Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ihracat

Breaking News - Ihracat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ihracat haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

“Anlamın Gücü: Arzum’un Küresel Değer Yolculuğu” Haber

“Anlamın Gücü: Arzum’un Küresel Değer Yolculuğu”

Türkiye’de markalaşmanın yalnızca üretim gücüyle değil; vizyon, kültür ve sürdürülebilir liderlikle mümkün olduğu bir dönemde, Arzum yarım asrı aşan kurumsal birikimiyle bu dönüşümün en güçlü örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. Küresel rekabetin sertleştiği, ekonomik dalgalanmaların iş dünyasında kalıcı refleksler gerektirdiği bir çağda; anlam yaratan, kültür taşıyan ve yüksek katma değer üreten markalar fark oluşturuyor. Arzum Yönetim Kurulu Başkanı Murat Kolbaşı ile gerçekleştirdiğimiz bu özel söyleşide; markanın bilançolarda görünmeyen stratejik değerlerini, Türk kahvesinin teknolojiyle buluşarak nasıl küresel bir ekonomik güce dönüştüğünü, liderliğin yalnızca kriz anlarında değil istikrar dönemlerinde nasıl sınandığını ve Türkiye’nin dünya markaları liginde sahip olduğu gerçek potansiyeli konuştuk. ELİF TAYHAN: Bugün dünyada markalar ürünle değil, anlam satarak ayakta kalıyor. Arzum’un bilançosunda görünmeyen ama şirketi geleceğe taşıyan en büyük “anlamsal yatırımı” sizce nedir? MURAT KOLBAŞI; Biz Arzum’da hiçbir zaman sadece ürün satan bir marka olmadık; asıl yatırımımız nesillerdir evlerin içine giren bir güven ve kültür bağı kurmak oldu. Bugün baktığımızda bizi geleceğe taşıyan en büyük anlamsal yatırımımız, tüketiciyle kurduğumuz bu uzun soluklu güven ilişkisi. Çünkü bir ürünün teknik özellikleri zamanla eskir ya da taklit edilirken, markanın taşıdığı anlam kalıcıdır. Arzum’u 59 yıldır ayakta tutan da ‘ürünün arkasında duran marka’ olma refleksi; servisten garantiye, tasarımdan satış sonrası deneyime kadar her temas noktasında verdiğimiz sözdür. Arzum OKKA ise bu yaklaşımın en net örneği: OKKA yalnızca bir kahve makinesi değil, Türk kahvesi kültürünün teknolojiyle yeniden anlatılmasıdır. Biz makine satmaktan çok bir kültürü dünyaya taşıdık; bu yüzden OKKA yüksek katma değer üretir, çünkü insanlar bir üründen öte bir hikâyeye ve kimliğe dahil olur. Özetle Arzum’un en büyük anlamsal yatırımı, ürünün ötesinde hayata dokunan, güven veren ve kültür taşıyan bir marka olma iddiasıdır; bu iddia bilançolarda görünmez ama markayı yarına taşıyan asıl güçtür. ELİF TAYHAN: Türkiye gibi ekonomik dalgalanmaların yüksek olduğu ülkelerde liderlik, çoğu zaman doğruyu yapmakla değil, en az yanlışla ilerlemekle tanımlanıyor. Geriye dönüp baktığınızda “bunu bugün olsa yine yapmazdım” dediğiniz bir stratejik karar var mı? MURAT KOLBAŞI; Türkiye gibi dalgalı ekonomilerde liderlik gerçekten de çoğu zaman kusursuz kararlar almaktan çok, doğru yönde kalabilme becerisiyle tanımlanıyor. Ben geçmişe bakarken “keşke” diliyle değil, öğrenme diliyle bakıyorum. Aldığımız her karar bugünkü başarılarımıza katkı sağladı. O yüzden “bunu yapmazdım” dediğim tekil bir karar yok; bugün daha bilinçli ve dengeli sürdürdüğümüz bir yolculuk var. Liderlikte benim için önemli olan, hata yapmaktan korkmak değil; düştüğünde arkaya değil, her zaman öne düşmek. Çünkü öne düştüğünde kalkmak ve tekrar ilerlemek daha kolaydır. Biz de böyle öğrendik, böyle gelişiyoruz; her adımda ileriye doğru… ELİF TAYHAN: Arzum OKKA ile Türk kahvesini teknolojiyle yeniden tanımladınız. Sizce bu hamle sadece bir ürün inovasyonu muydu, yoksa Türkiye’nin kültürel ihracat kapasitesine yapılmış bilinçli bir ekonomik müdahale miydi? MURAT KOLBAŞI; Arzum OKKA olarak 2014 yılında bu yola çıktığımızda pazarda tam otomatik bir Türk kahvesi makinesi yoktu; fişe takılan cezveler vardı. Türk kahvesini doğrudan fincana servis edebilen ilk makineyi geliştirerek sadece bir boşluğu doldurmadık, bir kültürü yaşattık. Zamanla Arzum OKKA Türk kahvesiyle sınırlı olmayan, farklı kahve deneyimlerini kapsayan güçlü bir ürün ailesine dönüştü ve bugün Türk kahvesi makineleri denince ayrı bir yerde duruyor. Yönetim kurulu üyesi olduğum Türk Kahvesi Kültürü ve Araştırmaları Derneği’nin çalışmalarıyla UNESCO’nun Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’ne dahil edilen bu köklü kültürü, biz OKKA ile dünyada daha erişilebilir kıldık. Bugüne kadar yaklaşık 4 milyon OKKA satışı gerçekleştirdik; bunun 1 milyonu yurt dışı pazarlarda tüketicilerle buluştu. Türkiye’nin ortalama kilogram başı ihracat değeri 1,4 dolar seviyesindeyken, OKKA’nın kilogram başı ihracat değerinin 26 dolara ulaşması tesadüf değil; kültürün doğru teknolojiyle buluştuğunda yüksek katma değere dönüşüyor olmasıdır. ELİF TAYHAN: Küresel markalar bugün “ucuz üretim ülkesi” algısından hızla uzaklaşıyor. Türkiye’nin bu dönüşümde en büyük handikapı mı var, yoksa kimsenin henüz görmediği bir avantajı mı? MURAT KOLBAŞI; Bugün mesele ucuz üretim ülkesi olmak değil. Küresel markalar artık sadece maliyete bakmıyor; tasarım, özgünlük, kalite ve tedarik güvenliği istiyor. Arzum’da tasarım, ürün geliştirme ve marka yönetimi bizim elimizde şekilleniyor. Türkiye’nin avantajı da tam burada ortaya çıkıyor. Ar-Ge, inovasyon, tasarım ve üretimi aynı coğrafyada çok hızlı şekilde bir araya getirebiliyorsunuz. Bu da markalara hem hız hem kontrol sağlıyor. Yeni dönemde ‘ucuz üretim’ değil, ‘akıllı ve entegre üretim’ öne çıkacak. ELİF TAYHAN: Aile şirketinden kurumsal yapıya geçişte en zor olan şey genelde para değil, kontrolden vazgeçmektir. Siz hangi noktada “bu şirket artık benim reflekslerimle değil, sistemiyle yürüyecek” dediniz? MURAT KOLBAŞI; Biz Arzum’da bu eşiği şirketin sürdürülebilirliği kişisel reflekslerden daha değerli hale geldiği noktada aştık. Büyüdükçe şunu çok net gördük: doğru sistem kurulmadığında en iyi niyet bile yeterli olmuyor. Bugün SPK Kurumsal Yönetim Endeksi’nde aldığımız 9,48’lik not, bu dönüşümün doğru zamanda ve doğru şekilde yapıldığının göstergesi. ELİF TAYHAN: Kahve ciddi bir tutku ama aynı zamanda dev bir ekonomi. Önümüzdeki 10 yılda kahve kültürü mü değişecek, yoksa kahvenin etrafında kurulan yaşam biçimleri mi dönüşecek? MURAT KOLBAŞI; Asıl dönüşümün kahvenin kendisinden çok, kahvenin etrafında kurulan yaşam biçimlerinde olacağını düşünüyorum. Küresel kahve ekonomisi 200 milyar doların üzerinde. Değer, çekirdeğin kendisinden çok deneyimde oluşuyor. ELİF TAYHAN: Global pazarlarda Türk markalarının en çok zorlandığı konu sizce güven mi, algı mı, süreklilik mi? Arzum bu üçlüde hangisini çözerek fark yarattı? MURAT KOLBAŞI; Bu üçlü birlikte yönetilmeli. Arzum güveni servis ve ürün arkasında durma refleksiyle, algıyı tasarım ve hikâyeyle, sürekliliği ise istikrarlı yatırımlarla sağladı. Bugün 50’den fazla ülkeye ihracat yapıyoruz; orta vadede ihracat payını yüzde 30, uzun vadede yüzde 50’ye çıkarmayı hedefliyoruz. ELİF TAYHAN: Bir lider olarak şu an “herkesin doğru sandığı ama sizin sorguladığınız” bir ezber var mı? MURAT KOLBAŞI; “Başarı varsa düzeni bozma” ezberi. Ben bunu sorguluyorum. Asıl liderlik, her şey yolundayken geleceğe hazırlanabilmektir. ELİF TAYHAN: Arzum’u bir kahve profili olarak tanımlasanız; hızlı tüketilen bir zincir kahvesi mi, yoksa sabır isteyen özel bir harman mı olurdu? MURAT KOLBAŞI; Biz damakta iz bırakan, sabır isteyen özel bir harman olurduk. Kalıcı etki bırakan markalar, iyi kahveler gibi hızla değil, özenle hazırlanır.

TÜRKİYE’NİN AROMATERAPİ GÜCÜ TALYA İLE DÜNYAYA YAYILIYOR Haber

TÜRKİYE’NİN AROMATERAPİ GÜCÜ TALYA İLE DÜNYAYA YAYILIYOR

Gıda takviyeleri, vitaminler ve aromaterapi kategorileri dünya genelinde büyümeye devam ederken, Türkiye bu yükselişin dinamik aktörlerinden biri olarak öne çıkıyor. 2025 yılı itibarıyla Türkiye’nin takviye edici gıda ve vitamin pazarı yaklaşık 1 milyar dolarlık bir hacme ulaşırken, aromaterapi alanının temel bileşenlerinden olan aromatik yağlar pazarı 500 milyon dolarlık işlem hacmineyaklaştı. Bu tablo, Türkiye’nin hem bitkisel içeriklerde hem de doğal formülasyonlara dayalı ürünlerde üretim gücünü ve küresel rekabet avantajını ortaya koyuyor. Bu büyümenin dikkat çeken temsilcilerinden Talya,Amerika’daki yapılanması Talya Herbal LLC şirketi ile Türk menşeli bitkisel ürünlerin uluslararası pazardaki konumunu her geçen gün daha da güçlendiriyor... TÜRKİYE’NİN GIDA TAKVİYELERİ DÜNYA PAZARINDA BÜYÜYOR Gıda takviyeleri ve aromaterapi ürünleri sektörü, dünya genelinde her geçen yıl büyüyen bir pazar hâline geliyor. Türkiye, zengin bitki çeşitliliği ve üretim kapasitesiyle bu pazarda öne çıkan ülkeler arasında yer alıyor. Bu gelişmelerin merkezinde yer alan Talya, Amerika’da 10. yılını tamamlayanyapılanması Talya Herbal LLC şirketi ile Türk menşeli bitkiselürünlerin uluslararası pazardaki bilinirliğini artırıyor. Talya, kendi sektöründe ABD’de şirket kuran ilk Türk markasıolarak, sağlıklı yaşam bilincine sahip Amerikalı tüketicilerin ilgisini çekiyor. TALYA, DOĞADAN ALDIĞI GÜCÜ DÜNYAYA TAŞIYOR Markanın küresel vizyonuna ilişkin açıklamalarda bulunan Talya Bitkisel Kurucusu ve Fitoterapi Uzmanı M. Halis Ertaş: “Doğadan aldığımız ilhamla geliştirdiğimiz ürünleri, global pazarda daha fazla insana ulaştırmak ve sağlıklı yaşam bilincini yaymak bizim için büyük bir misyon. Amerika pazarında Türk menşeli bitkilerden üretilen aromatik yağlar ve gıda takviyeleriyle istikrarlı bir büyüme sürdürüyoruz. Bugün ABD pazarında tüketiciler bu ürünleri doğrudan ‘Türk çörekotu ’ ve ‘Türk kekik’i olarak aratıyor; bu da Türkiye menşeli bitkilerden üretilen ürünlere yönelik farkındalığın giderek arttığını gösteriyor. Türkiye’nin gıda takviyesi ve aromaterapi ürünleri alanında çok yüksek bir potansiyeli var ve biz Talya olarak bu potansiyeli global ölçekte görünür kılmayı hedefliyoruz” ifadelerini kullandı. SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK VE YENİLİK ODAKLI ÜRETİM ANLAYIŞI Gıda takviyesi ve aromaterapi ürünlerinde yalnızca ürün kalitesine değil, üretim sürecinin çevresel ve toplumsal etkilerine de odaklanan Talya, yenilikçi yaklaşımını sürdürülebilirlik temeli üzerine inşa ediyor. Marka, doğal kaynakları verimli kullanmayı ve çevreye duyarlı üretim modelleriyle geleceğe değer katmayı hedefliyor. Bu vizyon doğrultusunda Ar-Ge çalışmaları ve üretim politikaları, sürdürülebilir kalkınma ilkeleriyle uyumlu hale getiriliyor. 2030 yılı sonuna kadar ulaşılması hedeflenen “BM Sürdürülebilirlik Kalkınma Amaçları” doğrultusunda çalışmalarını devam ettiren marka; sürdürülebilir üretim, sıfır atık ilkesi, dijital dönüşüm yatırımları ve karbon ayak izinin azaltılması ilkelerini öncelikli stratejileri arasında bulunduruyor. Antalya’daki üretim tesislerini uluslararası standartlarda tamamen yenileyerek modern fabrikasındaüretim yapan Talya Bitkisel, doğallık, bilim ve sürdürülebilirlik ilkelerini bir araya getirerek Türkiye’nin gıda takviyesi, vitaminler ve aromaterapi ürünleri sektöründeki lider temsilcilerinden biri olarak konumunu güçlendiriyor. TALYA BİTKİSEL HAKKINDA: 2003 yılında Antalya’da kurulan Talya Bitkisel, bitkisel yağlar, uçucu yağlar, gıda takviyeleri ve doğal kozmetik alanlarında üretim yapan Türkiye’nin öncü markalarındandır. Ar-Ge ve kalite süreçlerinde güven, uzmanlık ve çevre dostu üretim ilkelerini benimseyen Talya Bitkisel, 40’tan fazla ülkeye ihracat yapmaktadır. Marka, doğadan gelen şifayı bilimle buluşturarak, sürdürülebilir sağlık ve güzellik çözümleri geliştirmeye devam etmektedir.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.