Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yapay Zekâ

Breaking News - Yapay Zekâ haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yapay Zekâ haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Zamansız Tasarımın İzinde: Arzu Kaprol ile Moda, Sürdürülebilirlik ve Geleceğin Dili Haber

Zamansız Tasarımın İzinde: Arzu Kaprol ile Moda, Sürdürülebilirlik ve Geleceğin Dili

Breaking News Türkiye Moda Direktörü Derya Özgören, Türk modasının uluslararası ölçekte en güçlü temsilcilerinden biri olan Arzu Kaprol ile modanın dönüşümünü, sürdürülebilirliği ve geleceğin tasarım anlayışını konuştu. Estetik ile teknolojiyi aynı zeminde buluşturan, zamansız tasarım dili ve disiplinlerarası yaklaşımıyla öne çıkan Kaprol, bu özel röportajda yalnızca bir tasarımcı olarak değil; bir düşünce geliştirici ve sistem kurucu olarak modaya bakışını ortaya koyuyor. Moda endüstrisinin hızla değişen dinamikleri içinde anlam üretmenin, sorumluluk almanın ve geleceği tasarlamanın ne anlama geldiğini anlatan Arzu Kaprol ile gerçekleştirdiğimiz bu söyleşi, Vogue estetiğinde bir bakışla modanın bugününe ve yarınına ışık tutuyor. Derya Özgören: Aile mesleği olan tasarımcılıktan gelen bir isim olarak, moda dünyasına giriş sürecinizi ve bu geçmişin kariyerinizi nasıl etkilediğini anlatır mısınız? Moda tasarımına yönelme süreciniz nasıl başladı? Bu alana sizi yönlendiren temel motivasyonlar nelerdi? Arzu Kaprol: Tasarım benim için öğrenilen bir meslekten çok, erken yaşta içine doğduğum bir düşünme biçimi. Aileden gelen üretim kültürü; malzemeye saygıyı, emeğin değerini ve disiplinin yaratıcı süreçteki yerini çok erken fark etmemi sağladı. Moda tasarımına yönelmem ise bir “karar”dan çok, kendiliğinden gelişen bir süreçti. İnsanın bedenle kurduğu ilişki, kimliğini nasıl ifade ettiği ve bu ifadenin zamana nasıl tanıklık ettiği beni her zaman etkiledi. Temel motivasyonum, estetik üretmekten çok, anlam üretmek oldu. Derya Özgören: Çocukluk ve gençlik yıllarınızda tasarım anlayışınızı etkileyen kişi, olay veya deneyimler oldu mu? Bir dönem Volvox grubunda müzikle ilgilendiğiniz biliniyor. Bu süreç moda tasarımına yönelmenizde nasıl bir rol oynadı? Arzu Kaprol: Çocukluk ve gençlik yıllarımda farklı disiplinlerle kurduğum ilişki, bugün yaptığım tasarımın temelini oluşturuyor. Müzik bana kolektif üretimi, sahne ise hikâye anlatımını öğretti. Bir noktada şunu fark ettim: Benim anlatım dilim ses değil, form ve yüzey. Derya Özgören: Kendinizi “inovasyon tasarımcısı” olarak tanımlıyorsunuz. Bu yaklaşımı biraz açar mısınız? Arzu Kaprol: Ben kendimi yalnızca bir moda tasarımcısı olarak değil, bir inovasyon tasarımcısı olarak tanımlıyorum. Çünkü tasarımın bugün geldiği noktada yalnızca estetik üretmek yeterli değil. İnovasyon tasarımı; teknolojiyi, bilimi, veriyi ve insan davranışını tasarımın içine entegre etmek demek. Giyilebilir teknolojiler, akıllı tekstiller ve yeni nesil üretim yöntemleriyle çalışmak; tasarımı bir ürün olmaktan çıkarıp bir deneyime dönüştürüyor. Derya Özgören: Arzu Kaprol markasının tasarım felsefesini ve kimliğini nasıl tanımlarsınız? Arzu Kaprol: Markanın DNA’sı zamansızlık, mimari form anlayışı ve teknolojiyle kurduğu güçlü bağ üzerine kurulu. Benim için tasarım, trend üretmek değil; geleceğe dair bir öneri sunmaktır. Silüetlerimde her zaman bir yapı, bir sistem ve disiplin vardır. Tasarımın yalnızca görsel değil, düşünsel bir karşılığı olduğuna inanıyorum. Koleksiyonlarımızda yalnızca Türkiye’de üretilen kumaşları kullanıyor ve üretimimizi tamamen burada gerçekleştiriyoruz. Bu yaklaşım, tasarımın ekosistemle kurduğu ilişkiye dair bilinçli bir duruş. Derya Özgören: “Design is my passion” diyorsunuz. Tasarım sizin için ne ifade ediyor? Arzu Kaprol: Bu ifade benim için çok içsel bir yerden geliyor. Tasarım benim varoluş biçimim. Moda ise yalnızca estetik bir alan değil; bir iletişim dili. Kıyafet, bireyin dünyayla kurduğu ilişkinin en görünür katmanı. Dolayısıyla her tasarım bir mesaj taşır. Derya Özgören: Yeni bir koleksiyon hazırlarken sizi en çok etkileyen ilham kaynakları neler? Arzu Kaprol: İlham benim için tek bir kaynaktan gelmez. Teknoloji, mimari, doğa, bilim ve sosyolojik dönüşümler… Özellikle geleceğe dair öngörüler ve insanın dönüşen ihtiyaçları tasarım sürecimde belirleyici. Çünkü ben bugünü değil, yarını tasarlamaya çalışıyorum. Derya Özgören: Günümüzde moda endüstrisini nasıl değerlendiriyorsunuz? Arzu Kaprol: Moda endüstrisi tarihinin en kritik eşiklerinden birinde. Uzun yıllar hız ve tüketim üzerine kurulu bir sistem vardı, ancak bu model artık sürdürülebilir değil. Dijitalleşme ve yapay zeka, tasarım ve üretim süreçlerini kökten değiştiriyor. Moda artık yalnızca trendlerin değil; teknolojinin, bilimin ve toplumsal dönüşümün kesişim noktasında yeniden tanımlanıyor. Derya Özgören: Sürdürülebilirlik yaklaşımınız nasıl şekilleniyor? Arzu Kaprol: Sürdürülebilirlik benim için sonradan eklenen bir değer değil, tasarımın başlangıç noktası. Malzeme seçiminden üretim süreçlerine kadar her aşamada daha bilinçli hareket ediyoruz. Daha az ama daha anlamlı üretmek, tasarımın en güçlü sürdürülebilirlik yaklaşımı. Derya Özgören: Türkiye’de moda tasarımcısı olmanın avantajları ve zorlukları nelerdir? Arzu Kaprol: Türkiye güçlü bir üretim altyapısına ve zengin bir zanaat kültürüne sahip. Bu büyük bir avantaj. Ancak global ölçekte kalıcı olmak için stratejik düşünmek ve sürdürülebilir sistemler kurmak gerekiyor. Derya Özgören: Kariyerinizde sizi en çok etkileyen projelerden biri hangisiydi? Arzu Kaprol: Türk Silahlı Kuvvetleri için tasarladığımız projeler benim için çok önemliydi. Tasarımın yalnızca estetik değil; performans ve fonksiyon odaklı bir alan olduğunu derinlemesine deneyimledim. Derya Özgören: Türk tasarımcıların uluslararası konumunu nasıl görüyorsunuz? Arzu Kaprol: Türk tasarımcılar giderek daha güçlü bir şekilde varlık gösteriyor. Ancak global başarı için yaratıcı olmak kadar stratejik düşünmek de önemli. Derya Özgören: Arzu Kaprol nasıl bir stil benimser? Ne giymez? Arzu Kaprol: Kendimi disiplinli ve çok katmanlı düşünen bir tasarımcı olarak tanımlarım. Stilim sade ama güçlüdür. Kimliği olmayan, sadece trend olduğu için var olan hiçbir şeyi giymem. Derya Özgören: Cinsiyetsiz moda ve sınırları zorlayan defileler hakkında ne düşünüyorsunuz? Arzu Kaprol: Moda her zaman sınırları zorlar. Önemli olan bu yaklaşımın bir fikir ve bağlam taşımasıdır. Cinsiyetsiz moda ise bireyi merkeze alan özgürleştirici bir yaklaşım. Derya Özgören: Yaratıcılığı canlı tutmanın sırrı nedir? Arzu Kaprol; Merak ve disiplin. Sürekli öğrenmek ve farklı alanlarla temas halinde olmak. Derya Özgören: Sokak modasının etkisi hakkında ne düşünüyorsunuz? Arzu Kaprol: Sokak modası, filtresiz ve gerçek bir ifade alanı. Ancak önemli olan onu kopyalamak değil, arkasındaki ruhu anlamak. Derya Özgören: Moda gelecekte nereye evrilecek? Arzu Kaprol: Moda hibrit bir yapıya evrilecek. Fiziksel ve dijital dünya iç içe geçecek, sürdürülebilirlik ise temel belirleyici olacak. Derya Özgören: Önümüzdeki dönem hedefleriniz neler? Arzu Kaprol: Teknoloji ve tasarımı daha güçlü entegre ettiğimiz projelere odaklanıyoruz. Aynı zamanda global ölçekte daha güçlü bir varlık hedefliyoruz. Derya Özgören: Genç tasarımcılara tavsiyeleriniz? Arzu Kaprol: Kendi dillerini bulsunlar ve sabırlı olsunlar. Trendleri değil, kendi anlatmak istediklerini takip etsinler. Çünkü tasarım önce zihinde başlar.

Prof. Dr. Gökalp Öner, dünyanın en seçkin bilim topluluklarından Sigma Xi’ye tam üye oldu Haber

Prof. Dr. Gökalp Öner, dünyanın en seçkin bilim topluluklarından Sigma Xi’ye tam üye oldu

Tüp bebek tedavilerinde yapay zekâ temelli çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Gökalp Öner, dünyanın en köklü ve seçkin bilimsel topluluklarından biri olan Sigma Xi’ye tam üye olarak kabul edildi. Sigma Xi Bilimsel Kurulu tarafından yapılan değerlendirme sonucunda verilen üyelik, Prof. Dr. Öner’in özellikle yapay zekâ, makine öğrenmesi ve derin öğrenme algoritmalarını tüp bebek tedavilerine entegre eden bilimsel çalışmaları doğrultusunda gerçekleşti. Uluslararası Breaking News’den Savaş Uğurlu’ya açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Gökalp Öner, bu kabulün yalnızca kişisel bir akademik başarı olmadığını vurguladı. Öner, “Sigma Xi gibi bir bilim topluluğuna kabul edilmek, Türkiye’de yapılan bilimsel çalışmaların dünya bilim sahnesinde karşılık bulduğunu göstermesi açısından son derece kıymetli. Bu üyelik, yıllardır sahada ve laboratuvarda yürüttüğümüz emeğin uluslararası düzeyde tescillenmesidir” dedi. Prof. Dr. Öner, dünyada ilk kez rahim duvarının (endometrium) yapay zekâ destekli olarak değerlendirilmesine yönelik geliştirdikleri çalışmanın Sigma Xi tarafından özellikle dikkate alındığını belirtti. Öner, “Tüp bebek tedavilerinde yalnızca embriyoya değil, embriyonun yerleşeceği rahim ortamına da odaklanılması gerektiğini savunduk. Yapay zekâ destekli analizlerle gebeliğe en uygun rahmi önceden belirleyebilmek, kişiselleştirilmiş tedavide çok önemli bir eşik” ifadelerini kullandı. Sigma Xi üyeliğinin yalnızca bilimsel kurul önerisi ya da mevcut iki üyenin aday göstermesiyle mümkün olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Öner, tam üyelik sürecinde hakemli yayınlar, akademik katkılar, araştırma raporları ve özgün bilimsel çalışmaların titizlikle değerlendirildiğini kaydetti. 1886 yılında ABD’de Cornell University bünyesinde kurulan Sigma Xi, bilimsel araştırmaları teşvik eden en saygın akademik topluluklardan biri olarak kabul ediliyor. Derneğin üyeleri arasında Albert Einstein, Enrico Fermi ve Richard Feynman gibi 200’ü aşkın Nobel Ödüllü bilim insanı yer alıyor. Prof. Dr. Öner, Sigma Xi üyeliğiyle birlikte küresel araştırma ağlarına erişim ve uluslararası akademik iş birliklerini artırma imkânı elde ettiğini belirterek, “Bu üyelik, sağlıkta yapay zekâ alanında daha büyük ve daha etkili projelere kapı aralayacak” dedi. 2023 yılında Harvard University’de yapay zekâ ile embriyo değerlendirilmesi alanında bir yıl süren akademik çalışma yürüttüğünü hatırlatan Öner, Avrupa’nın en büyük üreme tıbbı buluşmalarından biri olan ESHRE Kongresi’nde de Türkiye’yi temsil ettiklerini söyledi. Paris’te düzenlenen ve 46 ülkeden 12 bin 300 kadın doğum ve tüp bebek uzmanının katıldığı kongrede, yapay zekâ ile rahim duvarının değerlendirilmesi ve gebeliğe uygun rahmin önceden hazırlanmasına yönelik çalışmalarını anlattıklarını belirten Öner, “Geliştirdiğimiz yöntemle, iyi bir embriyonun doğru rahimde transfer edilmesini yüzde 91 oranında güvenilirlikle öngörebiliyoruz. Bu, tüp bebek tedavilerinde başarıyı doğrudan etkileyen bir gelişme” diye konuştu. Prof. Dr. Gökalp Öner’in Sigma Xi’ye tam üye olarak kabul edilmesi, Türkiye’de yürütülen bilimsel çalışmaların uluslararası alandaki saygınlığını artıran önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

Üstün Patent Sahibi Özlem Arslan Kart: Fikri Mülkiyet, Şirketlerin En Güçlü Güvencesi Haber

Üstün Patent Sahibi Özlem Arslan Kart: Fikri Mülkiyet, Şirketlerin En Güçlü Güvencesi

Fikri mülkiyet alanında yaşanan gelişmeler, girişimciler ve şirketler için patentin önemini bir kez daha gündeme taşıdı. Üstün Patent Sahibi Özlem Arslan Kart, fikri hakların yalnızca hukuki bir prosedür değil, aynı zamanda ekonomik ve stratejik bir güvence olduğunu belirtti. Kart, özellikle girişimciler ve KOBİ’ler arasında yaygın olan “önce üretelim, sonra koruruz” anlayışının ciddi riskler barındırdığına dikkat çekerek, fikri mülkiyet korumasının işin en başında ele alınması gerektiğini vurguladı. Koruma altına alınmayan fikirlerin, kısa sürede üçüncü kişiler tarafından tescillenerek hak kaybına yol açabildiğini ifade etti. Patent ve marka tescilinin yalnızca bir belge olarak görülmemesi gerektiğini belirten Özlem Arslan Kart, bu sürecin şirketlerin yatırım alabilme kapasitesini doğrudan etkilediğini kaydetti. Kart’a göre yatırımcılar, artık yalnızca ürün veya hizmete değil, bu ürünün fikri mülkiyet altyapısına da odaklanıyor. Yazılım, sağlık teknolojileri, yapay zekâ, savunma sanayi ve gıda sektörlerinde fikri mülkiyet ihlallerinin daha sık gündeme geldiğini belirten Kart, bu alanlarda faaliyet gösteren firmaların profesyonel destek almadan ilerlemesinin ciddi kayıplara neden olabileceğini söyledi. Özlem Arslan Kart, patentin yalnızca hak sahipliğini değil, aynı zamanda rekabet gücünü ve sürdürülebilirliği temsil ettiğini vurgulayarak, fikrini koruma altına alan şirketlerin hem ulusal hem de uluslararası pazarda daha güçlü bir konum elde ettiğini ifade etti.

“İlham Veren Buluşmalar” Memorial Şişli’de TalkNTrainingiş birliğiyle gerçekleşti. Haber

“İlham Veren Buluşmalar” Memorial Şişli’de TalkNTrainingiş birliğiyle gerçekleşti.

Tıpta Dijital Dönüşüm ve Geleceği Şekillendiren Liderlik Bir Araya Geldi. 20 Kasım Perşembe günü Memorial Sağlık Grubu ev sahipliğinde ve TalkNTraining iş birliğiyle düzenlenen “İlham Veren Buluşmalar” serisinin ilk etkinliği, iş dünyasından, akademiden ve sağlık sektöründen seçkin konukların katılımıyla Memorial Şişli’de gerçekleşti. Etkinlik; yapay zekânın tıptaki dönüştürücü etkisini ve kurum kültüründe ilham veren liderliğin gücünü bir araya getirerek güçlü bir içerik sundu. Tıpta Dijital Dönüşüm: Yapay Zekânın Gücü Program, Memorial Şişli Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Erdem Akbal’ın “Tıpta Dijital Dönüşüm: Yapay Zekânın Gücü” başlıklı sunumuyla başladı. Prof. Dr. Akbal, yapay zekânın erken teşhis, kişiselleştirilmiş tedavi, klinik karar destek sistemleri ve sağlık verilerinin etkin kullanımına getirdiği yenilikleri aktararak geleceğin sağlık ekosistemindeki rolünü vurguladı. Panel: “Geleceği Şekillendiren Liderlik: İlhamın Gücü” Etkinliğin ikinci bölümünde gerçekleşen panelin moderatörlüğünü; Yapay Zeka Politikaları Derneği (AIPA) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı, Kuantum Araştırma – QmindlabKurucusu Volkan Kılıç üstlendi. Panelin değerli konuşmacılarıise; GYİAD Yönetim Kurulu Başkanı Başak Öğütken Çetinkaya, QNB Türkiye İnsan Kaynakları Genel Müdür Yardımcısı Cenk Akıncılar, SEDEFED Yönetim Kurulu Başkanı Emine Erdem, Legrand Türkiye Grubu CMO Gül Sevinç Selçuk’tu. Konuşmacılar; liderliğin dönüşen tanımını, kurum kültüründe ilhamın etkisini, dijitalleşme ile insan odağını birlikte ele alan ilham verici görüşler paylaştı ayrıca çeşitlilik ve kapsayıcılık ile çalışan deneyimi üzerine güçlü perspektifler sundu. “İlham, davranışın kültüre dönüşmüş hâlidir.” TalkNTraining Kurucu Ortakları Buket Güngen ve Özlem Arslan Kart açılış konuşmalarında, serinin amacını şu sözlerle ifade etti: “İlham Veren Buluşmalar, kurumların ve toplumun dönüşüm yolculuğuna katkı sunmayı hedefleyen bir platform. İlham; sözde değil, davranışın kültüre dönüşmesinde anlam kazanıyor. Bugün burada bu etkiyi hep birlikte büyütmekten mutluluk duyuyoruz.” Memorial Sağlık Grubu’ndan Toplumsal Faydaya Vurgu Memorial Şişli Hastanesi Direktörü Dr. Özay Ünal, sağlıkta öncü vizyonlarının yanı sıra sosyal faydaya olan bağlılıklarını vurgulayarak: “Memorial olarak hem sağlık alanında hem de toplumsal değer üretiminde sorumluluk alan bir kurumuz. İlham Veren Buluşmalar’ın uzun soluklu bir etki yaratacağına inanıyoruz.” dedi. Etkinlik organizasyonunda Memorial Sağlık Grubu’nun pazarlama biriminin de güçlü bir rol üstlendiği belirtilirken, Memorial Pazarlama Yöneticisi Jale Azak Ültay, etkinliğin planlama ve iletişim süreçlerinin başarıyla yürütülmesindeki katkılarıyla ev sahipliğinin önemli isimlerinden biri oldu. Konuşmacılara Teşekkür Plaketleri Takdim Edildi Etkinliğin sonunda Prof. Dr. Erdem Akbal’a, panel konuşmacılarına ve moderatör Volkan Kılıç’a, katkılarından dolayı TalkNTraining ve Memorial Sağlık Grubu adına teşekkür plaketleri sunuldu. Katılımcıların yoğun ilgi gösterdiği buluşma, sağlıklı bir toplumsal dönüşüm için ilham veren fikirlerin ve güçlü bağların paylaşıldığı verimli bir akşam olarak tamamlandı.

Turkticaret.Net’ten Yapay Zeka Altyapısını Güçlendiren Stratejik Hamle Haber

Turkticaret.Net’ten Yapay Zeka Altyapısını Güçlendiren Stratejik Hamle

Turkticaret.Net, yapay zeka projelerinde kullanılan ve Türkiye’de erişimi sınırlı olan NVIDIA GPU destekli sunucuları hizmete sunduğunu açıkladı. Şirket, Aralık ayında daha da güçlü H200 NVL modellerini de sistemine ekleyerek yüksek performanslı yapay zeka altyapısını genişletecek. Yapay Zeka İçin Kritik Donanımlar Türkiye'de Erişilebilir Oldu Veri güvenliğine önem veren kurum ve girişimler için stratejik önem taşıyan bu yatırım kapsamında Turkticaret.Net; büyük veri işleme, yapay zeka modeli eğitimi, görüntü analizi ve yüksek hesaplama gücü gerektiren tüm projelerde tercih edilen profesyonel GPU donanımlarını müşterilerine sunmaya başladı. Bu donanımlar, sektörde arzı son derece sınırlı olan NVIDIA H100 NVL GPU sunucularını da içeriyor. H100 NVL modelleri, özellikle büyük yapay zeka modellerinin eğitimi gibi yoğun işlem gücü gerektiren senaryolarda dünya çapında tercih edilen çözümler arasında yer alıyor. Şirket ayrıca, NVIDIA’nın yeni nesil H200 NVL GPU modellerinin de Aralık ayında ürün portföyüne ekleneceğini duyurdu. Böylece kullanıcılar hem mevcut nesil hem de bir üst nesil yapay zeka işlem gücüne tek platform üzerinden erişebilecek. Verinin Türkiye’de Kalması Önceliğimiz Turkticaret.Net CEO’su Gökhan Yalçın, yapılan yatırımın Türkiye’de gelişen yapay zeka ekosistemine önemli bir katkı sağlayacağını belirterek şunları söyledi: “Amacımız, Türkiye’de yapay zeka geliştiren ekiplerin güçlü, hızlı ve erişilebilir altyapıya ulaşmasını sağlamak. Bununla birlikte, verilerin Türkiye’de tutulması bizim için kritik bir konu. Kullanıcılarımızın global standartlarda çalışırken verilerini yurtdışına çıkarmadan güvenli bir şekilde yönetebilmelerine imkân veriyoruz.” 25 Yıllık Tecrübeden Yapay Zekaya Uzanan Yolculuk 1999’dan bu yana domain, hosting, e-posta, marka tescili, sunucu ve web site hizmetleri sunan Turkticaret.Net, yeni GPU sunucularıyla birlikte ürün yelpazesini teknoloji trendlerine uygun şekilde genişletiyor. Bu adım, Türkiye’deki yapay zeka projelerinin daha güçlü ve modern bir altyapı üzerinde geliştirilmesine önemli katkı sağlayacak.

Gerçek aşkı yapay zekada buldu Haber

Gerçek aşkı yapay zekada buldu

“En Güzel Parçam 2042” – Bir Kadının Yapay Zeka Aşkıyla Dönüşüm Hikayesi Tiyatro sahneleri bu kez geleceği oynuyor. En iyi komedi müzikal oyuncusu, en iyi ışık tasarımı ve en iyi dekor tasarımı ödüllerine sahip “En Güzel Parçam 2042”, izleyiciyi 2042 yılına; yapay zekâların, robotların ve dijital duyguların hüküm sürdüğü bir dünyaya davet ediyor. Bir yanda teknoloji, diğer yanda insan kalbinin hâlâ çözülmemiş sırları… Oyun, trajikomik ve dansla örülü iki perdede, bir kadının “yapay zekâ sevgilisiyle” yaşadığı aşkın dönüştürücü gücünü anlatıyor. Baş karakter Destina, yalnızlığın dijitalleştiği bir çağda, hayatına beklenmedik şekilde dahil olan bir yapay zekâyla karşı karşıya kalıyor. Bu “mükemmel sistem”, onun tüm ihtiyaçlarını anlayan, duygularını tahmin eden, hatta onu iyileştiren bir mekanizmaya dönüşüyor. Fakat Destina’nın sorusu bitmiyor: “Gerçek sevgi bir yazılımda mı, yoksa hâlâ insanda mı saklı?” Türkiye’de ilk kez 15 uluslararası endüstriyel tasarımcı tarafından geliştirilen özel bir yapay zekâ sevgili karakteriyle sahnelenen oyun, tiyatroda teknolojik bir devrimi de beraberinde getiriyor. Seyirci, insan olmayan bir sistemin “insan duygularını” bu kadar iyi anlayabilmesine hem hayran kalıyor hem de ürperiyor. Yazan ve oynayan Zeynep Özyağcılar, izleyiciye sadece bir hikâye değil; kadının, aşkın ve insanın geleceğine dair çarpıcı bir sorgulama sunuyor. Dokunmanın unutulduğu, ilişkilerin sanal kimliklere dönüştüğü bir çağda, bu oyun “gerçek” kavramını yeniden tanımlıyor. En Güzel Parçam 2042 23 Kasım Pazar 20:30 Kadıköy Eğitim Sahnesi Yapay Zeka Misafir Sanatçı: Korel Cezayirli Bu oyun, “tüm iyileştiren aşklara” adanmıştır. Yeterince ağlamadık mı? Belki de artık hepimiz, kendi “en güzel parçamızı” bulmaya hazırız.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.