Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Belirsizlik

Breaking News - Belirsizlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Belirsizlik haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

İnşaat sektöründe büyüme sürüyor ancak yavaşlama sinyalleri güçleniyor Haber

İnşaat sektöründe büyüme sürüyor ancak yavaşlama sinyalleri güçleniyor

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2026 yılının ilk çeyreğine ilişkin büyüme verilerini açıklamasının ardından sektörel performans rakamları netleşti. Büyüme rakamlarını değerlendiren Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB) Başkanı M. Erdal Eren: “Ülke ekonomimizin büyümesinde en önemli aktörlerden biri olan inşaat sektörünün sürdürülebilir büyüme performansını koruyabilmesi için devam eden kamu yatırımlarının ödeneklerindeki kısıtlamalara çözüm getirilmesi, finansmana erişimin kolaylaştırılması, yatırım ortamının güçlendirilmesi ve maliyet baskısını azaltacak politikaların hayata geçirilmesi, ülke ekonomimizin de yüksek büyüme rakamlarını tekrar yakalamasını sağlayacaktır” dedi. Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB) Başkanı M. Erdal Eren, 2026 yılının ilk çeyreğine ilişkin büyüme rakamları ile ilgili yaptığı yazılı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı: “2026 yılı birinci çeyrek Gayrisafi Yurt İçi Hasıla verilerine göre Türkiye ekonomisi yılın ilk çeyreğinde yüzde 2,5 büyürken, inşaat sektörü yüzde 3,2 oranında büyüme kaydetmiştir. Böylece inşaat sektörü, genel ekonominin üzerinde bir performans göstermeye devam etmiştir. Bununla birlikte, sektörün büyüme hızında belirgin bir yavaşlama yaşandığı görülmektedir. 2025 yılı genelinde yüzde 10,8, 2025 yılının son çeyreğinde ise yüzde 8,6 olan büyümenin 2026 yılının ilk çeyreğinde yüzde 3,2’ye gerilemesi, sektörde önceki dönemde görülen güçlü ivmenin zayıfladığına işaret etmektedir. Bu yavaşlamada, sıkı finansman koşulları, yüksek kredi maliyetleri ve özel sektör yatırımlarındaki temkinli seyir belirleyici olmuştur. 2023 ve takip eden yıllarda deprem bölgesine yönelik yeniden inşa faaliyetleri ve kamu kaynaklı altyapı yatırımları sektörü güçlü biçimde desteklemiş; ancak, 2026 yılı itibarıyla göreceli olarak daha sınırlı hale gelen bu katkı, özel sektör kaynaklı inşaat faaliyetlerindeki yavaşlamayı telafi etmede yetersiz kalmıştır. “Ekonominin Lokomotifi” olarak nitelendirilen inşaat sektörü, 2026 yılının ilk çeyreğinde genel ekonominin üzerinde büyümeyi başarmış olsa da büyümedeki bu keskin düşüş dikkatle izlenmelidir. Üretim endeksindeki gerileme ve güven endeksindeki zayıflama sektörün yılın geri kalanında daha sınırlı bir büyüme patikasına girebileceğine işaret etmektedir. Ayrıca, ABD-İsrail-İran arasında yaşanan savaşın neden olduğu belirsizlik ortamının yılın başından bu yana birçok şok ile karşı karşıya kalan küresel ekonomiye olan etkileri özellikle ikinci çeyrek rakamlarında daha net görülecektir. Ülke ekonomimizin büyümesinde en önemli aktörlerden biri olan inşaat sektörünün sürdürülebilir büyüme performansını koruyabilmesi için devam eden kamu yatırımlarının ödeneklerindeki kısıtlamalara çözüm getirilmesi, finansmana erişimin kolaylaştırılması, yatırım ortamının güçlendirilmesi ve maliyet baskısını azaltacak politikaların hayata geçirilmesi, ülke ekonomimizin de yüksek büyüme rakamlarını tekrar yakalamasını sağlayacaktır.”

Hekimsen: Hukuk ile Tıbbi Uygulamalar Arasındaki Uyumsuzluk Hekimler Üzerinde Ciddi Baskı Oluşturuyor Haber

Hekimsen: Hukuk ile Tıbbi Uygulamalar Arasındaki Uyumsuzluk Hekimler Üzerinde Ciddi Baskı Oluşturuyor

Hekimsen Sendikası, hukuk uygulamaları ile tıbbi uygulamaların değerlendirilmesi arasında yaşanan uyumsuzluğun, hekimler üzerinde ciddi bir tazminat ve sorumluluk baskısı oluşturduğunu belirterek, bu alanda yaşanan sorunların çözümü için hazırlanan Hekimlik Yasa Tasarısı’nın yasalaşması çağrısında bulundu. Sendika tarafından yapılan açıklamada, son dönemde görülen bazı yargı süreçlerinde tıbbi bilgi, klinik tecrübe ve bilimsel terminolojinin yeterince dikkate alınmadığı yönünde hekim camiasında endişelerin arttığı ifade edildi. Açıklamada, tıbbi belgeler ve bilimsel görüşler arasında yorum farklılıklarının ortaya çıkabildiği, bunun da hekimler açısından belirsizlik oluşturduğu belirtildi. Hekimsen, bazı dosyalarda Adli Tıp raporları ile yargı kararları arasında değerlendirme farklılıkları yaşanabildiğine dikkat çekerek, tıbbi süreçlerin çok disiplinli ve bilimsel bir çerçevede ele alınmasının önemine vurgu yaptı. Açıklamada, tıbbi değerlendirmelerin niteliği ve kapsamının, hukuki süreçlerde daha dengeli şekilde ele alınmasının gerekliliği dile getirildi. Sendikaya göre yaşanan sorunlar, münferit olaylardan ziyade uygulamada karşılaşılan yapısal değerlendirme farklılıklarına işaret ediyor. Diyarbakır’daki Down Sendromu Davası Örneği Açıklamada Diyarbakır’da görülen bir dava örnek olarak paylaşıldı. Üçüncü gebeliği sırasında özel bir sağlık kuruluşunda takip edilen bir anneye, ikili ve üçlü tarama testlerinin önerilip önerilmediği konusunda taraflar arasında ihtilaf yaşandığı aktarıldı. Hekim ve sağlık personeli beyanlarında, söz konusu testlerin önerildiği, ancak annenin bu testleri yaptırmak istemediği ifade edildi. Hekimsen, bu tarama testlerinin kesin tanı koydurucu nitelikte olmadığını, yanlış pozitif ve yanlış negatif sonuçlar verebildiğini hatırlattı. Ayrıca Down sendromunun doğumdan sonra tıbbi olarak geri döndürülebilir bir durum olmadığına dair yüksek yargı kararlarının bulunduğu belirtildi. Buna rağmen açılan davada hekimin sorumluluğuna hükmedildiği, kararın henüz kesinleşme süreci tamamlanmadan icra işlemlerinin başlatıldığı ifade edildi. Kahramanmaraş’taki Tonsillektomi Vakası Sendika açıklamasında Kahramanmaraş’ta yaşanan bir başka vaka da gündeme getirildi. Basit bir bademcik ameliyatından yaklaşık bir hafta sonra meydana gelen ve nedeni net olarak ortaya konulamayan bir kanama sonrası, sevk sürecinde yaşanan komplikasyonlar sonucu açılan davada ameliyatı gerçekleştiren hekime yüksek tutarlı tazminat talepleri yöneltildiği aktarıldı. Açıklamada, sürecin her aşamasında doğrudan sorumluluğu bulunmadığı belirtilen hekimin, dava kesinleşmeden icra tehdidiyle karşı karşıya kaldığı ifade edildi. Bu tür uygulamaların, yargı süreçleri tamamlanmadan telafisi güç sonuçlar doğurabildiği vurgulandı. “Sağlık Hizmetlerinde Denge Gerekli” Hekimsen, açıklamasında bu tür davaların yalnızca bireysel hekimleri değil, sağlık hizmetlerinin genel işleyişini de etkileyebileceğine dikkat çekti. Yüksek tutarlı ve ölçüsüz tazminat taleplerinin, hekimlerin risk almaktan kaçınmasına yol açabileceği; bunun da sağlık hizmetlerinin niteliğini ve erişilebilirliğini etkileyebileceği ifade edildi. Sendikaya göre bu durumun uzun vadede hekim göçünü artırabileceği, riskli branşlarda görev almak isteyen hekim sayısının azalabileceği ve sağlık sisteminde iş gücü dengesizliklerine yol açabileceği değerlendiriliyor. Hekimlik Yasa Tasarısı Vurgusu Hekimsen, yaklaşık iki yıldır üzerinde çalışılan Hekimlik Yasa Tasarısı’nın, tıbbi uygulamalar ile hukuki değerlendirmeler arasında daha dengeli bir yapı oluşturmayı hedeflediğini belirtti. Tasarının; hasta hakları, hekim sorumluluğu ve kamu yararı arasında adil bir denge kurmayı amaçladığı, kamu, özel ve üniversite hastanelerinde görev yapan tüm sağlık çalışanlarını kapsadığı ifade edildi. Açıklamanın sonunda, malpraktis uygulamalarının bilimsel gerçekliklerle uyumlu hale getirilmesi, hukuki süreçlerde ölçülülük ilkesinin gözetilmesi ve Hekimlik Yasa Tasarısı’nın bütüncül şekilde ele alınarak hayata geçirilmesi çağrısında bulunuldu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.