Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Turizm

Breaking News - Turizm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Turizm haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

BAKAN ERSOY, FORMULA 1 SÜRECİNE İLİŞKİN DETAYLARI PAYLAŞTI Haber

BAKAN ERSOY, FORMULA 1 SÜRECİNE İLİŞKİN DETAYLARI PAYLAŞTI

TÜRKİYE KÜRESEL SPOR ORGANİZASYONLARININ MERKEZİ OLUYOR F1 İLE İSTANBUL KAZANACAK: ERSOY’DAN TURİZM VE GELİR ODAKLI HAMLE Formula 1’in 2027 yılı itibarıyla yeniden Türkiye’ye kazandırılması süreci resmen tamamlandı. İstanbul Park’ın en az 5 yıl boyunca takvime dahil edilmesiyle birlikte Türkiye, dünyanın en büyük spor organizasyonlarından birine yeniden ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, organizasyonun turizm talebini artıran, milyarlarca dolarlık ekonomik katkı sağlayan ve küresel ölçekte yüksek görünürlük sunan etkisine dikkat çekti. Türkiye, küresel spor organizasyonları sahnesinde yeniden güçlü bir konum elde ederken Formula 1’in dönüşüyle birlikte İstanbul’un uluslararası tanıtım gücünün daha da artması bekleniyor. Dünyanın en prestijli yarış organizasyonlarından biri olan Formula 1’in İstanbul Park’ta yeniden düzenlenecek olması, turizmden ekonomiye kadar geniş bir etki alanı oluşturacak. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak ile Türkiye Otomobil Sporları Federasyonu Başkanı Eren Üçlertoprağı’nın katılımıyla İstanbul Park’ta Formula 1’in Türkiye’ye dönüş sürecine ilişkin bir basın toplantısı düzenlendi. Bakan Ersoy toplantıda yaptığı konuşmada, Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansının (TGA) yürüttüğü küresel tanıtım ve pazarlama stratejilerinin sürecin merkezinde yer aldığını vurguladı. Organizasyonun uluslararası görünürlüğünün artırılması, hedef pazarlara erişimin güçlendirilmesi ve İstanbul’un küresel marka değerinin yükseltilmesinde TGA’nın aktif rol üstlendiğini belirten Ersoy, sürecin Bakanlıklar koordinasyonunda ve TGA’nınöncülüğünde çok sayıda paydaşın katkısıyla yürütüldüğünü söyledi. İstanbul Park 2027’den İtibaren Formula 1 Takviminde Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy, sürecin tamamlandığını belirterek şu ifadeleri kullandı: “Sayın Cumhurbaşkanımızın dün Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde Formula 1 CEO’su ve FIA Başkanı ile birlikte gerçekleştirdiği lansman etkinliği, bizler için uzun süren bir maratonun bitiş çizgisi niteliğindeydi. Sayın Cumhurbaşkanımızın himayelerinde, Bakanlığımız ile Gençlik ve Spor Bakanlığı eşgüdümünde, TOSFED, Vakıflar Genel Müdürlüğü, TGA ve daha pek çok değerli paydaşın koordineli çalışmaları dün itibarıyla nihai hedefine ulaşmıştır. İstanbul Park, 2027 yılından itibaren en az 5 yıl boyunca Formula 1 takvimine dahil olmuştur.” Formula 1’in küresel ölçekte ulaştığı izleyici kitlesine dikkat çeken Ersoy, organizasyonun şehirler ve ülkeler için yüksek katma değerli bir tanıtım fırsatı sunduğunu vurguladı. Turizmde Yüzde 6 Artış Etkisi ve Milyarlık Gelir Modeli Uluslararası verilerin Formula 1’in turizm talebine doğrudan katkı sağladığını ortaya koyduğunu belirten Ersoy, organizasyonun etkisini sayısal verilerle anlattı. Formula 1’in 2025 sezonunda 180’den fazla ülkede 827 milyondan fazla televizyon izleyicisine ulaştığını, tribünlerde ise 6,7 milyondan fazla seyirci ağırladığını ifade etti. Formula 1’in resmi hesaplarındaki toplam takipçi sayısı 114 milyondan fazla olduğuna dikkati çeken Ersoy, 2025’te toplam 2,3 milyar etkileşim yakalandığını ve bu seviyenin de UEFA Şampiyonlar Ligi ile NBA gibi spor organizasyonlarının bile üzerinde olduğunu söyledi. Singapur örneği üzerinden organizasyonun ekonomik katkısına rakamlarla birlikte işaret eden Ersoy, yatırımların katbekat geri dönüş sağladığını kaydetti. Formula 1’in yalnızca bir yarış organizasyonu olmadığını dile getiren Ersoy, aynı zamanda şehir ekonomisini canlandıran küresel bir platform olduğunu vurguladı. İstanbul Bu Etkiyi En Üst Seviyeye Taşıyacak İstanbul’un sahip olduğu potansiyelin de konuşmasında altını çizen Bakan Ersoy, şu değerlendirmede bulundu: “Biz Formula 1’in bu kaldıraç etkisini İstanbul’a kanalize etmeli, şehrimizin potansiyelini bu etkiyi en üst seviyeye taşıyacak şekilde kullanmalıyız. F1 nitelikli turisti, varlıklı ziyaretçiyi getirir.” İstanbul’un tarihî, kültürel ve coğrafi avantajlarıyla bu organizasyondan maksimum fayda sağlayacağını belirten Ersoy, premium turizm stratejisi açısından organizasyonun kritik önem taşıdığını ifade etti. Bakan Ersoy, “Singapur verileri yarış haftasında gelen ziyaretçilerin yalnızca yüzde 30'unu oluşturan varlıklı segmentin, toplam harcamanın yüzde 40'ından fazlasını gerçekleştirdiğini ortaya koyuyor.” dedi. Formula 1’in pistten şehrin tamamına etki eden bir organizasyon olduğunu sözlerine ekleyen Ersoy şunları söyledi: “Formula 1’in etkisi yarış öncesinde de sonrasında da devam ediyor. Singapur'un verileri; İstanbul'un Boğaz kıyıları, Tarihi Yarımada, Beyoğlu ve Anadolu Yakası gibi yerler için son derece heyecan vericidir. Kısaca Formula 1 pistten şehrin tamamına etki eden bir organizasyondur. İmparatorlukların başkenti, medeniyetlerin buluşma noktası olan İstanbul; tarihî ve modern, kültürel ve doğal turizm varlıkları ile Formula 1’in kaldıraç etkisini son derece güçlü bir ekonomik katma değere dönüştürmeye adaydır. Formula 1 ile yaptığımız 5 yıllık garantili sözleşme ise bu etkinin tek seferlik değil, sürdürülebilir ve kalıcı olmasına imkân sunmaktadır." Küresel Tanıtım Atağı Başlıyor Tanıtım sürecinin uzun süredir hazırlandığını belirten Ersoy, Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansının (TGA) kapsamlı bir kampanya yürüteceğini açıkladı. Bakan Ersoy, küresel televizyon, dijital platformlar ve sosyal medya üzerinden İstanbul’un “iki kıtayı birleştiren F1 şehri” olarak konumlandırılacağını ifade ederek şunları kaydetti: “Özetle, Avrupa, Asya ve Amerika’daki öncelikli pazarlarımız başta olmak üzere, bugünden itibaren başlayacak kademeli bir iletişim takvimiyle, İstanbul'u dünyanın tek 'iki kıtayı birleştiren F1 şehri' olarak lanse edeceğiz.” Türkiye Küresel Spor Organizasyonlarının Merkezi Oluyor Türkiye’nin uluslararası spor organizasyonlarındaki konumuna da değinen Ersoy, UEFA Avrupa Ligi Finali, FIVB Kadınlar Milletler Ligi, CEV Kadınlar Avrupa Şampiyonası gibi organizasyonlara ev sahipliği yapılacağını, 2027 Avrupa Oyunları, 2032 Avrupa Futbol Şampiyonası ve 2036 Olimpiyat adaylığı sürecinin devam ettiğini belirtti. Ersoy, 2027 yılında Formula 1 Türkiye Grand Prix’sinin de bu büyük organizasyon zincirinin önemli bir parçası olacağını ifade etti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ilgi ve himayeleri dolayısıyla şükranlarını sunan Bakan Ersoy, konuşmasının sonunda sürece katkı sunan tüm paydaşlara teşekkür ederek organizasyonun İstanbul ve Türkiye için hayırlı olmasını diledi.

CUMHURBAŞKANLIĞI 7. ULUSLARARASI YAT YARIŞLARI 23 NİSAN’DA START ALIYOR Haber

CUMHURBAŞKANLIĞI 7. ULUSLARARASI YAT YARIŞLARI 23 NİSAN’DA START ALIYOR

Haber; Tuana Mina Bahadır ORGANİZASYON KOMİTESİ BAŞKANI YEMLİHAOĞLU: “DÜNYANIN BİRÇOK BÖLGESİNDEKİ KRİZLER VARKEN; KENDİ KARASULARIMIZDA GÜVENLE VE ÖZGÜRCE YELKEN BASMAK BÜYÜK GURUR” Cumhurbaşkanlığı himayelerinde bu yıl 7.’si düzenlenecek olan Cumhurbaşkanlığı Uluslararası Yat Yarışları, 23 Nisan’dan 29 Ekim’e uzanan tarihi bir rotada sporcuları ve deniz tutkunlarını bir araya getiriyor. Organizasyon Komitesi Başkanı Ekrem Yemlihaoğlu, yarışların Türkiye’nin denizlerdeki gücünü ve vizyonunu tüm dünyaya gösterdiğini belirterek, “Dünyanın birçok bölgesinde savaşların, krizlerin, belirsizliklerin hakim olduğu bir dönemden geçiyoruz. Böyle bir ortamda Türkiye olarak kendi kara sularımızda güvenle, özgürce ve gururla yelken basıyor olmak bizler için sadece bir spor faaliyeti değil aynı zamanda çok büyük bir gurur” dedi. Cumhurbaşkanlığı himayelerinde düzenlenen, dünyanın en prestijli denizcilik organizasyonlarından biri olan Cumhurbaşkanlığı 7. Uluslararası Yat Yarışları, 23 Nisan’dan 29 Ekim’e uzanan tarihi bir rotada sporcuları ve deniz tutkunlarını bir araya getiriyor. Cumhurbaşkanlığı himayelerinde, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile T.C. Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın katkılarıyla İstanbul Valiliği, Çanakkale Valiliği, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı ve TGA iş birliğinde, İstanbul Açık Deniz Yat Yarış Kulübü tarafından Türkiye Yelken Federasyonu 2026 yılı faaliyet programı kapsamında organize edilen Cumhurbaşkanlığı 7. Uluslararası Yat Yarışları'nın basın toplantısı, 10 Nisan Cuma günü Mandarin Oriental Bosphorus İstanbul’da gerçekleştirildi. Dünyanın dört bir yanından yüzlerce yarışçıyı bir araya getirecek dev organizasyonun 2026 yılı rotası ve detayları paylaşıldı. “DÜNYADAKİ KRİZ DÖNEMİNDE GÜVENLE VE ÖZGÜRLE YELKEN BASIYORUZ” İstanbul Vali Yardımcısı Mehmet Sülün ve Türkiye Yelken Federasyonu Başkanı Özlem Akdurak’ın katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda konuşan Organizasyon Komitesi ve İstanbul Açık Deniz Yat Yarış Kulübü Başkanı Ekrem Yemlihaoğlu, “Bugün burada yalnızca bir spor organizasyonunu anlatmak için değil, aynı zamanda Türkiye'nin denizlerdeki gücünü ve vizyonunu tüm dünyaya bir kez daha göstermek adına bir araya gelmiş bulunuyoruz. Dünyanın birçok bölgesinde savaşların, krizlerin, belirsizliklerin hakim olduğu bir dönemden geçiyoruz. Böyle bir ortamda Türkiye olarak kendi kara sularımızda güvenle, özgürce ve gururla yelken basıyor olmak bizler için sadece bir spor faaliyeti değil aynı zamanda çok büyük bir gurur. Bu vesileyle bu organizasyonu gerçekleştirebilmemiz adına ülkemizde sağlanan istikrar ve güven ortamı için başta Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, Türkiye Cumhuriyeti Gençlik ve Spor Bakanımız Osman Aşkın Bak’a ve Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanımız Mehmet Nuri Ersoy'a en derin şükranlarımızı ifade etmek isteriz” diye konuştu. Yelken sporunun dünyada sadece bir spor dalı değil aynı zamanda milyarlarca dolarlık ekonomik hacmi yaratan; turizmi, teknolojiyi, uluslararası ilişkileri bir araya getiren stratejik bir enstrüman olduğunu vurgulayan Yemlihaoğlu, “Bugün dünyanın en önemli yelken organizasyonlarına baktığımızda bulundukları şehirleri, ülkeleri küresel marka haline getirdikleri, yüksek gelirli turistleri çektikleri, ciddi bir ekonomik değer oluşturduklarını açıkça görmekteyiz. Milyarlarca dolardan bahsedilen bir alan yelken sporu. İşte tam da bu nedenle yelken sporu, spor turizmi açısından en sürükleyici, en prestijli ve en yüksek katma değer yaratan branşların başında gelmektedir. Cumhurbaşkanlığı Uluslararası Yat Yarışları bu vizyonun Türkiye'deki en güçlü temsilcisidir. Bu organizasyon ile ülkemizin eşsiz coğrafyasını ve denizlerini dünya sahnesine taşımak, uluslararası sporcuları ve takımları Türkiye'de buluşturmak, yelken sporunu daha genç kitlelere yaymaktır. Gençlerimize ilham vermek, onları denizle buluşturmak, Türkiye'yi yelken sporunda küresel bir merkez haline getirmek en önemli hedeflerimiz arasındadır” dedi. HEN YIL SPORCU SAYISI ARTIYOR Yemlihaoğlu, bu yıl toplamda 200 ekip, 2000'in üzerinde sporcu, 14 farklı ülkeden katılım beklediklerini ifade ederek, “Pandeminin ilk yılında, şampiyonanın ilk başladığı yıl 23 olan ekip sayısında burada muazzam bir artış görüyoruz.” diye konuştu. Türkiye Yelken Federasyonu Başkanı Özlem Akdurak da “Türk yelken sporu Cumhurbaşkanımızın sporun her alanında koyduğu irade ve vizyondan nasibini alarak, Gençlik Spor Bakanımız Sayın Osman Aşkın Bak’ın muazzam çabaları ve destekleriyle, bütün spor dallarında olduğu gibi bizler de bu grafikten nasibimizi alarak geçtiğimiz yıllarda her yıl artan başarılarımızla uluslararası camiada bayrağımızı dalgalandırmaya devam ediyoruz. Bu yıl artan uluslararası başarılarımız 2025 yılında bir zirveye taşınarak gençlik sınıflarında dünya şampiyonalarında ve Avrupa şampiyonalarında ayrı ayrı her ikisinde de en fazla madalya alan ülke konumuna taşıdı bizi. Bu gurur hepimizin. Amacımız 2028 Los Angeles Oyunları'nda en az iki branşta Türk yelkenciliğine bir ilk yaşatarak madalyayla olimpiyattan dönmektir” dedi. Cumhurbaşkanlığı Uluslararası Yat Yarışları’nın 23 Nisan, 19 Mayıs, 30 Ağustos ve 29 Ekim gibi Cumhuriyetimizin kilit tarihlerinde düzenlenecek olmasının önemine işaret eden Akdurak, “Her geçen sene Cumhurbaşkanlığı Yat Yarışlarında hem katılım ülke sayısı olarak hem sporcu sayısı olarak muazzam artışı sevinerek izliyoruz. Organizasyonun başarısında emeği geçen başta İstanbul Açık Deniz Yarış Kulübü ekibi olmak üzere destek veren bütün paydaşlara çok teşekkür ediyorum. Yine Türk sporunu, Türk yelkenciliğini gururlandıracak bir organizasyonu hep beraber izliyor olacağız.” diye konuştu. 5 AYRI ETAPTA YARIŞILACAK Cumhurbaşkanlığı Uluslararası Yat Yarışları Sportif Direktörü Engin Yuvaktaş, yarış etaplarına değinerek; şu bilgileri verdi: “Bizim bu yıl Cumhurbaşkanlığı 7. Uluslararası Yat Yarışları takvimimizde 5 tane yarış bulunmakta. İlk etap 2 hafta sonra 23 Nisan'da İstanbul Boğazı'nda başlayacak. 23 Nisan - 25 Nisan tarihleri arasında gerçekleşecek yarışımız Sahil Güvenlik Komutanlığı Kupası. Sahil Güvenlik Komutanlığı Kupası 23 Nisan'da Moda'dan start edecek ve 25 Nisan'da Çanakkale'de finiş vereceğiz. Ve Çanakkale'de 25 Nisan'da bir de Çanakkale Boğazı yarışımız olacak. Yani 23-25 Nisan arasındaki yarışlarımızda bir tane İstanbul Boğazı, bir tane İstanbul-Çanakkale Açık Deniz Yarışı, bir tane de Çanakkale Boğazı Yarışı gerçekleştireceğiz. Hemen arkasından bir ay sonra 17-19 Mayıs'ta gerçekleşecek Kurtuluş Kupamız var. Kurtuluş Kupası da bizim için çok anlamlı bir yarış. Geçen sene ilkini yapmıştık. Bu sene de 17 Mayıs'ta İstanbul'da Adalar Parkurunda, 19 Mayıs'ta da yine İstanbul Boğazı'nda gerçekleşecek ve Kurtuluş Kupamız tamamlanacak. 30 Ağustos Zafer Bayramı'nda 30 Ağustos Zafer Kupamız yine İstanbul Boğazı'nda gerçekleştireceğimiz bir günlük bir yarış olacak. 29 Ekim Cumhuriyet Kupası bizim 2020 yılından beri gerçekleştirdiğimiz ve çok büyük katılımlarla İstanbul'da gerçekleşen bu yarış yine 29 Ekim'de İstanbul Boğazı'nda başlayacak. 30 Ekim, 31 Ekim ve 1 Kasım tarihlerinde de Caddebostan-Adalar Parkurunda devam edecek. Son yarışımız, kapanış yarışımız 16 Kasım - 19 Kasım tarihleri arasında Kıbrıs Kupası için olacak. Kıbrıs Kupası 16 Kasım'da Muğla'nın Marmaris ilçesinden start edecek ve Kıbrıs'ta Girne'de finiş verecek. Bu yarış geçen yıl ilk defa düzenlenmiş, belki de dünyada ilk defa düzenlenmiş bir açık deniz yarışı olarak takvimimize girdi ve bu sene de yine devam edeceğini planlıyoruz. Toplamda 10 farklı divizyondagerçekleşecek yarışlar ve her divizyonda ilk üçe girenler ödüllendirilecek. Ayrıca yelkenciliği arttırmak, denizciliği arttırmak, sporcu sayısını arttırmak için teşvik ettiğimiz üniversite takımları ve kadın yelken takımlarına da özel ödüllerimiz yine bu sene devam edecek.” KUPA DEVİR TESLİM TÖRENİ Konuşmaların ardından 2025 yılı şampiyon takımı Angels of CMC Holding, kupayı yeni sahiplerine verilmesi için organizasyon komitesine devir teslim etti. Takım Kaptanı Oğuz Ayan; “7 yıldır çok güzel, harika organizasyonlar gerçekleşiyor. Bu organizasyon her yıl büyüyerek ilerliyor. O kupanın üzerinde her yıl için farklı bir isim yazıyor. Bir tanesi biz olduk bu sene için, şanslıydık. Onu kazanmak için de ekip ile beraber ciddi bir savaş verdik. Sponsorumuza da çok teşekkür ediyorum. Sözlerimi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Yurtta sulh, cihanda sulh’ sözüyle bitirmek istiyorum.” ifadelerini kullandı. TARİHİ ROTADA KESİNTİSİZ HEYECAN Dünyanın dört bir yanından katılacak yelkenli tekneler ve yüzlerce yarışçının katılacağı Cumhurbaşkanlığı 7. Uluslararası Yat Yarışları’nın ilk mücadelesi, 23 Nisan’da İstanbul Boğazı’ndan başlayacak ve yarışçılar Çanakale’ye doğru yelken açacak. İkinci etapta ise yarışçılar, 16-19 Mayıs tarihlerinde İstanbul’da Kurtuluş Kupası için mücadele edecek. 30 Ağustos’ta ise İstanbul Boğazı’nda Zafer Kupası heyecanı yaşanacak. Yarışmanın son etabı ise 29 Ekim-1 Kasım tarihlerinde Cumhuriyet Kupası için olacak. Dört etap halinde gerçekleşecek olan yarışlarda toplamda en iyi dereceyi elde edecek ekip, Cumhurbaşkanlığı Uluslararası Yat Yarışı Şampiyonu unvanına hak kazanacak. Cumhurbaşkanlığı Yat Yarışı’na dördüncü kez Resmi Zaman Sponsoru olan, İsviçre saatçilik geleneğini modern tasarım anlayışıyla bir araya getiren Jacques Philippe de beş etap boyunca kıyasıya mücadele edecek takımlar arasından her etabın şampiyonu olan ekibin tamamını Jacques Philippe saatlerle ödüllendirecek.

“Yağmurunu Avantaja Çeviren Şehir: Rize Neden Dünyanın Yeni Marka Merkezi Olmasın?” Haber

“Yağmurunu Avantaja Çeviren Şehir: Rize Neden Dünyanın Yeni Marka Merkezi Olmasın?”

RİZE NEDEN BİR DÜNYA MARKASI OLMASIN? Av. Hüseyin Karaahmetoğlu’ndan Rize için Yağmurdan Teknolojiye Uzanan Vizyon** Rize Barosu Eski Başkanı Av. Hüseyin Karaahmetoğlu, Rize’nin geleceğine dair dikkat çeken bir vizyon ortaya koydu. Karaahmetoğlu, Rize’nin bugüne kadar dezavantaj olarak görülen yağmur, sis, dağlık arazi ve derelerinin; doğru projelerle dünyanın başka hiçbir yerinde kolay bulunmayan bir avantaja dönüşebileceğini vurguladı. Klasik turizm anlayışının Rize için yeterli olmadığını ifade eden Karaahmetoğlu, çözümün; Rize’ye özgü, kopyalanması zor, doğayla uyumlu ve teknolojiyle desteklenen bir marka şehir modeli kurmak olduğunu söyledi. Yağmuru Saklamak Değil, Merkeze Almak Av. Karaahmetoğlu’na göre ana fikir son derece net: Yağmuru saklamak yerine merkeze almak. Rize’nin güneşi bekleyen değil; yağmurla birlikte spor yapılan, deneyim yaşanan ve performansın test edildiği bir şehir olarak konumlandırılması gerektiğini ifade eden Karaahmetoğlu, bu yaklaşımın Rize’yi dünya ölçeğinde ayrıştıracağını belirtti. Bu vizyonun merkezinde ise uluslararası bir marka önerisi yer alıyor: RAIN:IZE (Rain + Rize) Amaç, Rize’nin yoğun yağış alan iklimini bir dezavantaj değil; küresel bir marka kimliği haline getirmek. Teknoloji Bu Modelin Neresinde? Doğa odaklı bu modelin en güçlü ayaklarından biri teknoloji. Rize’nin yağmur, dere ve zorlu arazi koşulları; spor teknolojileri açısından dünyada çok az şehirde bulunan doğal bir test ortamı sunuyor. Bu nedenle şehirde Uluslararası Sports Tech Lab kurulması öneriliyor. Bu merkezde; Spor ekipmanları ve ayakkabıların yağışlı ve zorlu doğa koşullarında test edilmesi,Islak zemin performans analizlerinin yapılması,Global spor ve outdoor markalarıyla AR-GE iş birlikleri kurulması hedefleniyor. Bu sayede Rize, üretimden çok test, performans ve sertifikasyon merkezi haline gelerek ciddi bir ekonomik gelir elde edebilir. Spor Hep İşin İçinde Olmalı RAIN:IZE modeli kapsamında Rize’de; Yağmura dayalı uluslararası spor yarışları,Islak zemin koşullarında spor ekipmanı test alanları,Spor markaları için doğal AR-GE kampüsleri oluşturulabilir. Bu modelle Rize’de 12 ay boyunca sporcu ve turist akışı sağlanması hedefleniyor. Ayrıca Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi ve spor liseleriyle iş birliği içinde; dağlık ve yağışlı koşullarda sporcu, lider ve uzman yetiştirmeye yönelik Uluslararası Dayanıklılık Üniversitesi kurulması da gündemde. Askeri, kurtarma ve ekstrem spor eğitimleriyle Rize’nin eğitim turizmi merkezi haline gelmesi amaçlanıyor. Sis, Dereler ve Vadiler: Kimliktir Rize’nin sisli ve kapalı havası bir eksiklik değil, bir kimlik olarak görülüyor. Bu kapsamda; Bulut ve Sis Sanatı ve Spor Festivali,Sis içinde koşu, bisiklet ve yoga etkinlikleri,Drone ışık gösterileri ve dijital sanat prodüksiyonları ile Rize’nin atmosferinin küresel ölçekte görünür kılınması hedefleniyor. Fırtına, İkizdere ve Çamlıhemşin vadileri entegre turizm alanlarına dönüştürülebilir. Ahşap yürüyüş yolları, dere kafeleri, zipline, seyir rotaları, kano ve rafting sporları yaygınlaştırılabilir. Kaçkarlar ve Ovit Yaylası gibi alanlarda ekstrem bisiklet parkurları, dayanıklılık yarışları ve kış sporlarıyla Rize uluslararası spor takvimine girebilir. Tarihe ve Kültüre Sahip Çıkılmalı Tarihi Rize evleri ve konaklarının, Safranbolu örneğinde olduğu gibi turizme kazandırılması öneriliyor. VR ve AR destekli dijital deneyimlerle ziyaretçi etkileşimi artırılabilir. Yöresel müzik, canlı performanslar ve kültür festivalleriyle yerel kimlik güçlendirilirken; tulum, kemençe gibi enstrümanların tanıtımı ve satışı profesyonel pazarlama modelleriyle yapılabilir. Geçmişte mısır kabuğundan üretilen mobilya ve el emeği ürünlerin yeniden desteklenmesiyle ülke geneline satış hedefleniyor. Çay: Üretmek Yetmez, Deneyimletmek Gerek Rize çayı bu vizyonda sadece üretilen değil, deneyimlenen bir değer olarak konumlanıyor. Çay fabrikalarının ziyaretçilere açılması, atölye ve tadım alanları oluşturulması, “çay tarladan bardağa” temalı turistik rotalar planlanıyor. Çaykur ve Ticaret Borsası desteğiyle; uluslararası çay fuarları, mutfak festivalleri ve gastronomi etkinlikleriyle Rize çayının dünya çapında bir merkez haline gelmesi amaçlanıyor. Gastronomi ve Yerel Ekonomi Rize kahvaltısı, muhlama, hamsi, kavurma, Laz böreği ve Rize pidesi gibi ürünlerin uluslararası mutfak festivalleriyle tanıtılması planlanıyor. Rize Valiliği, Rize Belediyesi, Sanayi ve Ticaret Odası, Ticaret Borsası ve DOKAP iş birliğiyle yöresel ürünlerin e-ticarete entegre edilerek üreticiye doğrudan gelir sağlanması hedefleniyor. Ulaşım Deneyimin Bir Parçası Olmalı Teleferik ve yayla sistemi (dikey turizm), hafif raylı sistem ve minibüs entegrasyonu ile doğaya dost, araçsız bir turizm modeli öneriliyor. Sahilde İyidere–Fındıklı hattında hafif raylı sistem, dağların denize paralel yapısından faydalanarak teleferik hatları kurulması planlanıyor. Ulaşım, yalnızca altyapı değil; başlı başına bir turizm deneyimi olarak ele alınıyor. Ekonomik Karşılığı Net Projelerin kademeli olarak hayata geçirilmesiyle; Yıllık 70–120 milyon dolar ekonomik katkı,Turizmin 12 aya yayılması,1.500–2.000 kişilik yeni istihdam öngörülüyor. Rize’nin destek alan değil, gelir üreten bir şehir modeline geçmesi hedefleniyor. Güçlü Kurumsal Destek Vurgusu Av. Hüseyin Karaahmetoğlu, en büyük avantajlardan birinin Rize’nin Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın memleketi olması olduğunu ifade ederek; Gençlik ve Spor, Kültür ve Turizm, Sanayi ve Teknoloji, Tarım ve Orman, Ulaştırma ve Sağlık Bakanlıklarının temel paydaşlar olabileceğini belirtti. DOKA, belediyeler ve İl Özel İdaresi pilot projelerde kritik rol üstlenirken; AB fonları, UNDP, UNESCO ve spor federasyonları uluslararası destek sağlayabilir. Özel sektörün stratejik ortak olarak sürece dahil edilmesi planlanıyor. Son Söz Av. Hüseyin Karaahmetoğlu’nun vizyonu tek cümleyle özetleniyor: “Rize; yağmurunu, doğasını ve kültürünü gizleyen değil, bunları dünyaya cesurca sunan ve ekonomik değere dönüştüren bir küresel marka olabilir.” Asıl mesele, bu vizyonu konuşmak değil; doğru adımlarla hayata geçirmek olarak ifade ediliyor.

Dündar Keşaplı’ya Prestijli Gazetecilik Ödülü Haber

Dündar Keşaplı’ya Prestijli Gazetecilik Ödülü

İtalya’nın dünyaca ünlü kenti Viareggio’da düzenlenen "İtalia Sports Summit – USSI 80" etkinliğinde, duayen gazeteci Dündar Keşaplı, İtalyan sporunu uluslararası basında en etkili ve en başarılı şekilde temsil eden gazeteci ödülüne layık görüldü. İtalya Spor Yazarları Derneği’nin (USSI) 80. kuruluş yılı kapsamında gerçekleştirilen zirvede verilen ödül, Şubat ayında yapılacak Milano–Cortina Kış Olimpiyatları ve Paralimpik Oyunları öncesinde ayrı bir önem taşıdı. Keşaplı, İtalya’da görev yapan yabancı gazeteciler arasında yaptığı haberler, röportajlar ve analizlerle İtalyan sporunu dünya kamuoyuna başarıyla aktarması nedeniyle onurlandırıldı. “Spor, Kültürler Arası Evrensel Bir Dildir” Ödül töreninde konuşan Dündar Keşaplı, sporun birleştirici gücüne dikkat çekerek,“Spor yalnızca rekabet değil, diyalog ve iş birliğini güçlendiren evrensel bir dildir” dedi.Milano–Cortina Olimpiyatları’nın sadece sportif bir organizasyon olmadığını vurgulayan Keşaplı, “Bu organizasyon, İtalya’nın dünyaya anlatıldığı büyük bir küresel hikâyedir. Uluslararası basın bu hikâyenin en güçlü anlatıcısıdır” ifadelerini kullandı. Milano–Cortina: İtalya’nın Yeni Hikâyesi Milano–Cortina’nın İtalya için tarihi bir dönüm noktası olduğunu belirten Keşaplı, ülkenin artık yalnızca futbolla değil; dağları, doğası, kış sporları, sürdürülebilirlik vizyonu ve kültürel zenginliğiyle ön plana çıkacağını söyledi. Uluslararası Basına Kritik Sorumluluk Konuşmasında uluslararası basının rolüne özel vurgu yapan Keşaplı, özellikle Akdeniz ülkelerinden gelen gazetecilerin, Milano–Cortina sürecinde İtalya’yı çok boyutlu ve derinlikli bir bakış açısıyla anlatma sorumluluğu taşıdığını dile getirdi. “Milano–Cortina sadece izlenen bir organizasyon değil, yaşanan bir deneyim olacak” diyen Keşaplı, sporun yanı sıra turizm, ev sahipliği, sürdürülebilirlik ve yerel kültürün de dünya kamuoyuna aktarılacağını belirtti. USSI 80 Zirvesi Viareggio’da Sporun Nabzını Tuttu İki gün süren İtalia Sports Summit – USSI 80, spor dünyasının önde gelen isimlerini, gazetecileri, federasyon başkanlarını ve kurum temsilcilerini Viareggio’da bir araya getirdi. Zirvede, spor gazeteciliğinin geçmişi, bugünü ve geleceği panellerle ele alındı. Dündar Keşaplı’ya verilen ödül, İtalya’da görev yapan yabancı basının spor alanındaki katkılarının uluslararası düzeyde güçlü biçimde takdir edildiğini de ortaya koydu. Keşaplı konuşmasını şu sözlerle tamamladı:“Milano–Cortina, spor, kültür ve coğrafyayı tek bir büyük anlatıda buluşturan eşsiz bir vitrin olacak ifadelerini kullandi. USSI ETKİNLİĞİ: VİAREGGİO’DA SPOR DÜNYASININ YILDIZLARI BULUŞTU USSI’nin 80. yılı kapsamında düzenlenen zirveye; dünyaca ünlü paralimpik atlet Martina Caironi, eski efsane Juventus ve Milan forması giyen futbolcu Marco Borriello, 4x100 metre bayrak yarışında Avrupa rekoru sahibi milli sprinter Filippo Tortu ile İtalyan futbolunun duayen isimlerinden, Teknik Direktörler Birliği Başkanı Renzo Ulivieri )1982 Dunya sampiyonu efsane futbolcu Giancarlo Antonioni ve daha birçok önemli isim katıldı. Üst düzey katılımla gerçekleşen etkinlik, sporun temel değerleri, medyanın rolü ve İtalyan ile uluslararası sporun geleceğine yönelik önemli değerlendirmelere sahne oldu. USSI zirvesi, yaklaşan Milano–Cortina Kış Olimpiyatları ve Paralimpik Oyunları öncesinde spor ve iletişim arasındaki iş birliğini güçlendiren önemli bir platform olarak öne çıktı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.