Türkiye’de tekrar yükselişe geçen bir alan, “Tiyatro”

  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
Türkiye’de tekrar yükselişe geçen bir alan, “Tiyatro”

Geçen sonbahardan beri İstanbul Avrupa yakası ve Anadolu yakasında çeşitli sahnelerde seyirci ile buluşan Popup tiyatro grubunun Yedi isimli oyun yazarı ve yönetmeni Salih Coşkun, başrol oyuncusu Volkan Sümbül ve yönetmen yardımcısı Serkan Kıranta ile tiyatro, grupları ve oyunları üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

“POPUP REKLAMLARI GİBİ BİR FİKİRDİ TİYATRO”

Breaking News Türkiye: Öncelikle sizlerden başlayalım. Siz kimsiniz?

Salih Coşkun: Biz herşeyden önce 20-25 senelik arkadaşlarız. 1990ların sonuna doğru birlikte üniversite tiyatrosunda (Yıldız üniversitesi oyuncuları) oyunlar yazmış, yönetmiş, oynamış, bu yolda yoldaşlık etmiş arkadaşlarız.

BN: Peki ne oldu da yeniden bir araya geldiniz.

Volkan Sümbül: Aslında biz hep bir aradaydık. Tiyatrodan hiç kopmadık. Yıldız Üniversitesi Oyuncuları ile de tiyatro dünyası ile de aramıza hiçbir zaman mesafe koymadık. Hatta ekibimizin en dinamik isimleri Hakan Özkan ve Gökay Demirbilek hala YÜO’da aktif tiyatro yapıyor.

BN: Peki ya grup? Popup? Nedir Popup?

Serkan Kıranta: Volkan’ın dediği gibi yıllardır tiyatronun içindeyiz. Ama on yılı aşkın bir süredir kıyısındayız sadece. Hep yeniden birşeyler yapma fikrimiz vardı. Çeşitli bahanelerle bu fikri erteliyorduk.

BN: Ne gibi bahaneler?

SC: Hayat, işler güçler, çocuklar, dünya, savaşlar, virüsler… Hep bir set çekiyordu önümüze. Ama bir şey, bizi cezbeden, içimizi dürten bir şey yandan yandan zıplayıp kışkırtıyordu.

BN: Tıpkı Popup reklamları gibi.

VS: Evet. Tıpkı Popup reklamları gibi. Grubun adının da Popup olmasının sebebi bu.

SK: Bizim Popup’ımız tiyatro madem, grubun adı da Popupolsun dedik.

BN: İlk oyununuz da Yedi. 

SK: Evet. Yedi büyük günahı anlatan bir oyun.

BN: Nereden esti bu oyun?

SC: Volkanla geçen kış, ikinci kat sahnede bir oyuna gitmiştik. Oyun çıkışı Karaköyde birşeyler yer içerken, buruk bir yüz ifadesi ile bana döndü ve “Sahneye çıkmak istiyorum artık” dedi. Ben de bir ayda bu oyunu yazarak önüne koydum. Heyecanlandı, heyecanlandık ve işte buradayız.

“OYUNUN KARAKTERİNİ OLUMLAMIYORUZ. KARŞIMIZA ALIYORUZ”

BN: Fazla iddialı değil mi? Yedi büyük günah….

SC: Aslında değil. Çünkü insana ait bir şey. İnsanın içinde yaşayan bir şey. Kendi içine dönmüş insan bu günahlarla karşılaşıyor. Onlara teslim olmak ya da onlarla savaşmak ise irade oluyor. İradeli insan kendini arındırabiliyor.

BN: Peki oyunun kahramanı, Erkan Altuni bu savaşı kazanıyor mu?

VS: Pek sayılmaz. Günaha bulanıyor. O yüzden de oyunda çok da olumlamıyoruz Erkanı. Karşımıza alıyoruz.

BN: Nasıl yani?

SC: Seyirciye Erkan’ı gösterip “Evet bu senin hikayen” diyoruz ama bu Erkan’ın arkasında olduğumuz anlamına gelmiyor. Baş rol evet ama altını imzalamıyoruz. Macbeth ya da 3. Richard gibi. Oyunun eksen karakteri ama günahkar işte.

“DÖRDÜNCÜ DUVARA DOKUNMUYORUZ. FARKIMIZ BU”

BN: Gelelim oyunun biçimine. Tek kişilik oyunu yazmak, yönetmek ve daha önemlisi oynamak zor olmuyor mu?

SK: Aslında oyun tek kişilik diyemiyoruz. Salih de oyunun sonun da bir sürprizle kendini gösteriyor.

BN: İmzasını atıyor mu diyelim?

SC: İmzasını atacak kadar Hitchkock değilim (Gülüşmeler.) Ama bütüne bakınca akılda kalacağı gibi tek kişilik bir performans. Diğer tek kişilik performanslardan bariz derecede farklı olduğuna inanıyoruz.

BN: Ne gibi bir fark?

VS: Hemen hemen izlediğimiz tüm tek kişilik oyunlarda, oyuncu dördüncü duvarı kırıyor ve bir şekilde seyirci ile temas kuruyor. Hatta çoğu zaman diyaloğa bile giriyor. Biz ise dördüncü duvarı hemen hiç bozmuyoruz.

BN: Hemen hiç derken?

SC: Sadece bir yerde bozuyor gibi yapıyor ama gene bozmuyor.

VS: Bu dördüncü duvar meselesi önemli. 75 dakika boyunca günahları içinde yoğrulan ve tek başına debelenen bir adamı oynuyorum.

BN: Zor mu?

VS: Çok keyifli.

BN: Peki program?

SK: Bu sene karaköy ve Kadıköy sahnelerinde oynadık. Bu aralar Gayrettepe Kats sahnesinde oynuyoruz. Sezon sonuna kadar da orada olacağız gibi duruyor. Ama birkaç festival sözkonusu. 

BN: Sizi takip edebileceğimiz mecralar var sanırım.

SC: Evet. Web sitemizde programlar sürekli güncel. İnstagram, facebook, twitter..

VS: Hatta tiktok

BN: Sosyal medyanın gücüne inanıyorsunuz yani.

SK: Kesinlikle. Linkedini en aktif kullanan beyaz yakalı, kentli ve okumuş insanlar oyunumuza yoğun ilgi gösteriyorlar.

SC: Kendilerini buluyorlar belki de.

BN: Yeni oyunlar yolda mı?

VS: Evet. Gene kendi yazdığımız oyunlar üzerinde çalışıyoruz. Seneye yedi ile birlikte bir oyunu daha sahneye koyacağız. 

Hayvan beslemek ilaç sayısını azaltıyorÖnceki Haber

Hayvan beslemek ilaç sayısını azaltıyor

Boşanmalar arttıSonraki Haber

Boşanmalar arttı

Yorum Yazın

Başka haber bulunmuyor!