Av.Kevser Yıldırım

Av.Kevser Yıldırım

Mail: [email protected]

KPSS İPTALİ VE OLUŞAN ZARARLARIN TAZMİNİ

KPSS Sınavdaki soruların yüzde 30'unun deneme testlerinde çıkan sorulara olan benzerliği tepkilere neden olurken Devlet Denetleme Kurulu DDK, konuya ilişkin inceleme talebinde bulundu. 2022 KPSS sınavının iptal edilip edilmeyeceği merak konusu olurken sınavın iptal edildiği açıklandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan imzası ile Resmi Gazete yayınlanan kararla birlikte ÖSYM Başkanı görevden alındı. Devlet Denetleme Kurulunun savcılığa olayla ilgili suç duyurusunda bulunduğu öğrenildi. 

Peki; sınavın iptali ile bu sınava hazırlanan ve sınavdan başarılı sonuç alacağını düşünen onlarca kişinin mağduriyetine yönelik süreç nasıl ilerleyecektir. Burada bu kişilerin tazminat hakkı doğduğu belirtmek gerekir. Tazminat talep edilebilmesi; hukuka aykırı fiilin varlığına, kusurun varlığına, doğmuş olan zarara ve uygun illiyet bağının varlığına bağlı olarak söz konusu olabilecektir. Doğan maddi zararlar için maddi tazminat talep edilebileceği gibi manevi zararlar içinde manevi tazminat hakkı söz konusu olabilmektedir.

Daha önce; sınav sorularının çalınması, sınavın iptaline yönelik dava emsallerine bakıldığında; sınav sorularının hangi sebeple çalındığı kusurun kime ait olduğu mahkemeler açısından irdelenen bir husustur. Zira tazminat hakkı kusurlu ve hukuka aykırı fiilin kim tarafından yapıldığına yönelik olarak bu fiili işleyen kişi ve veya kişilerden talep edilebilecektir. Açılacak olan davalarda zararın neler olduğu, miktarı ve illiyet bağının ispatı önem arz ettiği gibi kusura yönelik, kusurun kime ait olduğu da önem arz etmektedir.

Bu sebeple tazminat talebinin idareye karşı öne sürülmesi ÖSYM’nin idari bir organ olması göz önüne alınarak söz konusu olabilir. Ancak emsal kararlara bakıldığı takdirde; burada dava açarken hukuka aykırı fiilin sorumlusunun kim olduğu, kamu görevlisi ise söz konusu eylemde kamu görevlisinin kişisel kusuruna yönelik bir eylem olup olmadığının dikkate alındığı ve bu şekilde hüküm kurulduğu görülmektedir. Zira YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ E. 2014/13391, K. 2015/6077, T. 12.5.2015kararında “Anayasa'nın 129/5. maddesinde; memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davalarının, ancak idare aleyhine açılabileceği benimsenmiştir. Ne var ki; bu kural mutlak olmayıp, idari yetkilerin kullanılma alanıyla, eş anlatımla, idari işlem ve eylem niteliğini yitirmemiş davranışlarla sınırlıdır. Özellikle, haksız eylemlerde; kamu görevlisinin Anayasa'nın bu güvencesinden yararlanma olanağı bulunmamaktadır. Somut olayda; il koordinatörü ve koordinatör yardımcıları davalıların sınav sorularını taşıyan kamyonun geliş saati belli olduğu halde, bunu takip etmemeleri, sınav sorularının kamyondan indirilmesi, taşınması ve yerleştirilmesi işine nezaret etmemeleri sebebiyle soruların çalınmasına ortam hazırladıkları ileri sürülmüştür. Ücreti karşılığında davacı adına sınavda görevlendirilen davalıların bu tür eylemleri kişisel kusurlarını oluşturur ve hiç bir biçimde ve asıl görevli oldukları Üniversitesi'ndeki görevleriyle ilişkilendirilemez. Şu halde, kamu görevlilerinin kişisel kusuruna dayalı eldeki davada, davalılara husumet yöneltilebileceği ve idari yargıda gerçek kişiler aleyhine dava açılamayacağı hususu da gözetilerek işin esasının incelenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.”Şeklinde hüküm kurulmuştur. 

Kararın gerekçesi dikkate alındığında husumet açısından KPSS sınavının sorularının önceden deneme testlerinde benzer olarak yayınlanmış olmasına dair iddiada, bu olayın hangi kişi veya kişilerin kusuruna dayandığı ve idarenin bir organı olan ÖSYM’nin fiili kusurunun kamu tarafından net olarak açığa kavuşturulması gerektiğinin önemi görülmektedir. Zira kusurlu fiilin ve fiili gerçekleştiren görevliler veya kişilerin tespit edilmesi önem arz etmektedir.

Yorum Yazın