Takip Edin

SAGLIK

Ödem attıran çay tarifleri

Ödem attıran çay tarifleri ile vücudunuzda oluşan ödemlerden kısa süre içerisinde kurtulabileceksiniz. Bahar mevsiminin gelmesiyle ödemden şişen bölgelerinizi ödem sattıran çay tarifleri ile kurtulabileceksiniz. Ödem attıran çay tarifleri nelerdir, ödem söktürücü maydanoz çayı tarifi nedir diye merak ediyorsanız işte cevapları…

Ödem attıran çay tarifleri

Ödem attıran çay tarifleri ile vücudunuzda oluşan mevsim değişikliği ve çeşitli sebeplerden meydana gelen ödemden kurtulabileceksiniz. Ödem vücutta meydana gelen sıvı tutulmasıdır. Fazla sıvı vücutta biriktiğinde ödem oluşur ve bu durum kişiye oldukça rahatsızlık verir.  Ödem, ayakta kaldıktan sonra ayak bileği çevresinde en kolay şekilde görülebilir. Aynı zamanda uyuyup uyandıktan sonra göz çevresinde meydana gelen şişlikte vücutta biriken sıvıdan kaynaklanır. Şiddetli şekilde gelişen öden akciğerlerde toplanabilir, bu durum nefes darlığı çekmenize neden olabilir. Ancak korkmanıza gerek yok. Evinizde bulunan malzemelerle ödem attıran çay tarifi hazırlayabileceksiniz. Ödem attıran çay tariflerinin ne olduğunu merak ediyorsanız, işte ödem attıran çay tarifleri…

Ödem neden olur?

Ödem, vücudun sıvı birikmesidir. Ödem şişmeye neden olur. Çoğunlukla bacaklarda, ayaklarda, ayak bileklerinde veya ellerde görülür. Aşırı tuz alımı, inaktivite, menopoz, ilaç kullanımı, adet ve hamilelik ve adet döneminde vücudun çeşitli bölgelerinde ödem oluşabilir.  Bu durumlarda ödemden kurtulmanız gerekir. Aksi takdirde ödem vücudun diğer bölgelerine yayılabilir. Bu yazımızda sizlere ödem attıran çay tariflerini derledik. 

1. Ödem attıran çay: Elma Limon Çayı

Yararlı besinleri nedeniyle limonlu tarçın çayı, hem ödem hem de yağ yakımına yardımcı olur. Aynı zamanda tadı da lezzetlidir.

Malzemeler:
•    1 limon
•    1 tarçın çubuğu
•    1 adet elma
•    1 tatlı kaşığı karabiber
•    1 litre su

Hazırlanışı:

Elma ve limonu 4 parçaya bölün ve bir kabın içerisine koyun. Sonrasında içerisine tarçını ve karabiberi ekleyerek 1 litre suyun içerisinde kaynatın.

2- Ödem attıran çay: Nane ve ıhlamur çayı 

Nane ile ıhlamur  hem metabolizmayı hızlandırır hem de ödem atmanıza yardımcı olur. Ödem attırıcı çay tariflerinden en etkili olanı nane ile ıhlamur çayıdır.

Malzemeler 

Yarım demet maydanoz
Yarım demet taze nane
1 limon
Biraz taze ıhlamur
1litre su 

Nasıl hazırlanır?

Maydanoz, taze nane, limon ve ıhlamur suya koyun ve kaynatın. Karışımı süzerek bir kabın içerisine alın.  Sabah aç karnına 1 bardak tüketebilirsiniz.

3.ödem attıran çay: mısır püskülü çayı

Mısır püskülü çayı vücudunuzdaki toksinlerin hızlı bir şekilde atılmasına ve ödem atmanıza yardımcı olmaktadır. 

Malzemeler 

–    2 bardak su
–    1 tutam mısır püskülü
–    1 tutam kiraz sapı
–    Maydanoz sapı
–    1 çay bardağı yeşil çay

Hazırlanışı:

iki bardak suyu bir cezvenin içerisinde kaynatın. İçerisine malzemeleri ekleyip4 dk boyunca bekletin. 

4. ödem attıran çay: Karahindiba Çayı

Karahindiba antienflamatuar  etki gösterir ve idrar söktürücü özelliğiyle ödemlerin giderilmesine yardımcı olur.

Malzemeler:
1 bardak su
2 çay kaşığı Karahindiba 
Hazırlanışı: Birkaç dakika kaynatılmış suya 1 çay kaşığı karahindiba ekleyin, sonra kapağı kapatın ve 5 dakika demleyin. Bu karışıma şeker veya çay eklemek önerilmez, çünkü bu tatlandırıcılar çayın etkisini azaltacaktır.

5. ödem attıran çay: Soğuk Salatalık Çayı

Soğuk salatalık çayı, özellikle bacaklardaki ödemi hızlı bir şekilde atmanıza yardımcı olur. Ancak bu çayda dikkat etmeniz gereken en önemli nokta çayı bir gece önceden hazırlamanız gerektiğidir.  

Malzemeler:

1 litre su
10 adet taze nane yaprağı
1 adet salatalık
1 adet  limon

Hazırlanışı:

Bir cam sürahi içine 1 litre su, nane yaprakları, dilimlenmiş salatalık ve 1 adet  limon ekleyin. Karışımı oda sıcaklığına kadar sabaha kadar bırakın. Daha sonra, bir hafta boyunca düzenli olarak tüketebilirsiniz.

6. ödem attıran çay: Zencefil Çayı

Zencefil çayı hamilelik sırasında ödemden kurtulmak için özellikle fayda sağlar.

Malzemeler:

1 cm boyunda zencefil
1,5 bardak su
Biraz bal

Hazırlanışı:

1 cm uzunluğundaki zencefil parçasını soyun ve 15 dakika boyunca 1,5 bardak suda ince dilimler halinde kaynatın. Kapağı kapalı bir şekilde kaynamasına özen gösterin. İçerisine bak ekleyin ve süzün.  Ödem attıran Çayınız tüketmeye hazır! 

Ödem attıran çay: Elma ile Adaçayı Çayı

Ödem attıran bu çay tarifi,  vücudunuzu vitamin ve mineraller ile ödüllendirilerek ödemden kurtulmaya yardımcı olacaktır.

Malzemeler:

1 kırmızı elma
1 limon
1 tarçın çubuğu
Yarım çay kaşığı karabiber 
1 çay kaşığı biberiye
1 tatlı kaşığı Adaçayı 
1 litre su

Hazırlanışı:

Elma ve limonu 4 parçaya doğrayın ve bir kabın içine koyun. Tarçın, biberiye ve karabiber ekleyin. Kabın içerisine 1lt su ekleyerek kaynatın. Kaynatıldıktan sonra süzün. Şeker veya bal eklemeyin.

Devamını oku
Yorum Yaz

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

SAGLIK

YAZA HAZIR MISINIZ?

Bahar ayının enerji dolu havası ile birlikte yaza yenilenerek girmek isteyenler estetik operasyonlarına başvuruyor.

Yaklaşan tatil planları ve deniz sezonun açılmasına az bir zaman kala kadınlar estetik operasyonlarını daha fazla yaptırmaya başlıyor. Bahar aylarında en çok yaptırılan operasyonların başında ise meme estetik cerrahisi ve vücut şekillendirme geliyor.

Yaz aylarına girerken özellikle kadınlar en çok meme büyütme ameliyatını tercih ediyor. Kadınlar estetik görünümünün yanı sıra sağlık amacıyla da meme küçültme ve dikleştirme işlemlerine de başvurabiliyor.

Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Zekeriya Kul: “Yaz aylarının yaklaşmasıyla birlikte estetik ameliyatlar için tarafımıza başvuran hastaların sayısı da gittikçe artıyor. Yaza istedikleri bir görünümle girmek isteyenlere meme büyütme & küçültme, meme dikleştirme ve liposuction işlemlerini daha fazla uyguluyoruz. Fit bir görünüm ile yaza girmek isteyenler liposuction ve karın germe ameliyatı da talep ediyor. Karın, sırt, kalça ve bel bölgelerinde yağ birikimi fazla olanların tercihi ise liposuction oluyor. Vücut şekillendirmede en fazla başvurulan bu yöntemde ise son dönemde High Definition Liposuction adı verilen cerrahi konsept dikkat çekiyor. Bu yöntemde hastalarımız hem yağlarından kurtuluyor hem de atletik bir karın görünümüne sahip oluyor. Hızlı kilo alıp vermeler sonrasında karın derisinde çatlak ve gevşeklik olanlara ise karın germe ameliyatı öneriliyor. Son dönem trendleri arasında yer alan karın germe ameliyatı ile liposuctionın birlikte kullanıldığı lipoabdominoplasti ameliyatı ise özellikle sigara içen hastalarda daha güvenli bir ameliyat imkanı sunuyor.” dedi.

Devamını oku

SAGLIK

Dünya nüfusunun yüzde 13’ü obezite ile mücadele ediyor

“Sağlığımızı önemsemeye tabağımızdan başlamalıyız”

Barilla Gıda ve Beslenme Vakfı’nın (BCFN), Dünya Sağlık Günü için yayımladığı verilere göre küresel nüfusun yüzde 13’ü obezite ile mücadele ediyor. Dünyanın dört bir yanında 18 yaş üstü 650 milyondan fazla insanın obezite ile mücadele ettiği günümüzde uzmanlar, uygulanan diyetlerin uzun ve sağlıklı bir yaşamı garantilemediğini belirtti.

Dünyada gıda ve beslenmeye ilişkin sorunları analiz etmek ve somut çözüm önerileri geliştirmek amacıyla kurulan Barilla Gıda ve Beslenme Vakfı (BCFN), Dünya Sağlık Günü verilerini yayımladı. Rapora göre uygulanan diyetler, uzun ve sağlıklı bir yaşamı garantilemiyor; sürdürülebilir diyet modeli ise hem insan ömrünü hem çevreyi önemli ölçüde etkiliyor.

Sağlıksız beslenmenin insanlar ve küresel ekonomideki büyük etkisini ortaya koyan rapora göre dünyanın dört bir yanında 18 yaşın üzerinde 650 milyondan fazla insan, başka bir değişle dünya nüfusunun yüzde 13’ü obezite ile mücadele ediyor. Dünya üzerinde obezite hastalığıyla mücadele eden veya aşırı kilolu olan her iki kişiye karşılık, bir kişi ise açlıkla mücadele ediyor ve yetersiz besleniyor.

AKDENİZ DİYETİ İLE İNSAN ÖMRÜ 4,5 YIL UZATILABİLİR

Son yıllarda insanların Akdeniz Diyeti ve benzeri sürdürülebilir beslenme modelleri yerine farklı gıda tercihleri yaptığını belirten beslenme uzmanı ve araştırmacı Katarzyna Dembska; “Günümüzde insanlar, hayvansal proteinler bakımından zengin; yüksek oranda şeker, tuz, yağ içeren; lif oranı düşük, işlenmiş gıdaları tercih ediyor. Bu beslenme tercihleri bizi uzun vadede tedavisi çok maliyetli hastalıklarla ve sağlık sorunlarıyla karşı karşıya getirecek. Sürdürülebilir diyet modelleri hem insan ömrünü hem çevreyi olumlu yönde etkiliyor. Uzmanlar, Akdeniz Diyetinin insan ömrünü 4,5 yıl uzatabileceğini belirtiyor. Bu yüzden sağlığımızı önemsemeye tabağımızdan başlamalıyız” açıklamasını yaptı.

Rapora göre iklim değişikliği, insan hayatını riske atan sorunların başında geliyor. İklim değişikliğine neden olan faktörler incelendiğinde ise gıda üretimi yüzde 31 oranla ilk sırada yer alıyor. Binalarda kullanılan ısıtma sistemleri yüzde 23,6 ile ikinci sırayı alırken, ulaşım yüzde 18,5 ile üçüncü sırada yer alıyor. Uzmanlar, yayımlanan veriler doğrultusunda sürdürülebilir beslenme modellerini benimsemenin çevreye olan etkinin de azaltılmasında önemli bir rol oynadığını belirtiyor.

ABUR CUBUR, SAĞLIK SİSTEMİNİ DE KÜRESEL EKONOMİYİ DE ETKİLİYOR

Obezite; kardiyovasküler hastalıklar, solunum problemleri ve diyabet gibi bulaşıcı olmayan bazı hastalıkların başlangıcını tetikleyen risk faktörlerinden biri. Araştırmaya göre abur cubur olarak tanımlanan yiyecekler, düşük maliyetli olmasına rağmen uzun vadede beklenmeyen harcamaları ortaya çıkarıyor. Bu durum sağlık sistemi ile küresel ekonomiyi etkiliyor. Araştırmaya göre obezitenin dünya ekonomisine 2 trilyon dolara mal olduğu tahmin ediliyor. Bu rakam, küresel gayri safi yurtiçi hasılanın yüzde 2,8’ine denk geliyor.

Rapora göre sağlığı riske atan beslenme alışkanlıkları, küresel ısınmaya neden olan faktörleri de tetikliyor. Abur cubur olarak isimlendirilen gıdaların üretimi, insanların sağlığı kadar, gezegene de zarar veriyor. Bu bağlamda sera gazı emisyonunun neredeyse üçte birine tarım sektörü neden oluyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), insanların önümüzdeki yıllarda sıcaklık artışı ve atmosfer kirliliği gibi sorunlarla mücadele etmek zorunda kalacağını; bu gibi sorunların tarım ve insan sağlığı üzerinde büyük etkileri olacağını söylüyor.

Devamını oku

SAGLIK

“PARKINSON” HASTALARININ FAZLA PROTEİN TÜKETMESİ SAKINCALI OLABİLİR

İlk başladığı anda belirtileri anlaşılmayan Parkinson hastalığı, yıllar boyunca ilerliyor. Hastalığın başlangıcında tek taraflı belirtiler görülürken daha sonra bu, bütün vücuda yayılıyor. Hastalık genelde 60 yaşından sonra ortaya çıkıyor ve erkeklerde görülme sıklığı, kadınlara göre daha fazla oluyor. Memorial Antalya Hastanesi Nöroloji Bölümü’nden Prof. Dr. Sevin Balkan, “11 Nisan Dünya Parkinson Günü” nedeniyle, Parkinson hastalığı ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.

İleri yaş hastalığı

Parkinson hastalığının beyinde özel bir grup sinir hücresinin, henüz kesin nedenin bilinmeyen bir süreç sonucunda kaybına bağlı olarak, ‘dopamin’ maddesindeki eksilmeden kaynaklandığı bilinmektedir. Parkinson, 60 yaş üzerindeki toplumda %1, 80 yaş üzerinde ise % 3-4 oranında görülme sıklığı olan, nadiren de 60 yaş altı ortaya çıkabilen, sinsi başlangıçlı ve yavaş ilerleyen bir hastalıktır. Belirtilerin şiddeti her hastada farklıdır. Gelişmiş ülkelerde yaşlı nüfus oranının giderek artması bu yaş grubundaki oranı daha da artırmaktadır. Parkinson hastalığının % 5-10’u kalıtsaldır ve genellikle 40 yaş öncesinde başlar.

Hareketleri yavaşlatıyor

Parkinson hastalığı genellikle vücudun bir yarısında başlar, yıllar içinde diğer tarafa da geçer. Temel belirtisi hareketlerde yavaşlamadır. Sıklıkla tek tarafta istirahatte olan elde veya ayakta titreme ve eklem hareketlerinde katılıkla kendini gösterir. Zamanla yürürken tek veya iki taraflı kol sallanma hareketlerinde azalma veya kayıp, adımlarda küçülme, yürümeye başlamada zorluk, düğme iliklemek ya da açmakta zorlanma, yatakta dönme ya da otururken kalkmada güçlük, maske yüz ifadesi, alçak ve kısık ses tonu ile konuşma, el yazısında küçülme, öne doğru eğilme/kamburlaşma olabilir.

Bunamaya neden olabilir

Parkinson hastalığında motor belirtilerden başka motor dışı belirti ve şikayetler de izlenir. Bunlar kabızlık, kan basıncının düşmesi, depresyon, uykuda davranış bozuklukları, huzursuz bacak sendromu ve koku duyusunun kaybıdır. Hastalığının orta ve ileri evrelerinde yürüyüş bozuklukları, denge kusurları, harekette donmalar ortaya çıkar, bunu düşmeler izleyebilir. Bazı hastalarda bu tabloya bunama da eklenir. Tanı hastanın klinik hikayesi ve nörolojik muayenesi ile konulmaktadır. Bazı ilaçların parkinsonizm yan etkileri olabileceği daima akılda tutulmalıdır. Kan biyokimyası ve MR görüntülemenin de tanısal değerleri vardır.

Tedavide beyinde dopamin seviyesini artırmak gerekiyor

Parkinson hastalığının tedavisi ilaçla yapılan semptomatik tedavi ve bu tedaviye yanıt alınamayan hastalarda uygulanan cerrahi tedavi olmak üzere iki çeşittir. Semptomatik tedavi beyinde azalmış olan dopaminerjik geçişi artırmaya yöneliktir. Bu amaçla, en sık beyinde dopamine dönüşen ilaç tedavisi uygulanır. Ancak bu ilaçların uzun süre ve/veya yüksek dozlarda kullanımı ile motor hareketlerde dalgalanmalar, cevapsızlık ya da istemsiz hareketler görülebilir. Bu nedenle başlangıçta hastaya yanıtın alınabildiği en düşük doz verilmelidir.

Tedaviye yanıt her hastada farklılık gösterir

Hasta 65 yaşın altındaysa ve bunama yoksa tedaviye dopamin etkisini taklit eden ‘dopamin agonistleri’ ile de başlanabilir veya tedaviye ek olarak kullanılabilir. Titreme,bunama, depresyon, uyku bozukluğu şikayetleri görülürse bu şikayetler için başka bir tedavi daha planlanabilir. Hastaların üçte biri ilaç tedavisi ile uzun yıllar iyi cevap alınan ve hayatlarında önemli bir kısıtlama olmadan yaşayabilen kişilerdir. Kalan grubun bir kısmında ilaca cevap kısıtlıdır ve doz arttırıldıkça yan etkiler, zamanla da ilaca cevapsızlık görülebilir.

Cerrahi tedavi de mümkün

İlaç tedavisinden fayda görmeyen hastalarda cerrahiye başvurulabilir. Özellikle son 15-20 yıldır ilaç tedavisine cevap vermeyen hastalarda, cerrahi seçenek olarak görülmektedir. Amaç; beyinde motor hareketlerle ilgili merkezlerde anormal artmış aktivitenin azaltılmasıdır. Bu amaçla cerrahi ve beyine yerleştirilen pil uygulamaları (derin beyin stimülasyonu) yapılmaktadır.

Tedavide egzersizin katkısı önemlidir

Parkinsonda levodopanın bazı besinlerle beyine geçişi engellenmektedir. Yüksek proteinli ve kurubaklagiller, patates, ıspanak, tam tahıllar gibi B6 vitamininden zengin bir beslenme programı levadopanın emilimini engellemektedir. Bunların dışında bakla dopamin içerdiğinden ilaçla birlikte kullanılması ilacın yan etkilerini artırabilir. Bu nedenle çok az miktarda tüketmek gerekmektedir. Tıbbi tedaviler dışında hastaların fonksiyonel kapasitelerinin iyileştirilmesi açısından rehabilitasyon büyük önem taşır. Egzersiz programları; grup egzersizleri veya fizyoterapist eşliğinde yapılan bireysel egzersizler şeklinde olabilir.

Devamını oku

Facebook

Trend

Copyright © 2018 www.breakingnews.com.tr Tüm Hakları Saklıdır