Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Disiplin

Breaking News - Disiplin haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Disiplin haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Milli Takım Baş Antrenörü Yasin İlbak: “Karakter, İnsanı Efsane Yapan En Büyük Güçtür” Haber

Milli Takım Baş Antrenörü Yasin İlbak: “Karakter, İnsanı Efsane Yapan En Büyük Güçtür”

Kick boks dünyasının önemli isimlerinden, Siyah Kuşak 6. Dan sahibi, 4. Kademe Kick Boks Antrenörü, Low Kick Teknik Kurulu Üyesi ve Milli Takım Baş Antrenörü Yasin İlbak, Breaking News adına sorularımızı yanıtladı. Spora başladığı ilk günlerden bugünlere uzanan yolculuğunu, gençlere tavsiyelerini ve Türk kick boksunun geleceğine dair görüşlerini samimi açıklamalarla paylaştı. Tuana Mina Bahadır: Kick boksa ilk başladığınız gün ile bugün arasında sizi en çok değiştiren şey ne oldu? Yasin İlbak: İlk başladığım yıllarda daha içine kapanık ve özgüveni düşük biriydim. Spor sayesinde özgüvenimi kazandım, kendimi daha iyi ifade etmeyi öğrendim. Fiziksel olarak da daha güçlü ve atletik bir yapıya ulaştım. Kick boks benim için sadece bir spor değil, aynı zamanda kişisel gelişim yolculuğu oldu. Tuana Mina Bahadır: Milli Takım Baş Antrenörü olmak büyük bir sorumluluk. Sporculara teknik bilginin dışında en çok hangi değeri kazandırmaya çalışıyorsunuz? Yasin İlbak: Sporcularımıza öncelikle saygıyı, vefayı, güvenilir bir insan olmayı öğretmeye çalışıyoruz. Ancak bunların da ötesinde karakterin önemini anlatıyoruz. Çünkü başarı sizi tanınan biri yapabilir ama karakter sizi efsane yapar. Biz sadece iyi sporcular değil, iyi insanlar yetiştirmeyi hedefliyoruz. Tuana Mina Bahadır: Siyah kuşak 6. Dan seviyesine ulaşmak yılların emeği demek. Bu yolculukta sizi bırakma noktasına getiren anlar oldu mu? Yasin İlbak: Açıkçası olmadı. Çünkü ben sporu öncelikle sağlığım için ve büyük bir aşkla yapıyorum. Spor benim için hayatın bir parçası. Spor demek sağlık demek. Bu bakış açısı sayesinde hiçbir zaman bırakmayı düşünmedim. Tuana Mina Bahadır: Bugün gençler spora başlamak yerine ekran başında daha fazla vakit geçiriyor. Ailelere ve gençlere ne söylemek istersiniz? Yasin İlbak: Ailelerin çocuklarına sporun önemini anlatmaları ve onları mutlaka bir spor branşıyla tanıştırmaları gerekiyor. Çocuğun sevdiği bir spor dalını keşfetmesi çok önemli. Spor sayesinde çocuklar enerjilerini doğru şekilde kullanır, sosyalleşir, güçlenir ve psikolojik olarak rahatlar. Ayrıca spor agresifliği azaltır, özgüveni artırır ve disiplin kazandırır. Tuana Mina Bahadır: Türk kick boksunun uluslararası arenada daha da ileri gitmesi için sizce en çok neye ihtiyaç var? Yasin İlbak: Öncelikle ödül yönetmeliğinin gözden geçirilmesi gerekiyor. Olimpik ve olimpik olmayan branşlar arasında yapılan ayrımların yeniden değerlendirilmesi önemli. Bunun yanında sporcu sıkletlerinde uygulanan altı ülke katılım kotasının kaldırılması gerektiğini düşünüyorum. Bir sporcunun kendi sıkletinde yeterli ülke katılmadığı için ödül alamaması adil değil. Düşünün ki sporcu dünya şampiyonu oluyor ancak beş ülke katıldığı için ödülden yararlanamıyor. Bu durum birçok başarılı sporcunun emeğinin karşılığını alamamasına neden oluyor ve mutlaka düzeltilmeli. Tuana Mina Bahadır: Ringde kazandığınız en unutulmaz zafer mi sizi daha çok etkiledi, yoksa yetiştirdiğiniz bir sporcunun başarısı mı? Yasin İlbak: Hiç düşünmeden yetiştirdiğim bir sporcunun başarısı derim. Çünkü o başarıda birlikte verilen emek, geçirilen zaman ve yapılan fedakârlıklar var. Ringde onun sergilediği her doğru hareket, attığı her başarılı darbe aslında verdiğiniz eğitimin bir yansıması oluyor. Bu çok özel bir duygu. Bir ağacı ekip büyüttükten sonra meyvesini görmek gibi… Anlatılması zor, ancak yaşayanın anlayabileceği kadar değerli ve gurur verici bir his. Röportaj: Tuana Mina Bahadır Breaking News Turkey www.breakingnews.com.tr

Emine Arslan’dan Turkish Open WAKO World Cup’ta  Dünya Kupası Şampiyonluğu Haber

Emine Arslan’dan Turkish Open WAKO World Cup’ta Dünya Kupası Şampiyonluğu

Tanfer Spor Kulübü’nün milli sporcusu Emine Arslan, Antalya’da gerçekleştirilen Turkish Open WAKO World Cup’ta Büyük Kadınlar 52 kilogram kategorisinde Dünya Kupası şampiyonluğu elde ederek önemli bir başarıya imza attı. Dünyanın farklı ülkelerinden sporcuların katılımıyla düzenlenen organizasyonda Emine Arslan, turnuva boyunca ortaya koyduğu performansla dikkat çekti. Final müsabakasındaki başarılı mücadelesiyle altın madalyaya uzanan milli sporcu, 35 yaşında genç rakiplerini geride bırakarak azim, disiplin ve takım inancının güçlü bir örneği oldu. “Ülkemi ve kulübümü temsil etmekten gurur duyuyorum” Şampiyon milli sporcu Emine Arslan, turnuva sonrası yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı: “Turkish Open WAKO World Cup gibi önemli bir organizasyonda şampiyonluk elde etmek benim için çok değerli. Turnuva boyunca güçlü rakiplere karşı mücadele ettik ve bu başarıyı ülkemi ve Tanfer Spor’u temsil ederek kazanmış olmak ayrıca gurur verici. Bu süreçte yanımda olan antrenörlerime, takım arkadaşlarıma ve kulübüme teşekkür ediyorum.” “Bu başarı, Tanfer Spor vizyonunun önemli bir yansıması” Tanfer Spor Kurucusu Talat Mehmet Tanfer ise şampiyonluğun ardından yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Emine Arslan’ın Turkish Open WAKO World Cup’ta elde ettiği Dünya Kupası şampiyonluğu yalnızca kulübümüz adına değil, Türk sporu adına da gurur verici bir başarıdır. Tanfer Spor bugün yalnızca bir branşa odaklanan bir yapı değil; binicilikten dövüş sporlarına uzanan 14 farklı branşta sporcu yetiştiren, performans kültürü oluşturan ve T-Force Akademi yapılanmasıyla sporun gelişimine katkı sunan bir spor ekosistemidir. Emine’nin ortaya koyduğu mücadele, disiplin ve kararlılık da bu vizyonun güçlü bir yansımasıdır.” Tanfer Spor’dan Federasyon Başkanına Plaket Antalya’daki organizasyon kapsamında, final müsabakasının ardından Tanfer Spor Kurucusu Talat Mehmet Tanfer, Türkiye Kick Boks Federasyonu Başkanı Salim Kayıcı’yı ziyaret etti. Gerçekleştirilen ziyarette, Türk kick boksuna ve sporun gelişimine sağladığı katkılar dolayısıyla Salim Kayıcı’yaTanfer Spor adına plaket takdim edildi. Tanfer Spor’dan Uluslararası Arenada İstikrarlı Başarı Tanfer Spor, farklı branşlarda yetiştirdiği milli sporcular ve uluslararası organizasyonlarda elde ettiği derecelerle Türk sporuna katkı sağlamayı sürdürüyor. Emine Arslan’ın TurkishOpen WAKO World Cup’ta elde ettiği şampiyonluk, kulübün yüksek performans sporuna yaptığı yatırımın önemli örneklerinden biri olarak değerlendiriliyor. Tanfer Spor Hakkında Tanfer Spor; binicilikten dövüş sporlarına kadar 14 farklı branşta faaliyet gösteren, sporcu gelişimine, disiplin kültürüne ve sürdürülebilir sportif başarıya odaklanan çok branşlı bir spor kulübüdür. Kulüp, T-Force Akademi yapılanmasıyla birlikte performans sporu, genç sporcu gelişimi ve modern spor altyapısı alanlarında faaliyetlerini sürdürmektedir.

ŞİDDET ARTIYOR, SEVGİ GERİLİYOR Haber

ŞİDDET ARTIYOR, SEVGİ GERİLİYOR

Ünlü Hukukçu Av. Hüseyin Karaahmetoğlu’ndan Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan katliamlar için çarpıcı açıklama Av.Hüseyin Karaahmetoğlu, son dönemde artan toplumsal şiddet olayları ve eğitimde yaşanan sorunlara ilişkin dikkat çeken bir açıklamada bulundu. Özellikle Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan olaylara değinen Karaahmetoğlu, “Gencecik çocuklara yaşatılanlar ve öğretmenlere yönelik eylemler asla kabul edilemez. Bu sadece bireysel değil, toplumsal bir çöküşün göstergesidir” dedi. Toplumda şiddetin giderek normalleştiğini vurgulayan Karaahmetoğlu, aile yapısındaki değişime dikkat çekti. Çocuk eğitiminde en önemli unsurun aile olduğunu belirten deneyimli hukukçu, “Bugün en küçük bir tartışmada veliler okula giderek öğretmenlerle karşı karşıya geliyor. Çocuk başarısız olduğunda sorumluluk alınmıyor, suç başkalarında aranıyor. Bu yaklaşım, sorunu çözmek yerine derinleştiriyor” ifadelerini kullandı. Ailelerin Özgüven adı altında çocuklarını kontrolsüz bir şekilde büyütmeleri ciddi bir tehlikedir. Gelinen noktada “özgüven” adı altında kontrolsüzlüğün teşvik edildiğini belirten Karaahmetoğlu, bunun çocukları suça sürüklenmeye açık hale getirdiğini vurguladı. Ailelerin çocuk yetiştirme anlayışını eleştiren Karaahmetoğlu, “Anne-baba olması gereken yerde çocuk söz sahibi oluyor. Disiplin yerine sınırsızlık, sorumluluk yerine kontrolsüzlük veriliyor. Buna da özgüven deniyor. Oysa bu, şiddete meyilli bireyler yetiştirmek anlamına gelir” şeklinde konuştu. Kahramanmaraş’ta yaşanan olayda bir babanın 14 yaşındaki çocuğuna atış talimi yaptırdığını ifade etmesinin son derece vahim olduğunu belirten Karaahmetoğlu, “Bunun övünülerek anlatılması ve hatta görüntülenmesi, gelinen noktayı açıkça ortaya koymaktadır. Bir evde bu kadar çok silahın bulunması kabul edilebilir değildir” dedi.Ailelerin eğitim sürecindeki rolünün yanlış bir yöne evrildiğine dikkat çeken Karaahmetoğlu, “Eğitim esasen öğretmenler eliyle, pedagojik esaslara uygun şekilde yürütülmelidir. Ancak bugün bazı aileler bu süreci kontrol altına almaya çalışarak eğitimdeki dengeyi bozmaktadır” ifadelerini kullandı. Çocukların yalnızca akademik başarıya yönlendirildiğini belirten Karaahmetoğlu, spor, sanat ve sosyal gelişimin ihmal edildiğini vurgulayarak, “Şiir yazan, resim yapan, müzikle ilgilenen ve sporla uğraşan çocuklar suçtan uzak durur. Daha sosyal, daha vicdanlı bireyler olarak yetişir; öğretmenlerine, büyüklerine ve arkadaşlarına saygı duyar” dedi. Bugün her ortamda Şiddetin aleni bir şekilde görünülmesi yanında,çocukların yetişmesindeki sevgi paylaşımları gizlilik içermektedir.Toplumda şiddetin görünür hale geldiğini, sevginin ise geri plana itildiğini ifade eden Karaahmetoğlu, şu değerlendirmede bulundu; Gün ortasında kavga etmek sıradan hale geldi. Ancak bir sevgi göstergesi hâlâ gizlenmek zorunda kalıyor. Bu durum, neyi normalleştirdiğimizin açık bir göstergesidir. Şiddeti görünür kıldık, sevgiyi bastırdık. Sonra da neden bu noktaya geldiğimizi sorguluyoruz.Sosyal medya ve televizyon içeriklerinin bu süreci hızlandırdığını belirten Karaahmetoğlu, ilgili kurumlara çağrıda bulunarak denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti. “Aileler çocuklarına sevgiyi ve Öğretmene saygı yeniden tesis edilmelidirler. Eğitim sistemine de değinen Karaahmetoğlu, geçmiş ile bugün arasında ciddi bir değer farkı oluştuğunu belirterek, “Bizler ‘Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum’ anlayışıyla yetiştik. Öğretmene saygı esastı. Bugün ise bir öğretmen öğrenciyi uyardığında ilk tepki veliden geliyor. Bu kabul edilemez” dedi. Devletin bu süreçte önemli sorumlulukları bulunduğunu vurgulayan Karaahmetoğlu, eğitimde fırsat eşitliğinin güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Özel okul–devlet okulu ayrımının azaltılması ve devlet okullarının imkânlarının güçlendirilmesi gerektiğini belirten Karaahmetoğlu, gerekli düzenlemelerin ivedilikle yapılması çağrısında bulundu. Toplumsal gidişata “dur” denmesi gerektiğini vurgulayan Karaahmetoğlu, sözlerini şöyle tamamladı. “Sağlıklı bir toplum; ahlaklı, saygılı ve vicdanlı nesillerle mümkündür. Bu da güçlü aile yapısıyla başlar. Eğitim sadece okulda değil, önce evde başlar. Değişim istiyorsak, önce kendimizi değiştirmek zorundayız. Devletimiz bu sorunları çözebilecek güç ve kudrete sahiptir.”

Oyunculuğa Sessiz Ama Kararlı Bir Başlangıç: Tuana Mina Bahadır Haber

Oyunculuğa Sessiz Ama Kararlı Bir Başlangıç: Tuana Mina Bahadır

Türkiye’de oyuncu olmak isteyen milyonlarca insan varken, bu yolu bir heves değil bilinçli bir süreç olarak gören isimlerden biri de Tuana Mina Bahadır. Oyunculuğa yeni adım atan Bahadır, sektöre bakışını, beklentilerini ve hedeflerini samimi ifadelerle anlattı. Kendini geliştirmeyi merkeze alan bir anlayışla yola çıktığını söyleyen Tuana Mina Bahadır, oyunculuk merakının çocukluktan gelen bir gözlem ve ifade ihtiyacından doğduğunu belirtiyor. Oyunculuğu yalnızca görünür olma isteğiyle değil, uzun soluklu bir meslek olarak gördüğünün altını çiziyor. “Oyunculuk benim için sadece kamera önünde olmak değil; insanı, duyguyu ve hikâyeyi anlamakla ilgili bir yolculuk,” diyen Bahadır, bu yolda sabır ve disiplinin en önemli unsurlar olduğunu vurguluyor. Henüz yolun başında olmasına rağmen farklı projelerde yer alan Bahadır, kısa deneyimlerin bile mesleğe bakışını ciddi şekilde değiştirdiğini söylüyor. Kamera önünün göründüğü kadar kolay olmadığını, ekip çalışması ve disiplinin bu işin temelini oluşturduğunu ifade ediyor. Eğitim konusuna özel önem verdiğini belirten genç oyuncu, oyunculuğun yalnızca yetenekle değil, sürekli çalışmayla inşa edilebileceğini savunuyor. Diksiyon, beden dili ve kamera önü oyunculuğu üzerine kendini geliştirmeye devam ettiğini dile getiriyor. Sektördeki hızlı görünür olma isteğine de mesafeli duran Bahadır, sabrı şu sözlerle tanımlıyor: “Her rol, her set bir basamak. Acele etmek yerine sağlam ilerlemek uzun vadede daha doğru.” “Herkes oyuncu olabilir mi?” sorusuna ise net ama gerçekçi bir yanıt veriyor. Ona göre bu meslek; empati, gözlem yeteneği, eleştiriye açıklık ve disiplin gerektiriyor. Bu özellikleri geliştirenlerin oyunculukta daha kalıcı olabileceğini düşünüyor. Rol seçiminde projenin büyüklüğünden çok, rolün kendisine ne kattığına baktığını belirten Bahadır, küçük ama öğretici işlerin kendisi için daha kıymetli olduğunu söylüyor. Oyunculuk hayali kuran ama cesaret edemeyen gençlere de seslenen Tuana Mina Bahadır, hayallerin küçümsenmemesi gerektiğini ancak gerçekçi bir bakış açısının şart olduğunu vurguluyor: “Çalışmaya, öğrenmeye ve sabırlı olmaya hazır olan herkes kendi yolunu çizebilir. Önemli olan vazgeçmemek.” Oyunculuk yolculuğunun başında olmasına rağmen duruşu ve yaklaşımıyla dikkat çeken Tuana Mina Bahadır, sektöre sessiz ama kararlı bir adım atıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.