Bir süredir güzellik sektöründe sessiz ama derin bir dönüşüm yaşanıyor. Vitrinler aynı, markalar benzer, kelimeler neredeyse ezber. Ancak sahaya indiğinizde, tüketicinin başka bir şey aradığını çok net görüyorsunuz: Güven.
Artık “en iyi ürün”, “en etkili işlem” ya da “en hızlı sonuç” söylemleri tek başına karşılık bulmuyor. Çünkü tüketici yoruldu. Sürekli vaat edilen ama tam karşılığı hissedilmeyen sonuçlar, abartılı iddialar ve birbirini tekrar eden kampanyalar, güzelliği bir ayrıcalık olmaktan çıkarıp sıradanlaştırdı. İşte tam bu noktada, sektörün yeni sınavı başlıyor.
Bugünün tüketicisi daha az konuşan ama daha çok hissettiren markalara yöneliyor. Klinik ortamdan çok samimiyet, yüksek sesli reklamlardan çok tutarlılık arıyor. Güzellik artık “göze hitap eden” bir alan değil; algıya, zihne ve güven duygusuna hitap eden bir deneyim.
Markalar için asıl soru şu: Gerçekten kime konuşuyorsunuz?
Çünkü aynı dili kullanan onlarca marka arasında fark yaratmak, daha parlak afişlerle değil; daha net bir duruşla mümkün. Sadeleşen içerikler, abartıdan uzak mesajlar ve şeffaf iletişim, bugünün lüksü haline gelmiş durumda. Lüks; artık fazlalık değil, gereksiz olanı ayıklayabilme cesareti.
Güzellik sektöründe uzun vadede ayakta kalacak markalar, trendleri kovalayanlar değil; davranışları okuyanlar olacak. Tüketicinin neye inanmak istediğini değil, neye gerçekten ihtiyaç duyduğunu anlayanlar… Çünkü güven satın alınmaz, inşa edilir. Ve bu inşa süreci, sessiz ama tutarlı adımlarla ilerler.
Bugün kazanan marka, en çok konuşan değil; en doğru yerde susabilen markadır. Çünkü bazen etki, söylenen sözde değil, söylenmeyen detayda gizlidir.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Akademisyen Ferda Tonyalı
Güzellik Artık Göze Değil, Algıya Hitap Ediyor
Bir süredir güzellik sektöründe sessiz ama derin bir dönüşüm yaşanıyor. Vitrinler aynı, markalar benzer, kelimeler neredeyse ezber. Ancak sahaya indiğinizde, tüketicinin başka bir şey aradığını çok net görüyorsunuz: Güven.
Artık “en iyi ürün”, “en etkili işlem” ya da “en hızlı sonuç” söylemleri tek başına karşılık bulmuyor. Çünkü tüketici yoruldu. Sürekli vaat edilen ama tam karşılığı hissedilmeyen sonuçlar, abartılı iddialar ve birbirini tekrar eden kampanyalar, güzelliği bir ayrıcalık olmaktan çıkarıp sıradanlaştırdı. İşte tam bu noktada, sektörün yeni sınavı başlıyor.
Bugünün tüketicisi daha az konuşan ama daha çok hissettiren markalara yöneliyor. Klinik ortamdan çok samimiyet, yüksek sesli reklamlardan çok tutarlılık arıyor. Güzellik artık “göze hitap eden” bir alan değil; algıya, zihne ve güven duygusuna hitap eden bir deneyim.
Markalar için asıl soru şu: Gerçekten kime konuşuyorsunuz?
Çünkü aynı dili kullanan onlarca marka arasında fark yaratmak, daha parlak afişlerle değil; daha net bir duruşla mümkün. Sadeleşen içerikler, abartıdan uzak mesajlar ve şeffaf iletişim, bugünün lüksü haline gelmiş durumda. Lüks; artık fazlalık değil, gereksiz olanı ayıklayabilme cesareti.
Güzellik sektöründe uzun vadede ayakta kalacak markalar, trendleri kovalayanlar değil; davranışları okuyanlar olacak. Tüketicinin neye inanmak istediğini değil, neye gerçekten ihtiyaç duyduğunu anlayanlar… Çünkü güven satın alınmaz, inşa edilir. Ve bu inşa süreci, sessiz ama tutarlı adımlarla ilerler.
Bugün kazanan marka, en çok konuşan değil; en doğru yerde susabilen markadır. Çünkü bazen etki, söylenen sözde değil, söylenmeyen detayda gizlidir.