Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Gazze

Breaking News - Gazze haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gazze haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

DOĞU AKDENİZ’İN STRATEJİK ÖNEMİ VE GELECEĞİ, ÖNEMLİİSİMLERİN KATILIMIYLA DAÜ’DE TARTIŞILDI Haber

DOĞU AKDENİZ’İN STRATEJİK ÖNEMİ VE GELECEĞİ, ÖNEMLİİSİMLERİN KATILIMIYLA DAÜ’DE TARTIŞILDI

KURUMSAL İLETİŞİM VE MEDYA İLİŞKİLERİ ŞUBESİ’NDEN BİLDİRİLMİŞTİR; DOĞU AKDENİZ’İN STRATEJİK ÖNEMİ VE GELECEĞİ, ÖNEMLİİSİMLERİN KATILIMIYLA DAÜ’DE TARTIŞILDI Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) ev sahipliğinde, “Doğu Akdeniz’in Stratejik Önemi” konulu zirve, 27 Mart 2026 Cuma günü, Rauf Raif Denktaş Kültür ve Kongre Sarayı’nda yoğun katılımla gerçekleştirildi. Uluslararası Sosyal, Kültürel ve Akademik İlişkiler Derneği (USKAİD) iş birliğiyle düzenlenen zirvede, bölgenin jeopolitik, ekonomik ve stratejik dinamikleri, alanında uzman isimler tarafından ele alındı. Proje Koordinatörlüğünü Arif Ekşi’nin yaptığı etkinliğe, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Ekonomi ve Enerji Bakanı Olgun Amcaoğlu, CTP Milletvekilleri Teberrüken Uluçay ve Şifa Çolakoğlu, eski Devlet Bakanı ve eski TBMM Başkan Vekili, DAÜ Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yüksel Yalova, İstanbul Milletvekili ve Akdeniz için Birlik Parlamenter Asamblesi (AİBPA) Türk Grubu Başkanı Doç. Dr. Hulki Cevizoğlu, Edirne Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Akalın, Türkiye-Azerbaycan Dostluk Grubu Başkanı, AİBPA Ekonomi Komisyonu Başkanı, 28. Dönem İstanbul Milletvekili Şamil Ayrım, Konya Milletvekili ve Türkiye-Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı Orhan Erdem, DAÜ Vakıf Yöneticiler Kurulu (VYK) Başkanı Şemi Bora, DAÜ Rektörü Prof. Dr. Hasan Kılıç, USKAİD Genel Başkanı Av. Selman Yaray, DAÜ VYK Üyeleri Anıl İmre, Özdinç Akdel, Turan Büyükyılmaz, DAÜ Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Osman M. Karatepe, Prof. Dr. Sonuç Zorlu, Prof. Dr. Ali Öztüren, DAÜ Genel Sekreteri Derviş Ekşici, Uluslararası Akademi Sosyal Kültürel ve Ekonomik İlişkiler Federasyonu (USKEF) Genel Başkanı Dr. Umut Elbir, The London Energy Club Yönetim Kurulu Başkanı, eski diplomat ve Uluslararası Enerji Ajansı eski yöneticisi Mehmet Öğütçü, akademisyenler ve öğrencilerkatıldı. Etkinliğin sunuculuğunu da üstlenen USKEF Genel Başkanı Dr. Umut Elbir, yaptığı açılış konuşmasında enerji, ticaret, güvenlik ve diplomasinin kesişim noktasında yer alan Doğu Akdeniz’in stratejik önemine dikkat çekti. Bölgede yaşanan güncel gelişmelerin yalnızca bölgesel değil, küresel ölçekte de belirleyici bir rol oynadığını vurgulayan Dr. Elbir, akademik bilgi ile sahadaki gerçeklerin bir araya getirilmesinin geleceğin stratejik vizyonunun oluşturulmasında büyük önem taşıdığını ifade etti. Katılımcılara katkılarından dolayı teşekkür eden Dr. Elbir, forumun verimli ve başarılı geçmesini diledi. “Doğu Akdeniz, Tarih Boyunca Medeniyetlerin Kesişim Noktası Olmuştur” USKAİD Genel Başkanı Av. Selman Yaray gerçekleştirdiğikonuşmada bu tür toplantıların yalnızca akademik bir buluşma olmadığını vurgulayarak, Doğu Akdeniz’in tarih boyunca medeniyetlerin kesişim noktası, stratejik rekabet alanı ve enerji kaynaklarının geçiş güzergâhı olduğunu, artan enerji talebi, yeni kaynak keşifleri ve güvenlik dinamiklerinin bölgeyi hem Türkiye hem de küresel aktörler açısından kritik hale getirdiğini ifade etti. Günümüzde enerji, güvenlik, ekonomi ve siyasetin iç içe geçtiğine dikkat çeken Av. Yaray, toplantının amacının sadece değerlendirme yapmak değil, somut öneriler geliştirmek ve karar alıcılara katkı sunacak stratejik çıktılar üretmek olduğunu belirtti. “DAÜ Bu Önemli Coğrafyada Yer Alan Bir Bilim Kurumu Olarak Sorumluluğunun Bilincindedir.” DAÜ Rektörü Prof. Dr. Hasan Kılıç, konuşmasında Doğu Akdeniz’in jeopolitik, ekonomik, enerji ve hukuki boyutlarıyla küresel ölçekte stratejik bir öneme sahip olduğunu vurguladı. Uluslararası dengeler açısından da Doğu Akdeniz’in kritik bir konumda bulunduğunu belirten Prof. Dr. Kılıç, DAÜ’nün bu önemli coğrafyada yer alan bir bilim kurumu olarak sorumluluğunun bilincinde olduğunu ifade etti. Akademik bilgi üretimi ve uluslararası iş birlikleriyle bölgenin barış, istikrar ve refahına katkı sağlamayı hedeflediklerini dile getiren Prof. Dr. Kılıç, düzenlenen zirvenin bilim insanları ve karar alıcıları bir araya getirerek önemli çıktılar sunacağına inandığını belirterek, programın verimli geçmesi temennisinde bulundu. “Doğu Akdeniz Enerji Açısından Küresel Ölçekte Sınırlı Ancak Stratejik Bir Öneme Sahiptir.” The London Energy Club Yönetim Kurulu Başkanı, eski diplomat ve Uluslararası Enerji Ajansı eski yöneticisi Mehmet Öğütçü, yaptığı konuşmada dünyanın çok boyutlu krizlerin yaşandığı kritik bir dönemden geçtiğini vurguladı. Asıl önemli olanın savaşların bitişinden sonra oluşacak yeni düzenin doğru şekilde öngörülmesi olduğunu ifade eden Öğütçü, Doğu Akdeniz’in enerji açısından küresel ölçekte sınırlı ancak stratejik bir öneme sahip olduğunu belirterek, bölgedeki jeopolitik gerilimlerin ve özellikle Kıbrıs, Türkiye, Yunanistan ve İsrail hattındaki anlaşmazlıkların enerji yatırımları açısından risk oluşturduğunu ifade etti. Enerji projelerinde güvenlik ve istikrarın belirleyici olduğunu vurgulayan Öğütçü, elde edilecek verilerin ve değerlendirmelerin karar alıcılara ve uluslararası kamuoyuna aktarılmasının önemine dikkat çekti. “Günümüzde Enerji Kaynakları, Jeopolitik Dengeler ve Uluslararası İlişkiler Bağlamında Bölgenin Önemi Daha da Artmıştır.” Eski Devlet Bakanı ve DAÜ Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yalova, Doğu Akdeniz’in tarih boyunca stratejik bir merkez olduğuna dikkat çekerek, günümüzde enerji kaynakları, jeopolitik dengeler ve uluslararası ilişkiler bağlamında bölgenin öneminin daha da arttığını vurguladı. DAÜ Hukuk Fakültesi bünyesinde enerji hukuku alanında yürütülen çalışmalara da değinen Prof. Dr. Yalova, bu alanda verilen dersler, kurulan araştırma merkezleri ve uluslararası iş birliklerinin stratejik açıdan büyük değer taşıdığını ifade etti. Öğrencilerin yoğun ilgisinden memnuniyet duyduğunu belirten Prof. Dr. Yalova, etkinliğin güçlü konuşmacı kadrosuyla önemli çıktılar sağlayacağına inandığını ifade ederek katkı koyan herkese teşekkür etti. “Bu Sürecin Ardından Dünya Düzeni YenidenŞekillenecektir.” Edirne Milletvekili Prof. Dr. Akalın konuşmasında Doğu Akdeniz’in Afrika, Asya ve Avrupa’nın kesişim noktasında yer alması nedeniyle tarih boyunca stratejik bir öneme sahip olduğunu vurguladı. Kıbrıs’ın ve özellikle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin bu coğrafyanın merkezinde bulunduğunu belirten Prof. Dr. Akalın, enerji kaynaklarının da etkisiyle bölgenin günümüzde daha kritik hale geldiğini ifade etti. Küresel ölçekte ekonomik, siyasi ve sosyal krizlerin yaşandığı bir dönemden geçildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Akalın, bu sürecin ardından dünya düzeninin yeniden şekilleneceğini belirterek Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin bu yeni döneme hazırlıklı olması gerektiğini vurguladı. “Bugün Savaş ve Krizlerle Sarsılan Bölgede Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Durumu Kritiktir” Türkiye-Azerbaycan Dostluk Grubu Başkanı, AİBPA Ekonomi Komisyonu Başkanı, 28. Dönem İstanbul Milletvekili Şamil Ayrım gerçekleştirdiği konuşmada Doğu Akdeniz’in medeniyetlerin kesişim noktası, ticaret yollarının birleştiği ve günümüzde küresel güç dengelerinin şekillendiği stratejik bir bölge olduğunu belirtti. Bugün savaş ve krizlerle sarsılan bölgede Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin durumunun kritik olduğunu ifade eden Ayrım, Doğu Akdeniz’de enerji, güvenlik ve jeopolitik unsurların iç içe geçtiğini, kalıcı istikrarın ancak diyalog, karşılıklı saygı ve uluslararası hukuka bağlılıkla sağlanabileceğini vurguladı. Ayrıca, Kuzey Kıbrıs’ın tanınırlığı ve Türkiye-Azerbaycan iş birliğinin güçlendirilmesi amacıyla kurulan dostluk grubu ve yaklaşan toplantılar hakkında katılımcılara bilgi verdi. “Hukukun Üstünlüğü ile İnsan Hakları Sıklıkla İhlal Edilmektedir.” Türkiye-KKTC Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı ve Konya Milletvekili Orhan Erdem, forumda yaptığı konuşmada, dünyanın kritik bir dönemden geçtiğini ve hukukun üstünlüğü ile insan haklarının sıklıkla ihlal edildiğini vurguladı. Gazze ve İran başta olmak üzere bölgede yaşanan sivillere yönelik trajedilere dikkat çeken Erdem, Kuzey Kıbrıs’ın Türkiye’nin garantörlüğü altında güvenli bir bölge olarak korunması gerektiğini belirtti. Ada üzerindeki silahlanmanın artmasına rağmen müzakere kültürünün sürdürülmesinin önemine değinen Erdem, bu bağlamda ilgili ülkelerin ve liderlerin açıklamalarını yakından takip ettiklerini ifade etti. “Akdeniz ve Kıbrıs Meselelerini Anlamak İçin Tarih ve Güncel Krizler Doğru Okunması Gerekir” AİBPA Türk Grubu Başkanı ve İstanbul Milletvekili Doç. Dr. Hulki Cevizoğlu, forumda yaptığı konuşmada Akdeniz ve Kıbrıs meselelerini anlamak için tarih ve güncel krizlerin doğru okunması gerektiğini belirtti. Doç. Dr. Cevizoğlu, Kıbrıs’ın sadece bir ada değil, 1571’den itibaren yaklaşık 350 yıl adaletle yönetilmiş bir dava merkezi olduğunu hatırlattı. Günümüzde enerji haklarının jeopolitik dengeleri yeniden şekillendirdiğine değinen Doç. Dr. Cevizoğlu, süper güçlerin müdahalelerinin küresel enerji akışını ve güvenliğini doğrudan etkilediğini ifade etti. Doç. Dr. Cevizoğlu ayrıca, medya ve tartışma programlarının bu konuları yeterince analiz etmediğini ve sık sık tekrarlarla dolu olduğunu vurguladı. “Kıbrıs Türk Halkının Varlığının Korunması ve Ada Üzerindeki Türk Nüfusu ile Çıkarlarının Güvence Altında Tutulması Kritiktir.” Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Ekonomi ve Enerji Bakanı Olgun Amcaoğlu ise yaptığı konuşmada, yönetim ve öngörü yeteneğinin önemine değinerek, Kıbrıs adasının stratejik önemini vurguladı. Amcaoğlu, Kıbrıs Türk halkının varlığının korunmasının ve ada üzerindeki Türk nüfusu ile çıkarlarının güvence altında tutulmasının kritik olduğunu belirtti. Savaş ekonomisinin ve bölgesel gelişmelerin dikkate alınması gerektiğini ifade eden Amcaoğlu, katılımcılara teşekkür ederek, toplantının sonuçlarını yakından takip edeceklerini ve forumdaki bakış açılarını önemsediklerini dile getirdi. Açılış konuşmalarının ardından, DAÜ Rektörü Prof. Dr. Hasan Kılıç ve USKAİD Genel Başkanı Av. Selman Yaray, açılışta konuşan katılımcılara plaket takdim etti. Ayrıca açılışkonuşması gerçekleştiren milletvekilleri, DAÜ Rektörü Prof. Dr. Kılıç’a Türkiye Büyük Millet Meclisi adına hediye sundu. "Jeopolitik ve Uluslararası İlişkiler" başlıklı ilk oturum Güvenlik Uzmanı ve Star Gazetesi Yazarı Coşkun Başbuğ moderatörlüğünde gerçekleştirildi. Oturumda Prof. Dr. Nurşin Ateşoğlu Güney, Prof. Dr. Hasan Ünal, Prof. Dr. Yalçın Sarıkaya ve Prof. Dr. Uğur Özgöker birer sunum yaptı. "Enerji, Ekonomi ve Hukuk" başlıklı ikinci oturum ise Türkiye Cumhuriyeti Eski Devlet Bakanı ve DAÜ Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yüksel Yalova moderatörlüğünde gerçekleşti. Oturumda Prof. Dr. Vedat Yorucu, Prof. Dr. Cemal Zehir, Yrd. Doç. Dr. Aylin G. Gürzel Aka, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Akdeniz Stratejik Araştırmalar Merkezi Genel Sekreteri Gökhan Güler ve Olasılıksal Modelleme Uzmanı Dr. Ekrem Teymur, bölgenin enerji ve hukuk stratejilerini değerlendirdi. Program, düzenlenen Plaket Töreni ile sona erdi.

Türkiye’nin Tarafsızlık Politikası Gündemde: “Dengeli Duruş Stratejik Bir Tercih” Haber

Türkiye’nin Tarafsızlık Politikası Gündemde: “Dengeli Duruş Stratejik Bir Tercih”

Rize eski Baro Başkanı Avukat Hüseyin Karaahmetoğlu Son dönemde ABD, İsrail ve İran arasında artan gerilim, küresel siyasetin en tartışmalı başlıklarından biri haline gelmiştir. Karaahmetoğlu; Bu süreçte ABD Başkanı Donald Trump’ın NATO’nun bu tür bir çatışmada ABD’nin yanında olmayabileceğine yönelik açıklamaları, uluslararası ilişkiler açısından dikkat çekici bir tartışma başlatmıştır. Zira bu söylem, yalnızca güncel politik dengeleri değil, aynı zamanda NATO’nun işlevi ve müttefiklik ilişkilerinin sınırlarını da yeniden sorgulatmaktadır. Karaahmetoğlu Trump’ ın NATO hakkındaki ve çıkışı yeni değildir. Başkanlığı döneminde sık sık NATO yu eleştirmiş ve işlevini yitirdiğini söylemiştir. Öte yandan ABD- İsrail- İran savaşında Avrupa Birliği ülkelerinin önemli bir kısmının bu insanlık suçunda ABD’ye koşulsuz destek vermemesi, Batı ittifakı içinde de görüş ayrılıklarının bulunduğunu göstermektedir. Bu durum, söz konusu çatışmanın yalnızca güvenlik temelli değil, aynı zamanda siyasi ve ahlaki boyutları olan karmaşık bir mesele olduğunu ortaya koymaktadır. Av.Hüseyin Karaahmetoğlu, Özellikle İsrail’in Gazze’de yürüttüğü ve savaş suçu içeren askeri operasyonlara yönelik uluslararası kamuoyunda artan eleştiriler, İran’a yönelik çatışmanın meşruiyetini sorgulayan yaklaşımları güçlendirmiştir. Karaahmetoğlu , İran’a yönelik tehdit söylemi ise büyük ölçüde nükleer program üzerinden şekillendirilmektedir. Ancak bu noktada, uluslararası sistemde nükleer silahlara sahip diğer ülkelerin varlığı sıkça gündeme getirilmektedir. Eleştirmenler, nükleer silah meselesinde çifte standart uygulandığını ve bu durumun küresel adalet algısını zedelediğini savunmaktadır. Nükleer silah yapımı ile ilgili bir algının doğru olmadığını çok iyi bilmekteyiz. Bu bağlamda, geçmişte Irak, Afganistan ve Suriye’de yaşanan askeri müdahaleler de benzer gerekçelerle açıklanmış, ancak sonuçları itibarıyla ciddi insani ve siyasi krizlere yol açmıştır. Av.Hüseyin Karaahmetoğlu, bu savaşların amacının İsrail’in vaddedilmiş toprakları diye nitelendirilen toprakları işgal etme çabasıdır. Karaahmetoğlu Türkiye NATO’nun en güçlü ikinci ordusuna sahiptir. Türkiye açısından bu savaşa bakıldığında ise mesele çok daha farklı ve hassas bir boyut kazanmaktadır. Türkiye, tarihsel olarak hem NATO üyesi bir ülke hem de Orta Doğu ile güçlü kültürel ve siyasi bağlara sahip bir aktördür. Ancak geçmişte yaşanan bazı olaylar, Türkiye’nin Batı ittifakına yönelik güvenini zaman zaman sarsmıştır. Kıbrıs Barış Harekâtı sonrasında uygulanan ambargo, Türkiye’nin güvenlik kaygılarının müttefikler tarafından her zaman desteklenmediği yönünde bir algı oluşturmuştur. Hiç bir dönemde ABD ve batılı müttefik ülkeler Türkiye’nin yanında yer almamışlardır. Karaahmetoğlu Türkiye’nin uzun yıllardır terörle mücadele sürecinde bazı NATO müttefiklerinden beklediği desteği göremediği yönündeki eleştiriler de kamuoyunda geniş yer bulmaktadır. Hatta destek görme bir tarafta NATO ülkelerinin hemen hemen büyük çoğunluğu terör örgütü yanında yer almışlardır. Bu durum, NATO’nun dayanışma ilkesinin pratikte ne ölçüde işletildiği sorusunu gündeme getirmektedir. Türkiye’nin on binlerce kayıp verdiği ve milyar dolarlar terörle mücadelede kullanılması unutulmamalıdır. Bu süreçte, NATO ve müttefik ülkelerin tutumu sıkça tartışma konusu olmuştur. Av.Hüseyin Karaahmetoğlu Tüm bu gelişmeler ışığında Türkiye’nin dış politikada bağımsız ve dengeli bir duruş sergileme çabası daha anlaşılır hale gelmektedir. Türkiye, bir yandan NATO üyeliğinin getirdiği yükümlülükleri yerine getirirken, diğer yandan bölgesel gelişmeler karşısında kendi ulusal çıkarlarını ve insani değerlerini gözeten bir politika izlemeye çalışmaktadır. ABD-İsrail-İran gerilimi yalnızca askeri bir çatışma ihtimali değil, aynı zamanda uluslararası sistemin adalet, eşitlik ve müttefiklik ilkelerinin de test edildiği bir süreçtir. Türkiye’nin bu denklemdeki konumu ise ne tamamen Batı eksenli ne de tamamen karşıt bir çizgide; daha çok kendi stratejik önceliklerini merkeze alan çok boyutlu bir yaklaşım olarak şekillenmektedir.Bu da İkinci dünya savaşındaki Türkiye’nin tarafsızlık ilkesinin an itibari ile desteklendiği milli bir duruş olmasıdır.

Av.Hüseyin Karaahmetoğlu: “Bu Tablo İnsanlık İçin Utançtır”.             Haber

Av.Hüseyin Karaahmetoğlu: “Bu Tablo İnsanlık İçin Utançtır”.            

Ortadoğu’da devam eden çatışmaların gölgesinde bu yıl idrak edilen bayram, İslam dünyasında derin bir üzüntü ve hassasiyetle karşılandı. Konuya ilişkin dikkat çeken bir tepki ve değerlendirme, Rize eski Baro Başkanı Av. Hüseyin Karaahmetoğlu’ndan geldi. Karaahmetoğlu, özellikle Mescid-i Aksa’nın bayram sürecinde ibadete kapatılmasının, sadece Müslümanlar için değil, tüm insanlık adına düşündürücü ve kabul edilemez bir gelişme olduğunu ifade etti. Açıklamasında, bölgede tırmanan İran-ABD-İsrail geriliminin ve buna bağlı çatışmaların, İslam dünyasını derinden yaraladığını vurguladı. “İran, ABD ve İsrail arasında yaşanan savaş ve gerilim, sadece taraf ülkeleri değil, tüm bölgeyi ateşin içine sürüklemiştir. Bu çatışmaların ortasında en büyük bedeli siviller, özellikle de çocuklar ödemektedir. Bu tablo, insanlık adına büyük bir trajedidir.” Av. Hüseyin Karaahmetoğlu, Mescid-i Aksa’nın İslam’daki önemine dikkat çekerek şu değerlendirmelerde bulundu: “İslam’ın ilk kıblesi olan Mescid-i Aksa’nın, böylesine mübarek bir zamanda kapatılması, yaklaşık 1400 yılı aşkın bir sürenin ardından yaşanan son derece çarpıcı ve üzücü bir gelişmedir. Kudüs gibi üç semavi din açısından kutsal kabul edilen bir şehirde, ibadet özgürlüğünün kısıtlanması kabul edilebilir değildir.” “Müslüman dünyası, savaşın gölgesinde bir bayram yaşamasının altında yatan nedenleri iyi analiz etmelidir” diyen Karaahmetoğlu, özellikle Gazze Şeridi’nde yaşanan ağır insani tabloya dikkat çekti; “Gazze’de aylardır süren saldırılar, yıkım ve sivil ölümleri, artık bir insani felakete dönüşmüştür. Kadınlar, çocuklar ve masum sivillerin hedef olduğu bu tablo, sadece bölgenin değil, tüm insanlığın ortak vicdanını yaralamaktadır. Bayram, birlik ve kardeşlik demektir; ancak bugün Müslümanlar bayramı acı, gözyaşı ve yas içinde karşılamaktadır.” Karaahmetoğlu, kutsal mekânların korunması gerektiğini vurgulayarak şunları söyledi.”Mescid-i Aksa yalnızca Müslümanların değil, farklı inanç gruplarının da değer verdiği bir mekândır. Bu tür kutsal alanların siyasi ve askeri hesaplaşmalara alet edilmesi kabul edilemez. Kutsallar, çatışmaların değil, barışın sembolü olmalıdır.” Yaşanan gelişmelere karşı Türkiye’nin gösterdiği tepkiye de değinen Karaahmetoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıklamalarına da vurgu yaptı; “Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın, Mescid-i Aksa’nın kapatılmasına ve bölgede yaşanan zulümlere karşı ortaya koyduğu net ve kararlı duruş, İslam dünyasında vicdanların sesi olmuştur. Bu tepki son derece kıymetlidir. Ancak bu kadar büyük bir insani trajedi karşısında yalnızca bir ülkenin ve bir liderin ses yükseltmesi yeterli değildir. Tüm İslam dünyasının ve uluslararası toplumun daha güçlü bir irade ortaya koyması gerekmektedir.” Mescid-i Aksa’nın kapatılması, Müslümanların bayramının ruhuna gölge düşürmüştür diyen Karaahmetoğlu, açıklamasının sonunda şu ifadeleri kullandı; “Bu bayram, ne yazık ki olması gerektiği gibi sevinç ve huzur içinde yaşanamamaktadır. Hem Mescid-i Aksa’nın kapalı olması hem de İran-ABD-İsrail hattında büyüyen savaş ile Gazze’de yaşanan dram, bayramın manevi atmosferini derinden sarsmıştır. Temennimiz; savaşların son bulduğu, sivillerin korunabildiği ve kutsal mekânların özgürce ibadete açık olduğu bir dünyanın en kısa sürede tesis edilmesidir.” Karaahmetoğlu’nun açıklamaları, İslam dünyasında yaşanan gelişmelere yönelik duyarlılığı bir kez daha gözler önüne sererken, barış, adalet ve insanlık vicdanı çağrılarıyla dikkat çekti.

Türk Avukat Mehmet İhsan Kalkan, İsrail Başbakanı Netanyahu’yu uluslararası mahkemeye verdi. Haber

Türk Avukat Mehmet İhsan Kalkan, İsrail Başbakanı Netanyahu’yu uluslararası mahkemeye verdi.

İsrail savaş uçakları, geçtiğimiz salı günü Gazze Şeridi’nde bulunan el-Ehli Baptist Hastanesi’ni vurdu. Saldırıda 500’den fazla insan hayatını kaybetti, birçok kişi de yaralandı. Filistin ve Türkiye’de 3 günlük yas ilan edildi. İsrail’in vahşi saldırısı sonrası dünya ile birlikte Türkiye’de tepkiler çığ gibi büyüdü; çok sayıda kentte İsrail’e tepki yürüyüşleri düzenlendi. Hastane saldırısıyla birlikte İsrail'in uluslararası hukuku ihlal etmesi de tepkilere neden oldu. Bu nedenle Uluslararası Avukat ve İş İnsanı Mehmet İhsan Kalkan da örnek bir harekete imza attı. Gazze'de yaşanılanların çok ağır olduğunu belirten Kalkan, barış dolu bir dünya için İsrail Başbakanı Netanyahu hakkında Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne soruşturma açılmak üzere başvuruda bulundu. Bu başvuru ile Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde yargılanma için atılan ilk somut adım da atılmış oldu. Her iki taraftanda sivillere yönelik saldırılar kabul edilemez… "İNSANLARIN VİCDANINI KANATAN BİR OLAY" Son zamanlarda tüm dünyayı tedirgin eden gelişmelerin yaşandığını ifade eden Avukat Kalkan, "Aslında çok uzun senelere dayanana bir sorundan bahsediyoruz. Bu sorunun da kolay çözümünün olmadığını tüm dünya biliyor ama hiçbir şey imkansız değil. Er ya da geç barış gelecektir diye düşünüyorum. Daha önce yaşanan birçok saldırı ve en son hastaneye yönelik yapılan saldırı ile birlikte hedef gözetmeksizin sivillerin, kadinlarin, çocukların ve hastaların hedef alınmasi insani, ahlaki ve hukuki olarak dünya için kabul edilemez boyuttadır. İnsanların vicdanını kanatan bu saldırılar dünyada da tepkilere neden oldu. Bu nedenle Birleşmiş Milletler'in üzerine düşen barış görevini yerine getirmesi, derhal ateşkeş ilan etmesi ve tarafları bir masa etrafında toplayıp çözüme yönelik süreci başlatması gerekiyor" diye konuştu. "DÜNYANIN GELECEĞİ TEHLİKEDE" Yaşananlara tüm dünyanın sessiz kalmadığını belirten Avukat Kalkan, "Önemli tepkiler verildi, bazı devlet başkanlarının destek mesajları oldu ama daha net tepkilerin verilmesi gerekiyor. Uluslararası hukuk çerçevesinde gerekli tüm adımların atılması lazım, aksi takdirde bu tarz yaklaşımlar dünyada keyfiyetin önünü açacak ve uluslararası hukuka riayet ilkesi de ihlal edilmiş olacaktır. Bu durum da dünyanın geleceği ve barış için büyük bir tehdit oluşturmaktadır. Uluslararası Ceza Mahkemesi; uluslararası hukuku ilgilendiren özellikle savaş suçları, soykırım, insanlığa karşı suçlar, saldırı suçlarına yönelik kurulan bir mahkemedir. Bu mahkemenin dünyanın geleceği için de çok önemli olduğunu düşünüyorum. Her ne kadar İsrail, bu mahkemenin yargı yetkisine dair hazırlanan belgeye imzasını atmamış olsa da yaptırımlar vardır. Daha önce de Sudan Devlet Başkanı hakkında çıkartılan tutuklama kararı da buna örnektir, çünkü Sudan'da buraya üye olmadığı halde yaptırım uygulanmıştır. Ayrıca Myanmar'da da Müslümanlara karşı yapılan olaylardan dolayı re’sen soruşturma başlatılmıştır. Dolayısıyla Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin re’sen soruşturma, hareket etme ve karar verme yetkisi vardır. Nitekim bu konuda da bazı gelişmeler yaşanıyor. Bunun daha da somut hale gelmesi için biz de adım attık" şeklinde konuştu. "KİMSENİN FÜTURSUZCA SUÇ İŞLEME HAKKI YOK" İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne şikayet ettiğini belirten Kalkan, amacından da bahsetti. Avukat Kalkan, "Dünyaya bu konuda çok net bir mesaj vermek istiyorum. Dünyanın güvenliği ve gelecek açısından bizden sonraki nesillere barış dolu bir dünya bırakmak için bu adımı attım. Ayrıca Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin caydırıcı gücünün ortaya konulmasının son derece önemli olduğunu düşünüyorum. Çünkü bu dünyada hiç kimsenin fütursuzca ve ölçüsüzce suç işleme hakkı yoktur. Pozisyonu ne olursa olsun herkesin uluslararası hukuka riayet etmesi gerekiyor. Er ya da geç bu adaletin tecelli etmesi lazım, bu dünyanın geleceği ve barışı açısından son derece önemlidir. Dünyamızın savaşlara değil barışa ihtiyacı var. Maalesef etrafımızda birçok savaş yaşanıyor, dünyanın kendisine çekidüzen vermesi gerekiyor. Dünya barışı için hep birlikte çalışmalıyız. İnşallah gelecek nesillere barış dolu ve güvenli bir dünya armağan edebiliriz" dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.