Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Türkiye

Breaking News - Türkiye haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Türkiye haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Go Türkiye Mini Dizileri 3 Milyar İzlenmeyi Aştı: İki Yeni Projenin Çekimleri Başladı Haber

Go Türkiye Mini Dizileri 3 Milyar İzlenmeyi Aştı: İki Yeni Projenin Çekimleri Başladı

Haber; Tuana Mina Bahadır Go Türkiye Mini Dizileri, üç milyarı aşan küresel izlenme ve erişim başarısının ardından yeni projelerle yoluna devam ediyor. Türkiye’nin marka hikâyesini sinematografik bir anlatımla dünyaya taşıyan proje kapsamında iki yeni mini dizinin çekimlerine başlandı. “Istanbul My Love”, “Antalya Gambit”, “Hidden Lover”, “An Istanbul Story” ve “Cappadocia Fairytale” gibi yapımlarla uluslararası dijital platformlarda ilgi gören Go Türkiye Mini Dizileri, Türkiye’nin şehirlerini, kültürel dokusunu, gastronomisini ve yaşam estetiğini dünya izleyicisiyle buluşturmayı sürdürüyor. Yeni projelerden ilki olan “Aşk Tadında” dizisinin çekimleri İzmir’de başladı. Ege’nin ruhunu, gastronomisini, sürdürülebilir yaşamını ve yerel kültürünü merkeze alan yapımda Burak Özçivit ile Ceyda Ateş başrolleri paylaşıyor. İzmir Saat Kulesi, Kordon, Urla, Alaçatı, Efes Antik Kenti ve Sığacık gibi ikonik lokasyonlarda çekilen dizi, idealist şef Merve ile mutfak dünyasına gizemli bir giriş yapan eski bankacı Kerem’in kesişen hikâyesini konu alıyor. Go Türkiye Mini Dizileri kapsamında çekimlerine başlanan ikinci yeni yapım ise Türkiye’nin tarih, kültür ve mistik atmosferini merkezine alıyor. Başrollerini Engin Altan Düzyatan ve Özge Gürel’in paylaştığı mini dizi, beş farklı şehirde gerçekleştirilen çekimleriyle Türkiye’nin kadim rotalarını keşif hikâyesi içinde ele alıyor. Senaryosu Emre Gürcan tarafından kaleme alınan, yönetmenliğini Hakan Yonat’ın üstlendiği yapımda iki karakterin büyük bir gizemin peşinde Türkiye’nin kadim şehirlerinde iz sürdüğü sürükleyici bir yolculuk anlatılıyor. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy da proje serisine ilişkin değerlendirmesinde, turizmin artık yalnızca bir destinasyon seçimi değil, bir hikâyeye dahil olma ve bir yaşam tarzını deneyimleme süreci haline geldiğini vurguladı. Ersoy, Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı koordinasyonunda hayata geçirilen mini dizilerin, Türkiye’nin kültürel ve doğal zenginliklerini küresel ölçekte görünür kıldığını ifade etti. Go Türkiye Mini Dizileri, Türkiye’nin şehir kimliğini, gastronomisini, tarihini ve doğal güzelliklerini sinematografik hikâye diliyle birleştirerek küresel tanıtımda yeni nesil bir model oluşturmayı hedefliyor. Yeni başlayan çekimlerle birlikte projenin, Türkiye’nin destinasyon hikâyelerini uluslararası dijital platformlarda daha geniş kitlelere ulaştırması amaçlanıyor.

EFSANE ŞUTÖR MILAKNIS ŞUT KLİNİĞİ İÇİN BAŞKENT’TE Haber

EFSANE ŞUTÖR MILAKNIS ŞUT KLİNİĞİ İÇİN BAŞKENT’TE

HABER; TUANA MİNA BAHADIR Avrupa basketbolunun ve Euroleauge’in efsane isimlerinden, 3 sayı kralı Arturas Milaknis, Başkent İz Spor Kulübü’nde 3 günlük özel kamp formatında gençlerle buluşmak için Türkiye’ye geliyor. EuroLeague’de yüzde 40’ın üzerinde üçlük yüzdesiyle öne çıkan Milaknis, Karolis Kalvaitis ve Osvaldas Gaizauskasile beraber 05–07 Haziran tarihleri arasında Ankara’da Başkent İz Spor Kulübü tesislerinde düzenlenecek “şut kliniği” ile genç sporculara taktik eğitimi vererek teknik becerilerini geliştirmelerine yön verecek. Dünyanın en iyi şutörlerini yetiştiren Litvanya sisteminin teknik detaylarını öğretecek olan dünyaca ünlü basketbolcu katılımcılarla birebir ilgilenecek… Ankara ve Türkiye altyapı basketboluna katkıda bulunmak ve gençlere basketbol sevgisini aşılamak için yıllardır çalışmalarını istikrarla devam ettiren Başkent İz Spor Kulübü tarafından düzenlenecek kamp 3 gün sürecek. Kamp boyunca katılımcılar yalnızca şut atmayacak; doğru şut atmanın tekniklerini öğrenecek. Program, sahada doğrudan uygulanan yüksek tempolu çalışmalarla ilerlerken oyuncuların bireysel gelişimini merkeze alacak. Sporcular; şut mekaniğini baştan sona doğru kurmayı, topu alıştan elden çıkarış anına kadar geçen sürede hatasız tekrar disiplinini oturtmayı, perde çıkışı sonrası doğru açı ve zamanlamayı yakalamayı ve oyun içinde boş kalarak şut fırsatı yaratmayı deneyimleyecek. Bununla birlikte catch&shoot, hareketli şut ve baskı altında şut gibi farklı oyun senaryolarında doğru karar verme becerileri de uygulamalı olarak geliştirilecek. Milaknis ise yıllar boyunca en üst seviyede yakaladığı yüksek yüzdeyi mümkün kılan teknik detayları ve tekrar alışkanlığınısahada birebir aktaracak. MAÇ KAZANDIRAN ŞUTÖR OLMAK İÇİN ÖZEL TEKNİKLER ÖĞRETİLECEK Kamp programı kapsamında katılımcı sporcular; baskı altında doğru karar verme, kritik anlarda özgüveni koruma ve istikrarı sürdürebilme gibi üst düzey performansın belirleyici unsurlarını da sahada deneyimleyecek. Milaknis, “şut atabilen oyuncu” ile “maç kazandıran şutör” arasındaki farkı gerçek oyun senaryoları üzerinden gösterecek. LİTVANYA EKOLÜ BAŞKENT’E GELİYOR Dünyanın en iyi şutörlerini yetiştiren Litvanya basketbol sistemi, bu kamp ile Türkiye’de sahaya taşınacak. Katılımcılar yalnızca tekniklerini geliştirmekle kalmayacak, aynı zamanda modern basketbolda alan yaratma, doğru sahaiçi yerleşim ve oyunu okuma becerilerini de ileri seviyeye taşıyacak.

BAKAN TEKİN, OECD GENEL SEKRETERİ CORMANN İLE BİR ARAYA GELDİ Haber

BAKAN TEKİN, OECD GENEL SEKRETERİ CORMANN İLE BİR ARAYA GELDİ

Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in OECD Beceriler Zirvesi kapsamında görüştüğü OECD Genel Sekreteri Mathias Cormann, bir sonraki PISA için gelen verilerin, Türkiye'deki olumlu eğilimin devam ettiğini gösterdiğini vurguladı. Bakan Tekin, İstanbul’da düzenlenen Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) Beceriler Zirvesi kapsamında OECD Genel Sekreteri Mathias Cormann ile bir araya geldi. Tekin, Millî Eğitim Bakanlığı olarak eğitim diplomasisini ve OECD ile ilişkileri çok önemsediklerini, OECD'nin raporları ve tavsiyelerinin kendileri için her zaman referans kaynağı olduğunu söyledi. Bakan Tekin, 2024-2025 eğitim öğretim yılında yaptıkları düzenlemeyle müfredatı beceri odaklı bir formata kavuşturduklarını anlattı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2001 yılında AK Parti’yi kurarken Türkiye’nin eğitim öğretimde fiziki altyapıyla ilgili eksikliklerine dikkat çektiğini hatırlatan Bakan Tekin, “Derslik başına düşen öğrenci sayısı, öğretmen başına düşen öğrenci sayısı, bu sayılar çok yüksekti. Aradan geçen 20 yılı aşkın süre içinde derslik sayısını 300 binlerden 750 binlere çıkardık. Öğretmen sayısını 500 binlerden 1 milyon 200 binlere çıkardık. Okullarımızın tamamında, 650 bin dersliğimizin tamamında şu anda etkileşimli tahtalar var, dünyanın en büyük eğitim içerik portallerinden birine erişim imkânı var.” diye konuştu. Tekin, Bakanlıkta 2013 yılından itibaren 5,5 yıl müsteşarlık yaptığını hatırlatarak bu süre içinde altyapıya dönük çalışmalara ilave olarak beceri odaklı bir programa geçilmesi için çok ciddi bir çaba sarf ettiklerini ve geçen yıl bunu temin ettiklerini ifade etti. Finansal okuryazarlık konusunun, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamındaki 9 okuryazarlık başlığından biri olduğuna işaret eden Tekin, bütün okullarda finansal okuryazarlıkla ilgili süreçleri başlattıklarını, bu konunun şu anda odak noktalarından biri olduğunu ifade etti. “Birçok ülke tecrübelerimizi transfer etmek için bizimle irtibata geçiyor” Mesleki eğitimle ilgili çalışmalara da işaret eden Tekin, ülkelerin millî gelirleri ile mesleki ve teknik eğitimde verilen beceri odaklı eğitim arasındaki korelasyonu çok yakından takip etiklerini kaydetti. 2013'ten itibaren mesleki ve teknik eğitimi hem nicel göstergeler itibarıyla tercih edilen bir alan haline dönüştürmeye çalıştıklarını hem de Türkiye'nin bürokratik yapısı içerisinde bu alana yönelik önemli teşvikler uygulamaya başladıklarını anlatan Tekin, şu değerlendirmelerde bulundu. “Bütün bunları yaparken de iş başı eğitimlerine, yani çocuklarımızın işletmelerde mesleki alanla ilgili beceri eğitimlerine odaklandık. Şu an Türkiye'de, kendine özgü değişik bir model uygulamaya girmiş oldu ve bu, kamuoyu tarafından da ciddi şekilde beğenilmeye başlandı. Mesleki eğitim alan çocuklarımızın hem saha becerileri hem de akademik eğitimleri paralel bir biçimde yürümüş oluyor. Birçok ülke Türkiye’nin bu konudaki tecrübelerini transfer etmek üzere bizimle irtibata geçiyor. Biz de bu konuda çok iş birliğine açık bir tutum sergiliyoruz.” Mesleki ve teknik eğitimin başlangıçta sağlıklı verilmesi ve hayat boyu devam ettirilmesinin çok kritik bir yaklaşım olduğunu vurgulayan Bakan Tekin, “Biz mesleki teknik eğitimin hem zorunlu eğitim çağında verilmesi için çaba sarf ediyoruz hem de yaşam boyu öğrenme kapsamındaki modüllerimizi güncel gelişmelere göre daha çekici ve daha cazip hale getirmek üzere çok devasa bir yükün altına girdik.” dedi. Mesleki eğitimin çekici hale getirilmesi konusunun küresel bir problem olduğunu kaydeden Tekin, bu konuda OECD gibi güçlü yapılarla birlikte çalışmanın tüm ülkelere güç vereceğini söyledi. Cormann: “Türkiye doğru yönde eğilim gösteren az sayıdaki ülkeden biri” OECD Genel Sekreteri Cormann da örgütün Türkiye ile olan etkileşimine büyük değer verdiğini ifade etti. Özellikle eğitim politikası alınanda bu ilişkilerin kendileri için önemli olduğunu söyleyen Cormann, “PISA sonuçlarının bize söylediği şey; son on yılda Türkiye'nin doğru yönde eğilim gösteren az sayıdaki ülkeden biri olduğudur. Bir sonraki PISA için gelen verilerin, Türkiye'deki bu olumlu eğilimin devam ettiğini gösterdiğini görüyoruz.” şeklinde konuştu. Eğitimin; verimliliği artırmanın ve dolayısıyla gelirleri ve yaşam standartlarını iyileştirmenin en iyi yollarından biri olduğuna işaret eden Cormann, “Ancak bu, olumlu değişimin etkisini göstermesinin uzun zaman aldığı bir politika alanıdır. Fakat Türkiye'nin bir süredir olumlu bir yörüngede olduğunu görmek çok güzel.” dedi. OECD Eğitim Direktörü Schleicher: “Mesleki eğitimde iş birliğimizi geliştirmek istiyoruz” Görüşmeye katılan OECD Eğitim Direktörü AndreasSchleicher de eğitim alanındaki başarılarından dolayı Bakan Tekin’i kutladı. Finansal okuryazarlık konusuna özel bir önem verdiklerini ifade eden Schleicher, gençlerin matematiksel bilgilerini finansal bir bağlamda ne kadar iyi uygulayabildiklerini değerlendirmek açısından bunun önem taşıdığını söyledi. Schleicher, bu konunun Millî Eğitim Bakanlığı ile OECD arasındaki iş birliklerinin iyi bir uzantısı olacağını dile getirdi. Bugün “Küresel Mesleki ve Teknik Eğitim” girişimini başlatacaklarını kaydeden Schleicher, “Ülkeleri mesleki eğitim etrafında bir araya getirdiğimiz, küresel standartlar oluşturduğumuz, sistemleri birbirleriyle daha uyumlu hale getirdiğimiz ve ortak bir dil yarattığımız bir girişim. Türkiye'nin bu alana yaptığı yatırımlar göz önüne alındığında, bunun iş birliğimizi genişletmek için harika bir alan olacağını düşünüyorum.” dedi. Görüşmeye Millî Eğitim Bakan Yardımcısı Celile Eren Ökten ve Bakanlık bürokratları da katıldı.

KOLEZYUM’DA TROYA RÜZGARI! 221 ESERLE TARİH DÜNYA SAHNESİNDE Haber

KOLEZYUM’DA TROYA RÜZGARI! 221 ESERLE TARİH DÜNYA SAHNESİNDE

50 ESER İLK KEZ SERGİLENİYOR! TÜRKİYE’DEN 19 MÜZE TEK SERGİDE BULUŞTU BAKAN ERSOY’DAN KORUMA HASSASİYETİ: ESERLER ULUSLARARASI STANDARTLARLA KORUNARAK SERGİYE HAZIRLANIYOR Roma'nın dünyaca ünlü tarihî miraslarından Kolezyum Arkeolojik Alanı’nda "Troy and Rome: Myths, Legends, Stories of Ancient Mediterranean" adlı sergi 11 Haziran'da ziyaretçileriyle buluşuyor. Türkiye’den 19 müzeden toplam 221 eser ve Troya Atı replikası dünya vitrinine çıkıyor. Sergide 50 eser ilk kez gün yüzüne çıkarken kapsamlı konservasyon süreci ve uluslararası standartlarda yürütülen taşıma ve koruma çalışmaları dikkat çekiyor. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, eserlerin uluslararası standartlarla korunarak sergi hazırlandığını söyledi. Antik dünyanın efsanevi kenti Troya milyonlarca ziyaretçinin uğrak yeri olan Kolezyum'da görücüye çıkacak. Homeros’un İlyada Destanı’nda ölümsüzleşen ve binlerce yıllık katmanlı tarihiyle insanlık mirasının en önemli simgelerinden biri olan antik kent ile Troya efsanesini yansıtan eserler uluslararası standartlarda bir korumayla İtalya'nın başkenti Roma'ya taşınacak. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Kolezyum’da gerçekleşecek Troya temalı sergiyi sosyal medya hesabından duyurdu. Bakan Ersoy, 11 Haziran'da ziyarete açılacak olan sergiye ilişkin şu ifadeleri kullandı: "Troya’yı dünya turizminin en önemli buluşma noktalarından biri olan tarihî Kolezyum’a taşıyoruz! Roma'nın dünyaca ünlü miraslarından Kolezyum Arkeolojik Alanı’nda 11 Haziran'da "Troy and Rome: Myths, Legends, Stories of Ancient Mediterranean" adlı sergimizin açılışını yapacağız. Sergimizde, Türkiye’deki 19 müzeden toplam 221 eserin yanı sıra Troya Atı replikası da yer alacak.Eserlerin 50’si ilk kez sergilenecek olup, Troya Müzesi’nden 99 eser sergide gösterime sunulacak. Aralık 2025’ten bu yana 6 bölge laboratuvarımızın restoratörleri tarafından yürütülen kapsamlı konservasyon süreciyle, eserlerimiz uluslararası standartlarda sergiye hazırlanıyor. ICOM ödünç verme standartları doğrultusunda sigorta, taşıma ve koruma süreçleri titizlikle yürütülüyor.Bu toprakların kültürel mirasını dünya sahnesine kararlılıkla taşıyan başta @kvgm ekiplerimiz olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyorum." Aylar Süren Hazırlık: 6 Laboratuvar Uluslararası Standartlar Kolezyum’da düzenlenecek serginin hazırlıkları Aralık 2025’te başladı. Türkiye genelinde 6 farklı Restorasyon ve Konservasyon Bölge Laboratuvarı Müdürlüğü bünyesinde görevli uzman restoratörler sürece dahil oldu. Uluslararası Güvence: Sigorta ve Devlet Garantisi Sergide yer alacak eserler, ICOM’un uluslararası ödünç verme standartları doğrultusunda hazırlanıyor. Eserler, “çividen çiviye” sanat eseri sigortası ile teminat altına alınırken ev sahibi ülkeden devlet garanti belgesi sağlanıyor. Taşıma süreci ise uluslararası sertifikalara sahip firmalar aracılığıyla gerçekleştiriliyor. Troya'nın Hikâyesi Bütün Haliyle Anlatılacak Troya Savaşı'nın hemen öncesi Anadolu tarihini de kapsayacak şekilde tasarlanan sergide yer alan eserler, MÖ. 3’üncü binden Roma Dönemi sonuna kadar uzanan geniş bir zaman dilimini kapsıyor. Troya Savaşı’ndan sahneleri betimleyen eserler ile Roma’nın kurucu atası kabul edilen Aeneas’ın İtalya’ya varışını tasvir eden parçalar serginin en dikkat çeken unsurları arasında yer alıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığınca eserler, Troya anlatısını bütüncül bir kurgu içinde sunacak şekilde bir araya getirildi. Yeni Uluslararası Sergiler Yolda Troya sergisi, Türkiye’nin kültürel mirasını uluslararası platformlara taşıyan projelerin yalnızca bir parçası olarak dikkat çekiyor. Berlin’de devam eden Taş Tepeler sergisinin ardından, 2026’nın son çeyreği ve 2027 yılında Danimarka, İngiltere, İtalya ve ABD’de yeni sergiler planlanıyor. Japonya için mutabakat zaptı imzalanırken Kültür ve Turizm Bakanlığı Çin ve Avusturya için de görüşmeleri sürdürüyor.

BAKAN ERSOY, FORMULA 1 SÜRECİNE İLİŞKİN DETAYLARI PAYLAŞTI Haber

BAKAN ERSOY, FORMULA 1 SÜRECİNE İLİŞKİN DETAYLARI PAYLAŞTI

TÜRKİYE KÜRESEL SPOR ORGANİZASYONLARININ MERKEZİ OLUYOR F1 İLE İSTANBUL KAZANACAK: ERSOY’DAN TURİZM VE GELİR ODAKLI HAMLE Formula 1’in 2027 yılı itibarıyla yeniden Türkiye’ye kazandırılması süreci resmen tamamlandı. İstanbul Park’ın en az 5 yıl boyunca takvime dahil edilmesiyle birlikte Türkiye, dünyanın en büyük spor organizasyonlarından birine yeniden ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, organizasyonun turizm talebini artıran, milyarlarca dolarlık ekonomik katkı sağlayan ve küresel ölçekte yüksek görünürlük sunan etkisine dikkat çekti. Türkiye, küresel spor organizasyonları sahnesinde yeniden güçlü bir konum elde ederken Formula 1’in dönüşüyle birlikte İstanbul’un uluslararası tanıtım gücünün daha da artması bekleniyor. Dünyanın en prestijli yarış organizasyonlarından biri olan Formula 1’in İstanbul Park’ta yeniden düzenlenecek olması, turizmden ekonomiye kadar geniş bir etki alanı oluşturacak. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak ile Türkiye Otomobil Sporları Federasyonu Başkanı Eren Üçlertoprağı’nın katılımıyla İstanbul Park’ta Formula 1’in Türkiye’ye dönüş sürecine ilişkin bir basın toplantısı düzenlendi. Bakan Ersoy toplantıda yaptığı konuşmada, Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansının (TGA) yürüttüğü küresel tanıtım ve pazarlama stratejilerinin sürecin merkezinde yer aldığını vurguladı. Organizasyonun uluslararası görünürlüğünün artırılması, hedef pazarlara erişimin güçlendirilmesi ve İstanbul’un küresel marka değerinin yükseltilmesinde TGA’nın aktif rol üstlendiğini belirten Ersoy, sürecin Bakanlıklar koordinasyonunda ve TGA’nınöncülüğünde çok sayıda paydaşın katkısıyla yürütüldüğünü söyledi. İstanbul Park 2027’den İtibaren Formula 1 Takviminde Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy, sürecin tamamlandığını belirterek şu ifadeleri kullandı: “Sayın Cumhurbaşkanımızın dün Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde Formula 1 CEO’su ve FIA Başkanı ile birlikte gerçekleştirdiği lansman etkinliği, bizler için uzun süren bir maratonun bitiş çizgisi niteliğindeydi. Sayın Cumhurbaşkanımızın himayelerinde, Bakanlığımız ile Gençlik ve Spor Bakanlığı eşgüdümünde, TOSFED, Vakıflar Genel Müdürlüğü, TGA ve daha pek çok değerli paydaşın koordineli çalışmaları dün itibarıyla nihai hedefine ulaşmıştır. İstanbul Park, 2027 yılından itibaren en az 5 yıl boyunca Formula 1 takvimine dahil olmuştur.” Formula 1’in küresel ölçekte ulaştığı izleyici kitlesine dikkat çeken Ersoy, organizasyonun şehirler ve ülkeler için yüksek katma değerli bir tanıtım fırsatı sunduğunu vurguladı. Turizmde Yüzde 6 Artış Etkisi ve Milyarlık Gelir Modeli Uluslararası verilerin Formula 1’in turizm talebine doğrudan katkı sağladığını ortaya koyduğunu belirten Ersoy, organizasyonun etkisini sayısal verilerle anlattı. Formula 1’in 2025 sezonunda 180’den fazla ülkede 827 milyondan fazla televizyon izleyicisine ulaştığını, tribünlerde ise 6,7 milyondan fazla seyirci ağırladığını ifade etti. Formula 1’in resmi hesaplarındaki toplam takipçi sayısı 114 milyondan fazla olduğuna dikkati çeken Ersoy, 2025’te toplam 2,3 milyar etkileşim yakalandığını ve bu seviyenin de UEFA Şampiyonlar Ligi ile NBA gibi spor organizasyonlarının bile üzerinde olduğunu söyledi. Singapur örneği üzerinden organizasyonun ekonomik katkısına rakamlarla birlikte işaret eden Ersoy, yatırımların katbekat geri dönüş sağladığını kaydetti. Formula 1’in yalnızca bir yarış organizasyonu olmadığını dile getiren Ersoy, aynı zamanda şehir ekonomisini canlandıran küresel bir platform olduğunu vurguladı. İstanbul Bu Etkiyi En Üst Seviyeye Taşıyacak İstanbul’un sahip olduğu potansiyelin de konuşmasında altını çizen Bakan Ersoy, şu değerlendirmede bulundu: “Biz Formula 1’in bu kaldıraç etkisini İstanbul’a kanalize etmeli, şehrimizin potansiyelini bu etkiyi en üst seviyeye taşıyacak şekilde kullanmalıyız. F1 nitelikli turisti, varlıklı ziyaretçiyi getirir.” İstanbul’un tarihî, kültürel ve coğrafi avantajlarıyla bu organizasyondan maksimum fayda sağlayacağını belirten Ersoy, premium turizm stratejisi açısından organizasyonun kritik önem taşıdığını ifade etti. Bakan Ersoy, “Singapur verileri yarış haftasında gelen ziyaretçilerin yalnızca yüzde 30'unu oluşturan varlıklı segmentin, toplam harcamanın yüzde 40'ından fazlasını gerçekleştirdiğini ortaya koyuyor.” dedi. Formula 1’in pistten şehrin tamamına etki eden bir organizasyon olduğunu sözlerine ekleyen Ersoy şunları söyledi: “Formula 1’in etkisi yarış öncesinde de sonrasında da devam ediyor. Singapur'un verileri; İstanbul'un Boğaz kıyıları, Tarihi Yarımada, Beyoğlu ve Anadolu Yakası gibi yerler için son derece heyecan vericidir. Kısaca Formula 1 pistten şehrin tamamına etki eden bir organizasyondur. İmparatorlukların başkenti, medeniyetlerin buluşma noktası olan İstanbul; tarihî ve modern, kültürel ve doğal turizm varlıkları ile Formula 1’in kaldıraç etkisini son derece güçlü bir ekonomik katma değere dönüştürmeye adaydır. Formula 1 ile yaptığımız 5 yıllık garantili sözleşme ise bu etkinin tek seferlik değil, sürdürülebilir ve kalıcı olmasına imkân sunmaktadır." Küresel Tanıtım Atağı Başlıyor Tanıtım sürecinin uzun süredir hazırlandığını belirten Ersoy, Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansının (TGA) kapsamlı bir kampanya yürüteceğini açıkladı. Bakan Ersoy, küresel televizyon, dijital platformlar ve sosyal medya üzerinden İstanbul’un “iki kıtayı birleştiren F1 şehri” olarak konumlandırılacağını ifade ederek şunları kaydetti: “Özetle, Avrupa, Asya ve Amerika’daki öncelikli pazarlarımız başta olmak üzere, bugünden itibaren başlayacak kademeli bir iletişim takvimiyle, İstanbul'u dünyanın tek 'iki kıtayı birleştiren F1 şehri' olarak lanse edeceğiz.” Türkiye Küresel Spor Organizasyonlarının Merkezi Oluyor Türkiye’nin uluslararası spor organizasyonlarındaki konumuna da değinen Ersoy, UEFA Avrupa Ligi Finali, FIVB Kadınlar Milletler Ligi, CEV Kadınlar Avrupa Şampiyonası gibi organizasyonlara ev sahipliği yapılacağını, 2027 Avrupa Oyunları, 2032 Avrupa Futbol Şampiyonası ve 2036 Olimpiyat adaylığı sürecinin devam ettiğini belirtti. Ersoy, 2027 yılında Formula 1 Türkiye Grand Prix’sinin de bu büyük organizasyon zincirinin önemli bir parçası olacağını ifade etti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ilgi ve himayeleri dolayısıyla şükranlarını sunan Bakan Ersoy, konuşmasının sonunda sürece katkı sunan tüm paydaşlara teşekkür ederek organizasyonun İstanbul ve Türkiye için hayırlı olmasını diledi.

BÜYÜK ONUR! Türkiye, Global Klinik Araştırmalarda Bölgesel Merkez Olma Yolunda  Haber

BÜYÜK ONUR! Türkiye, Global Klinik Araştırmalarda Bölgesel Merkez Olma Yolunda 

23. Türkiye Hemofili Kongresi bu yıl 15-17 Nisan 2026 tarihlerinde Antalya Pine Beach Belek Otel Kongre Merkezi’nde Türkiye Hemofili Derneği ve Hemofili Federasyonu’nun ev sahipliğinde düzenleniyor. Kongrenin ilk günü olan 15 Nisan Çarşamba “Dünya Hemofili Günü” kapsamında Türkiye Hemofili Derneği Başkanı ve İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof.Dr.Bülent Zülfikar başkanlığında basın toplantısı düzenlendi. Hemofili Dernekleri Federasyonu Başkanı ve Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Hematolojisi öğretim üyesi Prof.Dr.Kaan Kavaklı ile Fransa - Lyon Universitesi Hemofili Merkezi ve Hemostaz Ünitesi Başkanı Prof.Dr.Yeşim Dargaud’un da değerli bilgiler paylaştığıtoplantıda; Hemofili tedavisindeki yenilikler, bilimsel gelişmeler, tedaviye erişim ve gelecek vizyonu değerlendirildi. Hemofili konusunda son yıllarda Türkiye’de yapılan toplantılar, sosyal ve bilimsel faaliyetler, dünyanın önde gelen bilim platformları tarafından yakından takip ediliyor. Kuşkusuz “Türkiye Hemofili Kongresi” bu çalışmaların ön sıralarında yer alıyor. Basın toplantısında açıklamalarda bulunan Türkiye Hemofili Derneği Başkanı ve İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof.Dr.Bülent Zülfikar şunları söyledi; “Türkiye olarak Hemofili konusundaki klinik çalışmalara katkımız yüksek. Bugün baktığımızda dünya çapında yürütülen 1102 klinik çalışmanın 121’inde Türkiye yer alıyor. Bu bizim için çok değerli bir veri.” 17 Nisan Dünya Hemofili Günü kapsamında konuşmasına devam eden Zülfiikar ortopedik komplikasyonlar, protez gereksinimleri, ameliyat maliyetleri ve ekonomik-sosyal etkiler ile hasta derneklerinin farkındalık oluşturmadaki rolüne değindi ve sözlerine şöyle devam etti; “Türkiye'de devlet geri ödeme mekanizmalarının (SGK) güçlü olması sayesinde faktör tedavilerine erişim geçmişe göre çok daha iyi hale geldi. Bu, hem hastalar hem de hasta yakınları için çok sevindirici. Türkiye’deki Hemofili konusunda uzman merkezler sayesinde erken tanı ve tedavi süreci de olumlu yönde ilerliyor. Yeni ilaçların ülkeye girişiyle birlikte daha kolay uygulanabilir ürünlere geçiş gündemde; bunun yaygınlaştırılması için karar, düzenleme ve finansal mekanizmların devam etmesi gerekiyor.” Tedavinin sağlık sistemi üzerindeki ekonomik getirilerine de değinen Zülfikar;”Yeni gelişmeler; protez ameliyatlarının azalması, hastanede yatış sürelerinin kısalması ve ameliyat maliyetlerinin düşmesi gibi tasarruf potansiyelleri de sunuyor” dedi. “Deri altı uygulamalar sayesinde çocuklar ve erişkinlerde hem yaşam süresi uzuyor hem de yaşam kaliteleri iyileşiyor” Hemofili tedavisine yönelik son 15 yıldaki gelişmelerin önemini vurgulayan Prof.Dr.Yeşim Dargaud ise şunları söyledi; “Özellikle son 5-6 yılda deri altı (subkutan) tedaviler hastaların yaşam kalitesini ciddi oranda yükseltti. Bu tedaviler yeni doğandan erişkine kadar kullanım kolaylığı sağlıyor ve beyin kanaması gibi ağır komplikasyonları azaltıyor. Mevcut gelişmeler, hastalara aspirin gibi kardiyovasküler tedaviler uygulanabilmesini mümkün kılıyor. Erişkin hastaların genel sağlık sorunlarının tedavisini kolaylaştırıyor. Yakın gelecekte 2. ve 3. jenerasyon subkutan ürünler ile gen tedavisi konusunda gelişmeler kaydedilecek.” Gen tedavisinin Hemofili B’de daha olumlu sonuç verirken,Hemofili A’da ticari ve teknik nedenlerle bazı ürünlerin geri çekilmesi nedeniyle kısmi belirsizlikler bulunduğunu söyleyenProf.Dr.Kaan Kavaklı; “Erken tanı, uzman merkezlerde yoğunlaşmış bakım ve güncel tedavilere hızlı erişim sayesinde hastaların normal yaşam süreçlerini sürdürmeleri mümkün hale geldi; gençlerin eğitim, istihdam ve sosyal aktivitelere katılımı arttı. Öte yandan haftada birkaç kez damar yoluyla tedavi gerektiren dönemlerin yerini daha kolay uygulamalar aldığı için aile yükü ve psikososyal baskı azaldı. Ancak erişkin dönemde geçmişten kalan eklem hasarları (artropati) nedeniyle protez ve ortopedik müdahale ihtiyacı sürebiliyor; eklem tamirini geri döndürecek yeni tedavi boşlukları halen var” dedi. Tanı ve tedavi merkezlerinin sayısının artırılması gerektiği, mevcut merkezlerin büyük şehirlerde yoğunlaştığı ve ülke çapında yaygınlaşmanın hedeflendiğini vurgulayan Prof.Dr.Bülent Zülfikar sözlerine şöyle devam etti; “Hekim, hemşire ve sağlık personelinin eğitilmesi; hasta dernekleri ile sağlık ekiplerinin entegre çalışması ve hasta ailelerinin bilgilendirilmesi öncelikli olmalı. Bu noktada ulusal kongreler, hasta eğitimi oturumları ve hasta-hekîm iş birlikleri, farkındalık ve bakım kalitesini yükseltmede önemli rol oynuyor”.

CUMHURBAŞKANLIĞI 7. ULUSLARARASI YAT YARIŞLARI 23 NİSAN’DA START ALIYOR Haber

CUMHURBAŞKANLIĞI 7. ULUSLARARASI YAT YARIŞLARI 23 NİSAN’DA START ALIYOR

Haber; Tuana Mina Bahadır ORGANİZASYON KOMİTESİ BAŞKANI YEMLİHAOĞLU: “DÜNYANIN BİRÇOK BÖLGESİNDEKİ KRİZLER VARKEN; KENDİ KARASULARIMIZDA GÜVENLE VE ÖZGÜRCE YELKEN BASMAK BÜYÜK GURUR” Cumhurbaşkanlığı himayelerinde bu yıl 7.’si düzenlenecek olan Cumhurbaşkanlığı Uluslararası Yat Yarışları, 23 Nisan’dan 29 Ekim’e uzanan tarihi bir rotada sporcuları ve deniz tutkunlarını bir araya getiriyor. Organizasyon Komitesi Başkanı Ekrem Yemlihaoğlu, yarışların Türkiye’nin denizlerdeki gücünü ve vizyonunu tüm dünyaya gösterdiğini belirterek, “Dünyanın birçok bölgesinde savaşların, krizlerin, belirsizliklerin hakim olduğu bir dönemden geçiyoruz. Böyle bir ortamda Türkiye olarak kendi kara sularımızda güvenle, özgürce ve gururla yelken basıyor olmak bizler için sadece bir spor faaliyeti değil aynı zamanda çok büyük bir gurur” dedi. Cumhurbaşkanlığı himayelerinde düzenlenen, dünyanın en prestijli denizcilik organizasyonlarından biri olan Cumhurbaşkanlığı 7. Uluslararası Yat Yarışları, 23 Nisan’dan 29 Ekim’e uzanan tarihi bir rotada sporcuları ve deniz tutkunlarını bir araya getiriyor. Cumhurbaşkanlığı himayelerinde, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile T.C. Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın katkılarıyla İstanbul Valiliği, Çanakkale Valiliği, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı ve TGA iş birliğinde, İstanbul Açık Deniz Yat Yarış Kulübü tarafından Türkiye Yelken Federasyonu 2026 yılı faaliyet programı kapsamında organize edilen Cumhurbaşkanlığı 7. Uluslararası Yat Yarışları'nın basın toplantısı, 10 Nisan Cuma günü Mandarin Oriental Bosphorus İstanbul’da gerçekleştirildi. Dünyanın dört bir yanından yüzlerce yarışçıyı bir araya getirecek dev organizasyonun 2026 yılı rotası ve detayları paylaşıldı. “DÜNYADAKİ KRİZ DÖNEMİNDE GÜVENLE VE ÖZGÜRLE YELKEN BASIYORUZ” İstanbul Vali Yardımcısı Mehmet Sülün ve Türkiye Yelken Federasyonu Başkanı Özlem Akdurak’ın katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda konuşan Organizasyon Komitesi ve İstanbul Açık Deniz Yat Yarış Kulübü Başkanı Ekrem Yemlihaoğlu, “Bugün burada yalnızca bir spor organizasyonunu anlatmak için değil, aynı zamanda Türkiye'nin denizlerdeki gücünü ve vizyonunu tüm dünyaya bir kez daha göstermek adına bir araya gelmiş bulunuyoruz. Dünyanın birçok bölgesinde savaşların, krizlerin, belirsizliklerin hakim olduğu bir dönemden geçiyoruz. Böyle bir ortamda Türkiye olarak kendi kara sularımızda güvenle, özgürce ve gururla yelken basıyor olmak bizler için sadece bir spor faaliyeti değil aynı zamanda çok büyük bir gurur. Bu vesileyle bu organizasyonu gerçekleştirebilmemiz adına ülkemizde sağlanan istikrar ve güven ortamı için başta Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, Türkiye Cumhuriyeti Gençlik ve Spor Bakanımız Osman Aşkın Bak’a ve Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanımız Mehmet Nuri Ersoy'a en derin şükranlarımızı ifade etmek isteriz” diye konuştu. Yelken sporunun dünyada sadece bir spor dalı değil aynı zamanda milyarlarca dolarlık ekonomik hacmi yaratan; turizmi, teknolojiyi, uluslararası ilişkileri bir araya getiren stratejik bir enstrüman olduğunu vurgulayan Yemlihaoğlu, “Bugün dünyanın en önemli yelken organizasyonlarına baktığımızda bulundukları şehirleri, ülkeleri küresel marka haline getirdikleri, yüksek gelirli turistleri çektikleri, ciddi bir ekonomik değer oluşturduklarını açıkça görmekteyiz. Milyarlarca dolardan bahsedilen bir alan yelken sporu. İşte tam da bu nedenle yelken sporu, spor turizmi açısından en sürükleyici, en prestijli ve en yüksek katma değer yaratan branşların başında gelmektedir. Cumhurbaşkanlığı Uluslararası Yat Yarışları bu vizyonun Türkiye'deki en güçlü temsilcisidir. Bu organizasyon ile ülkemizin eşsiz coğrafyasını ve denizlerini dünya sahnesine taşımak, uluslararası sporcuları ve takımları Türkiye'de buluşturmak, yelken sporunu daha genç kitlelere yaymaktır. Gençlerimize ilham vermek, onları denizle buluşturmak, Türkiye'yi yelken sporunda küresel bir merkez haline getirmek en önemli hedeflerimiz arasındadır” dedi. HEN YIL SPORCU SAYISI ARTIYOR Yemlihaoğlu, bu yıl toplamda 200 ekip, 2000'in üzerinde sporcu, 14 farklı ülkeden katılım beklediklerini ifade ederek, “Pandeminin ilk yılında, şampiyonanın ilk başladığı yıl 23 olan ekip sayısında burada muazzam bir artış görüyoruz.” diye konuştu. Türkiye Yelken Federasyonu Başkanı Özlem Akdurak da “Türk yelken sporu Cumhurbaşkanımızın sporun her alanında koyduğu irade ve vizyondan nasibini alarak, Gençlik Spor Bakanımız Sayın Osman Aşkın Bak’ın muazzam çabaları ve destekleriyle, bütün spor dallarında olduğu gibi bizler de bu grafikten nasibimizi alarak geçtiğimiz yıllarda her yıl artan başarılarımızla uluslararası camiada bayrağımızı dalgalandırmaya devam ediyoruz. Bu yıl artan uluslararası başarılarımız 2025 yılında bir zirveye taşınarak gençlik sınıflarında dünya şampiyonalarında ve Avrupa şampiyonalarında ayrı ayrı her ikisinde de en fazla madalya alan ülke konumuna taşıdı bizi. Bu gurur hepimizin. Amacımız 2028 Los Angeles Oyunları'nda en az iki branşta Türk yelkenciliğine bir ilk yaşatarak madalyayla olimpiyattan dönmektir” dedi. Cumhurbaşkanlığı Uluslararası Yat Yarışları’nın 23 Nisan, 19 Mayıs, 30 Ağustos ve 29 Ekim gibi Cumhuriyetimizin kilit tarihlerinde düzenlenecek olmasının önemine işaret eden Akdurak, “Her geçen sene Cumhurbaşkanlığı Yat Yarışlarında hem katılım ülke sayısı olarak hem sporcu sayısı olarak muazzam artışı sevinerek izliyoruz. Organizasyonun başarısında emeği geçen başta İstanbul Açık Deniz Yarış Kulübü ekibi olmak üzere destek veren bütün paydaşlara çok teşekkür ediyorum. Yine Türk sporunu, Türk yelkenciliğini gururlandıracak bir organizasyonu hep beraber izliyor olacağız.” diye konuştu. 5 AYRI ETAPTA YARIŞILACAK Cumhurbaşkanlığı Uluslararası Yat Yarışları Sportif Direktörü Engin Yuvaktaş, yarış etaplarına değinerek; şu bilgileri verdi: “Bizim bu yıl Cumhurbaşkanlığı 7. Uluslararası Yat Yarışları takvimimizde 5 tane yarış bulunmakta. İlk etap 2 hafta sonra 23 Nisan'da İstanbul Boğazı'nda başlayacak. 23 Nisan - 25 Nisan tarihleri arasında gerçekleşecek yarışımız Sahil Güvenlik Komutanlığı Kupası. Sahil Güvenlik Komutanlığı Kupası 23 Nisan'da Moda'dan start edecek ve 25 Nisan'da Çanakkale'de finiş vereceğiz. Ve Çanakkale'de 25 Nisan'da bir de Çanakkale Boğazı yarışımız olacak. Yani 23-25 Nisan arasındaki yarışlarımızda bir tane İstanbul Boğazı, bir tane İstanbul-Çanakkale Açık Deniz Yarışı, bir tane de Çanakkale Boğazı Yarışı gerçekleştireceğiz. Hemen arkasından bir ay sonra 17-19 Mayıs'ta gerçekleşecek Kurtuluş Kupamız var. Kurtuluş Kupası da bizim için çok anlamlı bir yarış. Geçen sene ilkini yapmıştık. Bu sene de 17 Mayıs'ta İstanbul'da Adalar Parkurunda, 19 Mayıs'ta da yine İstanbul Boğazı'nda gerçekleşecek ve Kurtuluş Kupamız tamamlanacak. 30 Ağustos Zafer Bayramı'nda 30 Ağustos Zafer Kupamız yine İstanbul Boğazı'nda gerçekleştireceğimiz bir günlük bir yarış olacak. 29 Ekim Cumhuriyet Kupası bizim 2020 yılından beri gerçekleştirdiğimiz ve çok büyük katılımlarla İstanbul'da gerçekleşen bu yarış yine 29 Ekim'de İstanbul Boğazı'nda başlayacak. 30 Ekim, 31 Ekim ve 1 Kasım tarihlerinde de Caddebostan-Adalar Parkurunda devam edecek. Son yarışımız, kapanış yarışımız 16 Kasım - 19 Kasım tarihleri arasında Kıbrıs Kupası için olacak. Kıbrıs Kupası 16 Kasım'da Muğla'nın Marmaris ilçesinden start edecek ve Kıbrıs'ta Girne'de finiş verecek. Bu yarış geçen yıl ilk defa düzenlenmiş, belki de dünyada ilk defa düzenlenmiş bir açık deniz yarışı olarak takvimimize girdi ve bu sene de yine devam edeceğini planlıyoruz. Toplamda 10 farklı divizyondagerçekleşecek yarışlar ve her divizyonda ilk üçe girenler ödüllendirilecek. Ayrıca yelkenciliği arttırmak, denizciliği arttırmak, sporcu sayısını arttırmak için teşvik ettiğimiz üniversite takımları ve kadın yelken takımlarına da özel ödüllerimiz yine bu sene devam edecek.” KUPA DEVİR TESLİM TÖRENİ Konuşmaların ardından 2025 yılı şampiyon takımı Angels of CMC Holding, kupayı yeni sahiplerine verilmesi için organizasyon komitesine devir teslim etti. Takım Kaptanı Oğuz Ayan; “7 yıldır çok güzel, harika organizasyonlar gerçekleşiyor. Bu organizasyon her yıl büyüyerek ilerliyor. O kupanın üzerinde her yıl için farklı bir isim yazıyor. Bir tanesi biz olduk bu sene için, şanslıydık. Onu kazanmak için de ekip ile beraber ciddi bir savaş verdik. Sponsorumuza da çok teşekkür ediyorum. Sözlerimi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Yurtta sulh, cihanda sulh’ sözüyle bitirmek istiyorum.” ifadelerini kullandı. TARİHİ ROTADA KESİNTİSİZ HEYECAN Dünyanın dört bir yanından katılacak yelkenli tekneler ve yüzlerce yarışçının katılacağı Cumhurbaşkanlığı 7. Uluslararası Yat Yarışları’nın ilk mücadelesi, 23 Nisan’da İstanbul Boğazı’ndan başlayacak ve yarışçılar Çanakale’ye doğru yelken açacak. İkinci etapta ise yarışçılar, 16-19 Mayıs tarihlerinde İstanbul’da Kurtuluş Kupası için mücadele edecek. 30 Ağustos’ta ise İstanbul Boğazı’nda Zafer Kupası heyecanı yaşanacak. Yarışmanın son etabı ise 29 Ekim-1 Kasım tarihlerinde Cumhuriyet Kupası için olacak. Dört etap halinde gerçekleşecek olan yarışlarda toplamda en iyi dereceyi elde edecek ekip, Cumhurbaşkanlığı Uluslararası Yat Yarışı Şampiyonu unvanına hak kazanacak. Cumhurbaşkanlığı Yat Yarışı’na dördüncü kez Resmi Zaman Sponsoru olan, İsviçre saatçilik geleneğini modern tasarım anlayışıyla bir araya getiren Jacques Philippe de beş etap boyunca kıyasıya mücadele edecek takımlar arasından her etabın şampiyonu olan ekibin tamamını Jacques Philippe saatlerle ödüllendirecek.

Prof. Dr. Mikail Fikret Aktaş Uluslararası Arenada Dikkat Çekiyor: Media Doctor Award Başkanlığı Gündemde Haber

Prof. Dr. Mikail Fikret Aktaş Uluslararası Arenada Dikkat Çekiyor: Media Doctor Award Başkanlığı Gündemde

Obezite tedavisi ve beslenme tıbbı alanında öne çıkan isimlerden Prof. Dr. Mikail Fikret Aktaş, hem akademik çalışmaları hem de uluslararası temaslarıyla dikkat çekmeye devam ediyor. Beslenme bilimleri alanındaki akademik eğitiminin yanı sıra tıp bilimleri alanında doktora derecesine sahip olan Aktaş, özellikle yapılandırılmış kilo verme programlarıyla tanınıyor. 2014 yılında İstanbul’da gerçekleştirdiği ve basında da yer bulan çalışmaları, Türkiye’de beslenme tıbbı alanında ilk yapılandırılmış eğitim girişimlerinden biri olarak değerlendiriliyor. Bu süreçte diyetetik, spor bilimleri ve beslenme psikolojisini bir araya getiren multidisipliner yaklaşımıyla alanın gelişimine katkı sağladı. Son dönemde uluslararası platformlarda da aktif rol alan Aktaş, Mart ve Nisan 2026’da Almanya’da bilim, siyaset ve ekonomi çevrelerini buluşturan çeşitli etkinliklere katıldı. Hamburg’daki Universitätsklinikum Hamburg-Eppendorf (UKE) bünyesinde düzenlenen “Yeni Kalp Merkezi’nin Tanıtımı” etkinliğinde yer alan Aktaş’ın, tıp dünyasından seçkin isimlerle bir araya geldiği öğrenildi. Modern teknolojilerle donatılan merkezin, tedavi kalitesine önemli katkı sağlaması bekleniyor. Konuya ilişkin geniş kapsamlı haberin Mayıs ayında yayımlanacağı belirtiliyor. Aktaş ayrıca Hamburg Wandsbek bölgesinde düzenlenen Sosyal Demokrat Parti (SPD) etkinliğine katıldı. Etkinlikte Almanya’nın eski Başbakanı Olaf Scholz ile Hamburg Maliye Senatörü Andreas Dressel’in de yer aldığı görüldü. Bunun yanı sıra Hamburg Ticaret Odası’nda gerçekleştirilen ve Çin’in beş yıllık kalkınma planı gibi küresel ekonomik gelişmelerin ele alındığı toplantıya da iştirak eden Aktaş’ın, farklı disiplinleri bir araya getiren temasları dikkat çekti. Gözlemciler, bu gelişmeleri tıp, toplum ve uluslararası iş birlikleri arasındaki etkileşimin güçlenmesi olarak değerlendirirken, Aktaş’ın önümüzdeki dönemde yeni bir sorumluluk üstlenebileceği ifade ediliyor. Bu kapsamda 2026 yılında düzenlenecek olan Media Doctor Award’un başkanlığını üstlenmesinin beklendiği belirtiliyor. Konuya ilişkin resmi açıklamanın önümüzdeki süreçte yapılması bekleniyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.