Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Prof. Dr. Demir: Türkiye, son 66 yılın en yağışlı dönemini yaşıyor ancak yaz döneminde kuraklık riski var

Haber Giriş Tarihi: 15.05.2026 14:47
Haber Güncellenme Tarihi: 15.05.2026 14:47
Kaynak: DHA
breakingnews.com.tr
Prof. Dr. Demir: Türkiye, son 66 yılın en yağışlı dönemini yaşıyor ancak yaz döneminde kuraklık riski var

Gökhan İÇKİLLİ/SAMSUN, (DHA)-SAMSUN Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nden (OMÜ) Prof. Dr. Yusuf Demir, Türkiye'nin son 66 yılın en yağışlı dönemini geçirdiğini belirterek, "Şu anda gördüğünüz gibi şiddetli yağışların yaşanmaya devam ettiği bir dönemdeyiz. Bir bakıyorsunuz; bir ayda düşecek yağış bir saatte düşüyor. Ani seller meydana geliyor. Yaz döneminde böyle yağışlı, serin bir iklim beklemiyoruz. Tam tersine yaz döneminde evet yine belli yerlerde, belli bölgelerde şiddetli yağışlar alabileceğimizi ama aşırı sıcakların ve kuraklık riskinin de özellikle temmuz, ağustos, eylül aylarında bizi beklediğini veriler gösteriyor" dedi.

OMÜ Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Demir, Türkiye'de son 6 aylık dönemde yağan yağışların süreci ve yaz aylarında beklenen iklim olayları ve etkileri hakkında değerlendirmelerde bulundu. Prof. Dr. Demir, "Son 6 ay içerisinde hem dünyanın genelinde belli yerlerde hem de ülkemizde yoğun bir yağış geçimi ve yağış geçişleri yaşıyoruz. Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün verilerine baktığımızda bu yağışlar hem 2025 yılı su yılına göre yaklaşık yüzde 25 daha fazla, geçen seneki aynı dönemdeki yağışlara göre yaklaşık yüzde 80'in üzerinde daha fazla bir yağış almış durumdayız. Aynı zamanda yine meteoroloji verilerine göre son 66 yılın en yağışlı dönemini yaşıyoruz. Tabii bu yağışlar önümüzdeki süreçte de belli ölçüde devam etmektedir" dedi.

YAĞIŞLARIN ARKASINDAKİ 3 ANA NEDEN

"Yağışlar veya kuraklık yalnız başına bize küresel iklimi tanımlamada yetmiyor" diyen Prof. Dr. Demir, "Kuraklığı tanımlarken de sadece küresel iklimin sonucunun kuraklık olmadığını, yağış rejiminin değişken olması, düzensiz yağışların düşmesinin de ciddi anlamda küresel iklim değişimi sonuçlarını ifade ettiğini her zaman söylüyorum. Dolayısıyla dünyada yaşanan küresel iklim değişimi sürecinde gördüğümüz bu sonuçlar aynı zamanda bu seneki yağış rejimindeki yaşadığımız bu süreçte ifade ediyor. Tabii bu sürecin oluşmasında ana nedenler nelerdir? Bunların başında; şu anda yaşadığımız Akdeniz bölgesinde özellikle Akdeniz üzerinde meydana gelen sıcak hava dalgaları ve Akdeniz'deki yüksek sıcaklıklar, bu mevcut yağışların yüksek oluşması ve yağışların bu şekilde oluşmasında ana etkenlerden bir tanesi. Bir diğer yeni önemli etken özellikle bizim bu yaşadığımız süreçte jet stream dediğimiz atmosferdeki hava akımlarının, konvansiyonel akımlarının çok değişken gerçekleşmesi, küresel iklim etkisiyle beraber yine bu yağışlarda özellikle yağışların oluşmasında ülkemiz üzerinde ve çevresinde yağışların oluşmasında yine ana etkenlerden bir tanesi. Bir diğer önemli etkense ENSO dediğimiz El Nino ve La Lina etkisi arasındaki geçiş sürecidir ki 2025-2026 yılları daha önce de ifade ettim. El Nino ile La Lina'nın geçiş sürecini yaşıyoruz. Bu geçiş süreci de yine bu yüksek yağışların oluşmasında, düzensiz yağışların, ani yağışların oluşmasında önemli bir süreç olarak karşımıza çıkıyor” diye konuştu.

'SANAL MEDYADAKİ İDDİALARIN BİLİMSEL DAYANAĞI YOK'

Son dönemde sanal medyada yağışların arkasında bölgesel savaşların veya farklı ülkelerin müdahalelerinin olduğuna yönelik iddiaların hiçbir bilimsel temelinin bulunmadığını ifade eden Prof. Dr. Demir, "Son zamanlarda sosyal medyada çok fazla sayıda konuşuluyor. İşte acaba bu yağışların farklı sebepleri mi var? İşte bölgemizde meydana gelen savaşlar veyahut da farklı ülkelerin bu noktadaki iddiaları etken mi diye. Bilimsel verilerin hiçbir tanesinde böyle bir sürecin bilimsel olarak gerçekleşme ihtimali de ortaya koymuyor. Tamamen bunlar komple teorisinin oluşan ve sosyal medyada bir okuyucu kitle oluşturma gayretinden başka bir şey değil. Dolayısıyla bizim tabii ki ülkemizde veya dünyada yağış rejimini düzenlemek veyahut da yağışları düzenlemek için bulut tohumlama dediğimiz farklı uygulamalar var. Bu bulut tohumlama uygulamaların içerisinde herhangi bir bölgede atmosfere farklı maddeler katarak, o bölgedeki yağışlardan biraz daha fazla yararlanma çalışmaları var. Ama bu çalışmalar ancak havada belli bir nem varsa, bulut varsa bunlara etkili olarak o bölgede yağışları yüzde 5 ile 20 arasında artırma gücü var. Bir yağışın veyahut da bir bölgedeki nemin bir başka bölgeye taşınımıyla ilgili şu ana kadar bilimsel olarak ortaya kurulmuş bir sonuç veya gerçeklik yok. Bu çok yüksek bir enerji ve çok büyük bir güç isteyen bir gayret. Tabii ki bu konuda yapılan çalışmalar olabilir ama şu anda söylenen iddialar, sanal medyada dolaşan bu komplo teorilerin, halkımızın çok da fazla itibar etmemesi, bunların yaşadığımız sürecin ve yağışların işte saydığımız o sebeplerle bu sene hem küresel iklim etkisi hem de oluşan işte El Nino ve La Lina etkisi, Akdeniz'deki sıcak hava etkisi gibi etkilerle meydana geldiğini ifade etmek isterim" dedi.

YAZ AYLARI İÇİN 'KURAKLIK' VE 'SEL' UYARISI

Temmuz, ağustos ve eylül aylarında aşırı sıcaklar, bunaltıcı günler ve kuraklık riskinin kapıda olduğunu belirten Prof. Dr. Demir, "Şu anda gördüğünüz gibi şiddetli yağışların yaşanmaya devam ettiği bir dönemdeyiz. Ve bir bakıyorsunuz; bir ayda düşecek yağış bir saatte düşüyor. Ani seller meydana geliyor. Ben yaz ayları için bu noktada halkımızı, ilgilileri, yetkilileri özellikle uyarmak istiyorum. Çünkü yaz döneminde böyle yağışlı, serin bir iklim beklemiyoruz. Tam tersine yaz döneminde evet yine belli yerlerde, belli bölgelerde şiddetli yağışlar alabileceğimizi ama aşırı sıcakların ve kuraklık riskinin de özellikle temmuz, ağustos, eylül aylarında bizi beklediğini veriler gösteriyor. Onun için şimdiden bunlara da hazır olmak lazım. Yaz döneminde beklediğimiz en önemli olaylara baktığımızda bir kere belli yerlerde bunaltı sıcakları bekliyoruz. Mesela Karadeniz Bölgesi gibi bölgelerde de yine şu anda yaşadığımız süreç gibi temmuz, ağustos aylarında zaman zaman ani şiddetli yağışlarla beraber sel felaketleri olabilir. Bunlara karşı da dikkatli ve hazır olmamız lazım" dedi.

'HAZIRA DAĞLAR DAYANMAZ'

Mevcut yağışlar neticesinde baraj doluluk oranlarının çok yüksek seviyelere ulaştığını, Amasya civarındaki barajlarda su salınımı yapılacağına dair resmi kurumlarca sel uyarıları geçildiğini ifade eden Prof. Dr. Demir, "Yaz döneminde yaşayacağımız bu kuraklık süreci ile birlikte bizim mutlaka özellikle su kaynaklarımızı doğru kullanmayı, su kaynaklarımızı geleceğe taşımaya, su kaynaklarımızı özellikle ihtiyaç duyduğumuz anda ihtiyacımızı karşılayacak şekilde yönlendirmeye şimdiden ihtiyacımız var. Şu anda aldığımız yağışlar barajlardaki doluluk oranlarımızı çok yüksek seviyeye çıkardı. Dün yine bizim özellikle Amasya civarındaki barajlarımızdaki doğruluk oranları yükseltildiği için o bölgede resmi kurumlardan yapılan açıklama halkımızın dikkatli olmaya, barajlarındaki suyun salınacağını, sel felaketini olabileceği gibi birtakım uyarılarla karşılaştık. Bunlar gayet şu andaki yağış sürecine ilgili doğal bir süreç. Ama ben her zaman şunu ifade ediyorum. Hazıra dağlar dayanmaz. Bu günleri atlattığımızda yaşayacağımız süreçte mevcut kaynaklar çok hızlı bir şekilde tükenebilir. Onun için de kaynaklarımızı doğru kullanmayı da mutlak surette şimdiden planlamak ve geleceğe hazırlanmak durumundayız" diye konuştu. (DHA)

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.