Hayatın en ilginç paradokslarından biri, bir şeyi tüm kalbimizle isterken aynı anda onun zıddını da yaratıyor olmamızdır. Çünkü evren kutupluluk üzerine kuruludur. Gece varsa gündüz de vardır; sıcak varsa soğuk da. Aynı şekilde istemek de kendi içinde istememeyi barındırır.
Bir ilişki isteriz. Fakat derinlerde bir yerde yalnız kalmaktan korkuyoruzdur. Bolluk isteriz, çünkü yokluğu deneyimlemişizdir. Sağlık isteriz, çünkü hastalık ihtimali vardır. Dikkat edilirse her arzu, aslında karşı kutbunun farkındalığından doğar. İstediğimiz şeyin varlığı, istemediğimiz şeyin de zihnimizde canlı kalmasına neden olur.
Bu nedenle birçok insan hayatını sürekli arzulayarak geçirir ama bir türlü huzura ulaşamaz. Çünkü odağı sadece istediği şeyde değil, aynı zamanda kaçınmaya çalıştığı şeydedir. Bir kapıyı açarken diğer kapıyı da bilinçsizce açık bırakır.
Belki de asıl mesele istemeyi bırakmak değildir. Asıl mesele, arzularımızın ardındaki korkuları görmek ve onların esiri olmamaktır. İşte burada nötr alan devreye girer.
Nötr alan, vazgeçmişlik değil; teslimiyet halidir. "Olursa mutlu olurum, olmazsa da eksilmem" diyebilmektir. Çünkü insan kaderiyle hizalandığında hayatı zorlamaktan çıkar ve yaşamın akışına katılır. O zaman seçimleri korkudan değil, özünden gelir.
Ruhun bu dünyaya geliş amacı belki de tam olarak budur: İllüzyonların yarattığı eksiklik hissinden çıkıp hakikatin bütünlüğünü hatırlamak. Çünkü ruh, sahip olmak için değil deneyimlemek için gelir. Yaşadığı her olay, her karşılaşma ve her ayrılık onun öğrenme yolculuğunun bir parçasıdır.
Hakikatten yaşamak, arzuların peşinden körü körüne koşmak değil; arzuların da korkuların da ötesinde duran özü duyabilmektir. O noktada insan artık eksik olduğu için istemez. İçindeki bütünlükten hareket eder.
Ve belki de hayatın en büyük sırrı burada saklıdır:
İstemek ve istememek aynı eksenin iki ucudur. Hakikat ise o eksenin tam merkezinde, sessizce bekler.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Eda Yiğit
İstemek ve İstememek Arasındaki İnce Çizgi
Hayatın en ilginç paradokslarından biri, bir şeyi tüm kalbimizle isterken aynı anda onun zıddını da yaratıyor olmamızdır. Çünkü evren kutupluluk üzerine kuruludur. Gece varsa gündüz de vardır; sıcak varsa soğuk da. Aynı şekilde istemek de kendi içinde istememeyi barındırır.
Bir ilişki isteriz. Fakat derinlerde bir yerde yalnız kalmaktan korkuyoruzdur. Bolluk isteriz, çünkü yokluğu deneyimlemişizdir. Sağlık isteriz, çünkü hastalık ihtimali vardır. Dikkat edilirse her arzu, aslında karşı kutbunun farkındalığından doğar. İstediğimiz şeyin varlığı, istemediğimiz şeyin de zihnimizde canlı kalmasına neden olur.
Bu nedenle birçok insan hayatını sürekli arzulayarak geçirir ama bir türlü huzura ulaşamaz. Çünkü odağı sadece istediği şeyde değil, aynı zamanda kaçınmaya çalıştığı şeydedir. Bir kapıyı açarken diğer kapıyı da bilinçsizce açık bırakır.
Belki de asıl mesele istemeyi bırakmak değildir. Asıl mesele, arzularımızın ardındaki korkuları görmek ve onların esiri olmamaktır. İşte burada nötr alan devreye girer.
Nötr alan, vazgeçmişlik değil; teslimiyet halidir. "Olursa mutlu olurum, olmazsa da eksilmem" diyebilmektir. Çünkü insan kaderiyle hizalandığında hayatı zorlamaktan çıkar ve yaşamın akışına katılır. O zaman seçimleri korkudan değil, özünden gelir.
Ruhun bu dünyaya geliş amacı belki de tam olarak budur: İllüzyonların yarattığı eksiklik hissinden çıkıp hakikatin bütünlüğünü hatırlamak. Çünkü ruh, sahip olmak için değil deneyimlemek için gelir. Yaşadığı her olay, her karşılaşma ve her ayrılık onun öğrenme yolculuğunun bir parçasıdır.
Hakikatten yaşamak, arzuların peşinden körü körüne koşmak değil; arzuların da korkuların da ötesinde duran özü duyabilmektir. O noktada insan artık eksik olduğu için istemez. İçindeki bütünlükten hareket eder.
Ve belki de hayatın en büyük sırrı burada saklıdır:
İstemek ve istememek aynı eksenin iki ucudur. Hakikat ise o eksenin tam merkezinde, sessizce bekler.