Bakan Çiftçi: Terörsüz Türkiye hedefi, güvenlikten taviz anlamına gelmez
Bakan Çiftçi: Terörsüz Türkiye hedefi, güvenlikten taviz anlamına gelmez
Haber Giriş Tarihi: 02.06.2026 11:49
Haber Güncellenme Tarihi: 02.06.2026 11:49
Kaynak:
DHA
breakingnews.com.tr
Oktay POLAT/ERZURUM, (DHA)- İÇİŞLERİ Bakanı Mustafa Çiftçi, “Terörsüz Türkiye vizyonu milletimizin huzurunu ve güvenliğini önceleyerek, büyük ve güçlü Türkiye ideali doğrultusunda atılan bir adım, kerim devlet aklının stratejik yaklaşımıdır. Atılan her adım binlerce yıllık devlet aklıyla atılmaktadır. Ancak altını çizerek ifade ediyoruz; Terörsüz Türkiye hedefi, güvenlikten taviz anlamına gelmez. Kamu düzeni ve güvenliğimize tehdit oluşturacak hiçbir duruma ve sınamaya izin veremeyiz” dedi.
İçişleri Bakanlığı tarafından düzenlenen ‘Mülki İdarede, Kamu Düzeni ve Güvenliği Vizyonunu Değerlendirme’ toplantısı Erzurum Hizmet içi Eğitim Enstitüsü’nde yapıldı. 32 ilde 150 kaymakamın katıldığı toplantıda konuşan İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, “Binlerce yıllık devlet geleneğimizde devlet aklını ve milletle kurulan güven bağını temsil eden Mülki İdare Amiri, büyük bir mesuliyet bilinciyle milletimizin duasını zırh bilerek, kamu düzeninin sağlanması sorumluluğunu ve milletimize hizmet etme şuurunu taşıyan kişidir. Sizler görev yaptığınız yerlerde devletimizin gören gözü, işiten kulağı, uzanan eli ve vicdanısınız. Bu aziz millet devletin kapısını adaletin, merhametin ve hizmetin kapısı bilir. Bu nedenle; devlet vakarıyla hareket etmekle mükellefiz. Bu bilinçten hareketle, devletimizle milletimiz arasında gönül köprüsünü kuracak olanlar sizlersiniz. Bu gönül köprüsü yıllar yılı kurulmadı, kurulan köprülere ise hayat hakkı tanınmadı. Devletiyle arasına duvarlar örülen bu aziz millet merhum Abdurrahim Karakoç’un dizelerinde ifade ettiği üzere; Gitmişti makama arz-ı hal için 'Bey' dedi, yutkundu, eğdi başını. Bir azar yedi ki oldu o biçim. 'Şey' dedi, yutkundu, eğdi başını. Ve yıllar yılı hep başını eğdi ve yutkundu. Fakat o günler milletin bağrından çıkan irade ile birlikte artık geride kalmıştır. Jakoben zihniyet ve vesayet prangaları kırılmıştır. Milletin değerleriyle artık devletimizin istikameti bir kılınmıştır. Türkiye Yüzyılı hedefi de tam olarak bu anlayış üzerinde yükselmektedir” diye konuştu.
‘GÜVENLİKTEN TAVİZ ANLAMINA GELMEZ’
Toplantıda ilk ele alacakları başlığın ‘Terörsüz Türkiye’ hedefi olduğunu ifade eden Çiftçi, şunları söyledi:
“Terör ve terörizm; etnik, ideolojik, siber ve organize suç yapılarıyla bağlantılı tüm biçimleriyle kamu düzenimizin yanı sıra; toplumsal birlikteliğimizi, ekonomik istikrarımızı ve milletimizin huzurunu hedef alan en büyük tehditlerden biridir. 40 yılı aşkın süredir mücadele ettiğimiz bölücü terör örgütü ve uzantıları, ülkemizin aydınlık geleceğine gölge olmuştur. Ancak devletimizin yurt içinde ve yurt dışında yürüttüğü kararlı mücadele neticesinde terör örgütü bitme noktasına getirilmiştir. Muhterem Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde başlatılan Terörsüz Türkiye süreci, bu meselenin ülkemizin gündeminden tamamıyla çıkarılması bakımından tarihi bir nitelik taşımaktadır. Terörsüz Türkiye vizyonu milletimizin huzurunu ve güvenliğini önceleyerek, büyük ve güçlü Türkiye ideali doğrultusunda atılan bir adım, kerim devlet aklının stratejik yaklaşımıdır. Atılan her adım binlerce yıllık devlet aklıyla atılmaktadır. Ancak altını çizerek ifade ediyoruz; Terörsüz Türkiye hedefi, güvenlikten taviz anlamına gelmez. Kamu düzeni ve güvenliğimize tehdit oluşturacak hiçbir duruma ve sınamaya izin veremeyiz. Bu noktadan hareketle mülki idare amirlerimiz bu politika doğrultusunda huzuru ve güvenliği daha da güçlü kılma adına her zamankinden daha fazla çalışmak ve gayret göstermek durumundadır. Şüheda toprağı olan bin yıldır vatan bildiğimiz ve ebediyen vatanımız olan bu topraklarda birlik, beraberlik ve kardeşlik içinde yaşamaya, istikbale hazırlanmaya devam edeceğiz.”
ÇOK BOYUTLU TEHDİT
Radikalleşme ile mücadelenin ikinci önemli başlıkları olduğunu belirten Bakan Çiftçi, “Günümüz şartlarında artık radikalleşme; etnik ayrışmalar, dini istismar, dijital propaganda, şiddeti normalleştiren çevrim içi içerikler ve marjinal ideolojiler üzerinden çok boyutlu bir tehdit haline gelmiştir. Dijital tekno kültürün çeşitlenen etki alanlarıyla birlikte, özellikle gençlerimizin sosyal medya, kapalı dijital ağlar, sanal topluluklar ve manipülatif içerikler üzerinden etkilenme riski sürekli olarak artmaktadır. Bir sürecin ve sebepler zincirinin nihai sonucu olan radikalleşme bir anda ortaya çıkan bir durum değildir. Aile içinde yaşanan sorunlarla başlayan ve dışlanma hissi, aidiyet arayışı, sosyal yalnızlık, ekonomik kırılganlık, dezenformasyon gibi unsurların etkisiyle aşamalı biçimde gelişen bu sorunun üzerinde hassasiyetle durmamız gerekmektedir. Bu nedenle meseleyi güvenlik yaklaşımıyla ele alırken sosyal, kültürel, eğitsel ve psikolojik boyutlarını göz önünde bulundurmak zorundayız. Milletimizi ayakta tutan değerleri, yani ahlakı, vicdanı, iyiliği, sevgiyi idraklere sunacak bir mücadele ortaya koymalıyız. Bulunduğunuz şehirlerde kurumlarımızla ve sivil toplum kuruluşlarımızla bu çerçevede meselenin temeline inecek çalışmalar yürütmek büyük bir önem taşımaktadır” diye konuştu.
‘HİBRİT YAPILARA DÖNÜŞTÜLER’
Uyuşturucu ve organize suçlarla mücadele, yeni güvenlik paradigmasının en önemli alanlarından biri olduğunu kaydeden Çiftçi, uyuşturucu ticareti ve organize suç faaliyetlerini çağın vebası olarak nitelendirdi. Yeni nesil organize suç örgütlerinin hibrit yapılara dönüştüğünü vurgulayan Çiftçi, şunları ifade etti:
“Bugün yeni nesil organize suç örgütleri; teknolojik imkanlardan faydalanan, uluslararası bağlantılar kuran, farklı suç alanlarında faaliyet gösterebilen hibrit yapılara dönüşmüştür. Uyuşturucu gelirleri; kara para aklama, silah kaçakçılığı, düzensiz göç, dijital suçlar ve terör finansmanı gibi alanları da besleyebilmektedir. Göz aydınlığı çocuklarımız ve gençlerimiz ise bu tehdidin en hassas hedef kitlesidir. Dijital platformlar, çevrim içi oyun ağları ve sosyal medya üzerinden oluşan manipülasyon alanları, suç örgütlerinin etki alanına girmeleri bakımından ciddi riskler doğurmaktadır. Bu nedenle mücadelemizi operasyonel boyutta sürdürürken, aynı zamanda önleyici güvenlik anlayışıyla hareket etmek durumundayız. Yeni güvenlik anlayışımız; olay olduktan sonra müdahale eden değil, riski önceden gören, suçu oluşmadan engelleyen, veriyi analiz eden ve sahadaki koordinasyonu güçlendiren bir yaklaşıma dayanmaktadır. Mülki idare amirlerimizden beklentimiz; yerel düzeyde risk alanlarını doğru analiz etmeleri, kurumlar arası koordinasyonu sağlamaları, aile, eğitim, sosyal hizmet ve güvenlik birimlerini aynı masa etrafında buluşturmalarıdır. Uyuşturucu sebebiyle kaybedecek tek insanımıza dahi tahammülümüz yoktur.”
‘SORUN TAMAMEN ORTADAN KALKMADI’
Sahipsiz sokak hayvanları konusunun da kamu düzeni, halk sağlığı ve toplumsal huzur bakımından büyük önem arz ettiğini anlatan Çiftçi, sokaklardaki sahipsiz hayvanların kontrolsüz bir şekilde çoğalması meselesinin insan hayatı başta olmak üzere trafik kazaları, bulaşıcı hastalık, doğal dengeyi bozma, kamusal alanda huzursuzluk ve güvensizlik gibi birçok soruna kaynaklık teşkil ettiğini söyledi.
Şehirlerde büyük bir sorun yumağı haline gelen meselede büyük bir yol alındığını kaydeden Çiftçi, “Kim ne derse desin, biz merhamet, huzur ve güvenlik arasında bir denge inşa ederek bu meseleyi ülkemizin gündeminden çıkaracağız inşallah. Biz yaralı bir kuş için vakıf kurmuş merhamet medeniyetinin mensuplarıyız. Yaratılan her canlının bir vazifesi ve o vazife etrafında bir doğal dengenin olduğunun idrakinden hareketle Allah’ın dilsiz kullarından da mükellefiz, sorumluyuz. Bu sorumluluk bilincinden hareketle bakanlığımızca bu alanda önemli bir çalışma ve seferberlik başlatılmış; sahipsiz sokak hayvanlarının toplanmasından aşılama ve kısırlaştırılmasına, hayvan bakımevlerinin kapasitesinin artırılmasından yerel yönetimlerle koordinasyona kadar birçok çalışma yürütülmektedir. Ancak bu sorun tamamen ortadan kalkmış değildir. Bu alandaki çalışmaların devamlılık içinde yürütülmesi ve bundan sonraki süreçte de mülki idare amirlerimizin konuyu yakından takip etmesi, belediye ve ilgili kurumlarımızı harekete geçirmesi önem arz etmektedir” dedi.
‘KADES’E GELEN HER İHBAR BİR YARDIM ÇAĞRISIDIR’
Kadına yönelik şiddetin biçimi ve türünün sadece bir asayiş konusu olmadığını vurgulayan Bakan Çiftçi, aile kurumuna, toplumsal huzura ve milletin geleceğine yönelen ciddi bir tehdit olduğunu bildirdi. 6284 sayılı Kanun, kadınların korunması ve şiddetin önlenmesi bakımından hayati bir hukuki araç olduğunu anlatan Çitfçi, “Bu kanunun etkinliğini sahada tahkim etmek ve güçlü kılmak noktasında mülki idare amirlerimizin takibi ve yaklaşımı hayati bir kıymet taşıyor. Bildiğiniz üzere; Mülki amirlerimiz, ihbar veya şikayet üzerine koruyucu tedbirlere karar verebilmekte ve gerekli hallerde bu tedbirlerin süratle uygulanmasını sağlayabilmektedir. Bu yetkinin zamanında ve etkin kullanılması, birçok olumsuz olayın önlenmesi bakımından büyük ehemmiyet taşımaktadır. Açık Kapı Birimlerimizin, YİMER 157 hattının, Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele İl Koordinasyon, İzleme ve Değerlendirme Komisyonlarının etkin çalışması son derece önemlidir. Kadına Destek Uygulaması KADES ise yalnızca teknolojik bir uygulama değildir. KADES’e gelen her ihbar, muhtemel bir şiddet olayının önlenmesi için devlete uzanan bir yardım çağrısıdır. Bu uygulamanın bilinirliğinin artırılması, kadınlarımızın koruyucu mekanizmalara erişiminin kolaylaştırılması ve kamuoyunda farkındalık oluşturulması noktasında sizlerden özel hassasiyet beklediğimi ifade etmek istiyorum” diye konuştu.
REHBERLİK VE DENETİM SÜREÇLERİ BİRLİKTE
Trafik güvenliğinin sağlanması noktasında denetimlerin öneminin büyüt olduğuna dikkat çeken Bakan Çiftçi, “Denetimler kadar önemli olan bir husus da kurallara göre şekillenen bir trafik kültürünün toplumsal anlamda oluşması ve oluşturulmasıdır. Burada hepimizin üzerinde büyük bir sorumluluk var. Çünkü geçtiğimiz yıl, 2025 yılı genelinde 6 bin 35 vatandaşımız trafik kazalarında hayatını kaybetmiştir. 2024 yılında ise bu sayı 6 bin 351 idi. Bir önceki yıla göre yüzde 5’lik bir azalma söz konusu olsa bile, bu rakamlar hala çok yüksek. Trafik kazaları sadece can kaybına yol açmıyor; yaralanmalara, ekonomik kayıplara ve toplumsal huzurun bozulmasına da neden oluyor. 2015-2025 yılları arasında trafik kazalarının ülkemize doğrudan ve dolaylı ekonomik maliyetinin 308 milyar doları aşması, meselenin ekonomik boyutunu da açıkça göstermektedir. Denetlenen araç sayısındaki artışa paralel olarak ölümlü kazalarda yaşanan düşüş, denetimlerin can güvenliğine katkısını açıkça ortaya koymaktadır. Bu nedenle rehberlik ve denetim süreçlerini birlikte yürütmeliyiz. Trafik kurallarına uyumu ceza korkusuyla değil, hayatı koruma bilinciyle toplumsal kültüre dönüştürmeliyiz. Bizim için en büyük kayıp insan hayatıdır. Kaybettiğimiz her can, bir ailenin eksilmesi, bir ocağın sönmesi, bir geleceğin yarım kalmasıdır” dedi.
‘GENELGE HARFİYYEN UYGULANSIN’
Konuşmasında okul güvenliği konusuna dikkat çeken Bakan Çitfçi, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan elim olayların okul güvenliği meselesini bir kez daha bütün boyutlarıyla gündeme taşıdığını söyledi. Dijital ve teknik gelişmelerin olumsuz etkilerinin en belirgin olarak kendisini gösterdiği yerlerin başında okulların geldiğini ifade eden Çiftçi, konuyla ilgili şunları söyledi:
“Fiziksel, psikolojik ve dijital tehditler ekseninde okullarımızda huzur ve güvenliğin tahkim edilmesi noktasında her zamankinden daha özverili çalışmalar ortaya koymak gerekiyor. Şiddet olaylarının, madde kullanımının, akran zorbalığının ve dışarıdan gelebilecek tehditlerin eğitim ortamına taşınmasını engellemek zorundayız. Bu nedenle, İller İdaresi Genel Müdürlüğümüz tarafından gönderilen ‘Okul ve Çevresi Güvenlik Tedbirlerine İlişkin Genelge’nin harfiyen uygulanmasını bekliyoruz. Kolluk birimlerimizle okul yönetimi, yerel idareler, sağlık ve sosyal hizmet birimleri arasında koordinasyonu tesis edecek olan sizlersiniz. Çocuklarımızın güvenliği konusunda hiçbir ihmale, hiçbir gecikmeye, hiçbir zafiyete müsaade edemeyiz. Bu meseleyi ele alırken kendi çocuklarımızı gözümüzün önüne getirelim ve öyle çalışalım.”
BEKÇİLER OKUL VE PARK ÇEVRELERİNDE
Çarşı ve mahalle bekçiliği, kamu düzeninin korunmasında vatandaşla en yakın temas kuran güvenlik unsurlarından biri olduğunu belirten Çiftçi, bekçilerin mahallelerde sürekli ve görünür şekilde görev yapmasının suç üzerinde caydırıcı etki oluşturduğunu bildirdi. Çiftçi, valilere verilen yetki doğrultusunda çarşı ve mahalle bekçilerinin artık gündüz saatlerinde de görev yapabileceklerini söyledi. Çiftçi, düzenleme ile bekçilerin özellikle okul ve park çevrelerinde çocukların, gençlerin ve ailelerin güvenliği açısından ciddi katkı sağlayacaklarını kaydetti.
‘SOSYAL MEDYA, KİŞİSEL REKLAM VE ŞOV ALANINA DÖNÜŞMEMELİ’
Konuşmasında mülki idare amirlerini sosyal medya konusunda uyaran Bakan Çiftçi, “Sosyal medya kullanımı yalnızca kişisel bir tercih alanı değil, aynı zamanda temsil edilen makamın kamuoyundaki algısını etkileyen önemli bir araç ve platformdur. Kamu hizmetlerinin anlatılması, vatandaşla iletişim kurulması, ihtiyaçların tespit edilmesi ve dezenformasyonla mücadele edilmesi bakımından önemli imkanlar sunmaktadır. Ancak bu alan avantajları kadar ciddi riskler de barındırmaktadır. Bilginin çarpıtılması, kurumların itibarsızlaştırılması, kriz dönemlerinde söylentilerin büyümesi, kişisel hakların ihlali ve kritik verilerin paylaşılması gibi risklere karşı dikkatli olunmalıdır. Paylaşımlar sadece teyit edilmiş bilgilere dayanmalı; devlet ciddiyetine, tarafsızlığa ve makamın saygınlığına uygun olmalıdır. Buradan açıkça uyarıyorum; Sosyal medya kamu hizmetlerini görünür kılmak için kullanılmalıdır, kişisel reklam ve şov alanına dönüştürülmemelidir. Muhterem Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, sosyal medya kullanımı konusunda; beğeni almak, gündeme gelmek isteğiyle ölçünün kaçırıldığı noktasında bizlere uyarılarda bulundu. Bu noktadan hareketle, hazırlıklarında sona yaklaştığımız Mülki İdare Amirleri Sosyal Medya Kullanım Rehberi ve Yönergesi’ni yakın zamanda yayımlayacağız. Bu rehber ve yönergeye kati surette uyulmasını bekliyoruz” diye konuştu.
DOĞRU VE ZAMANINDA BİLGİLENDİRME
Konuşmasının son bölümünde dezenformasyonla mücadeleye de değinen Çiftçi, şunları söyledi:
“Dezenformasyon artık küresel ölçekte en ciddi risklerden biri haline gelmiştir. Dünya Ekonomik Forumu’nun 2025 Küresel Risk Raporu’nda dezenformasyon, devletlerin dahil olduğu silahlı çatışmalardan sonra en önemli küresel risklerden biri olarak değerlendirilmektedir. Yapay zeka, deepfake, manipüle edilmiş video ve görsellerin gelişmesiyle bu tehdidin önümüzdeki yıllarda daha da büyüyeceği açıktır. Yanlış veya doğrulanmamış bilgiler; insanların algısını yönlendirebilmekte, devlet kurumlarına güveni azaltabilmekte ve kriz dönemlerinde panik ortamı oluşturabilmektedir. Yanlış bile olsa ilk bilgi hafızada kalıcı olabilmektedir. Bu nedenle doğru bilgi ile hızlı bilgi arasındaki dengeyi çok iyi kurmak zorundayız. Resmi tatiller, olumsuz hava koşulları, asayiş olayları, doğal afetler veya eğitim-öğretime ara verilmesi gibi durumlarda kamuoyunu yanıltabilecek asılsız haber ve paylaşımlar yakından takip edilmelidir. Gerekli durumlarda doğru ve zamanında bilgilendirme yapılmalıdır.” (DHA)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Bakan Çiftçi: Terörsüz Türkiye hedefi, güvenlikten taviz anlamına gelmez
Oktay POLAT/ERZURUM, (DHA)- İÇİŞLERİ Bakanı Mustafa Çiftçi, “Terörsüz Türkiye vizyonu milletimizin huzurunu ve güvenliğini önceleyerek, büyük ve güçlü Türkiye ideali doğrultusunda atılan bir adım, kerim devlet aklının stratejik yaklaşımıdır. Atılan her adım binlerce yıllık devlet aklıyla atılmaktadır. Ancak altını çizerek ifade ediyoruz; Terörsüz Türkiye hedefi, güvenlikten taviz anlamına gelmez. Kamu düzeni ve güvenliğimize tehdit oluşturacak hiçbir duruma ve sınamaya izin veremeyiz” dedi.
İçişleri Bakanlığı tarafından düzenlenen ‘Mülki İdarede, Kamu Düzeni ve Güvenliği Vizyonunu Değerlendirme’ toplantısı Erzurum Hizmet içi Eğitim Enstitüsü’nde yapıldı. 32 ilde 150 kaymakamın katıldığı toplantıda konuşan İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, “Binlerce yıllık devlet geleneğimizde devlet aklını ve milletle kurulan güven bağını temsil eden Mülki İdare Amiri, büyük bir mesuliyet bilinciyle milletimizin duasını zırh bilerek, kamu düzeninin sağlanması sorumluluğunu ve milletimize hizmet etme şuurunu taşıyan kişidir. Sizler görev yaptığınız yerlerde devletimizin gören gözü, işiten kulağı, uzanan eli ve vicdanısınız. Bu aziz millet devletin kapısını adaletin, merhametin ve hizmetin kapısı bilir. Bu nedenle; devlet vakarıyla hareket etmekle mükellefiz. Bu bilinçten hareketle, devletimizle milletimiz arasında gönül köprüsünü kuracak olanlar sizlersiniz. Bu gönül köprüsü yıllar yılı kurulmadı, kurulan köprülere ise hayat hakkı tanınmadı. Devletiyle arasına duvarlar örülen bu aziz millet merhum Abdurrahim Karakoç’un dizelerinde ifade ettiği üzere; Gitmişti makama arz-ı hal için 'Bey' dedi, yutkundu, eğdi başını. Bir azar yedi ki oldu o biçim. 'Şey' dedi, yutkundu, eğdi başını. Ve yıllar yılı hep başını eğdi ve yutkundu. Fakat o günler milletin bağrından çıkan irade ile birlikte artık geride kalmıştır. Jakoben zihniyet ve vesayet prangaları kırılmıştır. Milletin değerleriyle artık devletimizin istikameti bir kılınmıştır. Türkiye Yüzyılı hedefi de tam olarak bu anlayış üzerinde yükselmektedir” diye konuştu.
‘GÜVENLİKTEN TAVİZ ANLAMINA GELMEZ’
Toplantıda ilk ele alacakları başlığın ‘Terörsüz Türkiye’ hedefi olduğunu ifade eden Çiftçi, şunları söyledi:
“Terör ve terörizm; etnik, ideolojik, siber ve organize suç yapılarıyla bağlantılı tüm biçimleriyle kamu düzenimizin yanı sıra; toplumsal birlikteliğimizi, ekonomik istikrarımızı ve milletimizin huzurunu hedef alan en büyük tehditlerden biridir. 40 yılı aşkın süredir mücadele ettiğimiz bölücü terör örgütü ve uzantıları, ülkemizin aydınlık geleceğine gölge olmuştur. Ancak devletimizin yurt içinde ve yurt dışında yürüttüğü kararlı mücadele neticesinde terör örgütü bitme noktasına getirilmiştir. Muhterem Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde başlatılan Terörsüz Türkiye süreci, bu meselenin ülkemizin gündeminden tamamıyla çıkarılması bakımından tarihi bir nitelik taşımaktadır. Terörsüz Türkiye vizyonu milletimizin huzurunu ve güvenliğini önceleyerek, büyük ve güçlü Türkiye ideali doğrultusunda atılan bir adım, kerim devlet aklının stratejik yaklaşımıdır. Atılan her adım binlerce yıllık devlet aklıyla atılmaktadır. Ancak altını çizerek ifade ediyoruz; Terörsüz Türkiye hedefi, güvenlikten taviz anlamına gelmez. Kamu düzeni ve güvenliğimize tehdit oluşturacak hiçbir duruma ve sınamaya izin veremeyiz. Bu noktadan hareketle mülki idare amirlerimiz bu politika doğrultusunda huzuru ve güvenliği daha da güçlü kılma adına her zamankinden daha fazla çalışmak ve gayret göstermek durumundadır. Şüheda toprağı olan bin yıldır vatan bildiğimiz ve ebediyen vatanımız olan bu topraklarda birlik, beraberlik ve kardeşlik içinde yaşamaya, istikbale hazırlanmaya devam edeceğiz.”
ÇOK BOYUTLU TEHDİT
Radikalleşme ile mücadelenin ikinci önemli başlıkları olduğunu belirten Bakan Çiftçi, “Günümüz şartlarında artık radikalleşme; etnik ayrışmalar, dini istismar, dijital propaganda, şiddeti normalleştiren çevrim içi içerikler ve marjinal ideolojiler üzerinden çok boyutlu bir tehdit haline gelmiştir. Dijital tekno kültürün çeşitlenen etki alanlarıyla birlikte, özellikle gençlerimizin sosyal medya, kapalı dijital ağlar, sanal topluluklar ve manipülatif içerikler üzerinden etkilenme riski sürekli olarak artmaktadır. Bir sürecin ve sebepler zincirinin nihai sonucu olan radikalleşme bir anda ortaya çıkan bir durum değildir. Aile içinde yaşanan sorunlarla başlayan ve dışlanma hissi, aidiyet arayışı, sosyal yalnızlık, ekonomik kırılganlık, dezenformasyon gibi unsurların etkisiyle aşamalı biçimde gelişen bu sorunun üzerinde hassasiyetle durmamız gerekmektedir. Bu nedenle meseleyi güvenlik yaklaşımıyla ele alırken sosyal, kültürel, eğitsel ve psikolojik boyutlarını göz önünde bulundurmak zorundayız. Milletimizi ayakta tutan değerleri, yani ahlakı, vicdanı, iyiliği, sevgiyi idraklere sunacak bir mücadele ortaya koymalıyız. Bulunduğunuz şehirlerde kurumlarımızla ve sivil toplum kuruluşlarımızla bu çerçevede meselenin temeline inecek çalışmalar yürütmek büyük bir önem taşımaktadır” diye konuştu.
‘HİBRİT YAPILARA DÖNÜŞTÜLER’
Uyuşturucu ve organize suçlarla mücadele, yeni güvenlik paradigmasının en önemli alanlarından biri olduğunu kaydeden Çiftçi, uyuşturucu ticareti ve organize suç faaliyetlerini çağın vebası olarak nitelendirdi. Yeni nesil organize suç örgütlerinin hibrit yapılara dönüştüğünü vurgulayan Çiftçi, şunları ifade etti:
“Bugün yeni nesil organize suç örgütleri; teknolojik imkanlardan faydalanan, uluslararası bağlantılar kuran, farklı suç alanlarında faaliyet gösterebilen hibrit yapılara dönüşmüştür. Uyuşturucu gelirleri; kara para aklama, silah kaçakçılığı, düzensiz göç, dijital suçlar ve terör finansmanı gibi alanları da besleyebilmektedir. Göz aydınlığı çocuklarımız ve gençlerimiz ise bu tehdidin en hassas hedef kitlesidir. Dijital platformlar, çevrim içi oyun ağları ve sosyal medya üzerinden oluşan manipülasyon alanları, suç örgütlerinin etki alanına girmeleri bakımından ciddi riskler doğurmaktadır. Bu nedenle mücadelemizi operasyonel boyutta sürdürürken, aynı zamanda önleyici güvenlik anlayışıyla hareket etmek durumundayız. Yeni güvenlik anlayışımız; olay olduktan sonra müdahale eden değil, riski önceden gören, suçu oluşmadan engelleyen, veriyi analiz eden ve sahadaki koordinasyonu güçlendiren bir yaklaşıma dayanmaktadır. Mülki idare amirlerimizden beklentimiz; yerel düzeyde risk alanlarını doğru analiz etmeleri, kurumlar arası koordinasyonu sağlamaları, aile, eğitim, sosyal hizmet ve güvenlik birimlerini aynı masa etrafında buluşturmalarıdır. Uyuşturucu sebebiyle kaybedecek tek insanımıza dahi tahammülümüz yoktur.”
‘SORUN TAMAMEN ORTADAN KALKMADI’
Sahipsiz sokak hayvanları konusunun da kamu düzeni, halk sağlığı ve toplumsal huzur bakımından büyük önem arz ettiğini anlatan Çiftçi, sokaklardaki sahipsiz hayvanların kontrolsüz bir şekilde çoğalması meselesinin insan hayatı başta olmak üzere trafik kazaları, bulaşıcı hastalık, doğal dengeyi bozma, kamusal alanda huzursuzluk ve güvensizlik gibi birçok soruna kaynaklık teşkil ettiğini söyledi.
Şehirlerde büyük bir sorun yumağı haline gelen meselede büyük bir yol alındığını kaydeden Çiftçi, “Kim ne derse desin, biz merhamet, huzur ve güvenlik arasında bir denge inşa ederek bu meseleyi ülkemizin gündeminden çıkaracağız inşallah. Biz yaralı bir kuş için vakıf kurmuş merhamet medeniyetinin mensuplarıyız. Yaratılan her canlının bir vazifesi ve o vazife etrafında bir doğal dengenin olduğunun idrakinden hareketle Allah’ın dilsiz kullarından da mükellefiz, sorumluyuz. Bu sorumluluk bilincinden hareketle bakanlığımızca bu alanda önemli bir çalışma ve seferberlik başlatılmış; sahipsiz sokak hayvanlarının toplanmasından aşılama ve kısırlaştırılmasına, hayvan bakımevlerinin kapasitesinin artırılmasından yerel yönetimlerle koordinasyona kadar birçok çalışma yürütülmektedir. Ancak bu sorun tamamen ortadan kalkmış değildir. Bu alandaki çalışmaların devamlılık içinde yürütülmesi ve bundan sonraki süreçte de mülki idare amirlerimizin konuyu yakından takip etmesi, belediye ve ilgili kurumlarımızı harekete geçirmesi önem arz etmektedir” dedi.
‘KADES’E GELEN HER İHBAR BİR YARDIM ÇAĞRISIDIR’
Kadına yönelik şiddetin biçimi ve türünün sadece bir asayiş konusu olmadığını vurgulayan Bakan Çiftçi, aile kurumuna, toplumsal huzura ve milletin geleceğine yönelen ciddi bir tehdit olduğunu bildirdi. 6284 sayılı Kanun, kadınların korunması ve şiddetin önlenmesi bakımından hayati bir hukuki araç olduğunu anlatan Çitfçi, “Bu kanunun etkinliğini sahada tahkim etmek ve güçlü kılmak noktasında mülki idare amirlerimizin takibi ve yaklaşımı hayati bir kıymet taşıyor. Bildiğiniz üzere; Mülki amirlerimiz, ihbar veya şikayet üzerine koruyucu tedbirlere karar verebilmekte ve gerekli hallerde bu tedbirlerin süratle uygulanmasını sağlayabilmektedir. Bu yetkinin zamanında ve etkin kullanılması, birçok olumsuz olayın önlenmesi bakımından büyük ehemmiyet taşımaktadır. Açık Kapı Birimlerimizin, YİMER 157 hattının, Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele İl Koordinasyon, İzleme ve Değerlendirme Komisyonlarının etkin çalışması son derece önemlidir. Kadına Destek Uygulaması KADES ise yalnızca teknolojik bir uygulama değildir. KADES’e gelen her ihbar, muhtemel bir şiddet olayının önlenmesi için devlete uzanan bir yardım çağrısıdır. Bu uygulamanın bilinirliğinin artırılması, kadınlarımızın koruyucu mekanizmalara erişiminin kolaylaştırılması ve kamuoyunda farkındalık oluşturulması noktasında sizlerden özel hassasiyet beklediğimi ifade etmek istiyorum” diye konuştu.
REHBERLİK VE DENETİM SÜREÇLERİ BİRLİKTE
Trafik güvenliğinin sağlanması noktasında denetimlerin öneminin büyüt olduğuna dikkat çeken Bakan Çiftçi, “Denetimler kadar önemli olan bir husus da kurallara göre şekillenen bir trafik kültürünün toplumsal anlamda oluşması ve oluşturulmasıdır. Burada hepimizin üzerinde büyük bir sorumluluk var. Çünkü geçtiğimiz yıl, 2025 yılı genelinde 6 bin 35 vatandaşımız trafik kazalarında hayatını kaybetmiştir. 2024 yılında ise bu sayı 6 bin 351 idi. Bir önceki yıla göre yüzde 5’lik bir azalma söz konusu olsa bile, bu rakamlar hala çok yüksek. Trafik kazaları sadece can kaybına yol açmıyor; yaralanmalara, ekonomik kayıplara ve toplumsal huzurun bozulmasına da neden oluyor. 2015-2025 yılları arasında trafik kazalarının ülkemize doğrudan ve dolaylı ekonomik maliyetinin 308 milyar doları aşması, meselenin ekonomik boyutunu da açıkça göstermektedir. Denetlenen araç sayısındaki artışa paralel olarak ölümlü kazalarda yaşanan düşüş, denetimlerin can güvenliğine katkısını açıkça ortaya koymaktadır. Bu nedenle rehberlik ve denetim süreçlerini birlikte yürütmeliyiz. Trafik kurallarına uyumu ceza korkusuyla değil, hayatı koruma bilinciyle toplumsal kültüre dönüştürmeliyiz. Bizim için en büyük kayıp insan hayatıdır. Kaybettiğimiz her can, bir ailenin eksilmesi, bir ocağın sönmesi, bir geleceğin yarım kalmasıdır” dedi.
‘GENELGE HARFİYYEN UYGULANSIN’
Konuşmasında okul güvenliği konusuna dikkat çeken Bakan Çitfçi, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan elim olayların okul güvenliği meselesini bir kez daha bütün boyutlarıyla gündeme taşıdığını söyledi. Dijital ve teknik gelişmelerin olumsuz etkilerinin en belirgin olarak kendisini gösterdiği yerlerin başında okulların geldiğini ifade eden Çiftçi, konuyla ilgili şunları söyledi:
“Fiziksel, psikolojik ve dijital tehditler ekseninde okullarımızda huzur ve güvenliğin tahkim edilmesi noktasında her zamankinden daha özverili çalışmalar ortaya koymak gerekiyor. Şiddet olaylarının, madde kullanımının, akran zorbalığının ve dışarıdan gelebilecek tehditlerin eğitim ortamına taşınmasını engellemek zorundayız. Bu nedenle, İller İdaresi Genel Müdürlüğümüz tarafından gönderilen ‘Okul ve Çevresi Güvenlik Tedbirlerine İlişkin Genelge’nin harfiyen uygulanmasını bekliyoruz. Kolluk birimlerimizle okul yönetimi, yerel idareler, sağlık ve sosyal hizmet birimleri arasında koordinasyonu tesis edecek olan sizlersiniz. Çocuklarımızın güvenliği konusunda hiçbir ihmale, hiçbir gecikmeye, hiçbir zafiyete müsaade edemeyiz. Bu meseleyi ele alırken kendi çocuklarımızı gözümüzün önüne getirelim ve öyle çalışalım.”
BEKÇİLER OKUL VE PARK ÇEVRELERİNDE
Çarşı ve mahalle bekçiliği, kamu düzeninin korunmasında vatandaşla en yakın temas kuran güvenlik unsurlarından biri olduğunu belirten Çiftçi, bekçilerin mahallelerde sürekli ve görünür şekilde görev yapmasının suç üzerinde caydırıcı etki oluşturduğunu bildirdi. Çiftçi, valilere verilen yetki doğrultusunda çarşı ve mahalle bekçilerinin artık gündüz saatlerinde de görev yapabileceklerini söyledi. Çiftçi, düzenleme ile bekçilerin özellikle okul ve park çevrelerinde çocukların, gençlerin ve ailelerin güvenliği açısından ciddi katkı sağlayacaklarını kaydetti.
‘SOSYAL MEDYA, KİŞİSEL REKLAM VE ŞOV ALANINA DÖNÜŞMEMELİ’
Konuşmasında mülki idare amirlerini sosyal medya konusunda uyaran Bakan Çiftçi, “Sosyal medya kullanımı yalnızca kişisel bir tercih alanı değil, aynı zamanda temsil edilen makamın kamuoyundaki algısını etkileyen önemli bir araç ve platformdur. Kamu hizmetlerinin anlatılması, vatandaşla iletişim kurulması, ihtiyaçların tespit edilmesi ve dezenformasyonla mücadele edilmesi bakımından önemli imkanlar sunmaktadır. Ancak bu alan avantajları kadar ciddi riskler de barındırmaktadır. Bilginin çarpıtılması, kurumların itibarsızlaştırılması, kriz dönemlerinde söylentilerin büyümesi, kişisel hakların ihlali ve kritik verilerin paylaşılması gibi risklere karşı dikkatli olunmalıdır. Paylaşımlar sadece teyit edilmiş bilgilere dayanmalı; devlet ciddiyetine, tarafsızlığa ve makamın saygınlığına uygun olmalıdır. Buradan açıkça uyarıyorum; Sosyal medya kamu hizmetlerini görünür kılmak için kullanılmalıdır, kişisel reklam ve şov alanına dönüştürülmemelidir. Muhterem Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, sosyal medya kullanımı konusunda; beğeni almak, gündeme gelmek isteğiyle ölçünün kaçırıldığı noktasında bizlere uyarılarda bulundu. Bu noktadan hareketle, hazırlıklarında sona yaklaştığımız Mülki İdare Amirleri Sosyal Medya Kullanım Rehberi ve Yönergesi’ni yakın zamanda yayımlayacağız. Bu rehber ve yönergeye kati surette uyulmasını bekliyoruz” diye konuştu.
DOĞRU VE ZAMANINDA BİLGİLENDİRME
Konuşmasının son bölümünde dezenformasyonla mücadeleye de değinen Çiftçi, şunları söyledi:
“Dezenformasyon artık küresel ölçekte en ciddi risklerden biri haline gelmiştir. Dünya Ekonomik Forumu’nun 2025 Küresel Risk Raporu’nda dezenformasyon, devletlerin dahil olduğu silahlı çatışmalardan sonra en önemli küresel risklerden biri olarak değerlendirilmektedir. Yapay zeka, deepfake, manipüle edilmiş video ve görsellerin gelişmesiyle bu tehdidin önümüzdeki yıllarda daha da büyüyeceği açıktır. Yanlış veya doğrulanmamış bilgiler; insanların algısını yönlendirebilmekte, devlet kurumlarına güveni azaltabilmekte ve kriz dönemlerinde panik ortamı oluşturabilmektedir. Yanlış bile olsa ilk bilgi hafızada kalıcı olabilmektedir. Bu nedenle doğru bilgi ile hızlı bilgi arasındaki dengeyi çok iyi kurmak zorundayız. Resmi tatiller, olumsuz hava koşulları, asayiş olayları, doğal afetler veya eğitim-öğretime ara verilmesi gibi durumlarda kamuoyunu yanıltabilecek asılsız haber ve paylaşımlar yakından takip edilmelidir. Gerekli durumlarda doğru ve zamanında bilgilendirme yapılmalıdır.” (DHA)
En Çok Okunan Haberler