Av.Kevser Yıldırım

Av.Kevser Yıldırım

Mail: kevser@breakingnews.com.tr

HAKSIZ TAHRİK İNDİRİMİ VİCDANLARI YARALAR MI, RAHATLATIR MI?

Her seferinde adalet terazisinin dengesinin olup olmadığı tartışmalarına sebep olan bir konu olarak karşımıza çıkan düzenleme haksız tahrik indirimi. Peki haksız tahrik indirimi nedir, hangi şartlarda uygulanabilir? 

Haksız tahrik, kişinin haksız bir fiilin kendisinde meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işlemesi halinde ceza sorumluluğunu azaltan bir ceza indirimi nedenidir. Burada kişinin haksız eylem sebebiyle kusur yeteneğinde azalma söz konusu olduğu kabul edilir. Öyleyse haksız tahrik indirimi; suç işlediği mahkemece kabul edilmiş olan sanık için; mağdurunda haksız eyleminin suçun işlenmesinde etkisi olduğunun kabul edildiği anlaşılmaktadır.

TCK. Madde 29 da; “haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işleyen kimsenin”şeklinde betimleyerek haksız tahrik hükümlerinden kimlerin yararlanacağının sınırlarını belirtmiştir. 

Yargıtay ise; incelenen olaylarda haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasına yönelik bazı şartlar öngörmüştür. Bunlardan bahsedecek olursak; haksız bir fiilin mağdur tarafından işlenmiş olması, fiilin haksız eylem nitelinde olması, haksız fiil faile yönelik olmalı ancak kendisine olması şart değildir yakınlarına yönelik işlenmişte olabilir, fail mağdurca işlenen haksız fiilin neticesinde öfke veya şiddetli elemin etkisinde kalmış ve bu sebeple suçu işlemiş olmalıdır.

Haksız fiilin; failin hoşuna gitmeyen bir fiil olarak anlamamak gerekir. Haksız fiil hukuka aykırı bir fiilin işlenmesidir. Hukuk kuralları çerçevesinde uyulması gereken ve kusura dayalı eylemdir. Her olayda kişinin durumu, olayın oluş biçimi dikkate alınarak mahkemece karar verilmesi gerekir. 

Peki haksız fiil indirimini kanun koyucu hangi amaçla düzenlenmiştir. Mahkemelerin bu düzenlemeyi uygulamasında esas teşkil edecek olan amaç ne olmalıdır ? 

Hiddet veya şiddetli elemin haksız bir fiil sonucu ortaya çıkması gerekir. Maddeye bu ibarenin eklenmesinin amacı, ülkemizde özellikle “töre veya namus cinayeti” olarak adlandırılan akraba içi öldürme suçlarında haksız tahrik indiriminin yanlış biçimde uygulanmasının önüne geçmektir. Maddedeki düzenleme nedeniyle bir suçun mağduruna yönelik olarak gerçekleştirilen fiiller dolayısıyla fail haksız tahrik indiriminden yararlanamayacaktır. Örneğin cinsel saldırıya maruz kalmış kadına karşı babanın veya erkek kardeşin işlediği öldürme fiilinde, haksız tahrike dayalı olarak ceza indirimi yapılamayacaktır. Maddedeki haksız fiil terimi, bir davranışın hukuk düzenince tasvip edilmediği anlamına gelmektedir. Ancak böyle bir haksız fiili yapan kişiye karşı yönelik fiilin varlığı durumunda maddenin uygulanması söz konusu olabilecektir. Bu düzenlemede ayrıca 765 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan adi ve ağır tahrik ayırımı kaldırılmıştır. Tahrik hâlinde verilecek ceza bakımından aşağı ve yukarı sınırlar kabul edilmek suretiyle olayın özelliğine göre uygulamada takdir olanağı tanınması amaçlanmıştır. Hâkim tahrikin ağırlık derecesine göre yapılacak indirimi saptayabilecektir. Ancak bu indirimin yapılabilmesi için haksız fiilin bir hiddet veya şiddetli elem etkisi doğurabilecek ağırlıkta olması gerekir. Bu nedenle böyle bir etkiyi meydana getirebilecek ağırlıkta olmayan haksız fiiller bakımından hükmün uygulanması söz konusu olmayacaktır.

Öyleyse kısaca göz attığımız haksız tahrik indirimin özetle; kusurlu olan ve ihmali veya icrai hareketle haksız bir eylemi gerçekleştirmiş mağdurlar için uygulanabilirliği kolayca görülmektedir. Zira kanun koyucu mağdurun haksız eylemi neticesinde gerçekleşen suç neticesi ile, mağdurun haksız bir eylemi bulunmayan suç neticesinde adilane bir denge sağlamaya çalışmıştır. 

Bir kimsenin hukuken korunan haklarına zarar verilmesi hukuka aykırı fiil olarak nitelendirilmelidir. O halde kendisine veya yakına herhangi bir zarara sebep verilmeyen bir durumda failin bu indirimden yararlanması mümkün olmayacaktır. Zira cinsel suçlarda suçun failin mağdurun kapalı giyinmemiş olmamasını indirim sebebi olarak ileri göstermesi yersizdir. Yine bir kişinin kabahat sayılacak bir eylemi, yada toplum tarafından hoş kabul edilmeyen bir eylemi sebebiyle öldürülmesi durumunda haksız tahrik hükümlerinin fail için uygulanması mümkün olmamalıdır. Yine faile veya yakınına karşı mağdur tarafından işlenmiş bir fiil yokken, “beni vuracağını düşünmüştüm, iftira atacağını biliyordum” şeklindeki düşünceler ile suç işlenmesi durumunda haksız fiil indiriminin uygulanmasının mümkün olmayacağını belirtmek gerekir. 

Sonuç olarak haksız fiil indiriminin, doğru ve adil bir yargılama için kaçınılmaz olduğunu belirtmek gerekir. Aksi durumunda haksız fiile dayalı indirimin yanlış algılanması, yorumlanması ve uygulanması durumunda kanunun amacı dışına çıkılmış ve aksine hizmet edilmiş olacaktır.

Yorum Yazın