Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Estetik

Breaking News - Estetik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Estetik haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Zamansız Tasarımın İzinde: Arzu Kaprol ile Moda, Sürdürülebilirlik ve Geleceğin Dili Haber

Zamansız Tasarımın İzinde: Arzu Kaprol ile Moda, Sürdürülebilirlik ve Geleceğin Dili

Breaking News Türkiye Moda Direktörü Derya Özgören, Türk modasının uluslararası ölçekte en güçlü temsilcilerinden biri olan Arzu Kaprol ile modanın dönüşümünü, sürdürülebilirliği ve geleceğin tasarım anlayışını konuştu. Estetik ile teknolojiyi aynı zeminde buluşturan, zamansız tasarım dili ve disiplinlerarası yaklaşımıyla öne çıkan Kaprol, bu özel röportajda yalnızca bir tasarımcı olarak değil; bir düşünce geliştirici ve sistem kurucu olarak modaya bakışını ortaya koyuyor. Moda endüstrisinin hızla değişen dinamikleri içinde anlam üretmenin, sorumluluk almanın ve geleceği tasarlamanın ne anlama geldiğini anlatan Arzu Kaprol ile gerçekleştirdiğimiz bu söyleşi, Vogue estetiğinde bir bakışla modanın bugününe ve yarınına ışık tutuyor. Derya Özgören: Aile mesleği olan tasarımcılıktan gelen bir isim olarak, moda dünyasına giriş sürecinizi ve bu geçmişin kariyerinizi nasıl etkilediğini anlatır mısınız? Moda tasarımına yönelme süreciniz nasıl başladı? Bu alana sizi yönlendiren temel motivasyonlar nelerdi? Arzu Kaprol: Tasarım benim için öğrenilen bir meslekten çok, erken yaşta içine doğduğum bir düşünme biçimi. Aileden gelen üretim kültürü; malzemeye saygıyı, emeğin değerini ve disiplinin yaratıcı süreçteki yerini çok erken fark etmemi sağladı. Moda tasarımına yönelmem ise bir “karar”dan çok, kendiliğinden gelişen bir süreçti. İnsanın bedenle kurduğu ilişki, kimliğini nasıl ifade ettiği ve bu ifadenin zamana nasıl tanıklık ettiği beni her zaman etkiledi. Temel motivasyonum, estetik üretmekten çok, anlam üretmek oldu. Derya Özgören: Çocukluk ve gençlik yıllarınızda tasarım anlayışınızı etkileyen kişi, olay veya deneyimler oldu mu? Bir dönem Volvox grubunda müzikle ilgilendiğiniz biliniyor. Bu süreç moda tasarımına yönelmenizde nasıl bir rol oynadı? Arzu Kaprol: Çocukluk ve gençlik yıllarımda farklı disiplinlerle kurduğum ilişki, bugün yaptığım tasarımın temelini oluşturuyor. Müzik bana kolektif üretimi, sahne ise hikâye anlatımını öğretti. Bir noktada şunu fark ettim: Benim anlatım dilim ses değil, form ve yüzey. Derya Özgören: Kendinizi “inovasyon tasarımcısı” olarak tanımlıyorsunuz. Bu yaklaşımı biraz açar mısınız? Arzu Kaprol: Ben kendimi yalnızca bir moda tasarımcısı olarak değil, bir inovasyon tasarımcısı olarak tanımlıyorum. Çünkü tasarımın bugün geldiği noktada yalnızca estetik üretmek yeterli değil. İnovasyon tasarımı; teknolojiyi, bilimi, veriyi ve insan davranışını tasarımın içine entegre etmek demek. Giyilebilir teknolojiler, akıllı tekstiller ve yeni nesil üretim yöntemleriyle çalışmak; tasarımı bir ürün olmaktan çıkarıp bir deneyime dönüştürüyor. Derya Özgören: Arzu Kaprol markasının tasarım felsefesini ve kimliğini nasıl tanımlarsınız? Arzu Kaprol: Markanın DNA’sı zamansızlık, mimari form anlayışı ve teknolojiyle kurduğu güçlü bağ üzerine kurulu. Benim için tasarım, trend üretmek değil; geleceğe dair bir öneri sunmaktır. Silüetlerimde her zaman bir yapı, bir sistem ve disiplin vardır. Tasarımın yalnızca görsel değil, düşünsel bir karşılığı olduğuna inanıyorum. Koleksiyonlarımızda yalnızca Türkiye’de üretilen kumaşları kullanıyor ve üretimimizi tamamen burada gerçekleştiriyoruz. Bu yaklaşım, tasarımın ekosistemle kurduğu ilişkiye dair bilinçli bir duruş. Derya Özgören: “Design is my passion” diyorsunuz. Tasarım sizin için ne ifade ediyor? Arzu Kaprol: Bu ifade benim için çok içsel bir yerden geliyor. Tasarım benim varoluş biçimim. Moda ise yalnızca estetik bir alan değil; bir iletişim dili. Kıyafet, bireyin dünyayla kurduğu ilişkinin en görünür katmanı. Dolayısıyla her tasarım bir mesaj taşır. Derya Özgören: Yeni bir koleksiyon hazırlarken sizi en çok etkileyen ilham kaynakları neler? Arzu Kaprol: İlham benim için tek bir kaynaktan gelmez. Teknoloji, mimari, doğa, bilim ve sosyolojik dönüşümler… Özellikle geleceğe dair öngörüler ve insanın dönüşen ihtiyaçları tasarım sürecimde belirleyici. Çünkü ben bugünü değil, yarını tasarlamaya çalışıyorum. Derya Özgören: Günümüzde moda endüstrisini nasıl değerlendiriyorsunuz? Arzu Kaprol: Moda endüstrisi tarihinin en kritik eşiklerinden birinde. Uzun yıllar hız ve tüketim üzerine kurulu bir sistem vardı, ancak bu model artık sürdürülebilir değil. Dijitalleşme ve yapay zeka, tasarım ve üretim süreçlerini kökten değiştiriyor. Moda artık yalnızca trendlerin değil; teknolojinin, bilimin ve toplumsal dönüşümün kesişim noktasında yeniden tanımlanıyor. Derya Özgören: Sürdürülebilirlik yaklaşımınız nasıl şekilleniyor? Arzu Kaprol: Sürdürülebilirlik benim için sonradan eklenen bir değer değil, tasarımın başlangıç noktası. Malzeme seçiminden üretim süreçlerine kadar her aşamada daha bilinçli hareket ediyoruz. Daha az ama daha anlamlı üretmek, tasarımın en güçlü sürdürülebilirlik yaklaşımı. Derya Özgören: Türkiye’de moda tasarımcısı olmanın avantajları ve zorlukları nelerdir? Arzu Kaprol: Türkiye güçlü bir üretim altyapısına ve zengin bir zanaat kültürüne sahip. Bu büyük bir avantaj. Ancak global ölçekte kalıcı olmak için stratejik düşünmek ve sürdürülebilir sistemler kurmak gerekiyor. Derya Özgören: Kariyerinizde sizi en çok etkileyen projelerden biri hangisiydi? Arzu Kaprol: Türk Silahlı Kuvvetleri için tasarladığımız projeler benim için çok önemliydi. Tasarımın yalnızca estetik değil; performans ve fonksiyon odaklı bir alan olduğunu derinlemesine deneyimledim. Derya Özgören: Türk tasarımcıların uluslararası konumunu nasıl görüyorsunuz? Arzu Kaprol: Türk tasarımcılar giderek daha güçlü bir şekilde varlık gösteriyor. Ancak global başarı için yaratıcı olmak kadar stratejik düşünmek de önemli. Derya Özgören: Arzu Kaprol nasıl bir stil benimser? Ne giymez? Arzu Kaprol: Kendimi disiplinli ve çok katmanlı düşünen bir tasarımcı olarak tanımlarım. Stilim sade ama güçlüdür. Kimliği olmayan, sadece trend olduğu için var olan hiçbir şeyi giymem. Derya Özgören: Cinsiyetsiz moda ve sınırları zorlayan defileler hakkında ne düşünüyorsunuz? Arzu Kaprol: Moda her zaman sınırları zorlar. Önemli olan bu yaklaşımın bir fikir ve bağlam taşımasıdır. Cinsiyetsiz moda ise bireyi merkeze alan özgürleştirici bir yaklaşım. Derya Özgören: Yaratıcılığı canlı tutmanın sırrı nedir? Arzu Kaprol; Merak ve disiplin. Sürekli öğrenmek ve farklı alanlarla temas halinde olmak. Derya Özgören: Sokak modasının etkisi hakkında ne düşünüyorsunuz? Arzu Kaprol: Sokak modası, filtresiz ve gerçek bir ifade alanı. Ancak önemli olan onu kopyalamak değil, arkasındaki ruhu anlamak. Derya Özgören: Moda gelecekte nereye evrilecek? Arzu Kaprol: Moda hibrit bir yapıya evrilecek. Fiziksel ve dijital dünya iç içe geçecek, sürdürülebilirlik ise temel belirleyici olacak. Derya Özgören: Önümüzdeki dönem hedefleriniz neler? Arzu Kaprol: Teknoloji ve tasarımı daha güçlü entegre ettiğimiz projelere odaklanıyoruz. Aynı zamanda global ölçekte daha güçlü bir varlık hedefliyoruz. Derya Özgören: Genç tasarımcılara tavsiyeleriniz? Arzu Kaprol: Kendi dillerini bulsunlar ve sabırlı olsunlar. Trendleri değil, kendi anlatmak istediklerini takip etsinler. Çünkü tasarım önce zihinde başlar.

BAŞARILI, ÇOK YÖNLÜ VE VİZYON SAHİBİ BİR İŞ KADINI: GÜLAY KAMAZ Haber

BAŞARILI, ÇOK YÖNLÜ VE VİZYON SAHİBİ BİR İŞ KADINI: GÜLAY KAMAZ

Ekran önünden iş dünyasına, modadan güzellik sektörüne uzanan çok katmanlı bir kariyer… Zarafetle disiplini, estetikle etiği aynı potada buluşturan bir duruş… Gülay Kamaz, yalnızca yaptıklarıyla değil; nasıl yaptığıyla da dikkat çeken, çok yönlü ve vizyoner bir iş kadını. Bu özel röportajda; eğitim hayatından iş yolculuğuna, modaya bakışından estetik anlayışına, sosyal medyadan hayata dair prensiplerine kadar pek çok başlığı tüm açıklığı ve samimiyetiyle konuşuyoruz. Derya Özgören: Başarılı iş insanı Gülay Kamaz… Biz sizi tanıyoruz ama yine de sizden dinlemek isteriz. Kendinizi nasıl tanımlarsınız? Gülay Kamaz: Ben tipik bir İkizler burcu kadınıyım. Uzun bir eğitim hayatım oldu; İtalyan Lisesi, ardından İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi… “Acaba bilgisayar da mı öğrenmeliyim?” deyip Boğaziçi’ne gittim, sonra turizm-otelcilik okudum. Tüm bunların ardından direkt televizyon sektöründe çalışmaya başladım. Çok yönlü, meraklı, yerinde duramayan bir iş kadınıyım diyebilirim. Derya Özgören: Üç üniversite bitirmişsiniz. Peki iş hayatı nasıl şekillendi? Gülay Kamaz: Uzun yıllar televizyon sektöründe çalıştım, kendi programlarım oldu. Kurumsal tarafta da görev aldım ama sonra tekrar program tarafına döndüm. Eşim vesilesiyle güzellik sektörüne giriş yaptım. MOS Kuaförleri’nin Türkiye’de büyüme sürecinde; akademi kurulumundan franchising yapılanmasına kadar birebir çalıştım. Kuaförlük bir sanat ve büyük saygı gerektiriyor. Eşimi kaybettikten sonra ortaklık yapısında biraz geri planda kalmayı tercih ettim ve kendi işlerime odaklandım. Derya Özgören: Televizyon tarafı hiç kopmadı sanırım… Gülay Kamaz: Hiç kopmadı. Habertürk’te çalıştım. Spikerlerin kıyafetleri, saç-makyaj ekipleri bana emanet edildi. Orada aslında bugün yaptığımız işlerin temelini attım; ekip kurma, hizmet veren profesyonelleri doğru yerlere konumlandırma… Aynı zamanda güzellik sektörü de medikal estetikle çok büyüdü. Ben de danışmanlık vermeye başladım. Derya Özgören: Moda ve markalarla iş birlikleri de bu dönemde mi başladı? Gülay Kamaz: Evet. Giyim markaları, yeni girişimler derken birçok marka ile iş birlikleri yaptım. Örneğin Moët & Chandon’un Türkiye lansmanını moda ile birleştirdik. Nişantaşı vitrinlerini kapsayan büyük bir yılbaşı organizasyonu yaptım. Roberto Cavalli dahil birçok marka katıldı. Çok başarılı oldu ve ben bu tip konsept işlere devam ettim. Derya Özgören: Allservice süreci nasıl başladı? Gülay Kamaz: Ebru çok yakın arkadaşım. O farklı sektörlere geçiş yaptığı bir dönemdeydi. Birlikte üretim odaklı bir işe girelim dedi. Başta daha destek ekibi gibiydim ama süreç içinde operasyonel tarafı da öğrenerek aktif rol aldım. İyi polis-kötü polis dengesi kurduk diyebilirim. İşte eğlenmenin de çok önemli olduğuna inanırım. Derya Özgören: Sosyal medya bu işin neresinde? Gülay Kamaz: Instagram benim için başta tamamen eğlenceydi. Pandemide ciddi bir iş alanına dönüştü. Takipçi sayım çok yüksek değil ama organik. Markalar zaten sizi takip eden kitleye ulaşmak istiyor. Ayrıca yıllardır Toçev Vakfı ile sosyal sorumluluk projeleri yürütüyorum. Söyleşiler, etkinlikler… Orası benim evim gibi. Derya Özgören: Rol modeliniz var mı? Gülay Kamaz: Çok kitap okurum. “Bir mesleğin en iyisi kim, oraya nasıl gelmiş?” diye bakarım. En büyük ilhamım etik değerlerdir. Para değil, etik… Takım çalışması, emeğe saygı, kimseyi yok saymamak. Benim kırmızı çizgim budur. Derya Özgören: “Saygısızlığı not alırım” dediğinizi duymuştum… Gülay Kamaz: Doğru. Çünkü saygı benim için her şeydir. Çok çabuk unuturum, o yüzden not alırım. Unutursam kendime saygısızlık etmiş olurum. Bu annemden öğrendiğim bir duruştur. Derya Özgören: Ralli, tekvando… Oldukça hareketli bir geçmiş. Gülay Kamaz: Tekvando yaptım, ralliye co-pilot olarak katıldım. Kayak hayatımın sporu. Oğlum milli sporcu. Çok iddialı değildim ama çok eğlendim. Hayatımda hep “keyif alarak yapmak” vardı. Derya Özgören: Instagram’daki filtre dünyası hakkında ne düşünüyorsunuz? Gülay Kamaz: Filtrelerle eğleniyorum ama saklamıyorum. Filtreli fotoğraf koyup ardından filtresiz video paylaşıyorum. Sorun, insanların filtreli hâllerine inanması. Bu çok tehlikeli ve psikolojik olarak zararlı. Yalanla başlayan ilişkiler bana çok mantıksız geliyor. Derya Özgören: Estetikle ilişkiniz nasıl? Gülay Kamaz: Çok erken yaşta tanıştım. Annem çok güzel bir kadındı ve bakıma çok önem verirdi. Küçük dokunuşlara inanıyorum. Ama ifade bozan işlemlere hayır. Estetik benim için gençleşmek değil, daha iyi hissetmek. Derya Özgören: Tarzınızı nasıl tanımlarsınız? Gülay Kamaz: Muhafazakâr ve mono. Tek renk giyerim. Renk uyumu, aksesuar uyumu benim için çok önemli. Aynı elbiseyi yıllarca aynı şekilde giyebilirim. Casual tarzı da çok severim ama orada da takım ve bütünlük şart. Derya Özgören: Asla giymem dediğiniz şeyler var mı? Gülay Kamaz: Var. Kısa pantolon-bot kombinasyonu mesela… Renk uyumsuzluğu… Aksesuar uyumsuzluğu… Bana göre değil. Derya Özgören: Beğendiğiniz tasarımcılar? Gülay Kamaz: Siren, Yıldırım Mayruk, Canan Yaka… Couture konusunda Türkiye çok güçlü. Machka’yı da çok severim. Son dönemde Dilara Fındıkoğlu’nu da çok başarılı buluyorum. Derya Özgören: Kadınlara ne önerirsiniz? Gülay Kamaz: Kendinize vakit ayırın. Yerine göre giyinin. Konforu öncelik alın. Dolabınızda sizi her zaman kurtaracak temel parçalar olsun. Şık olmak rahatsız olmak değildir. Kendinizi iyi hissettiğiniz kıyafet en şık kıyafettir. Derya Özgören: Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı? Gülay Kamaz: Araştırmacı bakışın ve detayları yakalama yeteneğinle çok güzel sorular sordun. Çok teşekkür ederim. Derya Özgören’le Derya’ca Moda

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.