Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Çifte Standart

Breaking News - Çifte Standart haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çifte Standart haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Türkiye’nin Tarafsızlık Politikası Gündemde: “Dengeli Duruş Stratejik Bir Tercih” Haber

Türkiye’nin Tarafsızlık Politikası Gündemde: “Dengeli Duruş Stratejik Bir Tercih”

Rize eski Baro Başkanı Avukat Hüseyin Karaahmetoğlu Son dönemde ABD, İsrail ve İran arasında artan gerilim, küresel siyasetin en tartışmalı başlıklarından biri haline gelmiştir. Karaahmetoğlu; Bu süreçte ABD Başkanı Donald Trump’ın NATO’nun bu tür bir çatışmada ABD’nin yanında olmayabileceğine yönelik açıklamaları, uluslararası ilişkiler açısından dikkat çekici bir tartışma başlatmıştır. Zira bu söylem, yalnızca güncel politik dengeleri değil, aynı zamanda NATO’nun işlevi ve müttefiklik ilişkilerinin sınırlarını da yeniden sorgulatmaktadır. Karaahmetoğlu Trump’ ın NATO hakkındaki ve çıkışı yeni değildir. Başkanlığı döneminde sık sık NATO yu eleştirmiş ve işlevini yitirdiğini söylemiştir. Öte yandan ABD- İsrail- İran savaşında Avrupa Birliği ülkelerinin önemli bir kısmının bu insanlık suçunda ABD’ye koşulsuz destek vermemesi, Batı ittifakı içinde de görüş ayrılıklarının bulunduğunu göstermektedir. Bu durum, söz konusu çatışmanın yalnızca güvenlik temelli değil, aynı zamanda siyasi ve ahlaki boyutları olan karmaşık bir mesele olduğunu ortaya koymaktadır. Av.Hüseyin Karaahmetoğlu, Özellikle İsrail’in Gazze’de yürüttüğü ve savaş suçu içeren askeri operasyonlara yönelik uluslararası kamuoyunda artan eleştiriler, İran’a yönelik çatışmanın meşruiyetini sorgulayan yaklaşımları güçlendirmiştir. Karaahmetoğlu , İran’a yönelik tehdit söylemi ise büyük ölçüde nükleer program üzerinden şekillendirilmektedir. Ancak bu noktada, uluslararası sistemde nükleer silahlara sahip diğer ülkelerin varlığı sıkça gündeme getirilmektedir. Eleştirmenler, nükleer silah meselesinde çifte standart uygulandığını ve bu durumun küresel adalet algısını zedelediğini savunmaktadır. Nükleer silah yapımı ile ilgili bir algının doğru olmadığını çok iyi bilmekteyiz. Bu bağlamda, geçmişte Irak, Afganistan ve Suriye’de yaşanan askeri müdahaleler de benzer gerekçelerle açıklanmış, ancak sonuçları itibarıyla ciddi insani ve siyasi krizlere yol açmıştır. Av.Hüseyin Karaahmetoğlu, bu savaşların amacının İsrail’in vaddedilmiş toprakları diye nitelendirilen toprakları işgal etme çabasıdır. Karaahmetoğlu Türkiye NATO’nun en güçlü ikinci ordusuna sahiptir. Türkiye açısından bu savaşa bakıldığında ise mesele çok daha farklı ve hassas bir boyut kazanmaktadır. Türkiye, tarihsel olarak hem NATO üyesi bir ülke hem de Orta Doğu ile güçlü kültürel ve siyasi bağlara sahip bir aktördür. Ancak geçmişte yaşanan bazı olaylar, Türkiye’nin Batı ittifakına yönelik güvenini zaman zaman sarsmıştır. Kıbrıs Barış Harekâtı sonrasında uygulanan ambargo, Türkiye’nin güvenlik kaygılarının müttefikler tarafından her zaman desteklenmediği yönünde bir algı oluşturmuştur. Hiç bir dönemde ABD ve batılı müttefik ülkeler Türkiye’nin yanında yer almamışlardır. Karaahmetoğlu Türkiye’nin uzun yıllardır terörle mücadele sürecinde bazı NATO müttefiklerinden beklediği desteği göremediği yönündeki eleştiriler de kamuoyunda geniş yer bulmaktadır. Hatta destek görme bir tarafta NATO ülkelerinin hemen hemen büyük çoğunluğu terör örgütü yanında yer almışlardır. Bu durum, NATO’nun dayanışma ilkesinin pratikte ne ölçüde işletildiği sorusunu gündeme getirmektedir. Türkiye’nin on binlerce kayıp verdiği ve milyar dolarlar terörle mücadelede kullanılması unutulmamalıdır. Bu süreçte, NATO ve müttefik ülkelerin tutumu sıkça tartışma konusu olmuştur. Av.Hüseyin Karaahmetoğlu Tüm bu gelişmeler ışığında Türkiye’nin dış politikada bağımsız ve dengeli bir duruş sergileme çabası daha anlaşılır hale gelmektedir. Türkiye, bir yandan NATO üyeliğinin getirdiği yükümlülükleri yerine getirirken, diğer yandan bölgesel gelişmeler karşısında kendi ulusal çıkarlarını ve insani değerlerini gözeten bir politika izlemeye çalışmaktadır. ABD-İsrail-İran gerilimi yalnızca askeri bir çatışma ihtimali değil, aynı zamanda uluslararası sistemin adalet, eşitlik ve müttefiklik ilkelerinin de test edildiği bir süreçtir. Türkiye’nin bu denklemdeki konumu ise ne tamamen Batı eksenli ne de tamamen karşıt bir çizgide; daha çok kendi stratejik önceliklerini merkeze alan çok boyutlu bir yaklaşım olarak şekillenmektedir.Bu da İkinci dünya savaşındaki Türkiye’nin tarafsızlık ilkesinin an itibari ile desteklendiği milli bir duruş olmasıdır.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.