Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İnovasyon

Breaking News - İnovasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İnovasyon haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

L’Oréal Türkiye, “Gelecek için L’Oréal” Sürdürülebilirlik Vizyonunu Değer Zincirinin Tüm Halkalarıyla Güçlendiriyor Haber

L’Oréal Türkiye, “Gelecek için L’Oréal” Sürdürülebilirlik Vizyonunu Değer Zincirinin Tüm Halkalarıyla Güçlendiriyor

Tekno güzellik lideri L’Oréal Türkiye, Dünya Çevre Günü kapsamında sürdürülebilirlik vizyonunu tedarikçilerinden tüketicilerine kadar tüm değer zincirini daha yeşil bir geleceğe taşıyor. Bilim, yeşil inovasyon ve döngüsel ekonomi ekseninde şekillenen bütüncül ekosistem yaklaşımı hem çevreyi korumayı hem de toplumsal fayda sağlamayı amaçlıyor. Sürdürülebilirliği tüm operasyonlarının ve iş modelinin kalbine yerleştiren L’Oréal Türkiye, bilimsel veriler rehberliğinde çok daha radikal ve yeşil bir dönüşümün kaçınılmaz olduğunu vurguluyor. Dünyanın dengesini koruyan dokuz gezegen sınırından yedisinin aşılmış olması karşısında kararlılıkla hareket eden tekno-güzellik lideri; bu küresel değişiklikle mücadelenin yol haritasını üç temel güç üzerine kuruyor: yeşil bilim, döngüsel istikrar ve bütüncül ekosistem yaklaşımı. Sürdürülebilirliğin artık bir maliyet unsuru değil, yeni nesil büyüme modellerinin en büyük itici gücü olduğunu belirten L'Oréal Türkiye Kurumsal İlişkiler ve Etkileşim Direktörü & Ülke Sürdürülebilirlik Lideri İrem KaraodaTanrıkulu, bu büyük dönüşümü ve Dünya Çevre Günü mesajını şu sözlerle aktardı: “Gezegenimizin geleceği için sürdürülebilirlik artık bir tercih değil, hepimizin ortak sorumluluğu ve en büyük pusulasıdır. Biz, L'Oréal Türkiye olarak bu dönüşümü ürün formüllerimizden tedarik zincirimize kadar tüm iş süreçlerimizin en temel parçası haline getirdik. Dünya Çevre Günü, bu kapsamda yürüttüğümüz kesintisiz çalışmaları paylaşmak ve tüm iş ortaklarımızı, tüketicilerimizi bu ortak geleceği yeniden tasarlamaya davet etmek için çok değerli bir momentum sunuyor. Küresel ölçekte yürüttüğümüz ‘Gelecek için L'Oréalsürdürülebilirlik programımız çerçevesinde ülkemizde hayata geçirdiğimiz öncü projelerle, Türkiye'yi Grup içerisinde başarıyla temsil etmekten ve daha kapsayıcı bir güzellik ekosistemine liderlik etmekten gurur duyuyoruz.” Güzelliğin Geleceğini Yeşil Bilimler ve Teknolojik İnovasyon Şekillendiriyor L’Oréal Türkiye, sürdürülebilir dönüşümün henüz fikir aşamasındayken başladığına inanıyor. “Yeşil Bilimler” ve eko-tasarım yaklaşımı doğrultusunda, 2030 yılına kadar ürün içeriklerinin yüzde 95’ini biyo-bazlı kaynaklardan, bol bulunan minerallerden veya döngüsel süreçlerden elde etmeyi hedefleyen şirket; sürdürülebilir olmayan bileşenleri daha formül aşamasındayken sistem dışına çıkarıyor. Temelini minimum kimyasal süreçten geçerek yenilenebilir bitki bazlı kaynaklardan, düşük enerji tüketiminden alan yeşil kimyayaklaşımının en somut örneklerinden biri ise L’Oréal’inpatentli molekülü Pro-Xylane oluşturuyor. Yeşil kimya prensipleriyle geliştirilen dünyanın ilk kozmetik moleküllerinden biri olan bu yaşlanma karşıtı aktif içerik, doğal bir şekerden elde ediliyor ve tamamen su bazlı reaksiyonlarla üretilerek çevresel etkiyi en aza indiriyor. Laboratuvardaki bu yeşil bilim rüzgarını tüketici alışkanlıklarına da taşıyan L’Oréal Türkiye, geliştirdiği yenilikçi teknolojilerle hem evlerde hem de profesyonel salonlarda su tüketimini en aza indiriyor. Tüketicilerin banyoda çok daha az su ile durulayabileceği saç bakım formüllerinin yanı sıra suya hiç ihtiyaç duymadan makyaj temizlemeyi mümkün kılan Micellar su teknolojisi, günlük su kullanımında yeni bir dönem başlatıyor. Suyun verimli kullanımı konusundaki teknolojik gücünü profesyonel kuaför salonlarına da taşıyan şirket, TIME dergisinin “En İyi İcatlar” (Best Inventions) listesinde yer alan L’Oréal ProfessionnelGJOSA Water Saver teknolojisiyle fark yaratıyor. Özel patentli su parçalama sistemiyle çalışan bu inovatif duş başlığı, salonlarda durulama esnasında yüzde 69’a varan su tasarrufu sağlayarak bilim ve teknolojik inovasyonun gezegenimiz için nasıl somut bir faydaya dönüştüğünü kanıtlıyor. Döngüsel Ekonomide Kesintisiz İstikrar: "Al-Yap-At" Dönemi Sona Eriyor L’Oréal Türkiye, sürdürülebilir bir gelecek inşa etmenin yolunun geçici çözümlerden değil, iş yapış biçimlerindeki kararlılık ve istikrardan geçtiğine inanıyor. Bu doğrultuda geleneksel “al-yap-at” modelini geride bırakan şirket; ambalaj tasarımından lojistiğe kadar her adımda “azalt-yeniden doldur-geri dönüştür” yaklaşımını kararlılıkla uyguluyor. Ambalajların ağırlığını ve hacmini istikrarlı bir şekilde optimize ederek atık tüketimini azaltan şirket, ambalaj verimliliği sayesinde lojistik süreçlerinde daha az araçla daha fazla ürün taşıyarak karbon emisyonlarını azaltıyor. Plastik kullanımını azaltma konusundaki kararlılığını orta vadeli hedeflerle destekleyen L’Oréal, 2030 yılına kadar saf plastik kullanımını yüzde 50 oranında azaltmayı taahhüt ediyor. Bu istikrarlı dönüşüm, ambalaj inovasyonlarının yanı sıra tedarik zinciri ve lojistik operasyonlarında da kalıcı bir modele dönüşüyor. İstanbul içindeki lüks ve profesyonel ürünlerin dağıtımlarını tamamen elektrikli araçlarla gerçekleştirerek yılda 58 ton karbon emisyonunun önüne geçen L’Oréal Türkiye, mağaza teslimatlarında yeniden kullanılabilir kutu sistemine geçerek yılda 400 ton su tasarrufu sağlıyor. Şirketin döngüsel ekonomideki kesintisiz kararlılığı, raftaki ürünlerinde de kendini gösteriyor. İkonik markalarında sunduğu yeniden doldurulabilir (refill) çözümler sayesinde plastik ve cam kullanımında yüzde 59 ile 75 arasında radikal bir azalma sağlayan L’Oréal Türkiye, ambalaj atıklarını ortalama yüzde 70 seviyesinde düşürüyor. Üstelik bu yöntemle sürdürülebilirliği tüketiciler için de cazip hale getirerek, yüzde 20-25 oranında daha fiyat avantajı sunuyor. Tedarikçiden Topluma Bütüncül Ekosistem Yaklaşımı L’Oréal Türkiye, gerçek sürdürülebilirliğin ancak tüm paydaşları kapsayan ortak bir ekosistemle mümkün olacağına inanıyor. Değer zinciri etkisinin yüzde 50’den fazlasının tedarikçilerden kaynaklandığı bilinciyle hareket eden tekno-güzellik lideri, bu sürdürülebilir dönüşüm sürecine iş ortaklarını da dahil ediyor. ‘Gelecek için L’Oréal’ sürdürülebilirlik programı kapsamında şirket, stratejik tedarikçilerinin de 2030 yılına kadar doğrudan emisyonlarını (Kapsam 1 ve 2), 2019 seviyelerine kıyasla yüzde 50 azaltmalarını hedefliyor. L’Oréal, bu yeşil yolculukta iş ortaklarını yalnızca denetlemekle kalmıyor; eğitim, teknoloji transferi ve kesintisiz bilgi paylaşımıyla onları aktif olarak destekliyor. Bu ortaklık modeli, çevre odaklı hedefleri toplumsal faydayla buluşturan güçlü bir sosyal köprüye dönüşüyor. Stratejik tedarikçilerinin yüzde 100’ünün çalışanlarına “insana yakışır ücret” politikasını benimsemesini destekleyen L’Oréal, adil çalışma koşullarını tüm değer zincirine yayıyor. Kapsayıcı tedarik yaklaşımıyla; engelli bireyler, kadın girişimciler ve yerel KOBİ’ler gibi ekonomik açıdan desteklenmesi gereken gruplara öncelik veren bu model, dünya genelinde 90 binden fazla kişinin istihdama katılmasına katkı sağladı. Türkiye’de ise tedarik zinciri aracılığıyla desteklenen 146 kişilik istihdamın yüzde 61’ini kadın girişimciler, yüzde 39’unu ise KOBİ’ler oluşturdu. Küresel ölçekte sosyal fayda projeleriyle 10 milyon kişiye ulaşan tekno-güzellik lideri, bu projelerle 5 milyon kadının güçlenmesine doğrudan destek oldu. Bilim ve inovasyondan güç alan, kararlılıkla büyüyen ve nihayetinde tüm iş ortaklarını kapsayan bu ortak dönüşüm modeli; sürdürülebilirliğin sadece tek bir güne sığdırılamayacak kadar yaşayan ve derin bir kültür olduğunu kanıtlıyor. L’Oréal Türkiye, Dünya Çevre Günü vesilesiyle paylaştığı tüm bu somut başarılarla; ambalaj tasarımından lojistiğe, hammadde kaynağından tüketici alışkanlıklarına kadar değer zincirinin her halkasında geleceği bugünden korumaya ve sektöre ilham vermeye devam ediyor.

L’Oréal Türkiye 40 yıldır güzelliği teknoloji, inovasyon, gezegen ve insan odağında yeniden tanımlıyor Haber

L’Oréal Türkiye 40 yıldır güzelliği teknoloji, inovasyon, gezegen ve insan odağında yeniden tanımlıyor

L’Oréal Türkiye, Türkiye'deki 40 yıllık yolculuğunu; güzelliğin bireysel etkisinden toplumsal faydaya, ekonomik katkıdan sürdürülebilir geleceğe kadar uzanan dönüştürücü gücünü odak noktasına aldığı özel bir organizasyonla kutladı. “Dünyayı Harekete Geçiren Güzelliği Yaratıyoruz” vizyonuyla ilerleyen tekno-güzellik öncüsü marka, Türkiye ekonomisine değer zinciri genelinde 40 milyar TL'lik bir etki sağlarken; 22 markası, yaklaşık 1000 kişilik istihdamı ve Türkiye nüfusunun yaklaşık üçte birine tekabül eden 27 milyon tüketiciye ulaşan ekosistemiyle sektörün dönüşümüne yön vermeye devam ediyor. Faaliyet gösterdiği kategorilerde yüzde 25 pazar payı ile liderliğini koruyan L’Oréal Türkiye, düzenlediği etkinlikte güzelliğin teknolojik, ekonomik ve kültürel boyutlarını tekno-güzellik stratejisi ve sürdürülebilirlik temelli inovasyonları eşliğinde değerlendirdi. Etkinliğin açılış konuşmasını yapan L’Oréal Türkiye Ülke Genel Müdürü Vanya Panayotova, “Sadece güzellik ürünleri ve hizmetleri sunmakla kalmıyor; insanların hayallerine, hayatlarına ve geleceklerine eşlik ediyoruz. Güzelliği, görünür olanın ötesinde bireyleri güçlendiren, ekonomik dönüşümü tetikleyen ve toplumsal kalkınmayı destekleyen stratejik bir güç olarak tanımlıyoruz. Bugün tek odağı güzellik olan bir teknoloji şirketi kimliğiyle; bilim, inovasyon ve sürdürülebilirliği merkezimize alarak yarının güzelliğini bugünden inşa ediyoruz” şeklinde konuştu.

L’Oréal Türkiye 40 yıldır güzelliği teknoloji, inovasyon, gezegen ve insan odağında yeniden tanımlıyor Haber

L’Oréal Türkiye 40 yıldır güzelliği teknoloji, inovasyon, gezegen ve insan odağında yeniden tanımlıyor

L’Oréal Türkiye, 40’ıncı yılında 22 markasıyla Türkiye nüfusunun 3’te 1’inin hayatına dokunarak değer yaratmayı sürdürüyor. L’Oréal Türkiye, ülkemizdeki 40. yılını; güzelliğin bireylerdentopluma, ekonomiden sürdürülebilirliğe kadar uzanan dönüştürücü etkisini/gücünü merkeze alan özel bir etkinlikle kutladı. “Dünyayı Harekete Geçiren Güzelliği Yaratıyoruz” var oluş amacıyla hareket eden tekno-güzellik lideri, Türkiye ekonomisine değer zinciri bütününde 40 milyar TL’lik etki yaratırken, 22 markası, yaklaşık 1000 çalışanı ve bugün Türkiye nüfusunun yaklaşık 3’te 1’ine denk gelen 27 milyon tüketiciye dokunan ekosistemiyle Türkiye güzellik sektörünün dönüşümüne liderlik etmeyi sürdürüyor. L’Oréal Türkiye faaliyet gösterdiği kategorilerdeki yüzde 25 pazar payıyla liderliğini sürdürürken, gerçekleştirdiğietkinlikte, güzelliğin kültürel, ekonomik ve teknolojik boyutlarını tekno-güzellik vizyonu ve sürdürülebilirlik odaklı inovasyonlarıyla birlikte ele aldı. Etkinliğin açılış konuşmasını gerçekleştiren L’Oréal Türkiye Ülke Genel Müdürü VanyaPanayotova “Yalnızca güzellik ürünleri ve hizmetleri sunmuyor; insanların hayatına, hayallerine ve geleceğine eşlik ediyoruz. Güzelliği görünenin ötesinde bireyleri güçlendiren,toplumsal kalkınmayı destekleyen ve ekonomiyi dönüştüren stratejik bir güç olarak ele alıyoruz. Bugün tek işi güzellik olan bir teknoloji şirketi olarak inovasyon, bilim ve sürdürülebilirliği işimizin merkezine koyuyor, geleceğin güzelliğini bugünden yaratmaya devam ediyoruz” dedi. “Dünyayı harekete geçiren güzelliği yaratıyoruz’ vizyonu doğrultusunda hareket eden L’Oréal Türkiye, 40. yılında da bilim, teknoloji ve inovasyonu işinin merkezine koyarak her bireyin ihtiyaç, beklenti ve güzellik anlayışına yanıt veren ultra kişiselleştirilmiş ürün ve hizmetlerini tüketicileriyle buluşturmaya devam ediyor. “Güzellik görünüşün ötesinde; özgüven, bakım ve toplumsal güçtür” L’Oréal Türkiye’nin 40. yıl kutlamasında açılış konuşmasını gerçekleştiren L’Oréal Türkiye Ülke Genel Müdürü VanyaPanayotova, güzelliğin yalnızca fiziksel görünümle sınırlı olmadığını; özgüven, bakım, aidiyet ve toplumsal kalkınmanın önemli bir parçası olduğunu vurguladı. Panayotova sözlerine şöyle devam etti: “Güzellik sadece görünenle sınırlı değil; bireyleri güçlendiren, toplumsal fayda yaratan ve ekonomiyi dönüştüren stratejik bir güç. Günlük bakım ritüellerinden bireylerin özgüvenli hissetmesine, toplumsal kalkınmadan ekonomik büyümeye uzanan geniş bir etki alanından söz ediyoruz. Tüketicilerimize her temas noktasında ‘Görülüyorsunuz, sizi anlıyoruz ve kendi benzersiz hikayenizde her zaman yanınızdayız’ mesajını veriyoruz. “Her Şey Seninle Güzel” diyerek L’Oréal Türkiye olarak insanların hayatı güzelleştirdiği her ana 40 yıldır eşlik etmekten gurur duyuyoruz. Bu güvenle, bilimi, teknolojiyi, inovasyonu ve insanı odağımıza alarak geleceğin güzelliğini bugünden yaratma kararlılığımızı sürdürüyoruz.” 40 yılda Türkiye’de güçlü büyüme: Türkiye nüfusunun üçte birine dokunan lider marka L’Oréal Türkiye, 1986’dan bu yana güzelliği herkes için erişilebilir kılma vizyonuyla büyümeye devam ediyor. Bugün dört ana iş birimi; Tüketici Ürünleri, Lüks, Profesyonel Ürünler ve Dermatolojik Güzellik ile faaliyet gösteren şirket, 22 markası ve 8.500’den fazla ürün çeşidiyle Türkiye genelinde yüz binlerce satış noktasında tüketicilere ulaşıyor. Yaklaşık 1000 çalışanıyla Türkiye nüfusunun 3’te 1’ine denk gelen 27 milyon tüketicinin hayatına dokunan L’Oréal Türkiye, bugün güzellik pazarının lideri konumunda bulunuyor. Şirket; dengeli marka portföyü ve inovasyon gücüyle her yıl pazar büyüme oranının yaklaşık 1.5-2 katı üzerinde büyümeyi hedefleyerek, bu başarıyı sürdürülebilir bir liderliğe dönüştürmeye devam ediyor. Güzellik ekonomisi: Her 1 istihdam, Türkiye’de 12 ek istihdam yaratıyor L’Oréal Türkiye, yalnızca güzellik sektörüne değil, Türkiye ekonomisine de güçlü katkı sağlıyor. Şirket, Türkiye ekonomisine değer zinciri bütününde 40 milyar TL’lik etki sağlarken, L’OréalTürkiye’nin operasyonları doğrudan ve dolaylı olarak 10.000’den fazla tam zamanlı istihdam yaratıyor. Global bir araştırmaya göre L’Oréal ekosisteminde yaratılan her 1 kişilik istihdam, Türkiye genelinde 12 ek istihdam oluşturuyor. Tedarikçilerden eczanelere, kuaförlerden perakende ortaklarına, STK’lardan start-up’lara kadar uzanan geniş ekosistem; büyümeyi ve sosyal kalkınmayı destekliyor. Tek işi güzellik olan bir teknoloji şirketi L’Oréal, bugün kendisini yalnızca bir güzellik şirketi olarak değil, “tek işi güzellik olan bir teknoloji şirketi” olarak tanımlıyor. Şirket, yıllık yaklaşık 1 milyar Euro Ar-Ge yatırımı, dünya genelinde 4.000’den fazla bilim insanı, yılda 725 patent ve 5.900 teknoloji veveri uzmanıyla geleceğin güzelliğini bugünden inşa ediyor. İstanbulise Grup’un dünya genelindeki 7 Açık İnovasyon Merkezi'nden biri. Türkiye’de ise 2014 yılında başlayan dijital güzellik yolculuğu, bugün 14’ü aktif olmak üzere toplam 22 dijital servis ile devam ediyor. Dijitalleşmeyi büyüme motoru olarak konumlayan L’OréalTürkiye, 2025’te dijital servislerinde 7 milyon oturuma ulaştı. Kullanıcıların 6,3 milyon renk tonu denediği ve kişi başına ortalama 19 görünüm keşfettiği bu ekosistem, 1 dakika 8 saniyelik etkileşim süresiyle öne çıkıyor. Şirket, aynı yıl Avrupa Bölgesi’nde en yüksek ‘keşfedilebilirdik oranına’ ulaşarak başarısını uluslararası düzeye taşıdı. Bilim ve teknolojiden güç alan bu yapı; yapay zekâ ve artırılmış gerçeklik destekli servislerle tüketicilere ultra kişiselleştirilmiş güzellik deneyimleri sunuyor. Sanal cilt analizlerinden makyaj denemelerine, saç ve cilt bakım önerilerinden online güzellik danışmanlığına kadar uzanan bu ekosistem; e-ticaret, veri ve CRM gücüyle birleşerek tüketiciyle daha derin ve anlamlı bağlar kurulmasını sağlıyor. Güzelliğin geleceği sürdürülebilirlikte şekilleniyor Sürdürülebilirliği sadece çevresel bir hedef değil, iş yapış biçiminin ayrılmaz bir parçası olarak gören L’Oréal Türkiye; bu yaklaşımını 2020 yılında başlattığı ve Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’nin 17 maddesinin 16’sını kapsayan “Gelecek İçin L’Oréal” programı üzerine kurguluyor. Türkiye’deki tesislerinde %100 yeşil enerji kullanan şirket, sürdürülebilirliği ürün geliştirmeden son kullanıcıya kadar uzanan bütünsel bir dönüşüm alanı olarak ele alarak, teknoloji ve bilimi yalnızca inovasyon için değil, sürdürülebilirlik için de kullanıyor. L’Oréal Türkiye; İstanbul içi lüks ve profesyonel ürün dağıtımlarında yıllık 58 ton karbon emisyonunun önüne geçerken, direkt e-ticaret sitelerinden yapılan tüm teslimatlarda ise sıfır plastik kullanımıyla fark yaratıyor. Mağaza teslimatlarında yeniden kullanılabilir kutu sistemine geçerek yıllık 400 ton su tasarrufu elde ederken; müşterilerinesunduğu yeşil dönüşüm desteğiyle bugün yeşil salon ve yeşil eczaneprojelerine destek veriyor. Garnier Sosyal ve Çevresel Etiketleme sistemi ile tüketicilere ürünleriyle ilgili şeffaflık sunmaya devam eden şirket, Impact+ iş birliği ile dijital medya kampanyalarında 41 ton karbon emisyonu azaltımı sağlıyor. Tedarik zinciri aracılığıyla%61’i kadın girişimci ve %39’u KOBİ’lerden oluşan toplam 146 kişiye istihdam desteği sağlıyor. L’Oréal Türkiye’nin Tekno-Güzellik UygulamalarıylaKişiselleştirilmiş Güzellik Deneyimi L’Oréal’in tekno-güzellik cihazları, dünyanın en prestijli teknoloji fuarlarından CES’te 11 İnovasyon Ödülü’ne layık görüldü. • L’Oréal Paris Virtual Try On, Maybelline Virtual Try On, Garnier Virtual Try On, NYX Virtual Try On uygulamaları ile kullanıcılar mağazaya gitmeye gerek kalmadan online olarak yüzlerinde ve saçlarında ürünlerin nasıl duracağını görebiliyor. • L’Oréal Paris Skin Genius ve Garnier Skin Coach ile kullanıcılar cilt analizlerini kolayca gerçekleştirmenin yanı sıra kendilerine özel cilt bakım rehberine ulaşabiliyorlar. • La Roche Posay-Spotscan, yapay zeka desteği ile akneye eğilimli ciltlere kapsamlı bir cilt analizi ile kişiselleştirilmiş rutin önerileri sunuyor. • Dercos Scalp Consult Pro, saç derisini veriye dönüştüren akıllı analiz gücüyle uzman önerisini kişiselleştirilmiş bakım reçetesine dönüştürüyor. • Kiehl’s SkinSnap, cildin farklı bölgelerinin fotoğraflarını çekerek cilt yaşını ölçümlüyor ve kişinin cildine en uygun cilt bakım ürünlerini öneriyor. • Gün ışığı ve UV ışık yardımıyla Skinceuticals-SkinScopecihazı, cildin yüzeyi ve alt katmanlarını ulaşarak daha detaylı bir analiz sunuyor. • Klinik cilt görüntüleme cihazı Lancôme-Skin Screen, 12 klinik cilt parametresini ölçümleyerek cildin ihtiyacı olan kişiselleştirilmiş cilt bakım rutini önerisini sunuyor. • Lancôme-Pro Radiance Booster cihazı ise saniyede 3 milyon ultrason titreşimiyle daha sıkı, pürüzsüz ve genç bir cilt sağlamaya yardımcı oluyor. • Lancome Rénergie Nano-Resurfacer 400 Booster, gelişmiş mikro bakım teknolojisiyle cilt yüzeyini yenileyerek daha pürüzsüz, sıkı ve genç görünen bir cilt görünümünü destekleyen yeni nesil bir cilt bakım cihazıdır. • Lancome E-Skin Expert, 5 dakika içinde cildin görünür yaşını ve 9 farklı longevity parametresini analiz ederek kişiye özel kapsamlı bir cilt yaşı değerlendirmesi sunuyor. • L'Oréal Professionnel-Inoa ID, profesyonel müşterilerin saçlarında hayal ettiği değişimi sanal olarak deneyimle şansı sunuyor. • Kérastase K-Scan Scan Kamerası yapay zeka destekli analiz aracılığıyla, saç profesyonelleri müşterilerinin saç ve saç derilerini mikroskopik olarak görüntüleyerek, tüketicilere daha hassas bakım sunuyor. • L'Oréal Professionnel AirLight Pro, kızılötesi ışık teknolojisiyle saçı daha hızlı kuruturken nemini koruyan, daha az enerji tüketen ve profesyonel seviyede bakım sağlayan yeni nesil akıllı saç şekillendirme cihazıdır.

Zamansız Tasarımın İzinde: Arzu Kaprol ile Moda, Sürdürülebilirlik ve Geleceğin Dili Haber

Zamansız Tasarımın İzinde: Arzu Kaprol ile Moda, Sürdürülebilirlik ve Geleceğin Dili

Breaking News Türkiye Moda Direktörü Derya Özgören, Türk modasının uluslararası ölçekte en güçlü temsilcilerinden biri olan Arzu Kaprol ile modanın dönüşümünü, sürdürülebilirliği ve geleceğin tasarım anlayışını konuştu. Estetik ile teknolojiyi aynı zeminde buluşturan, zamansız tasarım dili ve disiplinlerarası yaklaşımıyla öne çıkan Kaprol, bu özel röportajda yalnızca bir tasarımcı olarak değil; bir düşünce geliştirici ve sistem kurucu olarak modaya bakışını ortaya koyuyor. Moda endüstrisinin hızla değişen dinamikleri içinde anlam üretmenin, sorumluluk almanın ve geleceği tasarlamanın ne anlama geldiğini anlatan Arzu Kaprol ile gerçekleştirdiğimiz bu söyleşi, Vogue estetiğinde bir bakışla modanın bugününe ve yarınına ışık tutuyor. Derya Özgören: Aile mesleği olan tasarımcılıktan gelen bir isim olarak, moda dünyasına giriş sürecinizi ve bu geçmişin kariyerinizi nasıl etkilediğini anlatır mısınız? Moda tasarımına yönelme süreciniz nasıl başladı? Bu alana sizi yönlendiren temel motivasyonlar nelerdi? Arzu Kaprol: Tasarım benim için öğrenilen bir meslekten çok, erken yaşta içine doğduğum bir düşünme biçimi. Aileden gelen üretim kültürü; malzemeye saygıyı, emeğin değerini ve disiplinin yaratıcı süreçteki yerini çok erken fark etmemi sağladı. Moda tasarımına yönelmem ise bir “karar”dan çok, kendiliğinden gelişen bir süreçti. İnsanın bedenle kurduğu ilişki, kimliğini nasıl ifade ettiği ve bu ifadenin zamana nasıl tanıklık ettiği beni her zaman etkiledi. Temel motivasyonum, estetik üretmekten çok, anlam üretmek oldu. Derya Özgören: Çocukluk ve gençlik yıllarınızda tasarım anlayışınızı etkileyen kişi, olay veya deneyimler oldu mu? Bir dönem Volvox grubunda müzikle ilgilendiğiniz biliniyor. Bu süreç moda tasarımına yönelmenizde nasıl bir rol oynadı? Arzu Kaprol: Çocukluk ve gençlik yıllarımda farklı disiplinlerle kurduğum ilişki, bugün yaptığım tasarımın temelini oluşturuyor. Müzik bana kolektif üretimi, sahne ise hikâye anlatımını öğretti. Bir noktada şunu fark ettim: Benim anlatım dilim ses değil, form ve yüzey. Derya Özgören: Kendinizi “inovasyon tasarımcısı” olarak tanımlıyorsunuz. Bu yaklaşımı biraz açar mısınız? Arzu Kaprol: Ben kendimi yalnızca bir moda tasarımcısı olarak değil, bir inovasyon tasarımcısı olarak tanımlıyorum. Çünkü tasarımın bugün geldiği noktada yalnızca estetik üretmek yeterli değil. İnovasyon tasarımı; teknolojiyi, bilimi, veriyi ve insan davranışını tasarımın içine entegre etmek demek. Giyilebilir teknolojiler, akıllı tekstiller ve yeni nesil üretim yöntemleriyle çalışmak; tasarımı bir ürün olmaktan çıkarıp bir deneyime dönüştürüyor. Derya Özgören: Arzu Kaprol markasının tasarım felsefesini ve kimliğini nasıl tanımlarsınız? Arzu Kaprol: Markanın DNA’sı zamansızlık, mimari form anlayışı ve teknolojiyle kurduğu güçlü bağ üzerine kurulu. Benim için tasarım, trend üretmek değil; geleceğe dair bir öneri sunmaktır. Silüetlerimde her zaman bir yapı, bir sistem ve disiplin vardır. Tasarımın yalnızca görsel değil, düşünsel bir karşılığı olduğuna inanıyorum. Koleksiyonlarımızda yalnızca Türkiye’de üretilen kumaşları kullanıyor ve üretimimizi tamamen burada gerçekleştiriyoruz. Bu yaklaşım, tasarımın ekosistemle kurduğu ilişkiye dair bilinçli bir duruş. Derya Özgören: “Design is my passion” diyorsunuz. Tasarım sizin için ne ifade ediyor? Arzu Kaprol: Bu ifade benim için çok içsel bir yerden geliyor. Tasarım benim varoluş biçimim. Moda ise yalnızca estetik bir alan değil; bir iletişim dili. Kıyafet, bireyin dünyayla kurduğu ilişkinin en görünür katmanı. Dolayısıyla her tasarım bir mesaj taşır. Derya Özgören: Yeni bir koleksiyon hazırlarken sizi en çok etkileyen ilham kaynakları neler? Arzu Kaprol: İlham benim için tek bir kaynaktan gelmez. Teknoloji, mimari, doğa, bilim ve sosyolojik dönüşümler… Özellikle geleceğe dair öngörüler ve insanın dönüşen ihtiyaçları tasarım sürecimde belirleyici. Çünkü ben bugünü değil, yarını tasarlamaya çalışıyorum. Derya Özgören: Günümüzde moda endüstrisini nasıl değerlendiriyorsunuz? Arzu Kaprol: Moda endüstrisi tarihinin en kritik eşiklerinden birinde. Uzun yıllar hız ve tüketim üzerine kurulu bir sistem vardı, ancak bu model artık sürdürülebilir değil. Dijitalleşme ve yapay zeka, tasarım ve üretim süreçlerini kökten değiştiriyor. Moda artık yalnızca trendlerin değil; teknolojinin, bilimin ve toplumsal dönüşümün kesişim noktasında yeniden tanımlanıyor. Derya Özgören: Sürdürülebilirlik yaklaşımınız nasıl şekilleniyor? Arzu Kaprol: Sürdürülebilirlik benim için sonradan eklenen bir değer değil, tasarımın başlangıç noktası. Malzeme seçiminden üretim süreçlerine kadar her aşamada daha bilinçli hareket ediyoruz. Daha az ama daha anlamlı üretmek, tasarımın en güçlü sürdürülebilirlik yaklaşımı. Derya Özgören: Türkiye’de moda tasarımcısı olmanın avantajları ve zorlukları nelerdir? Arzu Kaprol: Türkiye güçlü bir üretim altyapısına ve zengin bir zanaat kültürüne sahip. Bu büyük bir avantaj. Ancak global ölçekte kalıcı olmak için stratejik düşünmek ve sürdürülebilir sistemler kurmak gerekiyor. Derya Özgören: Kariyerinizde sizi en çok etkileyen projelerden biri hangisiydi? Arzu Kaprol: Türk Silahlı Kuvvetleri için tasarladığımız projeler benim için çok önemliydi. Tasarımın yalnızca estetik değil; performans ve fonksiyon odaklı bir alan olduğunu derinlemesine deneyimledim. Derya Özgören: Türk tasarımcıların uluslararası konumunu nasıl görüyorsunuz? Arzu Kaprol: Türk tasarımcılar giderek daha güçlü bir şekilde varlık gösteriyor. Ancak global başarı için yaratıcı olmak kadar stratejik düşünmek de önemli. Derya Özgören: Arzu Kaprol nasıl bir stil benimser? Ne giymez? Arzu Kaprol: Kendimi disiplinli ve çok katmanlı düşünen bir tasarımcı olarak tanımlarım. Stilim sade ama güçlüdür. Kimliği olmayan, sadece trend olduğu için var olan hiçbir şeyi giymem. Derya Özgören: Cinsiyetsiz moda ve sınırları zorlayan defileler hakkında ne düşünüyorsunuz? Arzu Kaprol: Moda her zaman sınırları zorlar. Önemli olan bu yaklaşımın bir fikir ve bağlam taşımasıdır. Cinsiyetsiz moda ise bireyi merkeze alan özgürleştirici bir yaklaşım. Derya Özgören: Yaratıcılığı canlı tutmanın sırrı nedir? Arzu Kaprol; Merak ve disiplin. Sürekli öğrenmek ve farklı alanlarla temas halinde olmak. Derya Özgören: Sokak modasının etkisi hakkında ne düşünüyorsunuz? Arzu Kaprol: Sokak modası, filtresiz ve gerçek bir ifade alanı. Ancak önemli olan onu kopyalamak değil, arkasındaki ruhu anlamak. Derya Özgören: Moda gelecekte nereye evrilecek? Arzu Kaprol: Moda hibrit bir yapıya evrilecek. Fiziksel ve dijital dünya iç içe geçecek, sürdürülebilirlik ise temel belirleyici olacak. Derya Özgören: Önümüzdeki dönem hedefleriniz neler? Arzu Kaprol: Teknoloji ve tasarımı daha güçlü entegre ettiğimiz projelere odaklanıyoruz. Aynı zamanda global ölçekte daha güçlü bir varlık hedefliyoruz. Derya Özgören: Genç tasarımcılara tavsiyeleriniz? Arzu Kaprol: Kendi dillerini bulsunlar ve sabırlı olsunlar. Trendleri değil, kendi anlatmak istediklerini takip etsinler. Çünkü tasarım önce zihinde başlar.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.