Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kültür

Breaking News - Kültür haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kültür haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

MANİSA KÜLTÜR YOLU HEYECANI BAŞLADI Haber

MANİSA KÜLTÜR YOLU HEYECANI BAŞLADI

HABER: TUANA MİNA BAHADIR MANİSA KÜLTÜR YOLUNDA SANAT EĞLENCE GASTRONOMİ BİR ARADA Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından düzenlenen Türkiye Kültür Yolu Festivali, ikinci kez Manisa’da başladı. Osmanlı şehzadelerine ev sahipliği yapan köklü tarihi, bereketli toprakları, güçlü kültürel birikimi ve zengin mutfağıyla Manisa; konserlerden sergilere, söyleşilerden gastronomi ve çocuk etkinliklerine uzanan yüzlerce etkinlikle dokuz gün boyunca kültür ve sanatın buluşma noktası olacak. Manisa Kültür Yolu Festivali, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Dr. Serdar Çam’ın katılımıyla Manisa Müzesi’nde gerçekleştirilen açılış programıyla başladı. Açılışa Manisa Valisi Vahdettin Özkan, Manisa Milletvekili Mücahit Arınç ile il protokolü ve çok sayıda sanatsever katıldı. MANİSA’DA KÜLTÜR VE SANAT HEYECANI BAŞLADI Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Dr. Serdar Çam açılış konuşmasında, yaklaşık sekiz ay boyunca yirmi altı şehri kapsayacak Türkiye Kültür Yolu Festivallerinin en özel duraklarından birinin Manisa olduğunu belirterek, festivalin ikinci kez şehzadeler şehrinde gerçekleştiriliyor olmasından memnuniyet duyduklarını ifade etti. Festivalin, kültür ve sanatın toplumun her kesimine ulaşmasını sağlarken Manisa’nın turizm hareketliliğine, ticari yaşamına ve yerel ekonomisine de önemli katkılar sunacağını belirten Çam, festivalin şehrin kültürel ve ekonomik dinamizmini güçlendiren önemli bir organizasyon olduğunu kaydetti. “TÜRKİYE, KÜLTÜR VE TURİZMDE GÜÇLÜ VİZYONUYLA YOLUNA DEVAM EDİYOR” Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Dr. Serdar Çam konuşmasında, Türkiye’nin ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye Yüzyılı vizyonuyla huzur, güven ve istikrar odağı olmayı sürdürdüğünü kaydetti. Çam, Türkiye’nin bölgesinde istikrarın simgesi haline geldiğini belirterek, savaşlardan etkilenen ya da büyüme potansiyeli taşıyan pazarlarda yoğun tanıtım faaliyetleri yürütüldüğünü ifade etti. Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı’nın yürüttüğü çalışmalarla turizmde krizlere karşı dayanıklı bir yapı oluşturmayı hedeflediklerini vurgulayan Çam, ürün ve destinasyon çeşitliliğini artırmaya yönelik çalışmaların sürdüğünü kaydetti. Her ülkenin ve her hedef kitlenin farklı beklentilere sahip olduğunu belirten Çam, bu doğrultuda farklı tanıtım stratejileri uygulandığını ifade etti. MANİSA’DA SERGİ DURAKLARINDA TARİHİ YOLCULUK Açılış programının ardından Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Dr. Serdar Çam ve beraberindeki heyet, Manisa Müzesi’nde gerçekleştirilen “Osmanlı’nın Mukaddes Emanetleri” sergisini ziyaret etti. Sergide; Kâbe örtüleri, surre keseleri, hüsn-i hat eserleri ve Osmanlı saray kültürünün izlerini taşıyan seçkin eserler sanatseverlerin beğenisine sunuldu. İstanbul Türbeler Müzesi, Türk ve İslam Eserleri Müzesi ile İstanbul Arkeoloji Müzeleri koleksiyonlarından seçilen eserler, ziyaretçilere tarihsel ve manevi bir atmosfer sundu. Program kapsamında daha sonra Fatih Sergi Salonu’nda sanatseverlerle buluşan “Yaşayan Miras: Manisa Sergisi” ziyaret edildi. Sergide; tezhip, minyatür, çini, ebru, dokuma, filografi, deri işleri, taş işçiliği ve geleneksel el sanatlarının pek çok örneği bir araya getirilerek Manisa’nın kültürel birikimi gözler önüne serildi. Geleneksel sanatların incelikli örnekleri, ziyaretçilere kültürel mirasın yaşayan yönünü yakından deneyimleme fırsatı sundu. Program kapsamında ayrıca Cumhuriyet Meydanı’nda kurulan “Çocuk Köyü” alanı ziyaret edilerek çocuklara yönelik gerçekleştirilen etkinlikler yerinde incelendi. ŞEHZADELER ŞEHRİ MANİSA’DA 9 GÜN KÜLTÜR VE SANAT Türkiye Kültür Yolu Festivali kapsamında Manisa’da gerçekleştirilecek etkinlikler; konserlerden sergilere, söyleşilerden gastronomi ve çocuk etkinliklerine kadar her yaş grubuna hitap eden zengin içeriğiyle dokuz gün boyunca şehrin dört bir yanında sanatseverlerle buluşacak. Şehzadeler şehrinin tarihi sokaklarında, müzelerinde, meydanlarında ve kültür duraklarında hayat bulan festival; kültür, sanat ve yaratıcılıkla örülü kapsamlı bir deneyim sunacak. Festival programı ve etkinliklere ilişkin detaylı bilgilere, Türkiye Kültür Yolu Festivali resmi internet sitesi (https://kulturyolufestivali.com/) ve Instagram hesabı @turkiye_kulturyolu üzerinden ulaşabilirsiniz.

MERSİN’DE KÜLTÜR YOLU YOLCULUĞU SONA ERDİ Haber

MERSİN’DE KÜLTÜR YOLU YOLCULUĞU SONA ERDİ

HABER; TUANA MİNA BAHADIR “CARMINA BURANA” VE “GISELLE” MERSİN’E DAMGA VURDU Mersin’de konserlerden sergilere, atölyelerden sahne sanatlarına uzanan etkinliklerle kültür ve sanat dolu günlere ev sahipliği yapan Mersin Kültür Yolu Festivali sona erdi. Festival kapsamında Alman besteci Carl Orff’un başyapıtları arasında yer alan “Carmina Burana” ile romantik balenin en önemli eserlerinden “Giselle”, Mersin Devlet Opera ve Balesi tarafından sahnelendi. Mersin Kültür Merkezi Opera Salonu’nda sahnelenen gösterimler, günler öncesinden tükenen biletlerle festivalin en çok ilgi gören etkinlikleri arasında yer aldı. Sahneye yansıyan güçlü koro sesleri, orkestranın etkileyici yorumları ve klasik balenin zarif hareketleri, Mersin Kültür Merkezi Opera Salonu’nda sanatseverlere unutulmaz bir festival atmosferi yaşattı. Mersin Devlet Opera ve Balesi tarafından sahnelenen “Carmina Burana”, dramatik yapısı ve görkemli sahne düzeniyle dikkat çekerken; romantik balenin başyapıtlarından “Giselle” ise etkileyici koreografisi ve duygu yüklü anlatımıyla izleyicilerden büyük beğeni topladı. Festival kapsamında sanatseverlerle buluşan eserler, Mersin’de opera ve baleye gösterilen yoğun ilgiyi bir kez daha gözler önüne serdi. BİLETLER GÜNLER ÖNCESİNDEN TÜKENDİ Mersin Kültür Merkezi Opera Salonu’nda iki kez sahnelenen “Carmina Burana” ve “Giselle”, her iki gösterimde de salonu tamamen dolduran sanatseverlerin yoğun ilgisiyle karşılandı. Günler öncesinden tükenen biletler, festival kapsamında opera ve baleye gösterilen ilgiyi ortaya koyarken; gösterimler boyunca izleyiciler performansları büyük bir dikkat ve beğeniyle takip etti. Güçlü sahne yorumları ve etkileyici atmosferiyle öne çıkan eserler, festivalin hafızalarda yer eden etkinlikleri arasında gösterildi. CARMINA BURANA SAHNEDE BÜYÜK BEĞENİ TOPLADI Alman besteci Carl Orff tarafından, Münih yakınlarındaki bir manastırda bulunan Orta Çağ şiirleri ve şarkılarından esinlenerek bestelenen “Carmina Burana”, Mersin Kültür Yolu Festivali kapsamında sanatseverlerle buluştu. Doğa, aşk ve insan yaşamının değişkenliğini konu alan eser; sahne boyunca yükselen güçlü koro sesleri, orkestranın ritmik yorumu ve etkileyici sahne atmosferiyle izleyicilerden büyük ilgi gördü. Orkestra Şefi Sunay Muradov yönetiminde sahnelenen eserde; Koro Şefi Anıl Aydın, MDOB Çocuk Korosu Şefi Kamile Reyhan Bezdüz ile solistler Ecem Arıcasoy Yazoğlu, Devrim Demirel ve Faik Mansuroğlu performanslarıyla büyük beğeni topladı. Orta Çağ Latincesi ve Orta Çağ Almancasıyla yazılmış bölümlerden oluşan eser, güçlü ritmik yapısı ve sahnedeki yüksek enerjisiyle salonu dolduran sanatseverlerden uzun süre alkış aldı. ROMANTİK BALENİN BAŞYAPITI “GISELLE” SAHNEYE TAŞINDI Fransız yazar Théophile Gautier’in, Alman şair Heinrich Heine’nindoğaüstü hikayelerinden esinlenerek kaleme aldığı “Giselle”, Mersin Kültür Yolu Festivali kapsamında sanatseverlerle buluştu. Fransız besteci Adolphe Adam’ın müzikleri üzerine Jean Coralli ve Jules Perrot koreografisiyle sahneye taşınan iki perdelik eser; aşk, ihanet, pişmanlık ve fedakarlık temalarını etkileyici sahne anlatımıyla izleyicilere aktardı. Orta Çağ atmosferinde geçen hikaye, genç köylü kızı Giselle’inyaşadığı büyük aşkın trajik sonunu ve ölümün ardından bile devam eden bağlılığını konu aldı. Mersin Devlet Opera ve Balesi tarafından sahnelenen eserde; Orkestra Şefi Hakan Kalkan yönetimindeki orkestra performansı, güçlü koreografiler ve dansçıların sahnedeki uyumu sanatseverlerden büyük beğeni topladı. Dekor, kostüm ve ışık tasarımlarıyla desteklenen yapımda, özellikle ikinci perdede Wililerin sahneye taşındığı bölümler izleyiciler tarafından ilgiyle takip edildi. MERSİN’DE DOKUZ GÜNLÜK KÜLTÜR SANAT MARATONU SONA ERDİ Dokuz gün boyunca konserlerden sergilere, atölyelerden çocuk etkinliklerine, gastronomiden sahne sanatlarına uzanan etkinliklerle Mersin’de festival atmosferi yaşatan Mersin Kültür Yolu Festivali sona erdi. Kentin farklı noktalarında gerçekleştirilen programlar, her yaş grubundan sanatseverden yoğun ilgi gördü. Müzikten tiyatroya, geleneksel el sanatlarından opera ve baleye uzanan geniş etkinlik yelpazesiyle festival, Mersin’de kültür ve sanatın farklı alanlarını bir araya getirdi. Festival programı ve etkinliklere ilişkin detaylı bilgilere, Türkiye Kültür Yolu Festivali resmi internet sitesi (https://kulturyolufestivali.com/) ve Instagram hesabı @turkiye_kulturyolu üzerinden ulaşabilirsiniz.

Kurumlar Artık Sadece Başarıyla Değil, Yarattığı Etkiyle Değer Kazanıyor Haber

Kurumlar Artık Sadece Başarıyla Değil, Yarattığı Etkiyle Değer Kazanıyor

QNB Türkiye ev sahipliğinde, TalkNTraining tarafından düzenlenen İlham Veren Buluşmalar, 31 Mart akşamı iş dünyasının önde gelen isimlerini bir araya getirdi. “Değer Üreten Kurumlar: İnsan, Kültür ve Markayla Etki Yaratmak” temasıyla gerçekleşen etkinlik, kurumların yalnızca performansla değil, yarattıkları etkiyle fark yarattığı yeni iş dünyası yaklaşımını odağına aldı. Etkinliğin açılışı, TalkNTraining kurucu ortakları Buket Güngen ve Özlem Arslan Kart tarafından gerçekleştirildi. Açılış konuşmalarında, kurumların sürdürülebilir başarısının insan, kültür ve değer temelli bir yaklaşımla mümkün olduğu vurgulandı. Gecenin akışı ve moderasyonu, aynı zamanda Master of Ceremony rolünü üstlenen Umut Metin tarafından gerçekleştirildi. Metin, dinamik anlatımı ve güçlü sahne yönetimiyle etkinliğin ritmini belirledi. Panelde; Etkinlik ve İletişim Danışmanı Banu Noyan, QNB Türkiye İnsan Kaynakları Genel Müdür Yardımcısı Cenk Akıncılar, Groupe SEB Türkiye Genel Müdürü Ege Pekkınran ve Ekonomi Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ, kurumların değer üretme süreçlerini liderlik, kültür ve marka ekseninde ele aldı. Program kapsamında, Memorial Sağlık Grubu’ndan Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ali Aycan Kavala, “Kalpten Gelen Güç” başlıklı konuşmasıyla insan ve sağlık odağının iş dünyasındaki yerini vurgularken; Pin Drinks CEO’su Emre Sever ise “İlhamın Aynası” bölümünde ilham dolu marka yolculuklarını paylaştı. Etkinliğin öne çıkan başlıklarından biri de Kuantum Araştırma iş birliğiyle gerçekleştirilen anlık katılımcı etkileşimi oldu. QR kod aracılığıyla salonun nabzı tutulurken, elde edilen verilerin etkinlik sonrası hazırlanacak kapsamlı bir raporla Kuantum Araştırma ve TalkNTraining LinkedIn hesapları üzerinden paylaşılacağı belirtildi. QNB Türkiye’nin kurum kültüründe önemli bir yer tutan “tüm yaşamlara saygı” yaklaşımı da etkinlikte anlamlı bir anla sahneye taşındı. Sahnede yer alan patili dostlar, değer üretmenin yalnızca iş dünyasıyla sınırlı olmadığını güçlü bir şekilde hatırlattı. TalkNTraining, İlham Veren Buluşmalar serisiyle; kurumları, liderleri ve farklı bakış açılarını bir araya getirerek iş dünyasında yeni bir etki alanı yaratmaya devam ediyor.

Türk’ce Sanat, Güçlü Konuk Kadrosuyla Ekrana Geliyor Haber

Türk’ce Sanat, Güçlü Konuk Kadrosuyla Ekrana Geliyor

Türk dünyasının kültür ve sanat birikimini ekranlara taşıyan Türk’ce Sanat, güçlü konuk kadrosu ve samimi sohbetleriyle TRT Avaz ekranlarında izleyiciyle buluşmaya hazırlanıyor. Türk dünyasının zengin kültürel mirasını ve sanat birikimini ekranlara taşımaya hazırlanan Türk’ce Sanat, ilk 13 bölümüyle Türkiye’nin sanat dünyasında iz bırakan önemli isimlerini izleyiciyle buluşturacak. TRT Avaz ekranlarında yayınlanacak programın sunuculuğunu televizyoncu Seda Kırımlıoğluüstleniyor. Türk’ce Sanat’ın ilk 13 bölümünde; Türk dünyasında sevilen dizi oyuncuları, yönetmenler ve müzisyenlerden oluşan geniş bir konuk profili yer alıyor. Programın konukları arasında Anjelika Akbar, Koray Şerbetçi, Derviş Zaim, Talip Kara, Yıldıray Gürgen, Sinan Albayrak, Recep Çavdar, Serdar Yeğin, Ahmet Toklu, Melisa Akman, Celal Al, Ozan Bodur ve Yusuf Gökhan Atalay bulunuyor. Programda sanatçılar yalnızca kariyerleriyle değil; sanat yolculukları, ilham kaynakları ve üretim süreçleriyle de izleyiciyle buluşuyor. Türk’ce Sanat, sanatçıların kişisel hikâyelerini ve sanata bakış açılarını ekranlara taşıyarak sanatın insan hayatındaki yerini ve kültürler arası bağ kurma gücünü ön plana çıkarıyor. Program, Türkiye’de sanat dünyasında iz bırakan isimlerin deneyimlerini ve sanat yolculuklarını izleyiciyle buluştururken, Türk dünyasıyla kurdukları kültürel ve sanatsal bağlara da ışık tutmayı amaçlıyor. Her bölümde farklı bir sanat disiplinine yer veren Türk’ceSanat; müzikten sinemaya, tiyatrodan sahne sanatlarına uzanan geniş bir perspektif sunuyor. Sanatçıların kariyerlerinin yanı sıra sanat anlayışlarını, üretim süreçlerini ve sanatın toplum üzerindeki etkisini konu alan program, izleyiciyi sanatın farklı alanlarında bir yolculuğa davet ediyor. Yakında TRT Avaz ekranlarında izleyiciyle buluşacak olan Türk’ce Sanat, sanatın birleştirici gücünü merkeze alan anlatımıyla Türk dünyası kültür ve sanatını ortak bir hikâye etrafında buluşturmayı hedefliyor.

Erdoğan’dan İzmirli iş insanı Nazım Torbaoğlu’na anlamlı plaket Haber

Erdoğan’dan İzmirli iş insanı Nazım Torbaoğlu’na anlamlı plaket

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Aileyi, toplumsal değerleri ve millet iradesini korumakta kararlıyız Kurucuları arasında Recep Tayyip Erdoğan ve İsmail Kahraman’ın yer aldığı Birlik Vakfı, 40’ıncı kuruluş yıl dönümünü İstanbul’da düzenlenen geniş katılımlı bir programla kutladı. Devlet erkânı, sivil toplum kuruluşları ve iş dünyasından çok sayıda davetlinin katıldığı törende konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin milli ve manevi değerlerini koruma konusundaki kararlılığını vurguladı. Aile yapısını güçlendiren, gençleri zararlı alışkanlıklardan uzak tutan ve toplumsal dayanışmayı önceleyen bir anlayışla hareket ettiklerini belirten Erdoğan, devletin her alanda bu hassasiyetle yoluna devam edeceğini ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında yerel yönetimlere yönelik yürütülen soruşturmalar üzerinden de değerlendirmelerde bulunarak, milletin emanetine sahip çıkmanın temel sorumluluk olduğunu dile getirdi. Kamu kaynaklarının şeffaf, adil ve hukuka uygun şekilde kullanılmasının altını çizen Erdoğan, toplumun değerleriyle uyuşmayan yaklaşımlara karşı net bir duruş sergiledi. Törende vakfa sunduğu katkılar dolayısıyla İzmirli iş insanı Nazım Torbaoğlu’na plaket takdim edildi. Anlamlı plaketi Torbaoğlu’na bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan verdi. Torbaoğlu’nun Birlik Vakfı’nın eğitim, kültür ve sosyal dayanışma alanındaki çalışmalarına verdiği destek, davetliler tarafından takdirle karşılandı. Plaket töreninin ardından açıklamada bulunan Torbaoğlu, Birlik Vakfı’nın 40 yıllık hizmet yolculuğunda yer almaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, eğitime ve toplumsal dayanışmaya katkı sunmaya aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğini belirtti. Programın sonunda Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, Birlik Vakfı tarafından “100 Yılın Devlet Başkanı” ödülü takdim edildi. Ödülü, Birlik Vakfı Kurucu Başkanı ve eski TBMM Başkanı İsmail Kahraman verdi. Tören, birlik, vefa ve ortak değerler vurgusuyla sona erdi.

“Anlamın Gücü: Arzum’un Küresel Değer Yolculuğu” Haber

“Anlamın Gücü: Arzum’un Küresel Değer Yolculuğu”

Türkiye’de markalaşmanın yalnızca üretim gücüyle değil; vizyon, kültür ve sürdürülebilir liderlikle mümkün olduğu bir dönemde, Arzum yarım asrı aşan kurumsal birikimiyle bu dönüşümün en güçlü örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. Küresel rekabetin sertleştiği, ekonomik dalgalanmaların iş dünyasında kalıcı refleksler gerektirdiği bir çağda; anlam yaratan, kültür taşıyan ve yüksek katma değer üreten markalar fark oluşturuyor. Arzum Yönetim Kurulu Başkanı Murat Kolbaşı ile gerçekleştirdiğimiz bu özel söyleşide; markanın bilançolarda görünmeyen stratejik değerlerini, Türk kahvesinin teknolojiyle buluşarak nasıl küresel bir ekonomik güce dönüştüğünü, liderliğin yalnızca kriz anlarında değil istikrar dönemlerinde nasıl sınandığını ve Türkiye’nin dünya markaları liginde sahip olduğu gerçek potansiyeli konuştuk. ELİF TAYHAN: Bugün dünyada markalar ürünle değil, anlam satarak ayakta kalıyor. Arzum’un bilançosunda görünmeyen ama şirketi geleceğe taşıyan en büyük “anlamsal yatırımı” sizce nedir? MURAT KOLBAŞI; Biz Arzum’da hiçbir zaman sadece ürün satan bir marka olmadık; asıl yatırımımız nesillerdir evlerin içine giren bir güven ve kültür bağı kurmak oldu. Bugün baktığımızda bizi geleceğe taşıyan en büyük anlamsal yatırımımız, tüketiciyle kurduğumuz bu uzun soluklu güven ilişkisi. Çünkü bir ürünün teknik özellikleri zamanla eskir ya da taklit edilirken, markanın taşıdığı anlam kalıcıdır. Arzum’u 59 yıldır ayakta tutan da ‘ürünün arkasında duran marka’ olma refleksi; servisten garantiye, tasarımdan satış sonrası deneyime kadar her temas noktasında verdiğimiz sözdür. Arzum OKKA ise bu yaklaşımın en net örneği: OKKA yalnızca bir kahve makinesi değil, Türk kahvesi kültürünün teknolojiyle yeniden anlatılmasıdır. Biz makine satmaktan çok bir kültürü dünyaya taşıdık; bu yüzden OKKA yüksek katma değer üretir, çünkü insanlar bir üründen öte bir hikâyeye ve kimliğe dahil olur. Özetle Arzum’un en büyük anlamsal yatırımı, ürünün ötesinde hayata dokunan, güven veren ve kültür taşıyan bir marka olma iddiasıdır; bu iddia bilançolarda görünmez ama markayı yarına taşıyan asıl güçtür. ELİF TAYHAN: Türkiye gibi ekonomik dalgalanmaların yüksek olduğu ülkelerde liderlik, çoğu zaman doğruyu yapmakla değil, en az yanlışla ilerlemekle tanımlanıyor. Geriye dönüp baktığınızda “bunu bugün olsa yine yapmazdım” dediğiniz bir stratejik karar var mı? MURAT KOLBAŞI; Türkiye gibi dalgalı ekonomilerde liderlik gerçekten de çoğu zaman kusursuz kararlar almaktan çok, doğru yönde kalabilme becerisiyle tanımlanıyor. Ben geçmişe bakarken “keşke” diliyle değil, öğrenme diliyle bakıyorum. Aldığımız her karar bugünkü başarılarımıza katkı sağladı. O yüzden “bunu yapmazdım” dediğim tekil bir karar yok; bugün daha bilinçli ve dengeli sürdürdüğümüz bir yolculuk var. Liderlikte benim için önemli olan, hata yapmaktan korkmak değil; düştüğünde arkaya değil, her zaman öne düşmek. Çünkü öne düştüğünde kalkmak ve tekrar ilerlemek daha kolaydır. Biz de böyle öğrendik, böyle gelişiyoruz; her adımda ileriye doğru… ELİF TAYHAN: Arzum OKKA ile Türk kahvesini teknolojiyle yeniden tanımladınız. Sizce bu hamle sadece bir ürün inovasyonu muydu, yoksa Türkiye’nin kültürel ihracat kapasitesine yapılmış bilinçli bir ekonomik müdahale miydi? MURAT KOLBAŞI; Arzum OKKA olarak 2014 yılında bu yola çıktığımızda pazarda tam otomatik bir Türk kahvesi makinesi yoktu; fişe takılan cezveler vardı. Türk kahvesini doğrudan fincana servis edebilen ilk makineyi geliştirerek sadece bir boşluğu doldurmadık, bir kültürü yaşattık. Zamanla Arzum OKKA Türk kahvesiyle sınırlı olmayan, farklı kahve deneyimlerini kapsayan güçlü bir ürün ailesine dönüştü ve bugün Türk kahvesi makineleri denince ayrı bir yerde duruyor. Yönetim kurulu üyesi olduğum Türk Kahvesi Kültürü ve Araştırmaları Derneği’nin çalışmalarıyla UNESCO’nun Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’ne dahil edilen bu köklü kültürü, biz OKKA ile dünyada daha erişilebilir kıldık. Bugüne kadar yaklaşık 4 milyon OKKA satışı gerçekleştirdik; bunun 1 milyonu yurt dışı pazarlarda tüketicilerle buluştu. Türkiye’nin ortalama kilogram başı ihracat değeri 1,4 dolar seviyesindeyken, OKKA’nın kilogram başı ihracat değerinin 26 dolara ulaşması tesadüf değil; kültürün doğru teknolojiyle buluştuğunda yüksek katma değere dönüşüyor olmasıdır. ELİF TAYHAN: Küresel markalar bugün “ucuz üretim ülkesi” algısından hızla uzaklaşıyor. Türkiye’nin bu dönüşümde en büyük handikapı mı var, yoksa kimsenin henüz görmediği bir avantajı mı? MURAT KOLBAŞI; Bugün mesele ucuz üretim ülkesi olmak değil. Küresel markalar artık sadece maliyete bakmıyor; tasarım, özgünlük, kalite ve tedarik güvenliği istiyor. Arzum’da tasarım, ürün geliştirme ve marka yönetimi bizim elimizde şekilleniyor. Türkiye’nin avantajı da tam burada ortaya çıkıyor. Ar-Ge, inovasyon, tasarım ve üretimi aynı coğrafyada çok hızlı şekilde bir araya getirebiliyorsunuz. Bu da markalara hem hız hem kontrol sağlıyor. Yeni dönemde ‘ucuz üretim’ değil, ‘akıllı ve entegre üretim’ öne çıkacak. ELİF TAYHAN: Aile şirketinden kurumsal yapıya geçişte en zor olan şey genelde para değil, kontrolden vazgeçmektir. Siz hangi noktada “bu şirket artık benim reflekslerimle değil, sistemiyle yürüyecek” dediniz? MURAT KOLBAŞI; Biz Arzum’da bu eşiği şirketin sürdürülebilirliği kişisel reflekslerden daha değerli hale geldiği noktada aştık. Büyüdükçe şunu çok net gördük: doğru sistem kurulmadığında en iyi niyet bile yeterli olmuyor. Bugün SPK Kurumsal Yönetim Endeksi’nde aldığımız 9,48’lik not, bu dönüşümün doğru zamanda ve doğru şekilde yapıldığının göstergesi. ELİF TAYHAN: Kahve ciddi bir tutku ama aynı zamanda dev bir ekonomi. Önümüzdeki 10 yılda kahve kültürü mü değişecek, yoksa kahvenin etrafında kurulan yaşam biçimleri mi dönüşecek? MURAT KOLBAŞI; Asıl dönüşümün kahvenin kendisinden çok, kahvenin etrafında kurulan yaşam biçimlerinde olacağını düşünüyorum. Küresel kahve ekonomisi 200 milyar doların üzerinde. Değer, çekirdeğin kendisinden çok deneyimde oluşuyor. ELİF TAYHAN: Global pazarlarda Türk markalarının en çok zorlandığı konu sizce güven mi, algı mı, süreklilik mi? Arzum bu üçlüde hangisini çözerek fark yarattı? MURAT KOLBAŞI; Bu üçlü birlikte yönetilmeli. Arzum güveni servis ve ürün arkasında durma refleksiyle, algıyı tasarım ve hikâyeyle, sürekliliği ise istikrarlı yatırımlarla sağladı. Bugün 50’den fazla ülkeye ihracat yapıyoruz; orta vadede ihracat payını yüzde 30, uzun vadede yüzde 50’ye çıkarmayı hedefliyoruz. ELİF TAYHAN: Bir lider olarak şu an “herkesin doğru sandığı ama sizin sorguladığınız” bir ezber var mı? MURAT KOLBAŞI; “Başarı varsa düzeni bozma” ezberi. Ben bunu sorguluyorum. Asıl liderlik, her şey yolundayken geleceğe hazırlanabilmektir. ELİF TAYHAN: Arzum’u bir kahve profili olarak tanımlasanız; hızlı tüketilen bir zincir kahvesi mi, yoksa sabır isteyen özel bir harman mı olurdu? MURAT KOLBAŞI; Biz damakta iz bırakan, sabır isteyen özel bir harman olurduk. Kalıcı etki bırakan markalar, iyi kahveler gibi hızla değil, özenle hazırlanır.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.