
İSTANBUL, (DHA)- İZMİR'de yaşayan 31 yaşındaki Başak Kaya özel sağlık sigortasının check-up hakkını kullanmak için hastaneye gittiğinde yapılan kontroller sonucu meme kanseri tanısı aldı. Üçüncü evrede tanı alan Kaya, Medipol Sağlık Grubu’nda gerçekleşen cerrahi onarım sayesinde fiziksel kayıp yaşamadan sağlığına kavuştu. Kaya, “Kontrole gitmeseydim belki hayatta değildim” dedi.
Medipol Sağlık Grubu’nda tedavi gören 31 yaşındaki Başak Kaya, check-up sırasında tesadüfen öğrendiği meme kanseriyle zorlu bir mücadeleye başladı. Üçüncü evrede tanı alan Kaya’nın tedavi süreci, Meme Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Sina Ferahman ve Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Burak Özkan tarafından planlandı. Ailesinde de meme kanseri öyküsü bulunan genç hastanın yaşadıkları, hastalığın her yaşta görülebileceğini ve düzenli kontrollerin ihmal edilmemesi gerektiğini ortaya koydu.
‘MEME KANSERİ ARTIK DAHA GENÇ YAŞLARDA GÖRÜLÜYOR’
Genç yaşta meme kanseri vakalarının son yıllarda belirgin şekilde arttığına dikkat çeken Doç. Dr. Ferahman, “Bu durum hem hekimler hem de hastalar açısından önemli bir farkındalık gerektiriyor” dedi. 31 yaşındaki Başak Kaya’nın da bu genç hasta grubunda yer aldığını ifade eden Doç. Dr. Ferahman, hastanın kemoterapi sürecinin sonuna doğru kendileriyle tanıştığını söyledi. Aile öyküsünde de meme kanseri bulunan Kaya’nın sürece oldukça bilinçli yaklaştığını vurgulayan Doç. Dr. Ferahman, “Hastalığını bilen, süreci anlayan ve hekimiyle birlikte karar verebilen hastalar tedavi sürecinde çok daha güçlü ilerliyor” dedi. Doç. Dr. Ferahman, meme kanserinin artık yalnızca ileri yaş hastalığı olmadığını vurgulayarak, 20’li yaşlarda bile vakalarla karşılaştıklarını belirtti.
‘ERKEN TANI TARAMA İLE MÜMKÜN’
Her kadının meme kanseri açısından risk düzeyinin farklı olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Ferahman, aile öyküsü, sigara ve alkol kullanımı, obezite, hormonal faktörler ve doğum öyküsünün bu riski etkileyen başlıca unsurlar arasında yer aldığını ifade etti. Bu faktörlerin detaylı şekilde değerlendirilmesiyle kişiye özel bir risk skoru oluşturduklarını belirten Doç. Dr. Ferahman, bu sayede hastalar için en doğru tarama ve takip planının belirlendiğini söyledi. Doç. Dr. Ferahman, meme kanserinin her yaşta görülebileceğinin unutulmaması gerektiğini vurgulayarak, “Bu bir korku değil, bir önlem mesajıdır” dedi. Erken teşhisin yalnızca tedavi başarısını değil, hastaların yaşam kalitesini de doğrudan etkilediğini sözlerine ekledi.
‘MEME KAYBI YAŞANMADAN DOĞAL GÖRÜNÜM SAĞLANABİLİYOR’
Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Burak Özkan, yapılan değerlendirmeler sonucunda hastaya çift taraflı mastektomi önerildiğini ve ardından meme rekonstrüksiyonu sürecine geçildiğini belirtti. Hastanın yaşı, cilt kalitesi ve hastalığın durumu göz önünde bulundurularak kişiye özel bir planlama yapıldığını ifade eden Doç. Dr. Özkan, cilt altı plana yerleştirilen implantlarla meme onarımının gerçekleştirildiğini söyledi. Bu yöntem sayesinde hastanın ameliyat sonrası meme kaybı hissini yaşamadan uyanmasının sağlandığını belirten Doç. Dr. Özkan, aynı zamanda hastanın doğal görünümüne en yakın sonucun elde edildiğini ifade etti.
‘CERRAHİ UYUM VE ERKEN TANI SONUCU BELİRLİYOR’
Meme cerrahisi ile plastik cerrahinin uyum içinde çalışmasının başarılı sonuçlar açısından kritik olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Özkan, uygun cilt yapısına sahip hastalarda implantlarla oldukça doğal ve estetik sonuçlar elde edilebildiğini belirtti. Cilt yetersizliği olan durumlarda ise karın ya da sırt bölgesinden alınan dokularla yeniden meme oluşturulabildiğini ifade eden Doç. Dr. Özkan, her hastaya özel planlama yapılmasının önemine dikkat çekti. Meme sağlığının ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi.
‘KONTROLE GİTMESEYDİM BELKİ HAYATTA OLMAYACAKTIM’
31 yaşındaki Başak Kaya, meme kanseri tanısını yaklaşık bir yıl önce tesadüfen öğrendiğini söyledi. Özel sağlık sigortasının check-up hakkını kullanmak için hastaneye gittiğini belirten Kaya, yapılan kontrollerde üçüncü evre meme kanseri tanısı aldığını ifade etti. “Biraz daha gecikseydim ya da o kontrolü yaptırmasaydım, belki bugün hayatta bile olmayacaktım” dedi. Tedavi sürecinin oldukça zorlu geçtiğini belirten Kaya, İzmir’den gelerek farklı doktorlarla görüştüğünü, sonrasında Doç. Dr. Sina Ferahman ile tanıştıktan sonra sürecin daha güvenli ilerlediğini dile getirdi. Ailesinde de meme kanseri öyküsü bulunduğunu belirten Kaya, iki ablasının da aynı hastalıkla mücadele ettiğini söyledi. “Erken evrenin ne demek olduğunu tanı aldıktan sonra öğrendim” diyen Kaya, üçüncü evrede tanı almasının tedavi sürecini uzattığını vurguladı. “Daha bilinçli olsaydım bu süreç aylar içinde bitebilirdi ama şimdi yıllara yayıldı” ifadelerini kullandı.
‘KADINLAR KENDİNİ MUTLAKA KONTROL ETMELİ’
Tedavisinin son aşamasına geldiğini ve şu an kendini çok daha iyi hissettiğini belirten Kaya, özellikle kadınlara önemli bir çağrıda bulundu. “Bu süreç hem fiziksel hem psikolojik olarak çok zorladı. Bu yüzden herkesin kendini düzenli kontrol etmesi gerekiyor” dedi. Özellikle duş sırasında yapılan kendi kendine muayenenin önemine dikkat çeken Kaya, erken farkındalığın hayat kurtardığını ifade etti.