Hayatını 'cam' çocuklarına adadı

Haber Giriş Tarihi: 10.05.2026 11:49
Haber Güncellenme Tarihi: 10.05.2026 11:49
breakingnews.com.tr

Yiğithan HÜYÜK/BURSA, (DHA)- BURSA’da yaşayan Minire Alkan’ın (55), genetik bir bağ dokusu hastalığı olan cam kemik hastalığı (Osteogenezis İmperfekta) ile dünyaya gelen 2 çocuğu yaşamlarını tekerlekli sandalyede sürdürüyor. 35 yıl önce çocukları Eren (40) ve Eda (36) için Bursa’ya taşınan anne Alkan, hem çocuklarına bakıp hem de geçim mücadelesi verirken, sağlıklı bir şekilde dünyaya gelen oğlu Batuhan’ın (23) üniversite masraflarını karşılamaya çalışıyor. Çocuklarından önce hayatını kaybetme ihtimalinin en büyük korkusu olduğunu söyleyen Alkan, “Özellikle hiçbir ihtiyacını karşılayamayan Eren’i düşündükçe gözyaşlarımı tutamıyorum” dedi.

Erzurum'da evlenen amca çocukları Minire ve Yaşar Alkan (58) çiftinin ilk çocukları Eren (40) ve ardından Eda (36), genetik bir bağ dokusu hastalığı olan cam kemik hastalığı ile dünyaya geldi. Dokunulduğunda dahi kemikleri kırılan çocuklarının tedavisi ve daha iyi bir gelecek için 35 yıl önce Bursa'ya taşınan aile, burada yaşam mücadelesi vermeye başladı. Üçüncü çocukları Batuhan’ı (23) sağlıklı bir şekilde kucağına alan Minire Alkan, çocuklarına bakabilmek için çalıştığı fabrikadan ayrıldı. Bir süre sonra eşiyle de yolları ayrılan Alkan, iki engelli evladının ve eğitim gören oğlunun tüm yükünü tek başına omuzladı.

ENGELLİ MAAŞIYLA HEM GEÇİM HEM EĞİTİM MÜCADELESİ

Devletin kendisine ve engelli iki çocuğuna bağladığı toplam 35 bin liralık maaşla geçinmeye çalışan Alkan, bu kısıtlı gelirle hem ev kirasını ödüyor hem de Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Gazetecilik Bölümü’nde okuyan oğlu Batuhan’ın masraflarını karşılıyor. Alkan’a en büyük destek ise yine cam kemik hastası oğlu Eren'den geliyor. Eren, hastalığına rağmen tekerlekli sandalyesiyle semt pazarlarına giderek çorap satıp annesine katkıda bulunmaya çalışıyor.

‘TEK İSTEĞİM ONLARDAN SONRA ÖLMEK’

Kendisinden sonra çocuklarının sahipsiz kalmasından endişe eden Alkan, “Allah onları bana verdiği için çok mutluyum. Yapılabilecek bir şey yok. Onlara bakmak zorundayım. Eren bana bağlı. Tek isteğim onlardan sonra ölmek. Eren’in yatırması, kalkması ve geriye kalan her işlemi bana ait. Çocuklarımı eve bırakıp, çalışıyordum. Şu an çalışamıyorum. Onlara bakıyorum. Geçimimi onlardan aldığım parayla sağlıyorum” ifadelerini kullandı.

‘EN BÜYÜK ÖZLEMİM FUTBOL OYNAMAK’

Hastalığının ilerlemesinin durduğunu söyleyen Eren Alkan, ‘’Doğuştan cam kemik hastasıyım. Vücudumda kırılmalar oluyor. 2007 senesinde tedavi oldum. Hastalığımın ilerlemesi durdu ve kendimi iyi hissediyorum. En büyük özlemim futbol oynamak. Mahalledeki arkadaşlarım beni bebek arabasına koyarak top oynattılar. Elimle topu kurtarırdım. Böylece futbolu da tatmış oldum” diye konuştu.

‘EN BÜYÜK HAYALİM GALATASARAY MAÇINI TRİBÜNDEN İZLEMEK’

Günün çoğunu Bursa Kent Konseyi Engelliler Meclisi’nde geçirdiğini söyleyen Eda Alkan ise “Cam kemik hastasıyım. Hayattan büyük beklentilerim yok, yaşayabildiğim kadar yaşamaya çalışıyorum. En büyük hayalim ise bir Galatasaray maçını tribünden izlemek. Çünkü koyu bir Galatasaray taraftarıyım. Aynı zamanda Bursa Kent Konseyi Engelliler Meclisi yönetim kurulunda görev alıyorum ve günümün çoğunu orada geçiriyorum. Okula gitmiyorum ama okuma yazmayı öğrendim” dedi. (DHA)