Devrek Belediyesi'ne yönelik 'yolsuzluk' davası başladı (2)

Haber Giriş Tarihi: 11.05.2026 21:50
Haber Güncellenme Tarihi: 11.05.2026 21:50
breakingnews.com.tr

29 SANIK GELDİ, 1 SANIK KATILMADI

Zonguldak 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Devrek Belediyesi’ndeki ‘yolsuzluk’ davasında, ilk duruşma görüldü. Duruşmada, 27 sanık hazır bulunurken 2 sanık SEGBİS aracılığıyla ifade verdi. Sanık Ali Y. duruşmaya katılmadı. Belediyeden alacaklarını almak ve işlerini hızlandırmak için rüşvet vermekle suçlanan iş insanları ile aldığı öne sürülen sanıklar; para transferinin borç karşılığı, ihtiyaç sahiplerine yardım gönderilmesi amacıyla olduğunu öne sürdüler. Sanık esnaftan Bircan K.’nin kredi kartlarını kullandığını söyleyen Engin K., bu sebeple aralarında sıkça para alışverişi olduğunu, kart borcunu ödemek için gönderdiğini söyledi.

Birçok sanık, zimmet yönünden ödeme konusunda yetkili olmadıklarını söyledi. Bordro ve fazla mesai ücreti gibi hesaplamaların İnsan Kaynakları Müdürlüğü’nün hazırladığını, muhasebe müdürlüğünün ise sadece evrakı kayıt edip ödeme emri oluşturduğunu ifade etti.

MUHASEBE MÜDÜRÜ: BİRAZ ROLANTİYE ALIN YOKSA MAAŞ ÖDEYEMEYECEĞİZ

Muhasebe Müdürü Nafia Çakır, rüşvete dair savunmalarında, eşinin hastalığı nedeniyle birçok kişiden destek aldığını söyledi. Belediyede göreve geldiğinde İnsan Kaynakları Müdürlüğü’nün doğrudan başkanlığa bağlı bir birim olduğunu söyleyen Çakır, “Personel ödemeleri, emeklilik vesaire ödemelere dair ne varsa tamamen insan kaynaklarına devredildi. Kişilerin çoğunu tanımıyorum. İşçilerden bazısını tanırım. Bütün birimlerden müdürlüklerden puantajlar gelir, hepsi insan kaynaklarına gelir onlar da hesaplamayı yapar. İnsan kaynakları evrakı hazırlar. Harcama yetkilisi müdürler bordroları imzalıyor. Muhasebeye ödeme listesi gelir, bakarım rakamlarda yanlışlık var mı yok mu; tamam derim. Emekli olanların çoğunu sorgulamadım. Hep ayın 14'ünde alelacele evrakları hazırlardım, maaş ödemeleri hep son güne kalırdı. Muhasebe sonuçta, fatura bile olsa karışırdım, bu yüzden beni sevmezlerdi. 2022'de sel var, afet var yoğun çalışıyoruz; mesailer çok fazla gelmeye başladı. ‘Biraz rolantiye alın, yoksa maaş ödeyemeyeceğiz’ dedim. Bana mesai evrakı gelince, ben ‘hani yapılmayacaktı’ diye Tuncay Ulupınar ile tartıştım. Başkanın mesai yapılmayacaktı talimatı vardı, başkanın yanına gittim. Başkan telefonla konuşuyordu ama bana ‘bilgim var’ demişti. Kanalizasyon su işleri gibi acil şeylerde çalıştıkları için mesai yapmışlardır diye düşündüm. Ben de başkan ‘tamam’ deyince sustum. Tuncay benim fazla mesaimi hesaplayan birim değil, mesaimi o yapamaz” dedi.

İMZALAR BENİM İMZAMA BENZEMİYORDU’

Müfettişin geldiği dönemde, imzalardan bazısının kendisine ait olmadığını belirten Çakır, “imza senin mi diye sordular 3 tanesi benim dedim ama biri benim imzama benzemiyordu. Orada benim imzam olmayan şeyler var. Benimle beraber bir başkasının da imza ve kaşesinin kullanıldığı tespit edildi. Benim dosyamdan 2 evrak yok edilerek sunulmuş. Bana müfettiş ‘izin yapmadı mı’ deyince ben eşim için aylarca hastanelerde olduğumu da söyledim. Özlük dosyamda hiçbir izin ve rapor görünmüyor hatta belediyeden dosyamı talep ettim. Hesabıma personelden gelen paralar da gün parasıydı suçlamaları kabul etmiyorum” dedi.

ESKİ BELEDİYE BAŞKANI: VATANDAŞIN EMEKLİ OLDUĞUNDAN HABERİMİZ YOK

Mahkemede savunma yapan eski Belediye Başkanı Çetin Bozkurt, “Hiçbir belediyede başkan bordro görmez. Birim amirleri puantajı yapar, insan kaynakları bordro hesaplar. 300 küsür personelin bordro imzası tek bir onay ile yapılır. Emekli olmak isteyen gelir makama söyler, fotoğraf çekip sosyal medyada paylaşır. Başkana kızgınsa başkan yardımcısına falan çıkar. Ödemeler için insan kaynakları yazar, encümene gelir. Encümen onayını verir ve ödeme emri hazırlanır. Emcümenden sonraki tüm işlemleri insan kaynakları yapar. Örneğin 20 kişinin emeklilik ödemesi için hazırlık yapılır. İller Bankası’ndan kredi alınır. Belediyeler parayı görmez zaten doğrudan hesaplara gider. İddianamede geçen nikah memuruyla beraber işe girdik. Ben emekli oldum, o devam ediyor. Her gün görüşürdük. ‘Emekli parasını aldım’ falan demedi, ‘geri gönderdim’ de demedi. Müfettiş bana imzan emeklilik işlerinde kullanılmış dedi. Vatandaşın emekli olduğundan haberimiz yok.” dedi.

‘İHALE EVRAKINI ÇAMUR İÇİNDE İMZALADIM’

İhaleye fesat karıştırma iddialarıyla ilgili konuşan afet döneminde İçişleri Bakanlığı ve AFAD’ın ihaleyi hızlandırmaları yönünde talimat verdiğini söyleyen Bozkurt, “Sel felaketiyle uğraşırken bir an önce ihaleye çıkın talimatını müdür S.Ç.’ye verdim. Hatta evrakı çamur içinde imzaladım. İhalenin işleyişi ile ilgili bir bilgim yok. Şişli Belediyesinin ihalesinden kalan eksikleri tespit edip tutanak tutup sorduk. Cevap gelmedi. İçerik başka olduğu için biz ilana çıktık” diye konuştu.

İRTİKAP SUÇLAMASINI REDDETTİ

Annesi üzerine irtikap iddiasıyla aldığı villayla ilgili kendini savunup suçlamaları reddeden Bozkurt, müteahhitin kendisinin ortak olduğu arsayı ortağından aldığını ancak kendisinin satmak istemediğini, işlemler durduğu ve şua mahkemesini kaybedeceği için müteahhidin kendisine ‘trampa yapmayı’ teklif ettiğini bu şekilde villayı aldığını ve gerekli ödemeleri de yaptığını, müteahhit S.G.’nin sanık, kendisinin müşteki konumda bulunması gerektiğini, 2 ayrı sözleşme yaptıklarını söyledi.

İNSAN KAYNAKLARI MÜDÜRÜ: SUÇLAMALARI KABUL EDİYORUM, BAŞKASININ SUÇU YOK

Alkol bağımlısı olmadan önce iyi bir aile babası ve işini düzgün yapan biri olduğunu söyleyen dönemin İnsan Kaynakları Müdürü Tuncay Ulupınar, “Bu olaylar başına gelmeden işini düzgün yapan tüm mesai arkadaşlarımdan bu durum için özür diliyorum. İşleri düzgün yapan bir aile babasıyken alkolle birlikte hayatımın nasıl kaydığını gördüm. Sabah 8’de işyerinde bile alkol alıyordum. Her işimi şeffaf şekilde yaparken alkol kullanmaya başlayınca yaptığım bazı şeyler nedeniyle maddi zorluklar yaşadım. Ufak tefek şeyler yapmaya başladım. Benim görevim birimlerden gelen talepleri puantajları hesaplayıp göndermek. Yanımda çalışan sanık N.C.Ş. ve T.K. ‘biz de mesai yapalım’ diye geldiler. Hesaplama işleminden sonra doğru bordroları muhasebeye gönderiyordum. Sonra fazla hesaplanmış mesai paralarını, kesinti yaparak tahsildara bankadan aldırıyorduk. Ben de paylarını zarf içinde kendilerine veriyordum. Ben yaparım, gidip bankaya yatırmışımdır, o yatırmamıştır. Yapılan bordrolar, fiziken gidiyor tarih ve sayı yazar. Muhasebeleştirme yaptıklarında bilgisayar sistemine entegre ederler. Ne hikmetse bana söylenen ‘fazla mesai yapalım, para alalım’ işleri hep manuel yöntemle yapılıyordu. Ben suçlamaları kabul ediyorum. Başkanların, yardımcıların, konudan haberi yoktur. Tüm işlemleri ben yaptım. Doğru evraklar üstte dururdu, sahtesini araya koyardım. Kimsenin imzasını taklit etmedim. İfadelerimi de hür ifademle verdim. Ben yapılan iş ve işlemlerde kimseye suç atmıyorum. Ben antidepresan ve alkolü bırakmak için ilaç kullanıyordum. Başkan bile bana ‘sana ne oldu’ diyordu. Ailesel sıkıntılarım vardı. Ne olursa en ufak sıkıntıda içki içiyordum. 13- 14 aydır tutukluyum cezaevinde. Bu sayede bıraktım inşallah. Tahsildarların da hiçbirinin suçu yok. Onlar yönlendirmelerle hareket ediyor. Ben bunları anlatacak durumda bile değildim. Cezaevinde içmediğim için herhalde” dedi.

MAHKEME BAŞKANI: CEZAEVİ SANA YARADI MI?

Mahkeme başkanı ‘cezaevi sana yaradı mı diyorsun’ diye sordu. Ulupınar ise “Çok şükür yaradı. Kimseye suç atma derdinde değilim. İşçiler 3 aylık ikramiyelerini alamazdı, borç yazılırdı. Ama bu yaptığımız ödeme kesintilerindeki parayı hemen çektirebiliyorduk, paranın kaynağını ben bilemem. Nafia hanımın da fazla ödemelerden haberi yoktu. Kendi hesapladığım, kıdem tazminatlarındaki 3.5 milyondu faiziyle onu yatırdım. Maaşlarda ise 1.5- 1.9 milyon arasıydı, tam hesaplayamadım cezaevinde. İddianameyi okumadım. Etkin pişmanlık kapsamında verdiğim ifadem de geçerlidir. Ben ceza alacağım biliyorum, ama derdim kendimi dinletmek istiyorum. Ben 9 ay bugün beni ifadeye çağırırlar diye evimde bekledim. Kaçacak olsam kaçardım. Herkesle eşit şartlarda kendimi ifade etmek istiyorum, tahliyemi talep ederim” diye konuştu.

BAŞKANIN EV HAPSİ KALDIRILDI

Duruşmada sanık ifadeleri tamamlandı. Mahkeme heyeti, Çetin Bozkurt’un ev hapsi şeklindeki adli kontrol tedbirinin kaldırılmasına, Tuncay Ulupınar’ın tutukluluğunun devamına karar verdi. Dinlenilmeyen tanıkların dinlenmesi ve avukatların delil ve yazılı beyanlarını sunması için süre vererek duruşmayı 3 Temmuz’a erteledi.

ÇETİN BOZKURT: OLMASI GEREKEN OLDU

Adliye çıkışında “Şu an mutluluk yaşıyorum, o kadar. Gerekli açıklamaları ileride hepinize yapacağım.” diyen Çetin Bozkurt, ‘Ağladınız mı’ sorusuna ‘Yok gözüme çapak kaçtı’ cevabını verdi. Adli kontrolünün kaldırılmasıyla ilgili soruya Bozkurt, “Olması gereken oldu” dedi.

Ali Sencer ARSLAN- Öznur GÜNEŞ/ ZONGULDAK, (DHA)-