
Ayşenur DEMİRTAŞ-Batuhan DURNAOĞLU/ANKARA, (DHA)- ANKARA’da spor salonu işleten Esra Özkan (39), serebral palsili kızı Bahar’ın ellerini kullanabilmesi için kendi imkanlarıyla özel aparat geliştirdi. Bahar Özkan (16), annesinin geliştirdiği aparat sayesinde doktorların ‘kullanamaz’ dediği sağ eliyle yazı yazmaya ve günlük ihtiyaçlarını karşılamaya başladı.
Milli karateci ve antrenör Esra Özkan’ın, prematüre doğan ikiz kızlarından Bahar Özkan’a doğum sonrası ‘serebral palsi’ tanısı konuldu. Yürümekte ve konuşmakta güçlük yaşayan Bahar için yıllardır fizik tedavi sürecini sürdüren Esra Özkan, kızının parmaklarındaki deformasyonu azaltmak ve hareket kabiliyetini artırmak amacıyla kendi imkanlarıyla özel aparat geliştirdi. Sanayi ipi ve plastik malzemeler kullanılarak hazırlanan aparat sayesinde Bahar, ‘asla kullanamaz’ denilen sağ elini kullanmaya, katı gıda tüketmeye ve yazı yazmaya başladı. Mücadelesini sadece kendi evladıyla sınırlı tutmayan Esra Özkan, sporcu kimliğini de bu sürece dahil ederek kurduğu salonda özel gereksinimli bireylere ‘Para-karate’ eğitimi vermeye başladı.
'HAYATIMI KIZLARIMDAN ÖNCE VE SONRA DİYE İKİYE AYIRABİLİRİM'
Esra Özkan, "Bu süreç bizim için yaklaşık 15 yıldır devam eden, hem çok çetrefilli hem de çok anlamlı bir yolculuk. Bu yolculuk bana, ‘hayatımın ikinci baharı’ derler ya, tam olarak öyle bir duygu yaşattı. Hayatımı ‘kızlarımdan önce’ ve ‘kızlarımdan sonra’ diye ikiye ayırabilirim. O kadar farklı bir deneyim içindeyim" dedi.
Kızlarının 5,5 aylık prematüre olarak dünyaya geldiğini belirten Özkan, "Biri 630 gram, diğeri 870 gramdı. Doğumun ardından hemen kuvöz sürecimiz başladı. Bu süreçte doktorların ‘kaçınılmaz’ dediği beyin kanamaları meydana geldi. Doktorlar, ‘Vücut ya kendini toparlar ya da bir sekel bırakabilir’ demişti. Kanama 2’nci evrede kaldı ama yine de kızımın yürüme merkezi etkilendi. Yaklaşık 10 aylıktan bu yana düzenli fizyoterapi alıyoruz ve bunun ciddi faydalarını görüyoruz" diye konuştu.
'FİZİK TEDAVİYİ HİÇ BIRAKMADIK'
Kızı için özel aparat geliştirdiğini anlatan Özkan, “İnternetten el, ayak ve parmak splintlerini araştırdım. Yurt dışından numaralı aparatlar getirttim; ancak Bahar’ın parmakları çok ince olduğu için bunlar büyük geldi. Bir çözüm ararken sanayi ipi buldum. Aparatları bu iplerle doladım ve çakmakla yakıp sabitledim. Kızımın parmaklarındaki ‘kuğu boynu deformitesini’ engelleyecek bir aparat ortaya çıkardım. Bu sayede ergoterapi çalışmalarına başladık. ‘İşleyen demir pas tutmaz’ hesabı, aktifleştikçe ‘asla kullanamaz’ denilen sağ eliyle katı gıdalar tüketmeye başladı" ifadelerini kullandı.
Özkan, fizik tedavi sürecini hiç bırakmadıklarını söyleyerek, "Kızımın ‘kuadriplejik’ tip dediği serebral palsi modeli aslında ‘tam tutulumlu’ demek. Ancak biz parmak uçlarından ayak eklemlerine kadar her detayla ilgileniyoruz. Fizik tedaviyi hiç bırakmadık. Hatta doktorumuz, ‘Yüzlerce ameliyat yaptım ama böyle bir sonuçla ilk kez karşılaşıyorum’ diyerek şaşkınlığını gizleyemedi. Bahar, 4,5 yaşında ilk adımını attı" dedi.
'PSİKİYATRİST OLMAK İSTİYORUM'
Bahar Özkan ise ilkokuldan beri psikoloji ve psikiyatri alanlarına ilgi duyduğunu belirterek, "İnsanların ruhundaki kırıkları en güzel şekilde onarabilen bir profesör veya bir psikiyatrist olmak her zaman en büyük hedeflerimden biri oldu. Fizik tedavi ve okul derslerimden fırsat bulduğum her an psikiyatri çalışmayı çok seviyorum; özellikle psikiyatrik ilaçların kullanımıyla ilgili makaleler okuyorum" diye konuştu.
'APARATLA YEMEĞİMİ KENDİM YİYEBİLİYORUM'
Annesinin geliştirdiği aparatların hayatını değiştirdiğini söyleyen Bahar Özkan, "Annemin yapmış olduğu aparatlar, öncelikle ellerimi kullanabilmem konusunda bana çok büyük bir destek sağladı. Annem, parmaklarımdaki ‘kuğu boynu deformitesini’ engellemek için yaptığı aparatların haricinde, yazı yazabilmem için de özel düzenekler hazırladı. O aparatlar sayesinde, örneğin artık bir ‘E’ harfini, ‘A’ harfini yazabiliyorum" açıklamasında bulundu.
Özkan, "Daha öncesinde doktorlar, sağ elimi ne yaparsam yapayım asla kullanamayacağımı söylemişti. Ancak şu an annemin parmaklarım için geliştirdiği bu aparat sayesinde, örneğin bir salatalığa çatalı batırıp yemeğimi çok rahat bir şekilde kendim yiyebiliyorum. Bu benim için tarif edilemez bir özgürlük" dedi. (DHA)