Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ekonomik Katkı

Breaking News - Ekonomik Katkı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ekonomik Katkı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

BAKAN ERSOY, FORMULA 1 SÜRECİNE İLİŞKİN DETAYLARI PAYLAŞTI Haber

BAKAN ERSOY, FORMULA 1 SÜRECİNE İLİŞKİN DETAYLARI PAYLAŞTI

TÜRKİYE KÜRESEL SPOR ORGANİZASYONLARININ MERKEZİ OLUYOR F1 İLE İSTANBUL KAZANACAK: ERSOY’DAN TURİZM VE GELİR ODAKLI HAMLE Formula 1’in 2027 yılı itibarıyla yeniden Türkiye’ye kazandırılması süreci resmen tamamlandı. İstanbul Park’ın en az 5 yıl boyunca takvime dahil edilmesiyle birlikte Türkiye, dünyanın en büyük spor organizasyonlarından birine yeniden ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, organizasyonun turizm talebini artıran, milyarlarca dolarlık ekonomik katkı sağlayan ve küresel ölçekte yüksek görünürlük sunan etkisine dikkat çekti. Türkiye, küresel spor organizasyonları sahnesinde yeniden güçlü bir konum elde ederken Formula 1’in dönüşüyle birlikte İstanbul’un uluslararası tanıtım gücünün daha da artması bekleniyor. Dünyanın en prestijli yarış organizasyonlarından biri olan Formula 1’in İstanbul Park’ta yeniden düzenlenecek olması, turizmden ekonomiye kadar geniş bir etki alanı oluşturacak. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak ile Türkiye Otomobil Sporları Federasyonu Başkanı Eren Üçlertoprağı’nın katılımıyla İstanbul Park’ta Formula 1’in Türkiye’ye dönüş sürecine ilişkin bir basın toplantısı düzenlendi. Bakan Ersoy toplantıda yaptığı konuşmada, Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansının (TGA) yürüttüğü küresel tanıtım ve pazarlama stratejilerinin sürecin merkezinde yer aldığını vurguladı. Organizasyonun uluslararası görünürlüğünün artırılması, hedef pazarlara erişimin güçlendirilmesi ve İstanbul’un küresel marka değerinin yükseltilmesinde TGA’nın aktif rol üstlendiğini belirten Ersoy, sürecin Bakanlıklar koordinasyonunda ve TGA’nınöncülüğünde çok sayıda paydaşın katkısıyla yürütüldüğünü söyledi. İstanbul Park 2027’den İtibaren Formula 1 Takviminde Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy, sürecin tamamlandığını belirterek şu ifadeleri kullandı: “Sayın Cumhurbaşkanımızın dün Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde Formula 1 CEO’su ve FIA Başkanı ile birlikte gerçekleştirdiği lansman etkinliği, bizler için uzun süren bir maratonun bitiş çizgisi niteliğindeydi. Sayın Cumhurbaşkanımızın himayelerinde, Bakanlığımız ile Gençlik ve Spor Bakanlığı eşgüdümünde, TOSFED, Vakıflar Genel Müdürlüğü, TGA ve daha pek çok değerli paydaşın koordineli çalışmaları dün itibarıyla nihai hedefine ulaşmıştır. İstanbul Park, 2027 yılından itibaren en az 5 yıl boyunca Formula 1 takvimine dahil olmuştur.” Formula 1’in küresel ölçekte ulaştığı izleyici kitlesine dikkat çeken Ersoy, organizasyonun şehirler ve ülkeler için yüksek katma değerli bir tanıtım fırsatı sunduğunu vurguladı. Turizmde Yüzde 6 Artış Etkisi ve Milyarlık Gelir Modeli Uluslararası verilerin Formula 1’in turizm talebine doğrudan katkı sağladığını ortaya koyduğunu belirten Ersoy, organizasyonun etkisini sayısal verilerle anlattı. Formula 1’in 2025 sezonunda 180’den fazla ülkede 827 milyondan fazla televizyon izleyicisine ulaştığını, tribünlerde ise 6,7 milyondan fazla seyirci ağırladığını ifade etti. Formula 1’in resmi hesaplarındaki toplam takipçi sayısı 114 milyondan fazla olduğuna dikkati çeken Ersoy, 2025’te toplam 2,3 milyar etkileşim yakalandığını ve bu seviyenin de UEFA Şampiyonlar Ligi ile NBA gibi spor organizasyonlarının bile üzerinde olduğunu söyledi. Singapur örneği üzerinden organizasyonun ekonomik katkısına rakamlarla birlikte işaret eden Ersoy, yatırımların katbekat geri dönüş sağladığını kaydetti. Formula 1’in yalnızca bir yarış organizasyonu olmadığını dile getiren Ersoy, aynı zamanda şehir ekonomisini canlandıran küresel bir platform olduğunu vurguladı. İstanbul Bu Etkiyi En Üst Seviyeye Taşıyacak İstanbul’un sahip olduğu potansiyelin de konuşmasında altını çizen Bakan Ersoy, şu değerlendirmede bulundu: “Biz Formula 1’in bu kaldıraç etkisini İstanbul’a kanalize etmeli, şehrimizin potansiyelini bu etkiyi en üst seviyeye taşıyacak şekilde kullanmalıyız. F1 nitelikli turisti, varlıklı ziyaretçiyi getirir.” İstanbul’un tarihî, kültürel ve coğrafi avantajlarıyla bu organizasyondan maksimum fayda sağlayacağını belirten Ersoy, premium turizm stratejisi açısından organizasyonun kritik önem taşıdığını ifade etti. Bakan Ersoy, “Singapur verileri yarış haftasında gelen ziyaretçilerin yalnızca yüzde 30'unu oluşturan varlıklı segmentin, toplam harcamanın yüzde 40'ından fazlasını gerçekleştirdiğini ortaya koyuyor.” dedi. Formula 1’in pistten şehrin tamamına etki eden bir organizasyon olduğunu sözlerine ekleyen Ersoy şunları söyledi: “Formula 1’in etkisi yarış öncesinde de sonrasında da devam ediyor. Singapur'un verileri; İstanbul'un Boğaz kıyıları, Tarihi Yarımada, Beyoğlu ve Anadolu Yakası gibi yerler için son derece heyecan vericidir. Kısaca Formula 1 pistten şehrin tamamına etki eden bir organizasyondur. İmparatorlukların başkenti, medeniyetlerin buluşma noktası olan İstanbul; tarihî ve modern, kültürel ve doğal turizm varlıkları ile Formula 1’in kaldıraç etkisini son derece güçlü bir ekonomik katma değere dönüştürmeye adaydır. Formula 1 ile yaptığımız 5 yıllık garantili sözleşme ise bu etkinin tek seferlik değil, sürdürülebilir ve kalıcı olmasına imkân sunmaktadır." Küresel Tanıtım Atağı Başlıyor Tanıtım sürecinin uzun süredir hazırlandığını belirten Ersoy, Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansının (TGA) kapsamlı bir kampanya yürüteceğini açıkladı. Bakan Ersoy, küresel televizyon, dijital platformlar ve sosyal medya üzerinden İstanbul’un “iki kıtayı birleştiren F1 şehri” olarak konumlandırılacağını ifade ederek şunları kaydetti: “Özetle, Avrupa, Asya ve Amerika’daki öncelikli pazarlarımız başta olmak üzere, bugünden itibaren başlayacak kademeli bir iletişim takvimiyle, İstanbul'u dünyanın tek 'iki kıtayı birleştiren F1 şehri' olarak lanse edeceğiz.” Türkiye Küresel Spor Organizasyonlarının Merkezi Oluyor Türkiye’nin uluslararası spor organizasyonlarındaki konumuna da değinen Ersoy, UEFA Avrupa Ligi Finali, FIVB Kadınlar Milletler Ligi, CEV Kadınlar Avrupa Şampiyonası gibi organizasyonlara ev sahipliği yapılacağını, 2027 Avrupa Oyunları, 2032 Avrupa Futbol Şampiyonası ve 2036 Olimpiyat adaylığı sürecinin devam ettiğini belirtti. Ersoy, 2027 yılında Formula 1 Türkiye Grand Prix’sinin de bu büyük organizasyon zincirinin önemli bir parçası olacağını ifade etti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ilgi ve himayeleri dolayısıyla şükranlarını sunan Bakan Ersoy, konuşmasının sonunda sürece katkı sunan tüm paydaşlara teşekkür ederek organizasyonun İstanbul ve Türkiye için hayırlı olmasını diledi.

“Yağmurunu Avantaja Çeviren Şehir: Rize Neden Dünyanın Yeni Marka Merkezi Olmasın?” Haber

“Yağmurunu Avantaja Çeviren Şehir: Rize Neden Dünyanın Yeni Marka Merkezi Olmasın?”

RİZE NEDEN BİR DÜNYA MARKASI OLMASIN? Av. Hüseyin Karaahmetoğlu’ndan Rize için Yağmurdan Teknolojiye Uzanan Vizyon** Rize Barosu Eski Başkanı Av. Hüseyin Karaahmetoğlu, Rize’nin geleceğine dair dikkat çeken bir vizyon ortaya koydu. Karaahmetoğlu, Rize’nin bugüne kadar dezavantaj olarak görülen yağmur, sis, dağlık arazi ve derelerinin; doğru projelerle dünyanın başka hiçbir yerinde kolay bulunmayan bir avantaja dönüşebileceğini vurguladı. Klasik turizm anlayışının Rize için yeterli olmadığını ifade eden Karaahmetoğlu, çözümün; Rize’ye özgü, kopyalanması zor, doğayla uyumlu ve teknolojiyle desteklenen bir marka şehir modeli kurmak olduğunu söyledi. Yağmuru Saklamak Değil, Merkeze Almak Av. Karaahmetoğlu’na göre ana fikir son derece net: Yağmuru saklamak yerine merkeze almak. Rize’nin güneşi bekleyen değil; yağmurla birlikte spor yapılan, deneyim yaşanan ve performansın test edildiği bir şehir olarak konumlandırılması gerektiğini ifade eden Karaahmetoğlu, bu yaklaşımın Rize’yi dünya ölçeğinde ayrıştıracağını belirtti. Bu vizyonun merkezinde ise uluslararası bir marka önerisi yer alıyor: RAIN:IZE (Rain + Rize) Amaç, Rize’nin yoğun yağış alan iklimini bir dezavantaj değil; küresel bir marka kimliği haline getirmek. Teknoloji Bu Modelin Neresinde? Doğa odaklı bu modelin en güçlü ayaklarından biri teknoloji. Rize’nin yağmur, dere ve zorlu arazi koşulları; spor teknolojileri açısından dünyada çok az şehirde bulunan doğal bir test ortamı sunuyor. Bu nedenle şehirde Uluslararası Sports Tech Lab kurulması öneriliyor. Bu merkezde; Spor ekipmanları ve ayakkabıların yağışlı ve zorlu doğa koşullarında test edilmesi,Islak zemin performans analizlerinin yapılması,Global spor ve outdoor markalarıyla AR-GE iş birlikleri kurulması hedefleniyor. Bu sayede Rize, üretimden çok test, performans ve sertifikasyon merkezi haline gelerek ciddi bir ekonomik gelir elde edebilir. Spor Hep İşin İçinde Olmalı RAIN:IZE modeli kapsamında Rize’de; Yağmura dayalı uluslararası spor yarışları,Islak zemin koşullarında spor ekipmanı test alanları,Spor markaları için doğal AR-GE kampüsleri oluşturulabilir. Bu modelle Rize’de 12 ay boyunca sporcu ve turist akışı sağlanması hedefleniyor. Ayrıca Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi ve spor liseleriyle iş birliği içinde; dağlık ve yağışlı koşullarda sporcu, lider ve uzman yetiştirmeye yönelik Uluslararası Dayanıklılık Üniversitesi kurulması da gündemde. Askeri, kurtarma ve ekstrem spor eğitimleriyle Rize’nin eğitim turizmi merkezi haline gelmesi amaçlanıyor. Sis, Dereler ve Vadiler: Kimliktir Rize’nin sisli ve kapalı havası bir eksiklik değil, bir kimlik olarak görülüyor. Bu kapsamda; Bulut ve Sis Sanatı ve Spor Festivali,Sis içinde koşu, bisiklet ve yoga etkinlikleri,Drone ışık gösterileri ve dijital sanat prodüksiyonları ile Rize’nin atmosferinin küresel ölçekte görünür kılınması hedefleniyor. Fırtına, İkizdere ve Çamlıhemşin vadileri entegre turizm alanlarına dönüştürülebilir. Ahşap yürüyüş yolları, dere kafeleri, zipline, seyir rotaları, kano ve rafting sporları yaygınlaştırılabilir. Kaçkarlar ve Ovit Yaylası gibi alanlarda ekstrem bisiklet parkurları, dayanıklılık yarışları ve kış sporlarıyla Rize uluslararası spor takvimine girebilir. Tarihe ve Kültüre Sahip Çıkılmalı Tarihi Rize evleri ve konaklarının, Safranbolu örneğinde olduğu gibi turizme kazandırılması öneriliyor. VR ve AR destekli dijital deneyimlerle ziyaretçi etkileşimi artırılabilir. Yöresel müzik, canlı performanslar ve kültür festivalleriyle yerel kimlik güçlendirilirken; tulum, kemençe gibi enstrümanların tanıtımı ve satışı profesyonel pazarlama modelleriyle yapılabilir. Geçmişte mısır kabuğundan üretilen mobilya ve el emeği ürünlerin yeniden desteklenmesiyle ülke geneline satış hedefleniyor. Çay: Üretmek Yetmez, Deneyimletmek Gerek Rize çayı bu vizyonda sadece üretilen değil, deneyimlenen bir değer olarak konumlanıyor. Çay fabrikalarının ziyaretçilere açılması, atölye ve tadım alanları oluşturulması, “çay tarladan bardağa” temalı turistik rotalar planlanıyor. Çaykur ve Ticaret Borsası desteğiyle; uluslararası çay fuarları, mutfak festivalleri ve gastronomi etkinlikleriyle Rize çayının dünya çapında bir merkez haline gelmesi amaçlanıyor. Gastronomi ve Yerel Ekonomi Rize kahvaltısı, muhlama, hamsi, kavurma, Laz böreği ve Rize pidesi gibi ürünlerin uluslararası mutfak festivalleriyle tanıtılması planlanıyor. Rize Valiliği, Rize Belediyesi, Sanayi ve Ticaret Odası, Ticaret Borsası ve DOKAP iş birliğiyle yöresel ürünlerin e-ticarete entegre edilerek üreticiye doğrudan gelir sağlanması hedefleniyor. Ulaşım Deneyimin Bir Parçası Olmalı Teleferik ve yayla sistemi (dikey turizm), hafif raylı sistem ve minibüs entegrasyonu ile doğaya dost, araçsız bir turizm modeli öneriliyor. Sahilde İyidere–Fındıklı hattında hafif raylı sistem, dağların denize paralel yapısından faydalanarak teleferik hatları kurulması planlanıyor. Ulaşım, yalnızca altyapı değil; başlı başına bir turizm deneyimi olarak ele alınıyor. Ekonomik Karşılığı Net Projelerin kademeli olarak hayata geçirilmesiyle; Yıllık 70–120 milyon dolar ekonomik katkı,Turizmin 12 aya yayılması,1.500–2.000 kişilik yeni istihdam öngörülüyor. Rize’nin destek alan değil, gelir üreten bir şehir modeline geçmesi hedefleniyor. Güçlü Kurumsal Destek Vurgusu Av. Hüseyin Karaahmetoğlu, en büyük avantajlardan birinin Rize’nin Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın memleketi olması olduğunu ifade ederek; Gençlik ve Spor, Kültür ve Turizm, Sanayi ve Teknoloji, Tarım ve Orman, Ulaştırma ve Sağlık Bakanlıklarının temel paydaşlar olabileceğini belirtti. DOKA, belediyeler ve İl Özel İdaresi pilot projelerde kritik rol üstlenirken; AB fonları, UNDP, UNESCO ve spor federasyonları uluslararası destek sağlayabilir. Özel sektörün stratejik ortak olarak sürece dahil edilmesi planlanıyor. Son Söz Av. Hüseyin Karaahmetoğlu’nun vizyonu tek cümleyle özetleniyor: “Rize; yağmurunu, doğasını ve kültürünü gizleyen değil, bunları dünyaya cesurca sunan ve ekonomik değere dönüştüren bir küresel marka olabilir.” Asıl mesele, bu vizyonu konuşmak değil; doğru adımlarla hayata geçirmek olarak ifade ediliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.