'Sanal medya, toplumun aidiyet duygusuna zarar verebilir'
'Sanal medya, toplumun aidiyet duygusuna zarar verebilir'
Haber Giriş Tarihi: 20.06.2026 11:46
Haber Güncellenme Tarihi: 20.06.2026 11:47
Kaynak:
DHA
breakingnews.com.tr
Ömer KOÇ/KAHRAMANMARAŞ, (DHA)- KAHRAMANMARAŞ Sütçü İmam Üniversitesi (KSÜ) Sosyal Hizmetler Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Yasemin Ertan Koçak, sanal medyanın toplumsal düzeyde avantajları olduğu kadar dezavantajları da olduğunu belirterek, “Sanal medya kullanımı, toplumsal ilişkileri zayıflatabilmektedir. Örneğin çevrim içi şiddet, toplumsal kutuplaşma, nefret gibi durumlar toplumun aidiyet duygusuna zarar verebilmektedir” dedi.
Hemen hemen her yaştan insanın kullandığı, çoğu kişinin saatlerini harcadığı sanal medya, sağlıklı kullanılmadığında olumsuz etkilere neden olabiliyor. İlk zamanlarda eski arkadaşların bulunduğu ve sohbet aracı olarak tercih edilen sanal medya, aradan geçen zamanda özel hayatın gizliliği, asılsız bilginin paylaşımı, aile içindeki iletişimin kaybolması gibi zararlarıyla konuşulmaya başladı. KSÜ İktisadi ve İdari Bilimleri Fakültesi Sosyal Hizmetler Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Yasemin Ertan Koçak, sanal medya kullanıcılarının, geleneksel medyadan farklı olarak, izleyici konumdan ziyade aslında içerik ve anlam üreten, 'ürettiği içerik ve anlamların dağıtıcısı' konumunda olduğunu belirtti.
'ZARARLARINA TEK PENCEREDEN BAKMAK YETERLİ OLMAZ'
Sanal medyanın bireylerin gündelik yaşamını kolaylaştırabildiği gibi bireysel, ailesel ve toplumsal düzeyde bazı risk alanları oluşturabildiğini söyleyen Dr. Koçak, “Peki, sanal medyanın zararı nerede ve nasıl başlar? En önemli konu bu olabilir. Sanal medya kullanımı, kişinin uyku düzenini, okul, aile ve iş yaşamıyla ilgili sorumluluklarını ve yüz yüze iletişimi etkilediği noktada bizler için risk haline gelebilmektedir. Yani gündelik yaşamı aksatan bir noktadaysa sanal medya kullanımı, dikkat edilmesi gerekmektedir. Kişilerin sürekli ve kontrolsüz bir şekilde sanal medyayı kullanmaları, başkalarının seçilmiş hayatlarını izlemeleri, onlarda mutsuzluk ve memnuniyetsizlik yaratabilmektedir. Bu anlamda dikkat edilmesi gereken durumlar burasıdır. Sanal medyanın zararları dediğimizde tek bir pencereden bakmak yeterli olmaz. Birey, aile, çocuk, ergen, toplum düzeyinde ele almak kıymetlidir. Bireysel anlamda yapılan çalışmalar, sanal medyanın yoğun ve kontrolsüz kullanımı karşısında bireylerin kaygı, stres, depresyon, düşük benlik saygısı, uyku sorunları ve özellikle son çalışmaların işaret ettiği dikkat sorunlarıyla ilişkili olduğunu göstermektedir” dedi.
'TOPLUMU ÖNEMLİ ÖLÇÜDE ETKİLEDİĞİNİ GÖREBİLİRİZ'
Bireylerin başkalarının seçilmiş hayatlarını izlerken mutsuzluk, memnuniyetsizlik ve huzursuzluk duyabildiğini, bunun da ileride büyük ruhsal sorunlara sebebiyet verdiğini ifade eden Dr. Koçak, şunları söyledi:
“Çocuklar açısından ele aldığımızda bu durumu, çocukluk dönemi, aslında yaşamın sonraki dönemleri için de oldukça kritiktir. Bir çocuk yüz yüze iletişim kurmayı, empatiyi aile içinde öğrenir. Sanal öğrenme yoluyla öğrendiği bu iletişim kalıplarını hayata entegre eder. Bu noktada ebeveynlerin doğru rol model olabilmeleri kıymetlidir. Çocukların yine hayatlarını sanal medyada bilinçsizce ve yanlış bir şekilde sunulması, dijital ayak izinin geliştirilmesine sebebiyet vermekte, bu da çocuklar açısından mahremiyet ve çocuk hakları ihlali meselesini gündeme getirmektedir. Aileler açısından sanal medya kullanımının en kırılgan alanı yüz yüze iletişimin azalmasıdır. Aile üyeleri bir arada bulunmalarına rağmen odak ekran olduğunda duygusal ilişki, empati ve karşılıklı anlayış zedelenmektedir. Bu noktada aileler ciddi sorunlar yaşayabilmektedir. Sanal medyayla ilgili farkındalık düşük olduğunda aileler duygusal mesafe yaşayabilmektedir. Bu da çocukların aile üyelerinin ve bütün ailenin gereksinimlerinin görmezden gelinmesine ve sorunların ihmal edilmesine sebebiyet verebilir. Okul saldırısında gördüğümüz tabloda da sanal medya kullanımının bilinçli bir şekilde takip edilememesi aslında bireyi, olayı yaşayan aileyi ve diğer aileleri ve toplumu önemli ölçüde etkilediğini görebiliriz. Yine sanal medya kullanımıyla ilgili önemli gruplardan biri ergenler. Ergenlik dönemi kişilerin gelişimi, aidiyet arayışı ve akran ilişkileri açısından hassas bir dönemdir. Bu konuda yapılan çalışmalar ergenlik döneminde sanal medya kullanımın ergenlerin duygu ve düşünce ifadesi için alan oluşturduğunu söylerken siber zorbalık, tehdit, aşağılanma, taciz gibi konularda sorunlar yaşadığına işaret etmektedir. Siber zorbalık yaşayan ergenlerin izolasyon ve ağır psikosanal sonuçlarla karşılaştıkları yine görülmektedir.”
'AİLE BAĞLARINI GÜÇLENDİREN DİJİTAL KÜLTÜR OLUŞTURMAK ÖNEMLİ'
Dr. Yasemin Ertan Koçak, değer çatışması, sanal karşılaştırmacılık ve kimlik karmaşasının da yine sanal medyanın kötüye kullanımıyla doğrudan ilişkilendirildiğini belirterek, “Toplumsal düzeyde baktığımızda yine sanal medyanın hem avantajlarından hem dezavantajlarından bahsedebiliriz. Avantajlarına bakıldığında toplumsal dayanışma, bilgi paylaşımı, kriz anlarında bilginin hızlı yayılması noktasında önemli fırsatlar sunan sanal medya kullanımı, dezavantajlı olarak ve toplumsal düzeyde toplumsal ilişkileri zayıflatabilmektedir. Örneğin çevrim içi şiddet, toplumsal kutuplaşma, nefret gibi durumlar, toplumun aidiyet duygusuna zarar verebilmektedir. Ama burada asıl konuşulması gereken konu, sanal medyayı tamamen yasaklamak değildir. Burada aile bağlarını güçlendiren, bireyin iyilik halini koruyan, çocuk haklarını ve toplumsal dayanışmayı önemseyen dijital bir kültür oluşturmak en önemlisidir. Bu konularda karar alırken çok boyutlu düşünmek çok kıymetlidir. Karar alındığında ani bir karar almak yerine kademeli olarak alınması daha önemlidir. Şu an sanal medya kullanan gençlere, doğrudan yasaklama yapmak yerine kademeli bir şekilde ve kontrollü bir şekilde yapılması önemlidir” diye konuştu. (DHA)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
'Sanal medya, toplumun aidiyet duygusuna zarar verebilir'
Ömer KOÇ/KAHRAMANMARAŞ, (DHA)- KAHRAMANMARAŞ Sütçü İmam Üniversitesi (KSÜ) Sosyal Hizmetler Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Yasemin Ertan Koçak, sanal medyanın toplumsal düzeyde avantajları olduğu kadar dezavantajları da olduğunu belirterek, “Sanal medya kullanımı, toplumsal ilişkileri zayıflatabilmektedir. Örneğin çevrim içi şiddet, toplumsal kutuplaşma, nefret gibi durumlar toplumun aidiyet duygusuna zarar verebilmektedir” dedi.
Hemen hemen her yaştan insanın kullandığı, çoğu kişinin saatlerini harcadığı sanal medya, sağlıklı kullanılmadığında olumsuz etkilere neden olabiliyor. İlk zamanlarda eski arkadaşların bulunduğu ve sohbet aracı olarak tercih edilen sanal medya, aradan geçen zamanda özel hayatın gizliliği, asılsız bilginin paylaşımı, aile içindeki iletişimin kaybolması gibi zararlarıyla konuşulmaya başladı. KSÜ İktisadi ve İdari Bilimleri Fakültesi Sosyal Hizmetler Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Yasemin Ertan Koçak, sanal medya kullanıcılarının, geleneksel medyadan farklı olarak, izleyici konumdan ziyade aslında içerik ve anlam üreten, 'ürettiği içerik ve anlamların dağıtıcısı' konumunda olduğunu belirtti.
'ZARARLARINA TEK PENCEREDEN BAKMAK YETERLİ OLMAZ'
Sanal medyanın bireylerin gündelik yaşamını kolaylaştırabildiği gibi bireysel, ailesel ve toplumsal düzeyde bazı risk alanları oluşturabildiğini söyleyen Dr. Koçak, “Peki, sanal medyanın zararı nerede ve nasıl başlar? En önemli konu bu olabilir. Sanal medya kullanımı, kişinin uyku düzenini, okul, aile ve iş yaşamıyla ilgili sorumluluklarını ve yüz yüze iletişimi etkilediği noktada bizler için risk haline gelebilmektedir. Yani gündelik yaşamı aksatan bir noktadaysa sanal medya kullanımı, dikkat edilmesi gerekmektedir. Kişilerin sürekli ve kontrolsüz bir şekilde sanal medyayı kullanmaları, başkalarının seçilmiş hayatlarını izlemeleri, onlarda mutsuzluk ve memnuniyetsizlik yaratabilmektedir. Bu anlamda dikkat edilmesi gereken durumlar burasıdır. Sanal medyanın zararları dediğimizde tek bir pencereden bakmak yeterli olmaz. Birey, aile, çocuk, ergen, toplum düzeyinde ele almak kıymetlidir. Bireysel anlamda yapılan çalışmalar, sanal medyanın yoğun ve kontrolsüz kullanımı karşısında bireylerin kaygı, stres, depresyon, düşük benlik saygısı, uyku sorunları ve özellikle son çalışmaların işaret ettiği dikkat sorunlarıyla ilişkili olduğunu göstermektedir” dedi.
'TOPLUMU ÖNEMLİ ÖLÇÜDE ETKİLEDİĞİNİ GÖREBİLİRİZ'
Bireylerin başkalarının seçilmiş hayatlarını izlerken mutsuzluk, memnuniyetsizlik ve huzursuzluk duyabildiğini, bunun da ileride büyük ruhsal sorunlara sebebiyet verdiğini ifade eden Dr. Koçak, şunları söyledi:
“Çocuklar açısından ele aldığımızda bu durumu, çocukluk dönemi, aslında yaşamın sonraki dönemleri için de oldukça kritiktir. Bir çocuk yüz yüze iletişim kurmayı, empatiyi aile içinde öğrenir. Sanal öğrenme yoluyla öğrendiği bu iletişim kalıplarını hayata entegre eder. Bu noktada ebeveynlerin doğru rol model olabilmeleri kıymetlidir. Çocukların yine hayatlarını sanal medyada bilinçsizce ve yanlış bir şekilde sunulması, dijital ayak izinin geliştirilmesine sebebiyet vermekte, bu da çocuklar açısından mahremiyet ve çocuk hakları ihlali meselesini gündeme getirmektedir. Aileler açısından sanal medya kullanımının en kırılgan alanı yüz yüze iletişimin azalmasıdır. Aile üyeleri bir arada bulunmalarına rağmen odak ekran olduğunda duygusal ilişki, empati ve karşılıklı anlayış zedelenmektedir. Bu noktada aileler ciddi sorunlar yaşayabilmektedir. Sanal medyayla ilgili farkındalık düşük olduğunda aileler duygusal mesafe yaşayabilmektedir. Bu da çocukların aile üyelerinin ve bütün ailenin gereksinimlerinin görmezden gelinmesine ve sorunların ihmal edilmesine sebebiyet verebilir. Okul saldırısında gördüğümüz tabloda da sanal medya kullanımının bilinçli bir şekilde takip edilememesi aslında bireyi, olayı yaşayan aileyi ve diğer aileleri ve toplumu önemli ölçüde etkilediğini görebiliriz. Yine sanal medya kullanımıyla ilgili önemli gruplardan biri ergenler. Ergenlik dönemi kişilerin gelişimi, aidiyet arayışı ve akran ilişkileri açısından hassas bir dönemdir. Bu konuda yapılan çalışmalar ergenlik döneminde sanal medya kullanımın ergenlerin duygu ve düşünce ifadesi için alan oluşturduğunu söylerken siber zorbalık, tehdit, aşağılanma, taciz gibi konularda sorunlar yaşadığına işaret etmektedir. Siber zorbalık yaşayan ergenlerin izolasyon ve ağır psikosanal sonuçlarla karşılaştıkları yine görülmektedir.”
'AİLE BAĞLARINI GÜÇLENDİREN DİJİTAL KÜLTÜR OLUŞTURMAK ÖNEMLİ'
Dr. Yasemin Ertan Koçak, değer çatışması, sanal karşılaştırmacılık ve kimlik karmaşasının da yine sanal medyanın kötüye kullanımıyla doğrudan ilişkilendirildiğini belirterek, “Toplumsal düzeyde baktığımızda yine sanal medyanın hem avantajlarından hem dezavantajlarından bahsedebiliriz. Avantajlarına bakıldığında toplumsal dayanışma, bilgi paylaşımı, kriz anlarında bilginin hızlı yayılması noktasında önemli fırsatlar sunan sanal medya kullanımı, dezavantajlı olarak ve toplumsal düzeyde toplumsal ilişkileri zayıflatabilmektedir. Örneğin çevrim içi şiddet, toplumsal kutuplaşma, nefret gibi durumlar, toplumun aidiyet duygusuna zarar verebilmektedir. Ama burada asıl konuşulması gereken konu, sanal medyayı tamamen yasaklamak değildir. Burada aile bağlarını güçlendiren, bireyin iyilik halini koruyan, çocuk haklarını ve toplumsal dayanışmayı önemseyen dijital bir kültür oluşturmak en önemlisidir. Bu konularda karar alırken çok boyutlu düşünmek çok kıymetlidir. Karar alındığında ani bir karar almak yerine kademeli olarak alınması daha önemlidir. Şu an sanal medya kullanan gençlere, doğrudan yasaklama yapmak yerine kademeli bir şekilde ve kontrollü bir şekilde yapılması önemlidir” diye konuştu. (DHA)
En Çok Okunan Haberler