. Aksi hâlde özgürlük, sürekli bir belirsizlik gölgesinde yaşamak zorunda kalır.
Hukuk güvenliği, bireylerin hukuka ve devlete duyduğu güvenin temelini oluşturur. Yasaların açık, öngörülebilir ve istikrarlı olması; uygulamada kanunda yazanın aksine ani ve beklenmedik sonuçlar doğurmaması bu ilkenin doğal sonucudur. İnsanlar, hangi davranışın ne tür bir hukuki sonuç doğuracağını önceden bildiklerinde, hem daha özgür hem de daha sorumlu hareket edebilir.
Hukuk güvenliğinde mesele, aynı zamanda senin ve toplumun yarına bakarken ne hissettiğidir. Hukuk güvenliği varsa, insanlar hak aramaktan çekinmez, plan yapabilir, sesini yükseltirken iki kez düşünmek zorunda kalmaz. Yoksa, sessizlik büyür, belirsizlik normalleşir. O yüzden hukuk güvenliği, yalnızca hukukçuların tartışacağı bir kavram değildir. Senin, benim, hepimizin gündelik hayatına dokunan bir meseledir. Çünkü hukuk güvenliği varsa, yarın biraz daha tanıdıktır.
Son yıllarda kamuoyunda sıkça tartışılan bazı düzenlemeler ve yargı süreçleri, hukuk güvenliği konusunun neden bu kadar önemli olduğunu bir kez daha göstermiş ve toplumun hukuk güvenliği konusundaki tartışmalarını haberlere yansıtmıştır. Zaman zaman idari düzenlemelerin hızlı biçimde yürürlüğe girmesi ya da yargı kararlarının kamuoyunda farklı şekillerde yorumlanması, bireylerde belirsizlik duygusu yaratabilmekte ve toplumsal güvensizlik oluşturmaktadır. Bu noktada mesele, kararların varlığından ziyade, bu kararların nasıl ve hangi çerçevede alındığının yeterince anlaşılır olup olmadığıdır.
Mesele, aynı zamanda senin ve toplumun yarına bakarken ne hissettiğidir. Hukuk güvenliği varsa, insanlar hak aramaktan çekinmez, plan yapabilir, sesini yükseltirken iki kez düşünmek zorunda kalmaz. Yoksa, sessizlik büyür, belirsizlik normalleşir. O yüzden hukuk güvenliği, yalnızca hukukçuların tartışacağı bir kavram değildir. Senin, benim, hepimizin gündelik hayatına dokunan bir meseledir. Çünkü hukuk güvenliği varsa, yarın biraz daha tanıdıktır.
Sonuç olarak hukuk güvenliği, soyut bir hukuk teorisi değil; günlük hayatımızın tam merkezinde duran bir haktır. İnsanların geleceğe korkuyla değil, makul bir güvenle bakabilmesinin şartıdır. Çünkü hukuk güvenliğinin olmadığı yerde, yalnızca yasalar değil, umutlar da sık sık değişir.