Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Çocuk

Breaking News - Çocuk haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çocuk haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

ŞİDDET ARTIYOR, SEVGİ GERİLİYOR Haber

ŞİDDET ARTIYOR, SEVGİ GERİLİYOR

Ünlü Hukukçu Av. Hüseyin Karaahmetoğlu’ndan Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan katliamlar için çarpıcı açıklama Av.Hüseyin Karaahmetoğlu, son dönemde artan toplumsal şiddet olayları ve eğitimde yaşanan sorunlara ilişkin dikkat çeken bir açıklamada bulundu. Özellikle Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan olaylara değinen Karaahmetoğlu, “Gencecik çocuklara yaşatılanlar ve öğretmenlere yönelik eylemler asla kabul edilemez. Bu sadece bireysel değil, toplumsal bir çöküşün göstergesidir” dedi. Toplumda şiddetin giderek normalleştiğini vurgulayan Karaahmetoğlu, aile yapısındaki değişime dikkat çekti. Çocuk eğitiminde en önemli unsurun aile olduğunu belirten deneyimli hukukçu, “Bugün en küçük bir tartışmada veliler okula giderek öğretmenlerle karşı karşıya geliyor. Çocuk başarısız olduğunda sorumluluk alınmıyor, suç başkalarında aranıyor. Bu yaklaşım, sorunu çözmek yerine derinleştiriyor” ifadelerini kullandı. Ailelerin Özgüven adı altında çocuklarını kontrolsüz bir şekilde büyütmeleri ciddi bir tehlikedir. Gelinen noktada “özgüven” adı altında kontrolsüzlüğün teşvik edildiğini belirten Karaahmetoğlu, bunun çocukları suça sürüklenmeye açık hale getirdiğini vurguladı. Ailelerin çocuk yetiştirme anlayışını eleştiren Karaahmetoğlu, “Anne-baba olması gereken yerde çocuk söz sahibi oluyor. Disiplin yerine sınırsızlık, sorumluluk yerine kontrolsüzlük veriliyor. Buna da özgüven deniyor. Oysa bu, şiddete meyilli bireyler yetiştirmek anlamına gelir” şeklinde konuştu. Kahramanmaraş’ta yaşanan olayda bir babanın 14 yaşındaki çocuğuna atış talimi yaptırdığını ifade etmesinin son derece vahim olduğunu belirten Karaahmetoğlu, “Bunun övünülerek anlatılması ve hatta görüntülenmesi, gelinen noktayı açıkça ortaya koymaktadır. Bir evde bu kadar çok silahın bulunması kabul edilebilir değildir” dedi.Ailelerin eğitim sürecindeki rolünün yanlış bir yöne evrildiğine dikkat çeken Karaahmetoğlu, “Eğitim esasen öğretmenler eliyle, pedagojik esaslara uygun şekilde yürütülmelidir. Ancak bugün bazı aileler bu süreci kontrol altına almaya çalışarak eğitimdeki dengeyi bozmaktadır” ifadelerini kullandı. Çocukların yalnızca akademik başarıya yönlendirildiğini belirten Karaahmetoğlu, spor, sanat ve sosyal gelişimin ihmal edildiğini vurgulayarak, “Şiir yazan, resim yapan, müzikle ilgilenen ve sporla uğraşan çocuklar suçtan uzak durur. Daha sosyal, daha vicdanlı bireyler olarak yetişir; öğretmenlerine, büyüklerine ve arkadaşlarına saygı duyar” dedi. Bugün her ortamda Şiddetin aleni bir şekilde görünülmesi yanında,çocukların yetişmesindeki sevgi paylaşımları gizlilik içermektedir.Toplumda şiddetin görünür hale geldiğini, sevginin ise geri plana itildiğini ifade eden Karaahmetoğlu, şu değerlendirmede bulundu; Gün ortasında kavga etmek sıradan hale geldi. Ancak bir sevgi göstergesi hâlâ gizlenmek zorunda kalıyor. Bu durum, neyi normalleştirdiğimizin açık bir göstergesidir. Şiddeti görünür kıldık, sevgiyi bastırdık. Sonra da neden bu noktaya geldiğimizi sorguluyoruz.Sosyal medya ve televizyon içeriklerinin bu süreci hızlandırdığını belirten Karaahmetoğlu, ilgili kurumlara çağrıda bulunarak denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti. “Aileler çocuklarına sevgiyi ve Öğretmene saygı yeniden tesis edilmelidirler. Eğitim sistemine de değinen Karaahmetoğlu, geçmiş ile bugün arasında ciddi bir değer farkı oluştuğunu belirterek, “Bizler ‘Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum’ anlayışıyla yetiştik. Öğretmene saygı esastı. Bugün ise bir öğretmen öğrenciyi uyardığında ilk tepki veliden geliyor. Bu kabul edilemez” dedi. Devletin bu süreçte önemli sorumlulukları bulunduğunu vurgulayan Karaahmetoğlu, eğitimde fırsat eşitliğinin güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Özel okul–devlet okulu ayrımının azaltılması ve devlet okullarının imkânlarının güçlendirilmesi gerektiğini belirten Karaahmetoğlu, gerekli düzenlemelerin ivedilikle yapılması çağrısında bulundu. Toplumsal gidişata “dur” denmesi gerektiğini vurgulayan Karaahmetoğlu, sözlerini şöyle tamamladı. “Sağlıklı bir toplum; ahlaklı, saygılı ve vicdanlı nesillerle mümkündür. Bu da güçlü aile yapısıyla başlar. Eğitim sadece okulda değil, önce evde başlar. Değişim istiyorsak, önce kendimizi değiştirmek zorundayız. Devletimiz bu sorunları çözebilecek güç ve kudrete sahiptir.”

Koton’dan 23 Nisan’a “Neşe Ormanı” Dokunuşu: Çocukların Hayal Gücü Vitrine Taşındı Haber

Koton’dan 23 Nisan’a “Neşe Ormanı” Dokunuşu: Çocukların Hayal Gücü Vitrine Taşındı

Koton, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı çocukların hayal gücü ve yaratıcılığını merkeze alan özel bir etkinlikle kutladı. Emaar Square Mall’da gerçekleşen buluşmada, sanatçı Eda Zamanpur iş birliğiyle hazırlananmağaza vitrini, çocukların dokunuşlarıyla hayat buldu. Moda, cemiyet ve sosyal medya dünyasından Buse Terim, Nurdan Büyükak, Ayşen Zamanpur, Melike Tufan ve birçok ünlü ismin katılımıyla gerçekleşen etkinlik, 23 Nisan coşkusunu renkli ve ilham veren anlarla buluşturdu. Koton, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı çocukların hayal gücü ve yaratıcılığıyla buluşturan özel bir etkinlikle kutladı. 12 Nisan’da Emaar Square Mall’daki Koton mağazasında gerçekleşen bu anlamlı buluşma; sanat ve ilham dolu atmosferiyle çocuklara eğlenceli anlar yaşattı. Sanatçı Eda Zamanpur’un “Neşe Ormanı” temasıyla tasarladığı vitrin, çocukların dokunuşlarıyla renklenerek 23 Nisan ruhunu mağazaya taşıdı. Boyama Çalışmaları Vitrine Taşındı Sanatçı Zamanpur’un yönlendirmesiyle çocukların boyadığı dekoratif parçalar, mağaza vitrinine yerleştirilerek “Neşe Ormanı” konseptini tamamlanmış oldu. Etkinliğe katılan minikler, yaratıcı sürecin en özel parçalarından biri olurken; ortaya çıkan eserler 13 Nisan itibarıyla Koton mağazasında kalıcı bir 23 Nisan hikayesine dönüştü. Mağaza içinde kurulan özel deneyim alanları, etkinliğin enerjisini güçlendirdi. Gerçek boyutlardaki “Atatürk ve Ben” fotoğraf alanında çocuklar bu anlamlı güne özel hatıralar biriktirirken mağazada kurgulanan fotoğraf köşeleri renkli ve eğlenceli anlara sahne oldu. Ünlü İsimler 23 Nisan Coşkusuna Ortak Oldu Moda, cemiyet ve sosyal medya dünyasından Buse Terim,Nurdan Büyükak, Ayşen Zamanpur, Melike Tufan ve birçok ünlü ismin katılımıyla gerçekleşen etkinlikte davetliler, çocuklarla birlikte bu deneyimin bir parçası oldu. Renkli görüntülere sahne olan buluşmada, çocukların neşesi ve yaratıcılığı günün en ilham verici anlarını oluşturdu. Koton’un 23 Nisan kapsamında hayata geçirdiği bu buluşma,çocukların hayal gücünü merkeze alan yaklaşımıyla dikkat çekerken; birlikte üretmenin, paylaşmanın ve kutlamanın en güzel örneklerinden birini sundu. Koton ürünleri; tüm Koton mağazalarında, Koton App ve Koton.com’da moda severlerle buluşuyor.

“Medya Dünyasında Yeni Dönem: Cesur Vizyonu ve Etkili Liderliğiyle Dengeleri Değiştiriyor” Haber

“Medya Dünyasında Yeni Dönem: Cesur Vizyonu ve Etkili Liderliğiyle Dengeleri Değiştiriyor”

Günümüz dijital çağında medya, toplumla kurulan bağın yönünü ve hızını belirleyen en güçlü alanlardan biri hâline geldi. Siyasette edinilen uzun yıllara dayanan deneyimin, toplumun gerçek ihtiyaçlarını daha yakından görme fırsatı sunması; bu deneyimin artık medya üzerinden daha geniş kitlelere aktarılması fikrini doğurdu. Aileyi, çocuğu, dijital farkındalığı ve toplumsal sorumluluğu önceleyen yeni bir yayıncılık anlayışıyla şekillenen bu vizyon, yalnızca bir kanal kurma düşüncesi değil; toplumsal bilinç oluşturmayı hedefleyen bir yolculuk niteliği taşıyor. Bu vizyonun doğal bir uzantısı olarak TYT Türk Yönetim Kurulu Başkanı Arzu Erdem, Breaking News Özel Röportajlar Koordinatörü İpek Dağıstanlı’ya çok özel açıklamalarda bulundu. Aşağıda yer alan röportajda, bu yolculuğun nedenleri, hedefleri ve temel değerleri tüm ayrıntılarıyla ele alınıyor. Siyasetten medya dünyasına geçiş fikri nasıl ortaya çıktı? Bu fikrin temeli, toplumla kurulan bağın yalnızca siyasetle sınırlı kalmaması gerektiğini fark ettiğim noktaya dayanıyor. İnsanlara temas etmenin, onlara yol gösterici bir bakış sunmanın farklı yolları var ve medya bu temasın en geniş, en etkili alanlarından biri. Siyasette edindiğim tecrübeler, toplumun ihtiyaçlarını ve özellikle dijital çağda ortaya çıkan riskleri daha yakından görmemi sağladı. Bu nedenle medya benim için bir yön değişikliğinden çok, toplumsal sorumluluğu daha geniş kitlelere taşımanın doğal bir yolu hâline geldi; çünkü medyanın hızlı, doğrudan ve kapsayıcı dili, toplumla kurduğum bağı güçlendirmeme ve dijital dünyada daha güvenli bir gelecek için ses olabilmeme imkân tanıyor. Bu kararı verirken topluma farklı bir yerden dokunmak sizi motive etti mi? Evet, bu kararın merkezinde tam da topluma farklı bir yerden dokunma isteği vardı. Siyasette kurulan bağ güçlüdür ama etkisi çoğu zaman belli sınırlar içinde kalır. Medya ise sözün hem hızını hem yönünü değiştirerek çok daha geniş kitlelere ulaşma imkânı sunuyor. Özellikle dijital çağda insanları bilinçlendirmek, aileleri ve çocukları koruyacak bir farkındalık oluşturmak için bu alanın çok daha etkili olduğunu gördüm. Bu bakış, beni hem motive eden hem de bu geçişi anlamlı kılan asıl unsurdu. Kanalın yayın politikasında hangi temel değerler öne çıkacak? Kanalın yayın politikasında en çok önem verdiğimiz değer, topluma güven veren bir dil oluşturmak. Bilgiyi hızla tüketen bir çağda yaşıyoruz ama hızın içinde kaybolmamak için doğruluk, güvenilirlik ve toplumsal sorumluluk bizim temel eksenimiz olacak. İçeriklerimizi hazırlarken özellikle aileyi, çocuğu, dijital farkındalığı ve toplumsal birlik duygusunu önceleyen bir yaklaşım benimsiyoruz. Amacımız yalnızca haber aktarmak değil; insanlara düşünme, sorgulama ve bilinçlenme alanı açmak. Tarafsızlık, şeffaflık ve etik duruş da kanalın değişmez çizgisi olacak. Kısacası, her içerikte toplumun iyiliğini önceleyen, güven veren ve bilinçlendiren bir yayın politikası öne çıkacak. Bu girişimi bir güç arayışı olarak mı görüyorsunuz yoksa sesi duyulamayanlara mikrofon uzatmak olarak mı? Bu girişimi kesinlikle bir güç arayışı olarak değil, sesi duyulamayanlara alan açma çabası olarak görüyorum. Toplumda pek çok kesim, özellikle de çocuklar, aileler ve dijital çağın karmaşasında yol arayan insanlar çoğu zaman sesini yeterince duyuramıyor. Medya ise bu sessizliği görünür kılmak için en etkili araçlardan biri. Benim için bu adım, güç toplamak değil; gücü doğru yere yönlendirmek, toplumun ihtiyaç duyduğu konularda farkındalık yaratmak ve mikrofonu gerçekten ihtiyaç sahiplerine uzatmak anlamına geliyor. Bu yaklaşım da girişimin ana omurgasını belirliyor. Türkiye’de güvenilir ve tarafsız medya yeniden mümkün olabilir mi? Türkiye’de güvenilir ve tarafsız medya elbette yeniden mümkün olabilir. Bunun için önce toplumsal beklentinin, sonra da medya üreticisinin niyetinin değişmesi gerekiyor. Tarafsızlık bir iddia değil; her gün yeniden inşa edilen bir duruştur. Doğruluk, şeffaflık ve toplumun ortak faydasını gözeten bir yayıncılık anlayışı benimsendiğinde güven kendiliğinden ortaya çıkar. Bugünün dijital dünyası bir yandan bilgi kirliliği yaratırken, diğer yandan doğru ve temiz bilgiye duyulan ihtiyacı daha da görünür kılıyor. İşte bu ihtiyaç, güvenilir medyanın yeniden yükselmesi için güçlü bir zemin oluşturuyor. Yani mesele imkânsızlık değil; doğru değerlerle yola çıkıldığında Türkiye’de güvenilir ve tarafsız medyanın güçlenmesi gayet mümkün. Medya sektöründe bir kadın olarak kanal sahibi olmak size nasıl bir sorumluluk yüklüyor? Bir kadın olarak medya sektöründe kanal sahibi olmak, benim için yalnızca bir unvan değil; toplum adına daha dikkatli, daha sorumlu bir duruş gerektiren bir alan hâline geldi. Kadınların sesini, emeğini ve dayanıklılığını temsil etmenin getirdiği bir ağırlık var. Bu nedenle attığım her adımda doğruluğa, şeffaflığa ve özellikle aile–çocuk güvenliğini önceleyen bir yayıncılık anlayışına daha fazla önem verme sorumluluğu hissediyorum. Bu sorumluluk aynı zamanda güçlü bir motivasyon kaynağı. Çünkü her içerikte, her kararda, kadınların medya dünyasında daha görünür, daha etkili ve daha güven veren bir yerde durabileceğini göstermek istiyorum. Bu kanal, işte tam da bu nedenle yalnızca bir yayın mecrası değil; toplumsal örnek oluşturan bir duruşun ifadesi. Kadınların haberdeki temsiline dair neleri değiştirmeyi hedefliyorsunuz? Kadınların haberdeki temsiline dair en temel hedefim, onları sadece bir “olay öznesi” olarak değil, toplumun her alanında üreten, yöneten ve söz söyleyen bireyler olarak görünür kılmak. Çoğu zaman kadınlar ya mağduriyet üzerinden ya da yüzeysel başarı hikâyeleriyle gündeme geliyor. Oysa kadınların emeği, düşüncesi ve liderliği çok daha derin bir yere sahip. Bu nedenle habercilikte kadınları daha güçlü, daha aktif ve daha çok söz sahibi kılan bir dil kullanmayı önemsiyorum. Kadınların yalnızca yaşadıkları sorunları değil, çözümdeki rollerini, üretimlerini ve topluma kattıkları değeri öne çıkaran bir yaklaşımı benimsiyoruz. Böylece haberdeki temsil, gerçek hayattaki güçlerini daha doğru yansıtan bir çizgiye taşınabilir.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.