Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Mehmet Nuri Ersoy

Breaking News - Mehmet Nuri Ersoy haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mehmet Nuri Ersoy haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Go Türkiye Mini Dizileri 3 Milyar İzlenmeyi Aştı: İki Yeni Projenin Çekimleri Başladı Haber

Go Türkiye Mini Dizileri 3 Milyar İzlenmeyi Aştı: İki Yeni Projenin Çekimleri Başladı

Haber; Tuana Mina Bahadır Go Türkiye Mini Dizileri, üç milyarı aşan küresel izlenme ve erişim başarısının ardından yeni projelerle yoluna devam ediyor. Türkiye’nin marka hikâyesini sinematografik bir anlatımla dünyaya taşıyan proje kapsamında iki yeni mini dizinin çekimlerine başlandı. “Istanbul My Love”, “Antalya Gambit”, “Hidden Lover”, “An Istanbul Story” ve “Cappadocia Fairytale” gibi yapımlarla uluslararası dijital platformlarda ilgi gören Go Türkiye Mini Dizileri, Türkiye’nin şehirlerini, kültürel dokusunu, gastronomisini ve yaşam estetiğini dünya izleyicisiyle buluşturmayı sürdürüyor. Yeni projelerden ilki olan “Aşk Tadında” dizisinin çekimleri İzmir’de başladı. Ege’nin ruhunu, gastronomisini, sürdürülebilir yaşamını ve yerel kültürünü merkeze alan yapımda Burak Özçivit ile Ceyda Ateş başrolleri paylaşıyor. İzmir Saat Kulesi, Kordon, Urla, Alaçatı, Efes Antik Kenti ve Sığacık gibi ikonik lokasyonlarda çekilen dizi, idealist şef Merve ile mutfak dünyasına gizemli bir giriş yapan eski bankacı Kerem’in kesişen hikâyesini konu alıyor. Go Türkiye Mini Dizileri kapsamında çekimlerine başlanan ikinci yeni yapım ise Türkiye’nin tarih, kültür ve mistik atmosferini merkezine alıyor. Başrollerini Engin Altan Düzyatan ve Özge Gürel’in paylaştığı mini dizi, beş farklı şehirde gerçekleştirilen çekimleriyle Türkiye’nin kadim rotalarını keşif hikâyesi içinde ele alıyor. Senaryosu Emre Gürcan tarafından kaleme alınan, yönetmenliğini Hakan Yonat’ın üstlendiği yapımda iki karakterin büyük bir gizemin peşinde Türkiye’nin kadim şehirlerinde iz sürdüğü sürükleyici bir yolculuk anlatılıyor. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy da proje serisine ilişkin değerlendirmesinde, turizmin artık yalnızca bir destinasyon seçimi değil, bir hikâyeye dahil olma ve bir yaşam tarzını deneyimleme süreci haline geldiğini vurguladı. Ersoy, Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı koordinasyonunda hayata geçirilen mini dizilerin, Türkiye’nin kültürel ve doğal zenginliklerini küresel ölçekte görünür kıldığını ifade etti. Go Türkiye Mini Dizileri, Türkiye’nin şehir kimliğini, gastronomisini, tarihini ve doğal güzelliklerini sinematografik hikâye diliyle birleştirerek küresel tanıtımda yeni nesil bir model oluşturmayı hedefliyor. Yeni başlayan çekimlerle birlikte projenin, Türkiye’nin destinasyon hikâyelerini uluslararası dijital platformlarda daha geniş kitlelere ulaştırması amaçlanıyor.

Mersin’de Kültür Yolu Festivali Coşkusu Başladı Haber

Mersin’de Kültür Yolu Festivali Coşkusu Başladı

Haber; Tuana Mina Bahadır Mersin, bu yıl ilk kez Türkiye Kültür Yolu Festivali’ne ev sahipliği yapıyor. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un açılışını gerçekleştirdiği festival kapsamında kent, 16 farklı noktada düzenlenecek 159 etkinlikle kültür ve sanatın merkezi olacak. Konserlerden sergilere, gastronomi programlarından çocuk atölyelerine kadar geniş bir içerikle hazırlanan festival, Mersin’in tarihi, kültürel ve doğal zenginliklerini sanatseverlerle buluşturacak. Açılış töreninde konuşan Bakan Ersoy, Mersin’in yalnızca bir turizm destinasyonu değil, yaşayan bir kültür hazinesi olduğunu vurguladı. Ersoy, “Akdeniz’in mavisi ile Torosların heybetinin buluştuğu bu eşsiz şehirde bulunmaktan büyük memnuniyet duyuyoruz. Mersin, kadim tarihi, doğal güzellikleri, çalışkan insanları ve bereketli topraklarıyla bu organizasyona ev sahipliği yapmayı hak eden çok özel bir şehir” ifadelerini kullandı. Türkiye Kültür Yolu Festivallerinin 2021 yılında İstanbul’da Beyoğlu Kültür Yolu ile başladığını hatırlatan Ersoy, organizasyonun bugün 7 bölgede 26 şehre ulaştığını belirtti. Bakan Ersoy, festivalin kültür ve sanat etkinliklerini ülkenin dört bir yanına yayarken şehirlerin markalaşmasına, yerel ekonomiye ve turizme de katkı sunduğunu söyledi. Festival kapsamında Mersin’de 16 farklı noktada 57 başlık altında toplam 159 etkinlik düzenlenecek. Programda 13 konser, 4 sergi ve yerleştirme, 19 yetişkin atölyesi ve 8 çocuk atölyesi yer alacak. Soli Sahili’nde kurulacak ana sahnede Oğuzhan Koç, Bengü, Kubat, Simge, Alişan, Sefo, Merve Özbey, Ferhat Göçer ve Serkan Kaya gibi sanatçılar Mersinlilerle buluşacak. Festivalin gastronomi ayağında ise Mersin mutfağı ulusal ve uluslararası ölçekte tanıtılacak. Food and Travel dergisi Genel Yayın Yönetmeni Ebru Erke’nin ev sahipliğinde hazırlanacak programda, Terrazza Italia Şefi Claudio Chinali ve Michelin yıldızlı Od Urla’nın Şefi Melih Demirel de yer alacak. Bakan Ersoy, kültür ve sanatın şehirleri dönüştüren, toplumu birleştiren ve geleceğe yön veren güçlü bir dinamik olduğunu belirterek, Mersin Kültür Yolu Festivali’nin şehre, ülkeye ve sanat dünyasına hayırlı olmasını diledi.

KOLEZYUM’DA TROYA RÜZGARI! 221 ESERLE TARİH DÜNYA SAHNESİNDE Haber

KOLEZYUM’DA TROYA RÜZGARI! 221 ESERLE TARİH DÜNYA SAHNESİNDE

50 ESER İLK KEZ SERGİLENİYOR! TÜRKİYE’DEN 19 MÜZE TEK SERGİDE BULUŞTU BAKAN ERSOY’DAN KORUMA HASSASİYETİ: ESERLER ULUSLARARASI STANDARTLARLA KORUNARAK SERGİYE HAZIRLANIYOR Roma'nın dünyaca ünlü tarihî miraslarından Kolezyum Arkeolojik Alanı’nda "Troy and Rome: Myths, Legends, Stories of Ancient Mediterranean" adlı sergi 11 Haziran'da ziyaretçileriyle buluşuyor. Türkiye’den 19 müzeden toplam 221 eser ve Troya Atı replikası dünya vitrinine çıkıyor. Sergide 50 eser ilk kez gün yüzüne çıkarken kapsamlı konservasyon süreci ve uluslararası standartlarda yürütülen taşıma ve koruma çalışmaları dikkat çekiyor. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, eserlerin uluslararası standartlarla korunarak sergi hazırlandığını söyledi. Antik dünyanın efsanevi kenti Troya milyonlarca ziyaretçinin uğrak yeri olan Kolezyum'da görücüye çıkacak. Homeros’un İlyada Destanı’nda ölümsüzleşen ve binlerce yıllık katmanlı tarihiyle insanlık mirasının en önemli simgelerinden biri olan antik kent ile Troya efsanesini yansıtan eserler uluslararası standartlarda bir korumayla İtalya'nın başkenti Roma'ya taşınacak. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Kolezyum’da gerçekleşecek Troya temalı sergiyi sosyal medya hesabından duyurdu. Bakan Ersoy, 11 Haziran'da ziyarete açılacak olan sergiye ilişkin şu ifadeleri kullandı: "Troya’yı dünya turizminin en önemli buluşma noktalarından biri olan tarihî Kolezyum’a taşıyoruz! Roma'nın dünyaca ünlü miraslarından Kolezyum Arkeolojik Alanı’nda 11 Haziran'da "Troy and Rome: Myths, Legends, Stories of Ancient Mediterranean" adlı sergimizin açılışını yapacağız. Sergimizde, Türkiye’deki 19 müzeden toplam 221 eserin yanı sıra Troya Atı replikası da yer alacak.Eserlerin 50’si ilk kez sergilenecek olup, Troya Müzesi’nden 99 eser sergide gösterime sunulacak. Aralık 2025’ten bu yana 6 bölge laboratuvarımızın restoratörleri tarafından yürütülen kapsamlı konservasyon süreciyle, eserlerimiz uluslararası standartlarda sergiye hazırlanıyor. ICOM ödünç verme standartları doğrultusunda sigorta, taşıma ve koruma süreçleri titizlikle yürütülüyor.Bu toprakların kültürel mirasını dünya sahnesine kararlılıkla taşıyan başta @kvgm ekiplerimiz olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyorum." Aylar Süren Hazırlık: 6 Laboratuvar Uluslararası Standartlar Kolezyum’da düzenlenecek serginin hazırlıkları Aralık 2025’te başladı. Türkiye genelinde 6 farklı Restorasyon ve Konservasyon Bölge Laboratuvarı Müdürlüğü bünyesinde görevli uzman restoratörler sürece dahil oldu. Uluslararası Güvence: Sigorta ve Devlet Garantisi Sergide yer alacak eserler, ICOM’un uluslararası ödünç verme standartları doğrultusunda hazırlanıyor. Eserler, “çividen çiviye” sanat eseri sigortası ile teminat altına alınırken ev sahibi ülkeden devlet garanti belgesi sağlanıyor. Taşıma süreci ise uluslararası sertifikalara sahip firmalar aracılığıyla gerçekleştiriliyor. Troya'nın Hikâyesi Bütün Haliyle Anlatılacak Troya Savaşı'nın hemen öncesi Anadolu tarihini de kapsayacak şekilde tasarlanan sergide yer alan eserler, MÖ. 3’üncü binden Roma Dönemi sonuna kadar uzanan geniş bir zaman dilimini kapsıyor. Troya Savaşı’ndan sahneleri betimleyen eserler ile Roma’nın kurucu atası kabul edilen Aeneas’ın İtalya’ya varışını tasvir eden parçalar serginin en dikkat çeken unsurları arasında yer alıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığınca eserler, Troya anlatısını bütüncül bir kurgu içinde sunacak şekilde bir araya getirildi. Yeni Uluslararası Sergiler Yolda Troya sergisi, Türkiye’nin kültürel mirasını uluslararası platformlara taşıyan projelerin yalnızca bir parçası olarak dikkat çekiyor. Berlin’de devam eden Taş Tepeler sergisinin ardından, 2026’nın son çeyreği ve 2027 yılında Danimarka, İngiltere, İtalya ve ABD’de yeni sergiler planlanıyor. Japonya için mutabakat zaptı imzalanırken Kültür ve Turizm Bakanlığı Çin ve Avusturya için de görüşmeleri sürdürüyor.

BAKAN ERSOY, FORMULA 1 SÜRECİNE İLİŞKİN DETAYLARI PAYLAŞTI Haber

BAKAN ERSOY, FORMULA 1 SÜRECİNE İLİŞKİN DETAYLARI PAYLAŞTI

TÜRKİYE KÜRESEL SPOR ORGANİZASYONLARININ MERKEZİ OLUYOR F1 İLE İSTANBUL KAZANACAK: ERSOY’DAN TURİZM VE GELİR ODAKLI HAMLE Formula 1’in 2027 yılı itibarıyla yeniden Türkiye’ye kazandırılması süreci resmen tamamlandı. İstanbul Park’ın en az 5 yıl boyunca takvime dahil edilmesiyle birlikte Türkiye, dünyanın en büyük spor organizasyonlarından birine yeniden ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, organizasyonun turizm talebini artıran, milyarlarca dolarlık ekonomik katkı sağlayan ve küresel ölçekte yüksek görünürlük sunan etkisine dikkat çekti. Türkiye, küresel spor organizasyonları sahnesinde yeniden güçlü bir konum elde ederken Formula 1’in dönüşüyle birlikte İstanbul’un uluslararası tanıtım gücünün daha da artması bekleniyor. Dünyanın en prestijli yarış organizasyonlarından biri olan Formula 1’in İstanbul Park’ta yeniden düzenlenecek olması, turizmden ekonomiye kadar geniş bir etki alanı oluşturacak. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak ile Türkiye Otomobil Sporları Federasyonu Başkanı Eren Üçlertoprağı’nın katılımıyla İstanbul Park’ta Formula 1’in Türkiye’ye dönüş sürecine ilişkin bir basın toplantısı düzenlendi. Bakan Ersoy toplantıda yaptığı konuşmada, Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansının (TGA) yürüttüğü küresel tanıtım ve pazarlama stratejilerinin sürecin merkezinde yer aldığını vurguladı. Organizasyonun uluslararası görünürlüğünün artırılması, hedef pazarlara erişimin güçlendirilmesi ve İstanbul’un küresel marka değerinin yükseltilmesinde TGA’nın aktif rol üstlendiğini belirten Ersoy, sürecin Bakanlıklar koordinasyonunda ve TGA’nınöncülüğünde çok sayıda paydaşın katkısıyla yürütüldüğünü söyledi. İstanbul Park 2027’den İtibaren Formula 1 Takviminde Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy, sürecin tamamlandığını belirterek şu ifadeleri kullandı: “Sayın Cumhurbaşkanımızın dün Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde Formula 1 CEO’su ve FIA Başkanı ile birlikte gerçekleştirdiği lansman etkinliği, bizler için uzun süren bir maratonun bitiş çizgisi niteliğindeydi. Sayın Cumhurbaşkanımızın himayelerinde, Bakanlığımız ile Gençlik ve Spor Bakanlığı eşgüdümünde, TOSFED, Vakıflar Genel Müdürlüğü, TGA ve daha pek çok değerli paydaşın koordineli çalışmaları dün itibarıyla nihai hedefine ulaşmıştır. İstanbul Park, 2027 yılından itibaren en az 5 yıl boyunca Formula 1 takvimine dahil olmuştur.” Formula 1’in küresel ölçekte ulaştığı izleyici kitlesine dikkat çeken Ersoy, organizasyonun şehirler ve ülkeler için yüksek katma değerli bir tanıtım fırsatı sunduğunu vurguladı. Turizmde Yüzde 6 Artış Etkisi ve Milyarlık Gelir Modeli Uluslararası verilerin Formula 1’in turizm talebine doğrudan katkı sağladığını ortaya koyduğunu belirten Ersoy, organizasyonun etkisini sayısal verilerle anlattı. Formula 1’in 2025 sezonunda 180’den fazla ülkede 827 milyondan fazla televizyon izleyicisine ulaştığını, tribünlerde ise 6,7 milyondan fazla seyirci ağırladığını ifade etti. Formula 1’in resmi hesaplarındaki toplam takipçi sayısı 114 milyondan fazla olduğuna dikkati çeken Ersoy, 2025’te toplam 2,3 milyar etkileşim yakalandığını ve bu seviyenin de UEFA Şampiyonlar Ligi ile NBA gibi spor organizasyonlarının bile üzerinde olduğunu söyledi. Singapur örneği üzerinden organizasyonun ekonomik katkısına rakamlarla birlikte işaret eden Ersoy, yatırımların katbekat geri dönüş sağladığını kaydetti. Formula 1’in yalnızca bir yarış organizasyonu olmadığını dile getiren Ersoy, aynı zamanda şehir ekonomisini canlandıran küresel bir platform olduğunu vurguladı. İstanbul Bu Etkiyi En Üst Seviyeye Taşıyacak İstanbul’un sahip olduğu potansiyelin de konuşmasında altını çizen Bakan Ersoy, şu değerlendirmede bulundu: “Biz Formula 1’in bu kaldıraç etkisini İstanbul’a kanalize etmeli, şehrimizin potansiyelini bu etkiyi en üst seviyeye taşıyacak şekilde kullanmalıyız. F1 nitelikli turisti, varlıklı ziyaretçiyi getirir.” İstanbul’un tarihî, kültürel ve coğrafi avantajlarıyla bu organizasyondan maksimum fayda sağlayacağını belirten Ersoy, premium turizm stratejisi açısından organizasyonun kritik önem taşıdığını ifade etti. Bakan Ersoy, “Singapur verileri yarış haftasında gelen ziyaretçilerin yalnızca yüzde 30'unu oluşturan varlıklı segmentin, toplam harcamanın yüzde 40'ından fazlasını gerçekleştirdiğini ortaya koyuyor.” dedi. Formula 1’in pistten şehrin tamamına etki eden bir organizasyon olduğunu sözlerine ekleyen Ersoy şunları söyledi: “Formula 1’in etkisi yarış öncesinde de sonrasında da devam ediyor. Singapur'un verileri; İstanbul'un Boğaz kıyıları, Tarihi Yarımada, Beyoğlu ve Anadolu Yakası gibi yerler için son derece heyecan vericidir. Kısaca Formula 1 pistten şehrin tamamına etki eden bir organizasyondur. İmparatorlukların başkenti, medeniyetlerin buluşma noktası olan İstanbul; tarihî ve modern, kültürel ve doğal turizm varlıkları ile Formula 1’in kaldıraç etkisini son derece güçlü bir ekonomik katma değere dönüştürmeye adaydır. Formula 1 ile yaptığımız 5 yıllık garantili sözleşme ise bu etkinin tek seferlik değil, sürdürülebilir ve kalıcı olmasına imkân sunmaktadır." Küresel Tanıtım Atağı Başlıyor Tanıtım sürecinin uzun süredir hazırlandığını belirten Ersoy, Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansının (TGA) kapsamlı bir kampanya yürüteceğini açıkladı. Bakan Ersoy, küresel televizyon, dijital platformlar ve sosyal medya üzerinden İstanbul’un “iki kıtayı birleştiren F1 şehri” olarak konumlandırılacağını ifade ederek şunları kaydetti: “Özetle, Avrupa, Asya ve Amerika’daki öncelikli pazarlarımız başta olmak üzere, bugünden itibaren başlayacak kademeli bir iletişim takvimiyle, İstanbul'u dünyanın tek 'iki kıtayı birleştiren F1 şehri' olarak lanse edeceğiz.” Türkiye Küresel Spor Organizasyonlarının Merkezi Oluyor Türkiye’nin uluslararası spor organizasyonlarındaki konumuna da değinen Ersoy, UEFA Avrupa Ligi Finali, FIVB Kadınlar Milletler Ligi, CEV Kadınlar Avrupa Şampiyonası gibi organizasyonlara ev sahipliği yapılacağını, 2027 Avrupa Oyunları, 2032 Avrupa Futbol Şampiyonası ve 2036 Olimpiyat adaylığı sürecinin devam ettiğini belirtti. Ersoy, 2027 yılında Formula 1 Türkiye Grand Prix’sinin de bu büyük organizasyon zincirinin önemli bir parçası olacağını ifade etti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ilgi ve himayeleri dolayısıyla şükranlarını sunan Bakan Ersoy, konuşmasının sonunda sürece katkı sunan tüm paydaşlara teşekkür ederek organizasyonun İstanbul ve Türkiye için hayırlı olmasını diledi.

LAODIKEIA’DA TARİHÎ KEŞİF! 2 METRELİK ATHENA HEYKELİ GÜN IŞIĞINA KAVUŞTU Haber

LAODIKEIA’DA TARİHÎ KEŞİF! 2 METRELİK ATHENA HEYKELİ GÜN IŞIĞINA KAVUŞTU

ANTİK TİYATRODA BÜYÜK BULUNTU: HOMEROS SAHNELERİYLE KÜLTÜREL ANLATIM ORTAYA ÇIKTI BAKAN ERSOY DUYURDU: “GELECEĞE MİRAS VİZYONUMUZLA KORUMAYA DEVAM EDİYORUZ” Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, LaodikeiaAntik Kenti’nde yürütülen kazı ve restorasyon çalışmaları kapsamında, Batı Tiyatrosu sahne binasında 2 metre uzunluğunda beyaz mermer Athena heykeli gün yüzüne çıkarıldığını duyurdu. Homeros destanlarına sahne olan yapının aynı zamanda kültürel anlatımın merkezi olduğu bir kez daha ortaya konulurken Augustus Dönemi klasik üslubunu yansıtan eser yüksek sanatsal niteliğiyle dikkat çekti. Denizli’nin önemli kültürel miraslarından Laodikeia Antik Kenti’nde sürdürülen kazı ve restorasyon çalışmaları, antik dönemin sanatsal ve kültürel birikimini günümüze taşımaya devam ediyor. Kentte özellikle Batı Tiyatrosu sahne binasında yürütülen çalışmalar, yeni buluntularla arkeoloji dünyasına önemli veriler sunuyor. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, antik kentte yürütülen çalışmalara ilişkin sosyal medya hesabından dikkat çeken bir paylaşım yaptı. Batı Tiyatrosu’nda ortaya çıkarılan yeni buluntuyu duyuran Ersoy, bölgede sürdürülen kazı ve restorasyon çalışmalarının önemine vurgu yaptı. Bakan Ersoy, paylaşımında şu ifadeleri kullandı: “Laodikeia’da önemli bir keşfe daha imza attık! Antik kentte yeni bir buluntu daha gün yüzüne çıktı... Laodikeia Batı Tiyatrosu’nda yürüttüğümüz çalışmalar, geçmişin izlerini gün yüzüne çıkarmayı sürdürüyor. Sahne binasında, yaklaşık 2 metre uzunluğunda, beyaz mermerden yapılmış Athena heykelini gün ışığına çıkardık. Homeros destanlarına sahne olan bu yapı, antik dönemde kültürel anlatımın da merkezi olduğunu ortaya koyarken Augustus Dönemi klasik üslubunu yansıtan eser, yüksek sanatsal niteliğiyle dikkat çekiyor. Geleceğe Miras vizyonumuzla, bu eşsiz mirası koruyarak geleceğe taşımaya devam ediyoruz.” Athena Heykeli Molozlar Arasında Bulundu Laodikeia Batı Tiyatrosu Sahne Binası’nda yürütülen kazı ve restorasyon çalışmaları kapsamında, postskene olarak adlandırılan sahne binasının dış duvarında, moloz dolgu içerisinde yüzüstü şekilde bırakılmış Athena heykeline ulaşıldı. Yaklaşık 2 metre uzunluğundaki heykelin baş kısmı henüz tespit edilemezken beyaz mermerden yapılmış olması dikkat çekti. Sahne Binası Homeros Destanlarını Anlatan Heykellerle Donatıldı Milattan önce 2'nci yüzyıla tarihlenen Batı Tiyatrosu sahne binasında, üç katlı mimari düzen içerisinde her katta 16 sütun yer alıyor. Bu sütunlar arasına tanrı ve tanrıçaların yanı sıra yöneticilere ve Homeros destanlarına ilişkin sahneleri betimleyen heykeller yerleştirildi. Odysseus’un İthaka’ya dönüş yolculuğunda karşılaştığı Laistrigonlar Ülkesi, dev Polyphemos’un mağarası ve deniz canavarı Skylla gibi sahneleri içeren heykel grupları, yapının yalnızca tiyatral gösteriler için değil aynı zamanda kültürel anlatımın aktarımı için de kullanıldığını ortaya koydu. 2024-2025 yıllarında yürütülen çalışmalarda bu anlatımlara ilişkin çok sayıda heykel gün yüzüne çıkarıldı. Ünik Tipoloji ve Yüksek Sanatsal İşçilik Yuvarlak kaide üzerinde ayakta betimlenen Athena heykelinde, ince dokumalı kolsuz peplos giysi, boyunda hylamis (pelerin) ve göğüste Medusa başı ile yılanların yer aldığı aegis detayları dikkat çekiyor. Heykelin elbise kıvrımları ve kumaşın doğal işlenişi, yüksek sanatsal kaliteyi ortaya koyarken boynunda pelerin bulunan tipolojinin ünik olması eserin önemini artırıyor. Heykelin, sütunlar arasına yerleştirilmiş olması nedeniyle arka yüzünün kaba bırakıldığı tespit edilirken eserin usta bir heykeltıraşın elinden çıktığı değerlendiriliyor. Augustus Dönemi Klasik Üslubunu Yansıtıyor Sanatsal stil açısından değerlendirildiğinde Athena heykelinin, İmparator Augustus Dönemi'ne (MÖ 27 – MS 14) ait birinci klasik üslubu yansıttığı belirtiliyor. Antik Dönem'de önemli bir dokuma merkezi olan Laodikeia’da Athena’nın savaşçı kimliğinden ziyade dokuma yönünün ön plana çıktığı, tanrıça adına festivaller düzenlendiğinin yazıtlarla belgelendiği ifade ediliyor. Ayrıca, Batı Tiyatrosu sahne binasında yürütülen restorasyon çalışmalarının 2026 yılı başından itibaren kesintisiz şekilde sürdürüldüğü belirtiliyor.

BAKAN ERSOY, DİYANET İŞLERİ BAŞKANI SAFİ ARPAGUŞ İLE BİR ARAYA GELDİ Haber

BAKAN ERSOY, DİYANET İŞLERİ BAŞKANI SAFİ ARPAGUŞ İLE BİR ARAYA GELDİ

CAMİ RESTORASYONLARI, AYASOFYA VE HAC BAŞLIKLARI MASAYA YATIRILDI BAKAN ERSOY’DAN İŞ BİRLİĞİ MESAJI Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş ile bir araya geldi. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nda gerçekleşen görüşmede, cami restorasyonlarından Ayasofya’daki çalışmalara, hac organizasyonundan deprem bölgesindeki ihya faaliyetlerine kadar geniş bir başlık yelpazesi ele alındı. Tarihî mirasın korunması ve gelecek nesillere aktarılması hedefi doğrultusunda kurumlar arası iş birliğinin güçlendirilmesine vurgu yapıldı. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Diyanet İşleri Başkanı ile Bakanlıkta bir araya gelerek önemli başlıkları değerlendirdi. Görüşmede, özellikle Vakıflar Genel Müdürlüğünün yürüttüğü çalışmalar ön plana çıktı. Bakan Ersoy: İş Birliği Kararlılıkla Sürecek Ersoy, sosyal medya hesaplarından bir paylaşım yaparak şu ifadeleri kullandı: “Diyanet İşleri Başkanımız Sayın Prof. Dr. Safi Arpaguş ile Bakanlığımızda bir araya geldik. Vakıflar Genel Müdürlüğümüzün yürüttüğü cami restorasyonları, Ayasofya-i Kebir Camii’ndeki çalışmalar, hac organizasyonuna ilişkin başlıklar, restorasyonu süren ve tamamlanan camiler ile deprem bölgesinde gerçekleştirilen ihya çalışmalarını değerlendirdik. Tarihî mirasımızın korunması, ihyası ve gelecek nesillere aktarılması noktasında kurumlarımız arasındaki iş birliğini kararlılıkla sürdürüyoruz.” Geniş Kapsamlı Gündem Görüşmede, Türkiye genelinde sürdürülen cami restorasyon projeleri detaylı şekilde ele alındı. Devam eden çalışmaların yanı sıra tamamlanan projeler de değerlendirildi. Ayasofya’daki uygulamalar ve hac organizasyonuna ilişkin başlıklar da toplantının önemli gündem maddeleri arasında yer aldı. Deprem Bölgesine Özel Vurgu Deprem bölgesinde yürütülen ihya çalışmaları da görüşmenin ana başlıklarından biri oldu. Bölgedeki tarihî ve dinî yapıların ayağa kaldırılmasına yönelik çalışmaların mevcut durumu değerlendirildi. Kurumlar arası koordinasyonun güçlendirilmesi ve sürecin kararlılıkla sürdürülmesi gerektiği vurgulandı.

KÜLTÜR VE SANATIN HER DALINDA CUMHURİYET TARİHİNİN EN YÜKSEK RAKAMLARINA ULAŞILDI Haber

KÜLTÜR VE SANATIN HER DALINDA CUMHURİYET TARİHİNİN EN YÜKSEK RAKAMLARINA ULAŞILDI

HABER SAVAŞ UĞURLU BAKAN ERSOY’UN VİZYONU KÜLTÜR VE SANATTA REKORLARI GETİRDİ Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, İstanbul Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında, müzeden sahneye, kütüphaneden kazı alanına uzanan geniş yelpazede Türkiye’nin 2025 yılında kültür ve sanat alanında Cumhuriyet tarihinin en yüksek rakamlarına ulaştığını açıkladı. Ersoy, “Türkiye Yüzyılı’nda kültür-sanatta büyük bir dönüşüm gerçekleştirdik.” diyerek 2026 vizyonunu kamuoyuyla paylaştı. Türkiye Kültür Yolu Festivali “Dünyanın En Büyüğü” Bakan Ersoy, 2021’de 80 mekânda ve 2.000’in üzerinde sanatçıyla başlayan Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin, her yıl artan etkisiyle uluslararası bir kültür markasına dönüştüğünü söyledi. Ersoy, “Cumhuriyetimizin 100’üncü yılı olan 2023 yılından itibaren Avrupa Festivaller Birliği üyesi olan festivalimiz; geçtiğimiz yıl 8 ay boyunca 20 şehirde binden fazla etkinlik noktasında 50 bini aşkın sanatçının katılımıyla 9 bin 600’den fazla etkinliğe sahne oldu.” dedi. 2026 yılında Aydın, Eskişehir, Kahramanmaraş, Mersin, Ordu ve Sakarya illerinin de festivale dâhil edilerek 26 ilde düzenleneceğini kaydeden Ersoy, “Şehirlerimiz merakla bekliyor biliyorum; festival takvimimizi de belirledik. Türkiye Kültür Yolu Festivallerinin sosyal medya hesaplarından tarihlerimizi açıklıyoruz. 2027 yılında Balıkesir, Denizli, Hatay, Kocaeli, Muğla ve Tekirdağ illerimiz de doyasıya festival coşkusunu yaşayacak.” ifadelerini kullandı. “Kültürümüzün Yaşayan Gücüyüz” Ersoy, UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listelerine 32 unsurun kaydedilmesiyle Türkiye’nin dünyada en fazla unsur kaydettiren ikinci ülke olduğunu hatırlattı. 102 ustanın “Yaşayan İnsan Hazinesi” olarak tescillendiğini belirten Ersoy, bu başarının kültürel süreklilik açısından büyük önem taşıdığını dile getirdi. Tiyatro ve Bale Seyircisi Rekora Koşuyor 2025-2026 sanat yılını “Sanat Her Yerde” sloganı ile başlattıklarını kaydeden Ersoy, geride kalan sürede halkın sanat ve kültüre olan ilgisinin her geçen gün artarak büyüdüğünü ve rakamların bunun en net göstergesi olduğunu söyledi. Devlet Tiyatrolarının 2002’de 28, 2017’de ise 41 sahneyle faaliyet gösterdiğini hatırlatan Ersoy, “Bugün 59 sahneye ulaştık. 2025-2026 sezonunda bu sayıyı 64’e çıkarmayı hedefliyoruz.” dedi. Ersoy, seyirci sayısının da 2,5 milyondan yukarılara ulaşmayı hedeflediklerini ifade etti. Her geçen gün yeni oyun sayısını artırdıklarını ve geçen sezon sahnelenen yerli oyun sayısının 99 olduğunu söyleyen Ersoy şunları kaydetti: “Bu oyunlarımızı, seyircilerimizin yoğun ilgisini çeken yabancı eserlerle birleştirerek başarıyı yakalıyoruz. Geçtiğimiz sezon Kerbela, Rembetiko Efsanesi. Dracula Bir Dehşet Anatomisi, Anna Karanina gibi eserler büyük ilgi görmüştü. Bu yıl da Faust, Büyük Romulus, Ölü Çınarlar ve Gümüş Patenler gibi prestijli eserlerimizi sanatseverlerin beğenisine sunuyoruz.” Devlet Opera ve Balesinin 2024-2025 sezonunda 1.228 temsil ile tarihi bir başarıya imza attığını belirten Bakan Ersoy, bu yıl için hedeflerinin 1.350 temsil ve seyirci sayısının da 775 bin olduğunu ifade etti. “Biletleri 45 Saniyede Tükenen Oyun: Fındıkkıran” Birçok oyunun beğeniyle takip edildiğini ve kapalı gişe sahnelendiğinin altını çizen Ersoy konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bir gerçek var ki o da “Fındıkkıran. Bu eser tüm dünyada “yeni yıl eseri” olarak sahneleniyor. Bu yıl tüm bölge müdürlüklerimizin de katılımıyla genel müdürlüğümüzün tüm salonlarında sahnelendi, hatta Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde de oynandı. Bu temsillerin her birinde biletler sadece 45 saniye içinde tükendi. Biletini gişeden almak isteyenler gece 3-4 gibi sıraya girdi. Benzer bir ilgiyi düzenlediğimiz festivallerde de yaşadık. Bu yıl ikincisi düzenlenen Anadolu Opera ve Bale Festivali yine büyük yankı uyandırdı. Geçtiğimiz yıl Şırnak’tan başlamıştık bu yolculuğa bu yıl ilk durak Bartın oldu. Bu tablo, kültür ve sanatı erişilebilir kılma vizyonumuzun, nitelikli üretimi yaygınlaştırma hedefimizin ve sanat kurumlarımıza duyduğumuz güvenin somut sonucudur.” Sinema Sektörüne Stratejik Destek Ersoy, sinema alanındaki destekleri “stratejik yatırım” olarak nitelendirerek; 2017 yılında 305 projeye yaklaşık 56 milyon lira destek sağlandığını, 2025 itibarıyla proje sayısının 390’a, destek tutarının ise 491,6 milyon liraya ulaştığı bilgisini paylaştı. Sinemayı turizm tanıtımında etkili kullanmaya başladıklarının önemine dikkat çeken Ersoy, “Mini dizi stratejimiz ile ülkemizin tarihi ve turistik yerlerini Türk dizilerinin büyük üne sahip isimleri ile tanıtıyoruz. Ülkemizi bir hikâye üzerinden tanıtarak turistleri davet ediyor, bu yaklaşımı da proaktif bir stratejiye dönüştürüyoruz. Biliyorsunuz Türk dizileri tüm dünyada 1 milyardan fazla kişiye doğrudan ulaşıyor. Amerika’ dan Asya’ya, Avrupa’dan Afrika’ya uzanan geniş bir coğrafyada, üç kıtada ve yaklaşık 170 ülkede Türk dizilerini izlemek mümkün. Biz de bu başarıyı tanıtım stratejimizin bir parçası haline getirme kararı aldık. Detayları kısa süre sonra kamuoyu ile paylaşacağız ancak şu bilgiyi sizlerle paylaşabilirim. Bu yıldan itibaren en az 3 kıtada, 10 ülkede yayınlanan dizilerimizde ülkemizin tanıtım stratejileriyle uyumlu içerik sunan bölümleri destekleyeceğiz. Böylelikle hem doğrudan milyonlarca insana ulaşacağız hem de ülkemizi, kültürümüzü dünyaya tanıtan dizi sektörümüze destekte bulunacağız.” açıklamasında bulundu. Güzel Sanatlarda %100’lük Artış Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü’nün 2017-2018 döneminde 585 etkinlik düzenlediğini, bu rakamın 2024-2025’te 1.006’ya çıktığını belirten Ersoy, bu sezon ise 1.500 etkinlik hedeflendiğini söyledi. Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın 200. yaşını kutlayacağını açıklayan Bakan Ersoy, “Geçtiğimiz yıl 108 konsere imza atan CSO’yu 7 bölgemizde düzenlenecek konserlerle daha fazla insanımıza ulaştıracağız.” dedi. Rami Kütüphanesi’nde 3,6 Milyon Ziyaretçi Kütüphaneler alanındaki gelişmeleri de paylaşan Ersoy, Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğünün çalışmalarını titizlikte takip ettiği bir Genel Müdürlük olduğunun önemini vurgulayarak neredeyse her hafta Türkiye’nin dört bir yanında modern kütüphaneleri gençlerle, okuyucularla buluşturduklarının üzerinde durdu. “Cumhurbaşkanımızın liderliğinde kararlılıkla ilerlediğimiz “Türkiye Yüzyılı Vizyonu” çerçevesinde kütüphanelerimiz bizim için büyük önem taşımaktadır. 2002’den 2025’e uzanan bu yolculukta kütüphanelerimiz; yaşayan, üreten ve buluşturan mekânlara dönüştü. Bugün sayısı 1300’ü aşan kütüphanelerimiz; öğrencinin, araştırmacının, çocuğun ve gencin ortak yuvasıdır.” diyen Ersoy şu bilgileri paylaştı: “Attığımız kararlı adımlar neticesinde 2017’de 93 bin olan oturma kapasitemizi %60 büyüme ile 150 bine çıkarttık. Kullanım alanımız ise 2017 yılında 313 bin metrekareydi, bugün 789 bin metrekareye çıktı. Bu da %152 büyüme demek. İnşallah 2026 yılı sonunda 1 milyon metrekareye ulaşacağız. Kütüphanelerimizi de sanatsal ve kültürel etkinliklerle de buluşturduk. Ben Rami Kütüphanesi’ne ilişkin rakamları sizlerle paylaşmak istiyorum. Geçtiğimiz yıl Rami Kütüphanesi’nde 3 milyon 600 binden fazla ziyaretçi ağırlandı. Burada düzenlediğimiz 2 bin 944 etkinliğe de 819 bine yakın kişi katıldı. Türkiye, bilgiye yatırım yapan; kültürü geleceğe taşıyan güçlü bir vizyona sahiptir. Kütüphanelerimizin aydınlığında büyüyen bir Türkiye’yi hep birlikte inşa etmeye devam edeceğimizi söylemekten de büyük onur duyuyorum.” Telif Haklarında Tarihi Rekor Ersoy, Telif Hakları Genel Müdürlüğünün, sanatçının emeğinin korunması, üretimin desteklenmesi ve fikri mülkiyet alanının güçlendirilmesi için yoğun bir çalışma yürüttüğünü belirterek, konaklama tesislerinde müzik lisansına yönelik başlatılan uygulamayla telif gelirlerinde rekor artış sağlandığını açıkladı. Bu uygulamayla birlikte taraflar arasında 40 yılı aşkın süredir devam eden hukuki ihtilafların sona erdirildiğini ifade eden Ersoy, 2025 yılında “Gastronomi Sektöründe Müzik Lisansı İşbirliği Protokolü”nün de hayata geçirildiğini dile getirdi. Gelinen noktayı rakamlarla değerlendiren Ersoy, 2020 yılında 200 milyon lira seviyesinde bulunan telif gelirlerinin, izlenen istikrarlı ve kararlı politikalar sayesinde her yıl artırıldığını belirterek, 2025 itibarıyla bu rakamın yaklaşık 3 milyar liraya ulaşarak tarihi bir rekor kırdığını kaydetti. Ersoy, yıllar süren dava ve ihtilafları ortadan kaldıran bu tablonun, eser sahipleri, sektör paydaşları ve Bakanlığın ortak iradesinin bir sonucu olduğunun altını çizdi. Yazma Eserlerde Dünya Birinciliği Mehmet Nuri Ersoy, Türkiye Yazma Eserler Kurumu’nun kültürel hafızayı geleceğe taşıyan stratejik bir kurum olduğunu belirterek, yürütülen çalışmalarla sadece Türkiye’ye değil, dünyaya da örnek teşkil ettiğini söyledi. Kurumun envanterinde 2017 yılında 541 bin eser bulunduğunu hatırlatan Ersoy, bu sayının 2025 itibarıyla 776 bin 700’e ulaştığını açıkladı. Araştırmacılar için önemli bir dijital kaynak sunulduğunu belirten Ersoy, “Kendi koleksiyonlarımızdan 455 bin eserin dijitalini araştırmacıların istifadesine sunan web sitemiz, yek.gov.tr dünyanın en büyük yazma eser sitesidir.” ifadelerini kullandı. 2012 yılından bu yana 251 eserin yayımlandığını dile getiren Bakan, bu eserlerin toplamda 337 cilt ve 237 bin 629 sayfadan oluşan zengin bir külliyatı temsil ettiğine dikkat çekti. Bu gelişmelerin yalnızca bir sayı artışı olmadığını vurgulayan Ersoy, “Bu artış, yalnızca rakamsal bir büyüme değil; medeniyetimizin yazılı mirasına sahip çıktığımızın da somut göstergesidir.” dedi. Bakan Ersoy, “Türkiye bugün kültürel mirasını yalnızca koruyan değil, nerede olursa olsun izini süren, hakkını alan ve geri getiren güçlü bir ülkedir.” değerlendirmesinde bulundu. 13 Binden Fazla Eser Geri Getirildi Ersoy, 2020 yılında kurdukları Kaçakçılıkla Mücadele Daire Başkanlığı ile kültür varlıklarının iadesinde yeni bir dönemin başladığını belirterek, yürütülen sistemli çalışmaların bu alanda tarihi bir ivme sağladığını söyledi. 2002–2026 yılları arasında toplam 13 bin 449 eserin ait olduğu topraklara getirildiğini açıklayan Ersoy, “Bu eserlerin büyük bölümünü oluşturan 9 bin 134’ü son 8 yılda ülkemize kazandırıldı.” dedi. Geçtiğimiz yıl Türkiye’ye iade edilen Marcus Aurelius heykelinin bu kararlılığın güçlü bir simgesi olduğunu dile getiren Ersoy, kurumsal yapılanma, uluslararası iş birlikleri ve ısrarlı takip sayesinde kültür varlığı iadesinin artık münferit değil, sonuç alan bir devlet politikası haline geldiğinin altını çizdi. Bakan Ersoy, “Bu mücadele ve başarı tüm dünyada ses getiriyor. Artık elinde bu topraklara ait, yasadışı yollarla sahiplenilmiş kültür varlığı olan herkes biliyor ki, eğer o eserler bir şekilde tespit edilirse Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı o eserleri gelir ve alır.” ifadelerini kullandı. “Geleceğe Miras” ile Arkeolojiye 12 Ay Desteği Ersoy, “Geleceğe Miras” vizyonu doğrultusunda arkeoloji alanında başlatılan dönüşümle birlikte Türkiye'de artık 12 ay süren kazı döneminin kalıcı hale geldiğini belirtti. 2018 yılında başlatılan bu uygulamayla yalnızca kazı sürelerinin değil, ayrılan kaynakların da rekor seviyelere çıkarıldığını aktaran Ersoy, 2025 itibarıyla 255 kazı alanının proje kapsamına alındığını ifade etti. Ersoy, mevsim koşullarına uygun biçimde tüm yıla yayılan arkeolojik faaliyetlerle birlikte akademik üretimin de desteklendiğini; 2025 yılında 1.200’ün üzerinde uzman ve 3.000’in üzerinde çalışanın istihdam edildiğini kaydetti. Aynı yıl içinde 15 binin üzerinde arkeolojik buluntunun bilim dünyasına kazandırıldığını belirten Bakan Ersoy, bu projeyi geçmişe saygının yanı sıra, geleceğe karşı bir sorumluluk olarak değerlendirdiklerini vurguladı. Gece Müzeciliği 600 Bin Ziyaretçiye Ulaştı Ersoy, Gece Müzeciliği uygulamasının, kültürel mirasın korunmasının ötesine geçerek onu çağdaş yöntemlerle buluşturduğunu ve bu sayede turizmin yıl geneline yayıldığını vurguladı. 2024 yılında Efes, Hierapolis ve Side’de başlatılan uygulamanın çevreye duyarlı ve yenilenebilir enerjiyle aydınlatılan alanlarda 400 bin ziyaretçiyi ağırladığını hatırlatan Ersoy, 2025 itibarıyla bu yaklaşımın 27 müze ve ören yerine genişletildiğini aktardı. Anadolu’nun dört bir yanında hayata geçirilen bu uygulamayla yaklaşık 600 bin ziyaretçiye ulaşıldığını belirten Ersoy, yoğun ilgi nedeniyle Efes, Side ve Galata Kulesi gibi simge noktalarda sürenin uzatıldığını ve bazı alanlarda yıl boyunca devam ettiğini kaydetti. Ersoy, tarihi mekânların gecenin estetiğiyle buluşmasının yalnızca turistik değil, aynı zamanda sürdürülebilirlik ilkeleriyle örtüşen bütüncül bir kültür politikası olduğunu da değerlendirmesine ekledi. AKM, CSO ADA ve İzmir Kültür Sanat Fabrikası İlgi Odağı Oldu AKM’de 3 bin 102 etkinlik gerçekleştirildiğini, toplamda 3,5 milyon kişinin etkinliklere katıldığını dile getiren Ersoy açıklamalarını şöyle sürdürdü: “’Yapamazlar, edemezler’ diyenlere karşı Cumhuriyetimizin 98. yıl dönümünde yani 2021 yılında halkımıza armağan ettiğimiz Atatürk Kültür Merkezi İstanbul’daki kültür ve sanat aktivitelerinin odak noktası oldu. Hatırlarsanız 30 yıldır bitmeyen ‘Burası yılan hikayesine döndü…Bitmez!’ denilen ‘Ankara’nın kangreni’ olarak anılan CSO Ada Ankara’yı da 11,5 yıl gibi kısa bir sürede bitirdik ve 2020 yılında sanatseverlerle buluşturmuştuk. Başkentin kültür sanat adasında 900 etkinliğe ev sahipliği yaptık ve 554 bin sanatseveri ağırladık. Cumhuriyetimizin 100. yılında hizmete açtığımız İzmir Kültür Sanat Fabrikası da Ege’nin incisi İzmir’e çok yakıştı. İzmir tarihinde önemli yere sahip olan bu mekanı tarihi bir dönüşüm ile bugünkü haline getirdik. Halkımızın da yoğun ilgi gösterdiği bu kültürel merkezde geçtiğimiz yıl 540 etkinlik gerçekleştirilirken 600 bin sanatseveri misafir ettik." Haydarpaşa ve Sirkeci Garları Sanat Adasına Dönüşüyor “Bakanlığımız ile Devlet Demiryolları arasında Ağustos 2024’te imzalanan protokol kapsamında, Sultan II. Abdülhamid’in bizlere mirası olan, İstanbul’un iki ikonik tren garı Haydarpaşa ve Sirkeci Gar Sahalarını kültürel ve toplumsal miras olarak, bütüncül bir yaklaşımla koruyarak şehre kazandıracağız.” diyen Ersoy, bu alanların İstanbul’un yeni kültür sanat adası olacağını belirtti. Ersoy, kültür ve sanatın bir milletin hafızası ve geleceğe bıraktığı en güçlü miras olduğunu belirterek, göreve başladığı günden bu yana koruma, üretim ve erişim ekseninde kararlı bir yol izlediklerini vurguladı. Sanatın sürdürülebilirliği, sanatçının desteklenmesi ve daha geniş kitlelere ulaşması adına somut adımlar atıldığını ifade eden Ersoy, Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda çalışmalarını aralıksız sürdürdüklerini belirtti. Ersoy, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde yürütülen bu sürece katkı sunan tüm çalışma arkadaşlarına teşekkür ederek sözlerini tamamladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.