Af Beklentisi Yeniden Gündemde: Peki Hukuken Gerçekten Ne Oluyor?
Yazının Giriş Tarihi: 27.01.2026 10:10
Yazının Güncellenme Tarihi: 27.01.2026 10:14
Türkiye’de ceza hukuku konuşulurken en sık duyulan sorulardan biri şu:
“Af çıkacak mı?”
Cezaevlerinde hükümlü yakınları, sosyal medyada dolaşan iddialar, kulaktan kulağa yayılan söylentiler ve her yeni yargı paketi haberiyle birlikte aynı beklenti yeniden yükseliyor. Ancak bu tartışmaların büyük bölümü, “af” kavramının hukuki anlamı ile infaz sistemindeki düzenlemelerin birbirine karıştırılmasından kaynaklanıyor.
???? Son günlerde özellikle 12. Yargı Paketi tartışmalarıyla birlikte “af geliyor” söylentileri yeniden gündeme geldi. Ancak resmi makamlar tarafından yapılan açıklamalar, bu beklentinin hukuki karşılığı olmadığını ortaya koyuyor.
Son dönemde kamuoyunda af beklentisinin arttığı görülse de, yetkili makamlar tarafından yapılan açıklamalara göre şu an için Meclis gündeminde genel bir af düzenlemesi bulunmuyor. Adalet Bakanlığı kaynaklarından yapılan değerlendirmelerde, zaman zaman gündeme gelen infaz düzenlemelerinin “af” olarak nitelendirilemeyeceği özellikle vurgulanıyor.
“Af” Nedir? Hukuki Anlamı Neden Bu Kadar Farklı?
Af, ceza hukukunda son derece istisnai ve ağır sonuçları olan bir kurumdur. Anayasa’ya göre genel ve özel af ilan etme yetkisi Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne aittir. Genel af halinde suç ortadan kalkar ve mahkûmiyetin sonuçları büyük ölçüde silinir. Özel afta ise ceza kaldırılır ya da hafifletilir, ancak mahkûmiyet kararı tamamen ortadan kalkmaz.
Bu nedenle af, sıradan bir ceza indirimi ya da erken tahliye uygulaması değildir. Hukuken suç ve ceza ilişkisini kökten etkileyen bir düzenlemedir. Tam da bu yüzden, af yasaları nadir çıkar ve geniş siyasi uzlaşı gerektirir.
???? Anayasa’nın 87. maddesi, genel ve özel af ilan etme yetkisinin TBMM’ye ait olduğunu açıkça düzenler. Bu da af konusunun sıradan bir yasal değişiklikten çok daha ağır ve kapsamlı bir süreç olduğunu gösterir.
Peki O Zaman “Af Çıktı” Haberleri Nereden Geliyor?
Toplumda “af” olarak anılan birçok gelişme aslında infaz hukukundaki düzenlemelerdir. Yani mahkeme tarafından verilen cezanın ortadan kaldırılması değil; cezanın nasıl ve ne kadar süreyle infaz edileceğine dair kuralların değiştirilmesidir.
Örneğin:
• Koşullu salıverme oranlarının değiştirilmesi
• Denetimli serbestlik süresinin uzatılması veya daraltılması
• Açık cezaevi şartlarının yeniden düzenlenmesi
Bu tür değişiklikler, bazı hükümlülerin cezaevinden daha erken çıkmasına yol açabilir. Ancak bu durum hukuken “af” değildir. Ceza devam eder, sadece cezanın infaz biçimi değişir.
???? 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun, infaz sisteminin temelini oluşturur ve bu kanunda yapılan değişiklikler tahliye sürelerini etkileyebilir; ancak bu durum af anlamına gelmez.
İnfaz Hukuku Nedir ve Neden Bu Kadar Belirleyicidir?
Ceza yargılamasında mahkeme kararıyla verilen ceza, sürecin sonu değil; infaz aşamasının başlangıcıdır. Bu aşamada devreye 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun girer.
Bu kanun, bir hükümlünün:
• Cezasının ne kadarını kapalı cezaevinde geçireceğini
• Hangi şartlarda açık cezaevine ayrılacağını
• Ne zaman koşullu salıvermeden yararlanabileceğini
• Denetimli serbestliğe ne zaman çıkabileceğini
belirler.
Dolayısıyla aynı süre hapis cezası alan iki kişi, suç türü ve infaz rejimine göre fiilen farklı sürelerle cezaevinde kalabilir. Bu fark, çoğu zaman “af çıktı” şeklinde yorumlansa da aslında infaz sisteminin kendi kurallarından kaynaklanır.
Koşullu Salıverme (Şartlı Tahliye) Nedir?
Koşullu salıverme, hükümlünün cezasının belirli bir kısmını iyi halli olarak cezaevinde geçirmesi halinde kalan kısmını dışarıda, denetim altında tamamlamasına imkan tanır. Hukuki dayanağı 5275 sayılı Kanun m.107’dir.
Bu sistem, hükümlünün topluma yeniden kazandırılması ve iyi halin teşvik edilmesi amacı taşır. Ancak koşullu salıverme otomatik bir hak değildir. Cezaevi idaresinin ve ilgili kurulların değerlendirmeleri, disiplin durumu ve iyi hal kriterleri bu aşamada belirleyici olur.
Denetimli Serbestlik: Serbestlik mi, Kontrollü Yaşam mı?
Denetimli serbestlik de kamuoyunda çoğu zaman “serbest bırakılma” olarak algılanıyor. Oysa bu uygulamanın hukuki dayanağı 5275 sayılı Kanun m.105/A olup, hükümlü cezasının son bölümünü cezaevi dışında geçirir; ancak belirli yükümlülüklere tabidir.
İmza verme, belirlenen yerde ikamet etme, belirli programlara katılma gibi yükümlülükler ihlal edildiğinde kişi yeniden cezaevine alınabilir. Yani bu durum hukuken “özgürlük” değil, şarta bağlı bir infaz biçimidir.
Gündemdeki 12. Yargı Paketi ve Resmi Açıklamalar
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un kamuoyuna yaptığı son açıklamalarda, 12. Yargı Paketi’nin içeriğinde genel af veya kapsamlı bir infaz düzenlemesinin bulunmadığı ifade edilmiştir.
Bakan Tunç, paketin daha çok yargılamaların hızlandırılması, hukuk yargılamalarının etkinliğinin artırılması ve bazı usul düzenlemeleri üzerine yoğunlaştığını belirtmiştir.
Bu açıklamalar, af beklentisinin hukuki değil daha çok toplumsal bir beklenti olduğunu ortaya koymaktadır.
Af ile İnfaz Düzenlemesi Arasındaki Temel Fark (Madde Madde)
Af, suçu ortadan kaldırabilir
İnfaz düzenlemesi cezanın uygulanış biçimini değiştirir
Af için TBMM’nin özel kararı gerekir (Anayasa m.87)
İnfaz düzenlemesi 5275 sayılı Kanun çerçevesinde yapılır
Af mahkûmiyet sonuçlarını etkiler, infaz düzenlemesi etkilemez
Neden Af Beklentisi Sürekli Gündeme Geliyor?
Af beklentisinin sürekli gündeme gelmesinin birkaç temel nedeni var:
1. Cezaevlerindeki doluluk oranı kamuoyunda sık sık tartışılıyor.
2. Yargı paketleri açıklandığında, içeriği tam bilinmeden “af geliyor” söylentileri yayılıyor.
3. Sosyal medyada hukuki terimlerin yanlış kullanılması bilgi kirliliğini artırıyor.
4. Hükümlü yakınları umutla her düzenlemeyi “af” olarak yorumlayabiliyor.
Ancak resmi açıklamalara bakıldığında, şu an için Meclis’te genel af niteliğinde bir düzenleme bulunmadığı açıkça ifade ediliyor.
Sonuç: Beklenti Var, Ama Hukuki Gerçek Başka
Toplumda af beklentisi zaman zaman yükselse de, hukuki tabloya bakıldığında şu an için genel bir af düzenlemesi bulunmuyor. Gündeme gelen tartışmaların önemli bir bölümü, infaz hukukundaki değişikliklerin “af” olarak algılanmasından kaynaklanıyor.
Ceza hukukunda adalet yalnızca mahkeme kararlarıyla değil, infaz sistemiyle de şekillenir. Ancak her infaz değişikliğini “af” olarak görmek, hem hukuki gerçekliği hem de kamuoyunun doğru bilgiye ulaşmasını zorlaştırır.
Bu nedenle “af çıktı” cümlesini duymadan önce şu soruyu sormak gerekir:
Gerçekten af mı, yoksa infaz sisteminde bir düzenleme mi?
Av. Ecemsu Yılmaz
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Av. Ecemsu Yılmaz
Af Beklentisi Yeniden Gündemde: Peki Hukuken Gerçekten Ne Oluyor?
Türkiye’de ceza hukuku konuşulurken en sık duyulan sorulardan biri şu:
“Af çıkacak mı?”
Cezaevlerinde hükümlü yakınları, sosyal medyada dolaşan iddialar, kulaktan kulağa yayılan söylentiler ve her yeni yargı paketi haberiyle birlikte aynı beklenti yeniden yükseliyor. Ancak bu tartışmaların büyük bölümü, “af” kavramının hukuki anlamı ile infaz sistemindeki düzenlemelerin birbirine karıştırılmasından kaynaklanıyor.
???? Son günlerde özellikle 12. Yargı Paketi tartışmalarıyla birlikte “af geliyor” söylentileri yeniden gündeme geldi. Ancak resmi makamlar tarafından yapılan açıklamalar, bu beklentinin hukuki karşılığı olmadığını ortaya koyuyor.
Son dönemde kamuoyunda af beklentisinin arttığı görülse de, yetkili makamlar tarafından yapılan açıklamalara göre şu an için Meclis gündeminde genel bir af düzenlemesi bulunmuyor. Adalet Bakanlığı kaynaklarından yapılan değerlendirmelerde, zaman zaman gündeme gelen infaz düzenlemelerinin “af” olarak nitelendirilemeyeceği özellikle vurgulanıyor.
“Af” Nedir? Hukuki Anlamı Neden Bu Kadar Farklı?
Af, ceza hukukunda son derece istisnai ve ağır sonuçları olan bir kurumdur. Anayasa’ya göre genel ve özel af ilan etme yetkisi Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne aittir. Genel af halinde suç ortadan kalkar ve mahkûmiyetin sonuçları büyük ölçüde silinir. Özel afta ise ceza kaldırılır ya da hafifletilir, ancak mahkûmiyet kararı tamamen ortadan kalkmaz.
Bu nedenle af, sıradan bir ceza indirimi ya da erken tahliye uygulaması değildir. Hukuken suç ve ceza ilişkisini kökten etkileyen bir düzenlemedir. Tam da bu yüzden, af yasaları nadir çıkar ve geniş siyasi uzlaşı gerektirir.
???? Anayasa’nın 87. maddesi, genel ve özel af ilan etme yetkisinin TBMM’ye ait olduğunu açıkça düzenler. Bu da af konusunun sıradan bir yasal değişiklikten çok daha ağır ve kapsamlı bir süreç olduğunu gösterir.
Peki O Zaman “Af Çıktı” Haberleri Nereden Geliyor?
Toplumda “af” olarak anılan birçok gelişme aslında infaz hukukundaki düzenlemelerdir. Yani mahkeme tarafından verilen cezanın ortadan kaldırılması değil; cezanın nasıl ve ne kadar süreyle infaz edileceğine dair kuralların değiştirilmesidir.
Örneğin:
• Koşullu salıverme oranlarının değiştirilmesi
• Denetimli serbestlik süresinin uzatılması veya daraltılması
• Açık cezaevi şartlarının yeniden düzenlenmesi
Bu tür değişiklikler, bazı hükümlülerin cezaevinden daha erken çıkmasına yol açabilir. Ancak bu durum hukuken “af” değildir. Ceza devam eder, sadece cezanın infaz biçimi değişir.
???? 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun, infaz sisteminin temelini oluşturur ve bu kanunda yapılan değişiklikler tahliye sürelerini etkileyebilir; ancak bu durum af anlamına gelmez.
İnfaz Hukuku Nedir ve Neden Bu Kadar Belirleyicidir?
Ceza yargılamasında mahkeme kararıyla verilen ceza, sürecin sonu değil; infaz aşamasının başlangıcıdır. Bu aşamada devreye 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun girer.
Bu kanun, bir hükümlünün:
• Cezasının ne kadarını kapalı cezaevinde geçireceğini
• Hangi şartlarda açık cezaevine ayrılacağını
• Ne zaman koşullu salıvermeden yararlanabileceğini
• Denetimli serbestliğe ne zaman çıkabileceğini
belirler.
Dolayısıyla aynı süre hapis cezası alan iki kişi, suç türü ve infaz rejimine göre fiilen farklı sürelerle cezaevinde kalabilir. Bu fark, çoğu zaman “af çıktı” şeklinde yorumlansa da aslında infaz sisteminin kendi kurallarından kaynaklanır.
Koşullu Salıverme (Şartlı Tahliye) Nedir?
Koşullu salıverme, hükümlünün cezasının belirli bir kısmını iyi halli olarak cezaevinde geçirmesi halinde kalan kısmını dışarıda, denetim altında tamamlamasına imkan tanır. Hukuki dayanağı 5275 sayılı Kanun m.107’dir.
Bu sistem, hükümlünün topluma yeniden kazandırılması ve iyi halin teşvik edilmesi amacı taşır. Ancak koşullu salıverme otomatik bir hak değildir. Cezaevi idaresinin ve ilgili kurulların değerlendirmeleri, disiplin durumu ve iyi hal kriterleri bu aşamada belirleyici olur.
Denetimli Serbestlik: Serbestlik mi, Kontrollü Yaşam mı?
Denetimli serbestlik de kamuoyunda çoğu zaman “serbest bırakılma” olarak algılanıyor. Oysa bu uygulamanın hukuki dayanağı 5275 sayılı Kanun m.105/A olup, hükümlü cezasının son bölümünü cezaevi dışında geçirir; ancak belirli yükümlülüklere tabidir.
İmza verme, belirlenen yerde ikamet etme, belirli programlara katılma gibi yükümlülükler ihlal edildiğinde kişi yeniden cezaevine alınabilir. Yani bu durum hukuken “özgürlük” değil, şarta bağlı bir infaz biçimidir.
Gündemdeki 12. Yargı Paketi ve Resmi Açıklamalar
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un kamuoyuna yaptığı son açıklamalarda, 12. Yargı Paketi’nin içeriğinde genel af veya kapsamlı bir infaz düzenlemesinin bulunmadığı ifade edilmiştir.
Bakan Tunç, paketin daha çok yargılamaların hızlandırılması, hukuk yargılamalarının etkinliğinin artırılması ve bazı usul düzenlemeleri üzerine yoğunlaştığını belirtmiştir.
Bu açıklamalar, af beklentisinin hukuki değil daha çok toplumsal bir beklenti olduğunu ortaya koymaktadır.
Af ile İnfaz Düzenlemesi Arasındaki Temel Fark (Madde Madde)
Af, suçu ortadan kaldırabilir
İnfaz düzenlemesi cezanın uygulanış biçimini değiştirir
Af için TBMM’nin özel kararı gerekir (Anayasa m.87)
İnfaz düzenlemesi 5275 sayılı Kanun çerçevesinde yapılır
Af mahkûmiyet sonuçlarını etkiler, infaz düzenlemesi etkilemez
Neden Af Beklentisi Sürekli Gündeme Geliyor?
Af beklentisinin sürekli gündeme gelmesinin birkaç temel nedeni var:
1. Cezaevlerindeki doluluk oranı kamuoyunda sık sık tartışılıyor.
2. Yargı paketleri açıklandığında, içeriği tam bilinmeden “af geliyor” söylentileri yayılıyor.
3. Sosyal medyada hukuki terimlerin yanlış kullanılması bilgi kirliliğini artırıyor.
4. Hükümlü yakınları umutla her düzenlemeyi “af” olarak yorumlayabiliyor.
Ancak resmi açıklamalara bakıldığında, şu an için Meclis’te genel af niteliğinde bir düzenleme bulunmadığı açıkça ifade ediliyor.
Sonuç: Beklenti Var, Ama Hukuki Gerçek Başka
Toplumda af beklentisi zaman zaman yükselse de, hukuki tabloya bakıldığında şu an için genel bir af düzenlemesi bulunmuyor. Gündeme gelen tartışmaların önemli bir bölümü, infaz hukukundaki değişikliklerin “af” olarak algılanmasından kaynaklanıyor.
Ceza hukukunda adalet yalnızca mahkeme kararlarıyla değil, infaz sistemiyle de şekillenir. Ancak her infaz değişikliğini “af” olarak görmek, hem hukuki gerçekliği hem de kamuoyunun doğru bilgiye ulaşmasını zorlaştırır.
Bu nedenle “af çıktı” cümlesini duymadan önce şu soruyu sormak gerekir:
Gerçekten af mı, yoksa infaz sisteminde bir düzenleme mi?
Av. Ecemsu Yılmaz