Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Spor

Breaking News - Spor haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Spor haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

ŞİDDET ARTIYOR, SEVGİ GERİLİYOR Haber

ŞİDDET ARTIYOR, SEVGİ GERİLİYOR

Ünlü Hukukçu Av. Hüseyin Karaahmetoğlu’ndan Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan katliamlar için çarpıcı açıklama Av.Hüseyin Karaahmetoğlu, son dönemde artan toplumsal şiddet olayları ve eğitimde yaşanan sorunlara ilişkin dikkat çeken bir açıklamada bulundu. Özellikle Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan olaylara değinen Karaahmetoğlu, “Gencecik çocuklara yaşatılanlar ve öğretmenlere yönelik eylemler asla kabul edilemez. Bu sadece bireysel değil, toplumsal bir çöküşün göstergesidir” dedi. Toplumda şiddetin giderek normalleştiğini vurgulayan Karaahmetoğlu, aile yapısındaki değişime dikkat çekti. Çocuk eğitiminde en önemli unsurun aile olduğunu belirten deneyimli hukukçu, “Bugün en küçük bir tartışmada veliler okula giderek öğretmenlerle karşı karşıya geliyor. Çocuk başarısız olduğunda sorumluluk alınmıyor, suç başkalarında aranıyor. Bu yaklaşım, sorunu çözmek yerine derinleştiriyor” ifadelerini kullandı. Ailelerin Özgüven adı altında çocuklarını kontrolsüz bir şekilde büyütmeleri ciddi bir tehlikedir. Gelinen noktada “özgüven” adı altında kontrolsüzlüğün teşvik edildiğini belirten Karaahmetoğlu, bunun çocukları suça sürüklenmeye açık hale getirdiğini vurguladı. Ailelerin çocuk yetiştirme anlayışını eleştiren Karaahmetoğlu, “Anne-baba olması gereken yerde çocuk söz sahibi oluyor. Disiplin yerine sınırsızlık, sorumluluk yerine kontrolsüzlük veriliyor. Buna da özgüven deniyor. Oysa bu, şiddete meyilli bireyler yetiştirmek anlamına gelir” şeklinde konuştu. Kahramanmaraş’ta yaşanan olayda bir babanın 14 yaşındaki çocuğuna atış talimi yaptırdığını ifade etmesinin son derece vahim olduğunu belirten Karaahmetoğlu, “Bunun övünülerek anlatılması ve hatta görüntülenmesi, gelinen noktayı açıkça ortaya koymaktadır. Bir evde bu kadar çok silahın bulunması kabul edilebilir değildir” dedi.Ailelerin eğitim sürecindeki rolünün yanlış bir yöne evrildiğine dikkat çeken Karaahmetoğlu, “Eğitim esasen öğretmenler eliyle, pedagojik esaslara uygun şekilde yürütülmelidir. Ancak bugün bazı aileler bu süreci kontrol altına almaya çalışarak eğitimdeki dengeyi bozmaktadır” ifadelerini kullandı. Çocukların yalnızca akademik başarıya yönlendirildiğini belirten Karaahmetoğlu, spor, sanat ve sosyal gelişimin ihmal edildiğini vurgulayarak, “Şiir yazan, resim yapan, müzikle ilgilenen ve sporla uğraşan çocuklar suçtan uzak durur. Daha sosyal, daha vicdanlı bireyler olarak yetişir; öğretmenlerine, büyüklerine ve arkadaşlarına saygı duyar” dedi. Bugün her ortamda Şiddetin aleni bir şekilde görünülmesi yanında,çocukların yetişmesindeki sevgi paylaşımları gizlilik içermektedir.Toplumda şiddetin görünür hale geldiğini, sevginin ise geri plana itildiğini ifade eden Karaahmetoğlu, şu değerlendirmede bulundu; Gün ortasında kavga etmek sıradan hale geldi. Ancak bir sevgi göstergesi hâlâ gizlenmek zorunda kalıyor. Bu durum, neyi normalleştirdiğimizin açık bir göstergesidir. Şiddeti görünür kıldık, sevgiyi bastırdık. Sonra da neden bu noktaya geldiğimizi sorguluyoruz.Sosyal medya ve televizyon içeriklerinin bu süreci hızlandırdığını belirten Karaahmetoğlu, ilgili kurumlara çağrıda bulunarak denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti. “Aileler çocuklarına sevgiyi ve Öğretmene saygı yeniden tesis edilmelidirler. Eğitim sistemine de değinen Karaahmetoğlu, geçmiş ile bugün arasında ciddi bir değer farkı oluştuğunu belirterek, “Bizler ‘Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum’ anlayışıyla yetiştik. Öğretmene saygı esastı. Bugün ise bir öğretmen öğrenciyi uyardığında ilk tepki veliden geliyor. Bu kabul edilemez” dedi. Devletin bu süreçte önemli sorumlulukları bulunduğunu vurgulayan Karaahmetoğlu, eğitimde fırsat eşitliğinin güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Özel okul–devlet okulu ayrımının azaltılması ve devlet okullarının imkânlarının güçlendirilmesi gerektiğini belirten Karaahmetoğlu, gerekli düzenlemelerin ivedilikle yapılması çağrısında bulundu. Toplumsal gidişata “dur” denmesi gerektiğini vurgulayan Karaahmetoğlu, sözlerini şöyle tamamladı. “Sağlıklı bir toplum; ahlaklı, saygılı ve vicdanlı nesillerle mümkündür. Bu da güçlü aile yapısıyla başlar. Eğitim sadece okulda değil, önce evde başlar. Değişim istiyorsak, önce kendimizi değiştirmek zorundayız. Devletimiz bu sorunları çözebilecek güç ve kudrete sahiptir.”

CUMHURBAŞKANLIĞI 7. ULUSLARARASI YAT YARIŞLARI 23 NİSAN’DA START ALIYOR Haber

CUMHURBAŞKANLIĞI 7. ULUSLARARASI YAT YARIŞLARI 23 NİSAN’DA START ALIYOR

Haber; Tuana Mina Bahadır ORGANİZASYON KOMİTESİ BAŞKANI YEMLİHAOĞLU: “DÜNYANIN BİRÇOK BÖLGESİNDEKİ KRİZLER VARKEN; KENDİ KARASULARIMIZDA GÜVENLE VE ÖZGÜRCE YELKEN BASMAK BÜYÜK GURUR” Cumhurbaşkanlığı himayelerinde bu yıl 7.’si düzenlenecek olan Cumhurbaşkanlığı Uluslararası Yat Yarışları, 23 Nisan’dan 29 Ekim’e uzanan tarihi bir rotada sporcuları ve deniz tutkunlarını bir araya getiriyor. Organizasyon Komitesi Başkanı Ekrem Yemlihaoğlu, yarışların Türkiye’nin denizlerdeki gücünü ve vizyonunu tüm dünyaya gösterdiğini belirterek, “Dünyanın birçok bölgesinde savaşların, krizlerin, belirsizliklerin hakim olduğu bir dönemden geçiyoruz. Böyle bir ortamda Türkiye olarak kendi kara sularımızda güvenle, özgürce ve gururla yelken basıyor olmak bizler için sadece bir spor faaliyeti değil aynı zamanda çok büyük bir gurur” dedi. Cumhurbaşkanlığı himayelerinde düzenlenen, dünyanın en prestijli denizcilik organizasyonlarından biri olan Cumhurbaşkanlığı 7. Uluslararası Yat Yarışları, 23 Nisan’dan 29 Ekim’e uzanan tarihi bir rotada sporcuları ve deniz tutkunlarını bir araya getiriyor. Cumhurbaşkanlığı himayelerinde, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile T.C. Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın katkılarıyla İstanbul Valiliği, Çanakkale Valiliği, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı ve TGA iş birliğinde, İstanbul Açık Deniz Yat Yarış Kulübü tarafından Türkiye Yelken Federasyonu 2026 yılı faaliyet programı kapsamında organize edilen Cumhurbaşkanlığı 7. Uluslararası Yat Yarışları'nın basın toplantısı, 10 Nisan Cuma günü Mandarin Oriental Bosphorus İstanbul’da gerçekleştirildi. Dünyanın dört bir yanından yüzlerce yarışçıyı bir araya getirecek dev organizasyonun 2026 yılı rotası ve detayları paylaşıldı. “DÜNYADAKİ KRİZ DÖNEMİNDE GÜVENLE VE ÖZGÜRLE YELKEN BASIYORUZ” İstanbul Vali Yardımcısı Mehmet Sülün ve Türkiye Yelken Federasyonu Başkanı Özlem Akdurak’ın katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda konuşan Organizasyon Komitesi ve İstanbul Açık Deniz Yat Yarış Kulübü Başkanı Ekrem Yemlihaoğlu, “Bugün burada yalnızca bir spor organizasyonunu anlatmak için değil, aynı zamanda Türkiye'nin denizlerdeki gücünü ve vizyonunu tüm dünyaya bir kez daha göstermek adına bir araya gelmiş bulunuyoruz. Dünyanın birçok bölgesinde savaşların, krizlerin, belirsizliklerin hakim olduğu bir dönemden geçiyoruz. Böyle bir ortamda Türkiye olarak kendi kara sularımızda güvenle, özgürce ve gururla yelken basıyor olmak bizler için sadece bir spor faaliyeti değil aynı zamanda çok büyük bir gurur. Bu vesileyle bu organizasyonu gerçekleştirebilmemiz adına ülkemizde sağlanan istikrar ve güven ortamı için başta Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, Türkiye Cumhuriyeti Gençlik ve Spor Bakanımız Osman Aşkın Bak’a ve Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanımız Mehmet Nuri Ersoy'a en derin şükranlarımızı ifade etmek isteriz” diye konuştu. Yelken sporunun dünyada sadece bir spor dalı değil aynı zamanda milyarlarca dolarlık ekonomik hacmi yaratan; turizmi, teknolojiyi, uluslararası ilişkileri bir araya getiren stratejik bir enstrüman olduğunu vurgulayan Yemlihaoğlu, “Bugün dünyanın en önemli yelken organizasyonlarına baktığımızda bulundukları şehirleri, ülkeleri küresel marka haline getirdikleri, yüksek gelirli turistleri çektikleri, ciddi bir ekonomik değer oluşturduklarını açıkça görmekteyiz. Milyarlarca dolardan bahsedilen bir alan yelken sporu. İşte tam da bu nedenle yelken sporu, spor turizmi açısından en sürükleyici, en prestijli ve en yüksek katma değer yaratan branşların başında gelmektedir. Cumhurbaşkanlığı Uluslararası Yat Yarışları bu vizyonun Türkiye'deki en güçlü temsilcisidir. Bu organizasyon ile ülkemizin eşsiz coğrafyasını ve denizlerini dünya sahnesine taşımak, uluslararası sporcuları ve takımları Türkiye'de buluşturmak, yelken sporunu daha genç kitlelere yaymaktır. Gençlerimize ilham vermek, onları denizle buluşturmak, Türkiye'yi yelken sporunda küresel bir merkez haline getirmek en önemli hedeflerimiz arasındadır” dedi. HEN YIL SPORCU SAYISI ARTIYOR Yemlihaoğlu, bu yıl toplamda 200 ekip, 2000'in üzerinde sporcu, 14 farklı ülkeden katılım beklediklerini ifade ederek, “Pandeminin ilk yılında, şampiyonanın ilk başladığı yıl 23 olan ekip sayısında burada muazzam bir artış görüyoruz.” diye konuştu. Türkiye Yelken Federasyonu Başkanı Özlem Akdurak da “Türk yelken sporu Cumhurbaşkanımızın sporun her alanında koyduğu irade ve vizyondan nasibini alarak, Gençlik Spor Bakanımız Sayın Osman Aşkın Bak’ın muazzam çabaları ve destekleriyle, bütün spor dallarında olduğu gibi bizler de bu grafikten nasibimizi alarak geçtiğimiz yıllarda her yıl artan başarılarımızla uluslararası camiada bayrağımızı dalgalandırmaya devam ediyoruz. Bu yıl artan uluslararası başarılarımız 2025 yılında bir zirveye taşınarak gençlik sınıflarında dünya şampiyonalarında ve Avrupa şampiyonalarında ayrı ayrı her ikisinde de en fazla madalya alan ülke konumuna taşıdı bizi. Bu gurur hepimizin. Amacımız 2028 Los Angeles Oyunları'nda en az iki branşta Türk yelkenciliğine bir ilk yaşatarak madalyayla olimpiyattan dönmektir” dedi. Cumhurbaşkanlığı Uluslararası Yat Yarışları’nın 23 Nisan, 19 Mayıs, 30 Ağustos ve 29 Ekim gibi Cumhuriyetimizin kilit tarihlerinde düzenlenecek olmasının önemine işaret eden Akdurak, “Her geçen sene Cumhurbaşkanlığı Yat Yarışlarında hem katılım ülke sayısı olarak hem sporcu sayısı olarak muazzam artışı sevinerek izliyoruz. Organizasyonun başarısında emeği geçen başta İstanbul Açık Deniz Yarış Kulübü ekibi olmak üzere destek veren bütün paydaşlara çok teşekkür ediyorum. Yine Türk sporunu, Türk yelkenciliğini gururlandıracak bir organizasyonu hep beraber izliyor olacağız.” diye konuştu. 5 AYRI ETAPTA YARIŞILACAK Cumhurbaşkanlığı Uluslararası Yat Yarışları Sportif Direktörü Engin Yuvaktaş, yarış etaplarına değinerek; şu bilgileri verdi: “Bizim bu yıl Cumhurbaşkanlığı 7. Uluslararası Yat Yarışları takvimimizde 5 tane yarış bulunmakta. İlk etap 2 hafta sonra 23 Nisan'da İstanbul Boğazı'nda başlayacak. 23 Nisan - 25 Nisan tarihleri arasında gerçekleşecek yarışımız Sahil Güvenlik Komutanlığı Kupası. Sahil Güvenlik Komutanlığı Kupası 23 Nisan'da Moda'dan start edecek ve 25 Nisan'da Çanakkale'de finiş vereceğiz. Ve Çanakkale'de 25 Nisan'da bir de Çanakkale Boğazı yarışımız olacak. Yani 23-25 Nisan arasındaki yarışlarımızda bir tane İstanbul Boğazı, bir tane İstanbul-Çanakkale Açık Deniz Yarışı, bir tane de Çanakkale Boğazı Yarışı gerçekleştireceğiz. Hemen arkasından bir ay sonra 17-19 Mayıs'ta gerçekleşecek Kurtuluş Kupamız var. Kurtuluş Kupası da bizim için çok anlamlı bir yarış. Geçen sene ilkini yapmıştık. Bu sene de 17 Mayıs'ta İstanbul'da Adalar Parkurunda, 19 Mayıs'ta da yine İstanbul Boğazı'nda gerçekleşecek ve Kurtuluş Kupamız tamamlanacak. 30 Ağustos Zafer Bayramı'nda 30 Ağustos Zafer Kupamız yine İstanbul Boğazı'nda gerçekleştireceğimiz bir günlük bir yarış olacak. 29 Ekim Cumhuriyet Kupası bizim 2020 yılından beri gerçekleştirdiğimiz ve çok büyük katılımlarla İstanbul'da gerçekleşen bu yarış yine 29 Ekim'de İstanbul Boğazı'nda başlayacak. 30 Ekim, 31 Ekim ve 1 Kasım tarihlerinde de Caddebostan-Adalar Parkurunda devam edecek. Son yarışımız, kapanış yarışımız 16 Kasım - 19 Kasım tarihleri arasında Kıbrıs Kupası için olacak. Kıbrıs Kupası 16 Kasım'da Muğla'nın Marmaris ilçesinden start edecek ve Kıbrıs'ta Girne'de finiş verecek. Bu yarış geçen yıl ilk defa düzenlenmiş, belki de dünyada ilk defa düzenlenmiş bir açık deniz yarışı olarak takvimimize girdi ve bu sene de yine devam edeceğini planlıyoruz. Toplamda 10 farklı divizyondagerçekleşecek yarışlar ve her divizyonda ilk üçe girenler ödüllendirilecek. Ayrıca yelkenciliği arttırmak, denizciliği arttırmak, sporcu sayısını arttırmak için teşvik ettiğimiz üniversite takımları ve kadın yelken takımlarına da özel ödüllerimiz yine bu sene devam edecek.” KUPA DEVİR TESLİM TÖRENİ Konuşmaların ardından 2025 yılı şampiyon takımı Angels of CMC Holding, kupayı yeni sahiplerine verilmesi için organizasyon komitesine devir teslim etti. Takım Kaptanı Oğuz Ayan; “7 yıldır çok güzel, harika organizasyonlar gerçekleşiyor. Bu organizasyon her yıl büyüyerek ilerliyor. O kupanın üzerinde her yıl için farklı bir isim yazıyor. Bir tanesi biz olduk bu sene için, şanslıydık. Onu kazanmak için de ekip ile beraber ciddi bir savaş verdik. Sponsorumuza da çok teşekkür ediyorum. Sözlerimi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Yurtta sulh, cihanda sulh’ sözüyle bitirmek istiyorum.” ifadelerini kullandı. TARİHİ ROTADA KESİNTİSİZ HEYECAN Dünyanın dört bir yanından katılacak yelkenli tekneler ve yüzlerce yarışçının katılacağı Cumhurbaşkanlığı 7. Uluslararası Yat Yarışları’nın ilk mücadelesi, 23 Nisan’da İstanbul Boğazı’ndan başlayacak ve yarışçılar Çanakale’ye doğru yelken açacak. İkinci etapta ise yarışçılar, 16-19 Mayıs tarihlerinde İstanbul’da Kurtuluş Kupası için mücadele edecek. 30 Ağustos’ta ise İstanbul Boğazı’nda Zafer Kupası heyecanı yaşanacak. Yarışmanın son etabı ise 29 Ekim-1 Kasım tarihlerinde Cumhuriyet Kupası için olacak. Dört etap halinde gerçekleşecek olan yarışlarda toplamda en iyi dereceyi elde edecek ekip, Cumhurbaşkanlığı Uluslararası Yat Yarışı Şampiyonu unvanına hak kazanacak. Cumhurbaşkanlığı Yat Yarışı’na dördüncü kez Resmi Zaman Sponsoru olan, İsviçre saatçilik geleneğini modern tasarım anlayışıyla bir araya getiren Jacques Philippe de beş etap boyunca kıyasıya mücadele edecek takımlar arasından her etabın şampiyonu olan ekibin tamamını Jacques Philippe saatlerle ödüllendirecek.

Spor, basın ve siyaset dünyasının isimleri iftar programında buluştu Haber

Spor, basın ve siyaset dünyasının isimleri iftar programında buluştu

İstanbul’da düzenlenen iftar programında spor, basın, siyaset ve iş dünyasından çok sayıda isim bir araya geldi. Rize Barosu eski başkanlarından ve Türkiye Futbol Federasyonu eski Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu (PFDK) Başkanı Av. Hüseyin Karaahmetoğlu ile Av. Alp Karaahmetoğlu’nun her yıl geleneksel olarak düzenlediği iftar programı, Manolya Pastaneleri’nin Gayrettepe Şubesi’nde gerçekleştirildi. İftar programı öncesi ve sonrasında yapılan sohbetlerde Türk futbolunun mevcut durumu ve spor dünyasına ilişkin değerlendirmelerde bulunuldu. Ev sahipleri Av. Hüseyin Karaahmetoğlu ve Av. Alp Karaahmetoğlu, programa katılan davetlilerle yakından ilgilenerek katılımlarından dolayı teşekkür etti. Programa katılan Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, böyle bir ortamda bulunmaktan memnuniyet duyduğunu belirterek, “Böyle güzel bir ortamda bulunmaktan ve oruç açmaktan büyük keyif aldım” dedi. İftar programına Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun yanı sıra eski bakan Mehmet Sevigen, Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürü Dr. Osman Kan, eski milletvekili ve eski MHK Başkanı Yusuf Namoğlu, akademisyen Prof. Dr. Emin Gürses, öğretim üyesi Prof. Dr. Şenol Civelek ile spor camiasından Can Çobanoğlu, Cem Pamiroğlu, Cemil Turan, Giray Bulak, Sinan Engin, Oktay Çevik ve Yaşar Elmas katıldı. Basın dünyasından Adnan Aybaba, Atilla Türker, Barış Yurdseven, gazeteci Cengiz Er, Hakan Aygün, Gizem Fırat, İsmail Er, Mert Yüksektepe, Savaş Uğurlu ve Ömer Faruk Ünal’ın da yer aldığı programda iş dünyası ve sosyal hayattan Ahmet Yüksektepe, Cevat Balkan, Faruk Yaşar, Av. Mahmut Özgüven, Mehmet Kars, Melih Akyıldız, Muzaffer Karacaoğlu, Av. Ozan Erdoğan, Şükrü Alacam, Av. Yüksel Tümtürk ve Av. Mustafa Kale de hazır bulundu.

“Yağmurunu Avantaja Çeviren Şehir: Rize Neden Dünyanın Yeni Marka Merkezi Olmasın?” Haber

“Yağmurunu Avantaja Çeviren Şehir: Rize Neden Dünyanın Yeni Marka Merkezi Olmasın?”

RİZE NEDEN BİR DÜNYA MARKASI OLMASIN? Av. Hüseyin Karaahmetoğlu’ndan Rize için Yağmurdan Teknolojiye Uzanan Vizyon** Rize Barosu Eski Başkanı Av. Hüseyin Karaahmetoğlu, Rize’nin geleceğine dair dikkat çeken bir vizyon ortaya koydu. Karaahmetoğlu, Rize’nin bugüne kadar dezavantaj olarak görülen yağmur, sis, dağlık arazi ve derelerinin; doğru projelerle dünyanın başka hiçbir yerinde kolay bulunmayan bir avantaja dönüşebileceğini vurguladı. Klasik turizm anlayışının Rize için yeterli olmadığını ifade eden Karaahmetoğlu, çözümün; Rize’ye özgü, kopyalanması zor, doğayla uyumlu ve teknolojiyle desteklenen bir marka şehir modeli kurmak olduğunu söyledi. Yağmuru Saklamak Değil, Merkeze Almak Av. Karaahmetoğlu’na göre ana fikir son derece net: Yağmuru saklamak yerine merkeze almak. Rize’nin güneşi bekleyen değil; yağmurla birlikte spor yapılan, deneyim yaşanan ve performansın test edildiği bir şehir olarak konumlandırılması gerektiğini ifade eden Karaahmetoğlu, bu yaklaşımın Rize’yi dünya ölçeğinde ayrıştıracağını belirtti. Bu vizyonun merkezinde ise uluslararası bir marka önerisi yer alıyor: RAIN:IZE (Rain + Rize) Amaç, Rize’nin yoğun yağış alan iklimini bir dezavantaj değil; küresel bir marka kimliği haline getirmek. Teknoloji Bu Modelin Neresinde? Doğa odaklı bu modelin en güçlü ayaklarından biri teknoloji. Rize’nin yağmur, dere ve zorlu arazi koşulları; spor teknolojileri açısından dünyada çok az şehirde bulunan doğal bir test ortamı sunuyor. Bu nedenle şehirde Uluslararası Sports Tech Lab kurulması öneriliyor. Bu merkezde; Spor ekipmanları ve ayakkabıların yağışlı ve zorlu doğa koşullarında test edilmesi,Islak zemin performans analizlerinin yapılması,Global spor ve outdoor markalarıyla AR-GE iş birlikleri kurulması hedefleniyor. Bu sayede Rize, üretimden çok test, performans ve sertifikasyon merkezi haline gelerek ciddi bir ekonomik gelir elde edebilir. Spor Hep İşin İçinde Olmalı RAIN:IZE modeli kapsamında Rize’de; Yağmura dayalı uluslararası spor yarışları,Islak zemin koşullarında spor ekipmanı test alanları,Spor markaları için doğal AR-GE kampüsleri oluşturulabilir. Bu modelle Rize’de 12 ay boyunca sporcu ve turist akışı sağlanması hedefleniyor. Ayrıca Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi ve spor liseleriyle iş birliği içinde; dağlık ve yağışlı koşullarda sporcu, lider ve uzman yetiştirmeye yönelik Uluslararası Dayanıklılık Üniversitesi kurulması da gündemde. Askeri, kurtarma ve ekstrem spor eğitimleriyle Rize’nin eğitim turizmi merkezi haline gelmesi amaçlanıyor. Sis, Dereler ve Vadiler: Kimliktir Rize’nin sisli ve kapalı havası bir eksiklik değil, bir kimlik olarak görülüyor. Bu kapsamda; Bulut ve Sis Sanatı ve Spor Festivali,Sis içinde koşu, bisiklet ve yoga etkinlikleri,Drone ışık gösterileri ve dijital sanat prodüksiyonları ile Rize’nin atmosferinin küresel ölçekte görünür kılınması hedefleniyor. Fırtına, İkizdere ve Çamlıhemşin vadileri entegre turizm alanlarına dönüştürülebilir. Ahşap yürüyüş yolları, dere kafeleri, zipline, seyir rotaları, kano ve rafting sporları yaygınlaştırılabilir. Kaçkarlar ve Ovit Yaylası gibi alanlarda ekstrem bisiklet parkurları, dayanıklılık yarışları ve kış sporlarıyla Rize uluslararası spor takvimine girebilir. Tarihe ve Kültüre Sahip Çıkılmalı Tarihi Rize evleri ve konaklarının, Safranbolu örneğinde olduğu gibi turizme kazandırılması öneriliyor. VR ve AR destekli dijital deneyimlerle ziyaretçi etkileşimi artırılabilir. Yöresel müzik, canlı performanslar ve kültür festivalleriyle yerel kimlik güçlendirilirken; tulum, kemençe gibi enstrümanların tanıtımı ve satışı profesyonel pazarlama modelleriyle yapılabilir. Geçmişte mısır kabuğundan üretilen mobilya ve el emeği ürünlerin yeniden desteklenmesiyle ülke geneline satış hedefleniyor. Çay: Üretmek Yetmez, Deneyimletmek Gerek Rize çayı bu vizyonda sadece üretilen değil, deneyimlenen bir değer olarak konumlanıyor. Çay fabrikalarının ziyaretçilere açılması, atölye ve tadım alanları oluşturulması, “çay tarladan bardağa” temalı turistik rotalar planlanıyor. Çaykur ve Ticaret Borsası desteğiyle; uluslararası çay fuarları, mutfak festivalleri ve gastronomi etkinlikleriyle Rize çayının dünya çapında bir merkez haline gelmesi amaçlanıyor. Gastronomi ve Yerel Ekonomi Rize kahvaltısı, muhlama, hamsi, kavurma, Laz böreği ve Rize pidesi gibi ürünlerin uluslararası mutfak festivalleriyle tanıtılması planlanıyor. Rize Valiliği, Rize Belediyesi, Sanayi ve Ticaret Odası, Ticaret Borsası ve DOKAP iş birliğiyle yöresel ürünlerin e-ticarete entegre edilerek üreticiye doğrudan gelir sağlanması hedefleniyor. Ulaşım Deneyimin Bir Parçası Olmalı Teleferik ve yayla sistemi (dikey turizm), hafif raylı sistem ve minibüs entegrasyonu ile doğaya dost, araçsız bir turizm modeli öneriliyor. Sahilde İyidere–Fındıklı hattında hafif raylı sistem, dağların denize paralel yapısından faydalanarak teleferik hatları kurulması planlanıyor. Ulaşım, yalnızca altyapı değil; başlı başına bir turizm deneyimi olarak ele alınıyor. Ekonomik Karşılığı Net Projelerin kademeli olarak hayata geçirilmesiyle; Yıllık 70–120 milyon dolar ekonomik katkı,Turizmin 12 aya yayılması,1.500–2.000 kişilik yeni istihdam öngörülüyor. Rize’nin destek alan değil, gelir üreten bir şehir modeline geçmesi hedefleniyor. Güçlü Kurumsal Destek Vurgusu Av. Hüseyin Karaahmetoğlu, en büyük avantajlardan birinin Rize’nin Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın memleketi olması olduğunu ifade ederek; Gençlik ve Spor, Kültür ve Turizm, Sanayi ve Teknoloji, Tarım ve Orman, Ulaştırma ve Sağlık Bakanlıklarının temel paydaşlar olabileceğini belirtti. DOKA, belediyeler ve İl Özel İdaresi pilot projelerde kritik rol üstlenirken; AB fonları, UNDP, UNESCO ve spor federasyonları uluslararası destek sağlayabilir. Özel sektörün stratejik ortak olarak sürece dahil edilmesi planlanıyor. Son Söz Av. Hüseyin Karaahmetoğlu’nun vizyonu tek cümleyle özetleniyor: “Rize; yağmurunu, doğasını ve kültürünü gizleyen değil, bunları dünyaya cesurca sunan ve ekonomik değere dönüştüren bir küresel marka olabilir.” Asıl mesele, bu vizyonu konuşmak değil; doğru adımlarla hayata geçirmek olarak ifade ediliyor.

Dündar Keşaplı’ya Prestijli Gazetecilik Ödülü Haber

Dündar Keşaplı’ya Prestijli Gazetecilik Ödülü

İtalya’nın dünyaca ünlü kenti Viareggio’da düzenlenen "İtalia Sports Summit – USSI 80" etkinliğinde, duayen gazeteci Dündar Keşaplı, İtalyan sporunu uluslararası basında en etkili ve en başarılı şekilde temsil eden gazeteci ödülüne layık görüldü. İtalya Spor Yazarları Derneği’nin (USSI) 80. kuruluş yılı kapsamında gerçekleştirilen zirvede verilen ödül, Şubat ayında yapılacak Milano–Cortina Kış Olimpiyatları ve Paralimpik Oyunları öncesinde ayrı bir önem taşıdı. Keşaplı, İtalya’da görev yapan yabancı gazeteciler arasında yaptığı haberler, röportajlar ve analizlerle İtalyan sporunu dünya kamuoyuna başarıyla aktarması nedeniyle onurlandırıldı. “Spor, Kültürler Arası Evrensel Bir Dildir” Ödül töreninde konuşan Dündar Keşaplı, sporun birleştirici gücüne dikkat çekerek,“Spor yalnızca rekabet değil, diyalog ve iş birliğini güçlendiren evrensel bir dildir” dedi.Milano–Cortina Olimpiyatları’nın sadece sportif bir organizasyon olmadığını vurgulayan Keşaplı, “Bu organizasyon, İtalya’nın dünyaya anlatıldığı büyük bir küresel hikâyedir. Uluslararası basın bu hikâyenin en güçlü anlatıcısıdır” ifadelerini kullandı. Milano–Cortina: İtalya’nın Yeni Hikâyesi Milano–Cortina’nın İtalya için tarihi bir dönüm noktası olduğunu belirten Keşaplı, ülkenin artık yalnızca futbolla değil; dağları, doğası, kış sporları, sürdürülebilirlik vizyonu ve kültürel zenginliğiyle ön plana çıkacağını söyledi. Uluslararası Basına Kritik Sorumluluk Konuşmasında uluslararası basının rolüne özel vurgu yapan Keşaplı, özellikle Akdeniz ülkelerinden gelen gazetecilerin, Milano–Cortina sürecinde İtalya’yı çok boyutlu ve derinlikli bir bakış açısıyla anlatma sorumluluğu taşıdığını dile getirdi. “Milano–Cortina sadece izlenen bir organizasyon değil, yaşanan bir deneyim olacak” diyen Keşaplı, sporun yanı sıra turizm, ev sahipliği, sürdürülebilirlik ve yerel kültürün de dünya kamuoyuna aktarılacağını belirtti. USSI 80 Zirvesi Viareggio’da Sporun Nabzını Tuttu İki gün süren İtalia Sports Summit – USSI 80, spor dünyasının önde gelen isimlerini, gazetecileri, federasyon başkanlarını ve kurum temsilcilerini Viareggio’da bir araya getirdi. Zirvede, spor gazeteciliğinin geçmişi, bugünü ve geleceği panellerle ele alındı. Dündar Keşaplı’ya verilen ödül, İtalya’da görev yapan yabancı basının spor alanındaki katkılarının uluslararası düzeyde güçlü biçimde takdir edildiğini de ortaya koydu. Keşaplı konuşmasını şu sözlerle tamamladı:“Milano–Cortina, spor, kültür ve coğrafyayı tek bir büyük anlatıda buluşturan eşsiz bir vitrin olacak ifadelerini kullandi. USSI ETKİNLİĞİ: VİAREGGİO’DA SPOR DÜNYASININ YILDIZLARI BULUŞTU USSI’nin 80. yılı kapsamında düzenlenen zirveye; dünyaca ünlü paralimpik atlet Martina Caironi, eski efsane Juventus ve Milan forması giyen futbolcu Marco Borriello, 4x100 metre bayrak yarışında Avrupa rekoru sahibi milli sprinter Filippo Tortu ile İtalyan futbolunun duayen isimlerinden, Teknik Direktörler Birliği Başkanı Renzo Ulivieri )1982 Dunya sampiyonu efsane futbolcu Giancarlo Antonioni ve daha birçok önemli isim katıldı. Üst düzey katılımla gerçekleşen etkinlik, sporun temel değerleri, medyanın rolü ve İtalyan ile uluslararası sporun geleceğine yönelik önemli değerlendirmelere sahne oldu. USSI zirvesi, yaklaşan Milano–Cortina Kış Olimpiyatları ve Paralimpik Oyunları öncesinde spor ve iletişim arasındaki iş birliğini güçlendiren önemli bir platform olarak öne çıktı.

Bilardo Federasyonu, çocuk ve aileler için harekete geçti Haber

Bilardo Federasyonu, çocuk ve aileler için harekete geçti

Federasyonun tescilli markası ProMatch, artık sadece bir bilardo markası değil; bilardonun toplumla, aileyle ve gençlikle buluşmasını hedefleyen bir sosyal sorumluluk projesi oldu. EVDE, OFİSTE, HER YERDE BİLARDO KEYFİ Bilardo sporunun daha geniş kitlelere ulaşması, sevilmesi ve özellikle gençlerin sanal dünyadan uzaklaşıp gerçek bir sporla tanışmaları amacıyla tasarlanan ProMatch Portatif Bilardo Masaları aynı zamanda masa tenisine dönüşüyor. 1 MASA, 2 SPOR – SPORUN EĞLENCELİ YÜZÜ ProMatch’in yenilikçi tasarımı sayesinde bir masa sadece bilardo değil, masa tenisi olarak da kullanılabiliyor. İstenildiğinde çalışma masasına dönüşen bu çok işlevli ürün, “1 masa, 2 spor” konseptiyle hem çocuklara hem yetişkinlere hitap ediyor. Böylece spor, evin doğal bir parçası haline geliyor. SADECE BİR SPOR DEĞİL, BİR SOSYAL SORUMLULUK HAREKETİ Bu proje, gençleri dijital bağımlılıktan uzaklaştırmayı, aile içi iletişimi güçlendirmeyi ve sporu hayatın bir parçası haline getirmeyi amaçlayan uzun soluklu bir sosyal sorumluluk girişimi. Giderek dijitalleşen dünyada çocukların ekran başında geçirdiği saatlerin arttığı bir dönemde, onların gerçek bir sporla fiziksel, zihinsel ve sosyal olarak gelişimini destekleyen bir çözüm sunuyor. Bu sayede her ev, her ofis, her okul bir spor alanına, her masa ise birlikte geçirilen değerli anların merkezine dönüşüyor. AİLELERLE KALİTELİ ZAMANIN YENİ ADRESİ Günümüz dünyasında aile bireylerinin bir arada geçirdiği zaman giderek azalırken, ProMatch masalarının bu noktada devreye girmesi hedefleniyor. Bir bilardo ve masa tenisi masası etrafında başlayan bir oyun, aile bireyleri arasındaki bağları güçlendiren, iletişimi artıran ve keyifli anılara dönüşen bir deneyime evrilmesi planlanıyor. Türkiye Bilardo Federasyonu Başkanı Ersan Ercan verdiği mesajda şu ifadeleri kullandı: “Bilardo, bir masa etrafında başlayan ama insanları birbirine yaklaştıran bir spordur. Biz bu projeyle yalnızca yeni bir ürün sunmuyoruz; gençlerimizi sanal dünyadan uzaklaştırarak onları gerçek bir sporla buluşturuyor, aileleri aynı masa etrafında yeniden bir araya getiriyoruz. ProMatch markamızla ürettiğimiz portatif bilardo masaları, bilardo sevgisini toplumun her kesimine taşımak için başlattığımız bir sosyal sorumluluk projesidir. İnandığımız bir şey var: Bir masa, bir oyundan çok daha fazlasıdır — bir bağ, bir birliktelik, bir paylaşım alanıdır.” ‘BİLARDO HERKES İÇİN’ “Türkiye Bilardo Federasyonu olarak inancımız şudur ki bilardo, herkesin oynayabileceği bir spordur. Salonlardan evlere, profesyonel turnuvalardan okul bahçelerine kadar bilardonun ulaşmadığı yer kalmasın istiyoruz. ProMatch Portatif Bilardo Masaları, bu hedefin en somut adımıdır. Artık her ev, her ofis, her sınıf bir bilardo salonuna dönüşebilir. ProMatch, bilardonun geleceğini sadece sporcularla değil, toplumun tamamıyla buluşturuyor”

Kenan Yıldız, Luis Figo ve Valentina Giacinti, 2025 Akdeniz Mükemmelliyet Ödülleri’nde onurlandırılıyor Haber

Kenan Yıldız, Luis Figo ve Valentina Giacinti, 2025 Akdeniz Mükemmelliyet Ödülleri’nde onurlandırılıyor

AKDENİZ’in kültürel zenginliğini, sporu ve toplumsal dayanışmayı bir araya getiren “2025 Akdeniz Mükemmelliyet Ödül Töreni”, bu yıl İtalya Kültür Bakanlığı’nın ev sahipliğinde Roma’da düzenlenecek. Akdeniz Gazeteciler Derneği’nin organizasyonuyla gerçekleşecek olan etkinlik, artık birçok kişi tarafından “Akdeniz’in Oscar’ı” olarak anılıyor. 20 Ekim Pazartesi gerçekleşecek bu prestijli gecede, futbolun yaşayan efsanesi Luis Figo ve geleceğin yıldızı olarak parlayan Kenan Yıldız başta olmak üzere, Akdeniz coğrafyasına kültürel, sportif ve sosyal katkılar sunan birçok önemli isme ödül verilecek. Törene, aralarında büyükelçiler, başkonsoloslar, kültür ataşeleri, kamu kurumları temsilcileri ve sivil toplum kuruluşlarının yer aldığı çok sayıda yerli ve yabancı davetli katılacak. Cezayir, Malta, Tunus, İspanya, Fas, Mısır, Arnavutluk, Slovenya ve Sırbistan gibi Akdeniz ülkeleri törende diplomatik düzeyde temsil edilecek. Organizasyona destek veren kurumlar arasında İtalya Kültür Bakanlığı Garanti Komitesi (CUG), İtalya Dışişleri Bakanlığı, İtalyan Spor Basını Birliği (USSI), AIPS Avrupa (Uluslararası Spor Basını Derneği) ve İtalyan Olimpiyat Komitesi (CONI) yer alıyor. FUTBOLUN İKİ NESLİ AYNI SAHNEDE; FIGO VE KENAN Bu yılki ödüllerin en dikkat çeken isimlerinden biri, futbol tarihine damga vuran Portekizli yıldız Luis Figo olacak. Real Madrid, Barcelona ve Inter gibi dev kulüplerin formasını giyen Figo, yalnızca yeteneğiyle değil, sporu bir sosyal sorumluluk aracı olarak kullanmasıyla da takdir topluyor. Bugün hâlâ genç sporculara ilham veren bir figür olarak, uluslararası projelerde aktif rol alıyor. Diğer yanda ise yepyeni bir yıldız doğuyor: Kenan Yıldız. Juventus ve Türkiye Millî Takımı’nda gösterdiği performansla tüm dikkatleri üzerine çeken genç futbolcu, sadece sahadaki başarısıyla değil, mütevazı duruşu ve örnek kişiliğiyle de büyük beğeni topluyor. Almanya’da doğan ve farklı kültürleri bir arada taşıyan Kenan, hem Türkiye’nin hem İtalya’nın gururu olarak görülüyor. KADIN FUTBOLUNDA ÖDÜL GIACINTI'NİN Bu yıl ödül alacak isimlerden biri de, kadın futbolunun İtalya’daki en önemli temsilcilerinden Valentina Giacinti olacak. Sahadaki golcü kimliğinin ötesinde, azmi, tutkusu ve kadın sporuna verdiği katkılarla dikkat çeken Giacinti, Akdeniz ruhunu tam anlamıyla yansıtan bir sporcu. Roma’daki başarılı kariyerinin ardından Galatasaray’a transfer olan İtalyan yıldız, sarı-kırmızılı forma altında kısa sürede taraftarların kalbini kazanmayı başardı. Mücadeleci karakteri, liderliği ve sahadaki bitmeyen enerjisiyle takımın vazgeçilmez isimlerinden biri haline geldi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.