Özgür Özel: Erdoğan kendisine yapılan muameleyi İmamoğlu’na yapsın
Özgür Özel: Erdoğan kendisine yapılan muameleyi İmamoğlu’na yapsın
Özgür Özel: Erdoğan kendisine yapılan muameleyi İmamoğlu’na yapsın
Haber Giriş Tarihi: 29.04.2026 20:53
Haber Güncellenme Tarihi: 29.04.2026 20:53
Kaynak:
Anadolu Ajansı
Kübra SONKAYA- Ali Oğulcan ARSLAN/ ANKARA, (DHA)- CUMHURİYET Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, "Eğer Ekrem İmamoğlu ve arkadaşlarımızı Sayın Erdoğan gibi tutuksuz yargılasalardı bu lafları söyleyecek miydik? Kendisine yapılan muameleyi Ekrem İmamoğlu’na yapsın, bundan sonra bir kelime benim ağzımdan bu konuda eleştiri duymayacak. Ama insaf yahu. Düşman hukuku uyguluyorsunuz" dedi.
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya’yı ziyaret etti. Özel’e, CHP Seçim ve Hukuk İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftçi, Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş eşlik etti.
'GİZLİ TANIKLAR SÖYLEDİĞİNDEN VAZGEÇTİ'
Ziyaret sonrası açıklama yapan Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın TBMM Grup Toplantısı'nda partisine yönelik söylemleri hakkında, "Bir kere tabii bir grup toplantısındaki bu üslubu milletin takdirine bırakıyorum. Sözde efendim işte, Cumhuriyet Halk Partisi veya Genel Başkanı Özgür Özel işte dediğiniz gibi tehdit, hakaret, bilmem ne. Cümlenin kendini tekrar etsin, benim söylediğim hangi cümlede hakaret varmış? Ama daha şurada okuduğunuz cümlede siz kendiniz hatırlatma yaparken tırnak içinde hatırlatması yaptınız ki 'Aman efendim cümleleri bana ait sanmayın, çünkü bu cümleleri söyleyecek durumda değilim ben' diyorsunuz. Onun için diyorsunuz, 'tırnak içinde söyledi' diye. Çünkü tekrarının utanç vereceği cümleleri ülkenin Cumhurbaşkanı tutuyor, grup toplantısında söyleyebiliyor. Bir kere tam olarak şunu ifade etmek lazım. 'Beytülmale el uzattınız’ diyor. Buna kim karar verecek? Buna bağımsız mahkemeler karar verecek. Bunu bugünkü Adalet Bakanı, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısıyken iddia etti. İddia etmek için lazım olan bir kişiyi bulamadı, üç tane ağaca isim verdi. ‘Çınar’ dedi, ‘Ladin’ dedi, ‘Meşe’ dedi. Gizli tanıklara söyletti. O gizli tanıklar söylediğinden vazgeçti. Sonra o gizli tanık ifadeleri ile tutukladıklarını zorlayarak onları itirafçı sözü altında iftiracı yapmaya çalıştı. Dün itibari ile 14’ü, ‘Savcıların baskısıyla, yönlendirmesiyle’ diyerek ifadelerinden vazgeçtiler. Daha dün iki tane gizli tanık, Aziz İhsan Aktaş davasında, ‘Yok, yok görmedim. Sadece duydum, öyle duydum. Söyledim, yazmışlar. Altına imza attım’ diyerek gizli tanık olmasına rağmen ifadelerinin somut, kendi gördükleri bir tanıklığa değil, kulaktan duyduklarına ve bunların savcılar tarafından yazılıp kendilerine imzalatılmasına vurgu yaptılar. Böyle bir yerdeyiz" dedi.
Özel, canlı yayın çağrısını yineleyerek, "Sayın Cumhurbaşkanı utanmadan, sıkılmadan daha iddia edilen, iddia için ispatlardan yoksun bir iddianameye dayanarak mahkeme kararı olmadan; olsa ne yazar, istinaf da onaylanmadan; onaylansa ne yazar, Yargıtay’da kesinleşmeden hükmü kendi zihninde kesinleştirmiş zaten. Ve millete diyor ki, ‘Beytülmale el uzattınız’ diyor bize, ‘Hesap vermeye alışacaksınız’ diyor. Bir kez hesap verme iddiayla, yargılanmayla, kararla, istinafla değil; bir cezanın kesinleşmesiyle, infaz olur. Ama siz Mussolini gibi ön infaz yöntemi yapıyorsanız, ‘Bizim savcılar ola ki ispatlamaz, hakimler ola ki lafından çıkar, bunlar cezasız kalır. O yüzden yargılama beklemeye gerek yok, şimdiden infaz edeyim’ diyorsanız tam da bugünkü ifadeniz suçüstü halidir, tam da bugünkü ifadeniz itiraftır. ‘Beytülmale el uzattıysanız’ diyor ‘Hesap vermeye alışacaksınız.’ Bir kere bunu görelim. İkincisi bu kadar kendinden eminsen neden kaçıyorsun canlı yayından? Yazın konuşmadık mı? Şimdi siyaset mi yapıyoruz? Siyaset yapıyoruz. Siyaset gerçeği mi arar yoksa yalana mı tapar? Bu milletin gözüne baka baka ben dedim ki, ‘Ben o iddianameyi bekliyorum, arkadaşlarım yargılansın diye değil, bu iftiracıları yargılamak üzere.’ O günlerde Sayın Bahçeli ‘Canlı yayın talebi doğrudur, her şey milletin gözünün önünde olsun’ dedi mi, demedi mi? Bunu size sordular, ‘Bahçeli isabet buyurmuş, Sayın Bahçeli olur diyorsa olur’ dedin mi demedin mi? İddianame çıktı. Benim dediğim gibi çıktı. O yüzden canlı yayından kaçmıyor musunuz? Varsa cesaretiniz hadi bakalım çıkalım canlı yayın yapalım. Bu kadar net bir durum ortadayken hala daha konuşuyor" diye konuştu.
'ERDOĞAN, TELEFONLA CEZAEVİNE DAVET EDİLMİŞTİ'
Özgür Özel, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘parti kapatma’ açıklamaları hakkında, şunları söyledi:
"Bugün Sayın Erdoğan’ın açıklamalarının tamamını talihsiz açıklamalar olarak değerlendiriyorum. Nasıl aynı kefeye koyuyorsun? Haydi, aynı kefeye koyalım. Eğer Ekrem İmamoğlu ve arkadaşlarımızı Sayın Erdoğan gibi tutuksuz yargılasalardı bu lafları söyleyecek miydik? Yargılandı, ceza aldı, bir şey yok. Yargıtay’a gitti. Yıllarca bekledi, bir şey yok. Ceza kesinleşti, telefonla cezaevine davet edildi. Cezaevinde yanında yatacak kişiyi bile seçti. Bütün cezaevine mangalda balık yaptırdı. Cezaevinde şiir kaseti çekti. Şimdi bir yanda bu, bir tarafta 12 metrekarelik hücrede Türkiye’nin en yüksek güvenlikli cezaevinde her hakkından mahrum edilen. Bırakın içeriye teyp soksun, ses kaydedeceksin. Daha önceden çekilmiş fotoğraflarını halen daha seçilmiş belediye başkanının İstanbul’un her yerinden indirteceksin, sesini metrolardan kaldırtacaksın. Sonra da diyor ki ‘Biz her zaman hukuka saygılı olduk.’ O gün sana uygulanan hukuk tutuksuz yargılamaydı. Bir günden bir güne kapına gelip çalıp da seni, Emine Hanım’ı, çocuklarını uykudan sıçratıp, yatak odasına kadar dalıp, alıp da yatak odasından gözaltı yapıp, Ahmet Özer’e yapıldığı gibi ya da Ekrem İmamoğlu’nu evinin kapısından alıp, kolunda iki polisle birlikte video çeke çeke ‘Haydi hastaneye, sağlık kontrolüne, oraya, buraya. Sonra da haydi bakalım Silivri’ye.' Bu muameleyi gördün mü sen? Diyor ki ‘Bize yapıldı, biz hukuk içinde mücadele ettik.’ Haydi o zaman Sayın Cumhurbaşkanı’nın bu ifadelerini yeni bir adım olarak görüyorum. Kendisine yapılan muameleyi Ekrem İmamoğlu’na yapsın, bundan sonra bir kelime benim ağzımdan bu konuda eleştiri duymayacak. Ama insaf yahu. Düşman hukuku uyguluyorsunuz. Kimsenin kimseye yapmadığını yapıyorsunuz" dedi.
'100’ÜNCÜ KEZ TAPULARI SORUYORUZ, CEVAP YOK'
Özel, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a seslenerek, "Ey Sayın Erdoğan, Adalet Bakanı’na tapularıyla ilgili soru soruyoruz. Cevap vermek yerine aktifleri gösterip, pasifleri gizleyerek açıklama yapıyor. Kendisini savunabilen bir bakanın yok. Verdiğim ID numaralarının ona ait olduğunu o gün Murat Kurum’un bakanlığı o dakika yalanlayabilirdi. 100’üncüye soruyoruz, yok. O cevap konuşmasında diyor ki ‘Muhittin Böcek de Özgür Özel’e şu iftirayı atacak. Ama daha zamanı var.’ Hangi iftirayı? O söylediğini 6 ay önce Muhittin Böcek’in önüne dayadılar. 'Saçmalama kardeşim. Ne Özgür Özel oradaydı, ne bir şey. Rahmetli Ferdi Zeyrek çağırdı. Konum attı, bürosuna gittim. Proje anlattım, döndüm' diyor. Oradan Özgür Özel iftirasını atacak ama ‘daha zamanı var.’ ‘Daha zulüm edeceğim’ diyor. Bu laftan bir gün sonra Muhittin Böcek’in korumalarını, şoförlerini, özel kalemini tutukluyorlar. Hem de Antalya’da yürüyen bir dava varken, İstanbul’dan yetkisiz şekilde gözaltına alıp götürüyorlar. ‘İftira at’ diyorlar. Şimdi onu iftiracı yapmaya çalışıyor. Erdoğan sen bunları görüyor musun, duyuyor musun? Bu mu siyasi rekabet? Bu kadar mı düştün? Özgür Özel’i susturamıyorsun, Özgür Özel’i siyaseten yenemiyorsun, anketlerde geçemiyorsun diye buna mı tenezzül ediyorsun? Artık bunu söylettirdin yani. Sen benimle baş edemiyorsun, Akın’ın üzerinden şoförlere iftira attırmak suretiyle uğraşıyorsun” diye konuştu. (DHA)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Özgür Özel: Erdoğan kendisine yapılan muameleyi İmamoğlu’na yapsın
Özgür Özel: Erdoğan kendisine yapılan muameleyi İmamoğlu’na yapsın
Kübra SONKAYA- Ali Oğulcan ARSLAN/ ANKARA, (DHA)- CUMHURİYET Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, "Eğer Ekrem İmamoğlu ve arkadaşlarımızı Sayın Erdoğan gibi tutuksuz yargılasalardı bu lafları söyleyecek miydik? Kendisine yapılan muameleyi Ekrem İmamoğlu’na yapsın, bundan sonra bir kelime benim ağzımdan bu konuda eleştiri duymayacak. Ama insaf yahu. Düşman hukuku uyguluyorsunuz" dedi.
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya’yı ziyaret etti. Özel’e, CHP Seçim ve Hukuk İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftçi, Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş eşlik etti.
'GİZLİ TANIKLAR SÖYLEDİĞİNDEN VAZGEÇTİ'
Ziyaret sonrası açıklama yapan Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın TBMM Grup Toplantısı'nda partisine yönelik söylemleri hakkında, "Bir kere tabii bir grup toplantısındaki bu üslubu milletin takdirine bırakıyorum. Sözde efendim işte, Cumhuriyet Halk Partisi veya Genel Başkanı Özgür Özel işte dediğiniz gibi tehdit, hakaret, bilmem ne. Cümlenin kendini tekrar etsin, benim söylediğim hangi cümlede hakaret varmış? Ama daha şurada okuduğunuz cümlede siz kendiniz hatırlatma yaparken tırnak içinde hatırlatması yaptınız ki 'Aman efendim cümleleri bana ait sanmayın, çünkü bu cümleleri söyleyecek durumda değilim ben' diyorsunuz. Onun için diyorsunuz, 'tırnak içinde söyledi' diye. Çünkü tekrarının utanç vereceği cümleleri ülkenin Cumhurbaşkanı tutuyor, grup toplantısında söyleyebiliyor. Bir kere tam olarak şunu ifade etmek lazım. 'Beytülmale el uzattınız’ diyor. Buna kim karar verecek? Buna bağımsız mahkemeler karar verecek. Bunu bugünkü Adalet Bakanı, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısıyken iddia etti. İddia etmek için lazım olan bir kişiyi bulamadı, üç tane ağaca isim verdi. ‘Çınar’ dedi, ‘Ladin’ dedi, ‘Meşe’ dedi. Gizli tanıklara söyletti. O gizli tanıklar söylediğinden vazgeçti. Sonra o gizli tanık ifadeleri ile tutukladıklarını zorlayarak onları itirafçı sözü altında iftiracı yapmaya çalıştı. Dün itibari ile 14’ü, ‘Savcıların baskısıyla, yönlendirmesiyle’ diyerek ifadelerinden vazgeçtiler. Daha dün iki tane gizli tanık, Aziz İhsan Aktaş davasında, ‘Yok, yok görmedim. Sadece duydum, öyle duydum. Söyledim, yazmışlar. Altına imza attım’ diyerek gizli tanık olmasına rağmen ifadelerinin somut, kendi gördükleri bir tanıklığa değil, kulaktan duyduklarına ve bunların savcılar tarafından yazılıp kendilerine imzalatılmasına vurgu yaptılar. Böyle bir yerdeyiz" dedi.
'VARSA CESARETİNİZ HADİ BAKALIM ÇIKALIM CANLI YAYIN YAPALIM'
Özel, canlı yayın çağrısını yineleyerek, "Sayın Cumhurbaşkanı utanmadan, sıkılmadan daha iddia edilen, iddia için ispatlardan yoksun bir iddianameye dayanarak mahkeme kararı olmadan; olsa ne yazar, istinaf da onaylanmadan; onaylansa ne yazar, Yargıtay’da kesinleşmeden hükmü kendi zihninde kesinleştirmiş zaten. Ve millete diyor ki, ‘Beytülmale el uzattınız’ diyor bize, ‘Hesap vermeye alışacaksınız’ diyor. Bir kez hesap verme iddiayla, yargılanmayla, kararla, istinafla değil; bir cezanın kesinleşmesiyle, infaz olur. Ama siz Mussolini gibi ön infaz yöntemi yapıyorsanız, ‘Bizim savcılar ola ki ispatlamaz, hakimler ola ki lafından çıkar, bunlar cezasız kalır. O yüzden yargılama beklemeye gerek yok, şimdiden infaz edeyim’ diyorsanız tam da bugünkü ifadeniz suçüstü halidir, tam da bugünkü ifadeniz itiraftır. ‘Beytülmale el uzattıysanız’ diyor ‘Hesap vermeye alışacaksınız.’ Bir kere bunu görelim. İkincisi bu kadar kendinden eminsen neden kaçıyorsun canlı yayından? Yazın konuşmadık mı? Şimdi siyaset mi yapıyoruz? Siyaset yapıyoruz. Siyaset gerçeği mi arar yoksa yalana mı tapar? Bu milletin gözüne baka baka ben dedim ki, ‘Ben o iddianameyi bekliyorum, arkadaşlarım yargılansın diye değil, bu iftiracıları yargılamak üzere.’ O günlerde Sayın Bahçeli ‘Canlı yayın talebi doğrudur, her şey milletin gözünün önünde olsun’ dedi mi, demedi mi? Bunu size sordular, ‘Bahçeli isabet buyurmuş, Sayın Bahçeli olur diyorsa olur’ dedin mi demedin mi? İddianame çıktı. Benim dediğim gibi çıktı. O yüzden canlı yayından kaçmıyor musunuz? Varsa cesaretiniz hadi bakalım çıkalım canlı yayın yapalım. Bu kadar net bir durum ortadayken hala daha konuşuyor" diye konuştu.
'ERDOĞAN, TELEFONLA CEZAEVİNE DAVET EDİLMİŞTİ'
Özgür Özel, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘parti kapatma’ açıklamaları hakkında, şunları söyledi:
"Bugün Sayın Erdoğan’ın açıklamalarının tamamını talihsiz açıklamalar olarak değerlendiriyorum. Nasıl aynı kefeye koyuyorsun? Haydi, aynı kefeye koyalım. Eğer Ekrem İmamoğlu ve arkadaşlarımızı Sayın Erdoğan gibi tutuksuz yargılasalardı bu lafları söyleyecek miydik? Yargılandı, ceza aldı, bir şey yok. Yargıtay’a gitti. Yıllarca bekledi, bir şey yok. Ceza kesinleşti, telefonla cezaevine davet edildi. Cezaevinde yanında yatacak kişiyi bile seçti. Bütün cezaevine mangalda balık yaptırdı. Cezaevinde şiir kaseti çekti. Şimdi bir yanda bu, bir tarafta 12 metrekarelik hücrede Türkiye’nin en yüksek güvenlikli cezaevinde her hakkından mahrum edilen. Bırakın içeriye teyp soksun, ses kaydedeceksin. Daha önceden çekilmiş fotoğraflarını halen daha seçilmiş belediye başkanının İstanbul’un her yerinden indirteceksin, sesini metrolardan kaldırtacaksın. Sonra da diyor ki ‘Biz her zaman hukuka saygılı olduk.’ O gün sana uygulanan hukuk tutuksuz yargılamaydı. Bir günden bir güne kapına gelip çalıp da seni, Emine Hanım’ı, çocuklarını uykudan sıçratıp, yatak odasına kadar dalıp, alıp da yatak odasından gözaltı yapıp, Ahmet Özer’e yapıldığı gibi ya da Ekrem İmamoğlu’nu evinin kapısından alıp, kolunda iki polisle birlikte video çeke çeke ‘Haydi hastaneye, sağlık kontrolüne, oraya, buraya. Sonra da haydi bakalım Silivri’ye.' Bu muameleyi gördün mü sen? Diyor ki ‘Bize yapıldı, biz hukuk içinde mücadele ettik.’ Haydi o zaman Sayın Cumhurbaşkanı’nın bu ifadelerini yeni bir adım olarak görüyorum. Kendisine yapılan muameleyi Ekrem İmamoğlu’na yapsın, bundan sonra bir kelime benim ağzımdan bu konuda eleştiri duymayacak. Ama insaf yahu. Düşman hukuku uyguluyorsunuz. Kimsenin kimseye yapmadığını yapıyorsunuz" dedi.
'100’ÜNCÜ KEZ TAPULARI SORUYORUZ, CEVAP YOK'
Özel, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a seslenerek, "Ey Sayın Erdoğan, Adalet Bakanı’na tapularıyla ilgili soru soruyoruz. Cevap vermek yerine aktifleri gösterip, pasifleri gizleyerek açıklama yapıyor. Kendisini savunabilen bir bakanın yok. Verdiğim ID numaralarının ona ait olduğunu o gün Murat Kurum’un bakanlığı o dakika yalanlayabilirdi. 100’üncüye soruyoruz, yok. O cevap konuşmasında diyor ki ‘Muhittin Böcek de Özgür Özel’e şu iftirayı atacak. Ama daha zamanı var.’ Hangi iftirayı? O söylediğini 6 ay önce Muhittin Böcek’in önüne dayadılar. 'Saçmalama kardeşim. Ne Özgür Özel oradaydı, ne bir şey. Rahmetli Ferdi Zeyrek çağırdı. Konum attı, bürosuna gittim. Proje anlattım, döndüm' diyor. Oradan Özgür Özel iftirasını atacak ama ‘daha zamanı var.’ ‘Daha zulüm edeceğim’ diyor. Bu laftan bir gün sonra Muhittin Böcek’in korumalarını, şoförlerini, özel kalemini tutukluyorlar. Hem de Antalya’da yürüyen bir dava varken, İstanbul’dan yetkisiz şekilde gözaltına alıp götürüyorlar. ‘İftira at’ diyorlar. Şimdi onu iftiracı yapmaya çalışıyor. Erdoğan sen bunları görüyor musun, duyuyor musun? Bu mu siyasi rekabet? Bu kadar mı düştün? Özgür Özel’i susturamıyorsun, Özgür Özel’i siyaseten yenemiyorsun, anketlerde geçemiyorsun diye buna mı tenezzül ediyorsun? Artık bunu söylettirdin yani. Sen benimle baş edemiyorsun, Akın’ın üzerinden şoförlere iftira attırmak suretiyle uğraşıyorsun” diye konuştu. (DHA)
FOTOĞRAFLI
Kaynak: Anadolu Ajansı
En Çok Okunan Haberler