Takip Edin

SAGLIK

Doğru nefes almayı biliyor muyuz?

Yayınlanma tarihi

-

Akciğerlerin yaşlanma hızı, kalbin yaşlanma hızından daha büyüktür diyen Dr. Öğr. Üyesi Haluk Saçaklı, “Nasıl nefes alacağımızı bilmiyoruz” dedi. Doğru nefes alıp verme tekniklerinden bahseden Saçaklı, nefesin mümkün olduğunca burundan alınıp verilmesi gerektiğini ifade etti.

Burundan nefes almanın daha derin, daha dolu ve kontrol edilebilir solunuma olanak verdiğini dile getiren İstanbul Gelişim Üniversitesi Dr. Öğr. Üyesi Haluk Saçaklı, “Ağızdan nefes almak, şiddeti yüksek egzersizlerde oksijen azlığının söz konusu olduğu durumlarda alınan oksijeni artırmak için kullanılır. Burun, yabancı maddeleri filtre eden karmaşık ve son derece işlevsel bir organdır.Nefes burun deliklerinden girerken nemlenir ve beden ısısına uygun hale gelir” diye konuştu.  

“KARIN KASI VE DİYAFRAM KASINI KULLANIN”

Çoğu insanın nefesi sadece göğüs kafesi ile soluk borusu arasına sıkıştırdığını ifade eden Saçaklı, bunun hatalı bir nefes alıp verme şekli olduğunu belirtti. Nefes yolunun uzatılması tavsiyesinde bulunan Saçaklı, sözlerine şöyle devam etti:

“Öncelikle nefesin ilk dolacağı yer karın boşluğudur. Karnınızı burundan alacağınız derin bir nefes vasıtasıyla hava ile şişirin. Soluduğunuz havayı diyafram kasını da devreye sokarak göğse, oradan da soluk borusuna kadar gönderin. Havayı soluk borusunda hissedin onun lezzetini alın, 2 saniye tuttuktan sonra, burun yolları açıksa yine burundan nefesi yavaşça vermeye başlayın. Önce omuzlar aşağıya iniyor, sonra göğüs kafesi içe çekiliyor, en sonunda karnınızı iyice içeri çekerek tüm havayı boşaltın.”

DOĞRU TEKNİKLE, DOĞRU NEFES

Karın şişirme egzersizleri hakkında da açıklamalar yapan Saçaklı,

“Karnı hava ile doldurup boşaltmayı daha kolay yapabilmeniz için sırtüstü yere yatın.Cep telefonunuzu ya da televizyon kumandasını göbeğinizin üzerine koyun.Burundan derince nefes alırken karnınızı yavaşça şişirin ve kumandanın yükseldiğini gözlerinizle görün. Burundan nefesi yavaşça verirken, karnınızdaki havayı yavaşça boşaltın. Bu egzersizi her akşam belirli sayılarla tekrarlarsanız, bilincinize doğru tekniği soktuğunuzda, artık istem dışı olarak bu hareketleri daha kolay yapabilirsiniz” ifadelerini kullandı.

“SOLUK BORUNUZU TEMİZLEYİN”

Kişinin başarabildiği kadar ve aklına geldiği her süreçte doğru nefes alıp vermesi gerektiği uyarısında bulunan İstanbul Gelişim Üniversitesi Dr. Öğr. Üyesi Haluk Saçaklı, “Sabah uyandığınızda oda camını açın ve 30 kere derin nefes alıp verin, böylece tüm soluk borunuzu temizleyin. Her dışarıya çıktığınızda, en azından arabanıza gidene kadar, alabildiğiniz kadar derin ve doğru nefes alıp verin. Akşam yatmadan önce de, aynı şekilde camınızı açarak, sabahki gibi 30 kere nefes alıp vererek, yatmadan önce soluk borunuzu temizleyip uykuya hazırlanın” dedi.

EGZERSİZ ANINDA DAHA HIZLI YAĞ YAKABİLMEK İÇİN HANGİ TEKNİK KULLANILMALI?

Metabolizmayı hızlandırmak ve egzersiz anında daha hızlı yağ yakabilmek için önerilerde bulunan Saçaklı, “İçinizden 4’e kadar sayarak, burundan derince nefes alın. 16’ya kadar sayarak aldığınız nefesi tutun. 8’e kadar sayarak ağızdan nefesi yavaşça verin. Bunu her gün 10 kez tekrarlayın. Yürürken daha çok yağ yakabilmek için ise 4’e kadar sayarak burundan derin nefes alın. 2’ye kadar sayarak nefesi tutun. 4’e kadar sayarak nefesi burundan yavaşça verin. 2’ye kadar sayarak nefesi tutun, böylece tekrarlayın” dedi.

Akciğerlerin yaşlanma hızının, kalbin yaşlanma hızından daha büyük olduğunu ifade eden Saçaklı, “Kilo verme programlarında ve uzun yaşamda, egzersiz yaşantınıza girmediği sürece, aldığınız oksijeni iyi kullanamazsınız. İyi kullanılmayan oksijen, yağların yakılmasında aktif rol alamaz. Yeterli alınamayan oksijen, ne yazık ki size uzun yaşam yollarını açamaz” ifadelerini kullandı.

Saçaklı, “Diyafram kasını kullanarak yapılacak doğru nefes alıp vermeler, depolardaki yağların yakılmasını kolaylaştırırken aynı zamanda karın kaslarınızı da güçlendirir” dedi.

Devamını oku
Yorum Yaz

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

SAGLIK

Kan değişimiyle genç kalmak için sıraya girdiler

Yayınlanma tarihi

-

-

The Anatolia Post / Işınsu Kaygusuz

Florida merkezli bir şirket, gençlerin kanını toplayarak, 30 yaş ve üstü kişilere naklediyor. Yaşlanma süreciyle mücadele etmeye çalışılan ve yüzlerce kişinin de bu sıra dışı tedavi için sırada olduğu hastanede kan değişiminin litre başı bedeli 8 bin dolar…

Florida’da da bir hastanede yapılan ‘kan değişimi’ işlemi ve yapılan deneyler bilim kurgu filmlerine taş çıkartacak cinsten.

Jesse Karmazin

Jesse Karmazin, Stanford Tıp Fakültesi’nden mezun olduktan sonra 2016 yılında ABD’deki 5 şehirde Ambrosia isimli transfüzyon merkezleri kurdu. Los Angeles, Tampa, Omaha, Houston ve San Francisco’daki merkezlere gelen hastaların yaşlanma süreciyle, ‘kan değişimi’ yöntemiyle mücadele edilmeye başlandı. Bir litre kan değişimi için 8 bin dolar ödenirken birlikte gelen iki kişiye bu işlem 12 bin dolar oluyor.

Devamını oku

SAGLIK

Balığa limon sıkmak omega 3’ü öldürüyor!

Yayınlanma tarihi

-

-

Dünya Saglık Örgütü (WHO) trafından günde minimum 2.2 gr. tüketilmesi önerilen balık yağı vücutta koruma kalkanı görevini üstleniyor.

Uzmanlar tarafından beynin gıdası olarak görülen balık yağı, sağlığımız için çok önemli bir besin takviyesi. Dünya Saglık Örgütü (WHO) trafından günde minimum 2.2 gr. tüketilmesi önerilen balık yağı vücutta koruma kalkanı görevini üstleniyor. Balık yağının çocuklardaki IQ oranının yüzde 7.5 artırdığını söyleyen Koruyucu Tıp Uzmanı Dr. Ali Fuat Aytekin, “Ekmeği bu kadar tüketeceğimize balık yağı tüketsek IQ seviyelerimiz yükselir” dedi.

Kalp hastalıklarından kansere kadar hemen hemen tüm hastalıklardan korunmada çözüm balık yağından geçiyor.

Omega-3 olarak da bilinen besin kaynağı doğal olarak balık yiyerek alındığı gibi kapsül şeklinde hazırlanan ilaçlardan ya da sıvı halde de alınabiliyor.

Kurşun ve civa oranı sıfırsa o balık yağının kaliteli olduğunu vurgulayan Aytekin, Antartika’da yaşayanların Avrupa’da yaşayanlara oranla kalp krizi riskinin çok düşük olduğuna dikkat çekti.

Omega-3’ün bu durumu engellediğini söyleyen Aytekin sözlerine şöyle devam etti: “Omega-3 asprin gibi. Hem kanı sulandırıyor hem de antikolajen gibi bir sürü özellikleri var.

Halk arasında doğru bilinen bir yanlış var. Balığın üstüne limon sıkılmaz. Limon, omega-3 ile etkileşime girdiğinde onu bozar, etkisini yitirmesine neden olur.”

Balık yağı kilo yapar ifadesi şehir efsanesi

Balık yağı birçok şeye iyi gelirken, kadınların en çok merak ettiği soruların başında ‘Balık yağı kilo yapar mı?’ geliyor. 10 gr. balık yağının aşağı yukarı bir çorba kaşığı olduğuna dikkat çeken Aytekin “10 gr. balık yağı 72 kaloridir.

Bir elma 75 kalori. Yani 10 gr. balık yağı içseniz anca bir elma yemiş olursunuz.

Balığa limon sıkmak omega 3’ü öldürüyor!

Elma yemeye tamam ama balık yağı deyince herkes şoke oluyor. Salatanın üzerine lıkır lıkır zeytin yağı dökülüyor ama omega-3 dökülmüyor. Çünkü kokusu olduğundan yenmiyor. ‘Balık yağı alırsam kilo alırım’ ifadesi tamamen yanlış. Balık yağı kanımızda bulunması gereken temel yağlardan bir tanesidir’’ dedi.

Çocukların IQ’sunu yüzde 7,5 arttırıyor

Aytekin sözlerini şöyle sürdürdü: “Çocukların buyağları almaları çok önemli. Çünkü beynin oluşmasında çok önemli olduğu için çocukların IQ’sunu yüzde 7,5 oranında arttırıyor. Tabii yetişkinler içinde çok önemli özellikle hastalıklardan korunma noktasında. Balık yağı lüks bir tüketim değil zaruri bir ihtiyaçtır. İnsanların bunu benimsemesi gerekiyor.

Devamını oku

SAGLIK

Yaşlanma 20’li yaşlarda başlıyor

Yayınlanma tarihi

-

-

YAŞLANMANIN 20’li yaşlarda başladığını belirten Aile Hekimliği Uzmanı Dr. Semih Gökart, “20’li yaşlarda başlayan hücre yıkımları 35-40’lı yaşlardan itibaren vücutta iş gören hücre grubunda kayıplara dönüşür” dedi.

Yaşlılığın, çocukluk, gençlik, erişkinlik gibi doğal bir yaşam dönemi olduğuna dikkat çeken Yeditepe Üniversitesi Bağdat Caddesi Polikliniği Aile Hekimliği Uzmanı Dr. Semih Gökart, “Türkiye’de yaşlı nüfusun toplumdaki oranı yaklaşık yüzde 4,5-5, ancak bu oran yıllarla birlikte artacaktır. Dünyada da 65 yaş ve üzerindeki insanların sayısı hızla artmaktadır. Bu dönemde, damar sertliği, kanser, diyabet, bunama, idrar tutmada zorlanma, görme bozuklukları, işitme bozuklukları, yetersiz beslenme, kemik erimesi, eklem kireçlenmesi, kıkırdak harabiyeti, yürüme bozuklukları ve sık düşme, bası yaraları, uyku bozuklukları ile karşılaşılabilir. Bir kısmının yaşlanmayla direkt bağlantısı olmadığı gibi bir kısmı da sadece yaşlılıkta görülmektedir. Son yıllarda tıbbın gelişmesi, bireyin kendini ve yaşamı önemsemesi nedeniyle ortalama insan ömrü uzamaktadır” diye konuştu.

“HÜCRE YIKIMI BAŞLIYOR”

Yaşlıları, genç yaşlılar (65-74 yaş), orta yaşlılar (75-84) ve ileri derecede yaşlılar (85 yaş ve üzeri) olmak üzere üçe ayırdıklarını ifade eden Uzm. Dr. Semih Gökart, 20’li yaşlarda başlayan yaşlanma sürecini şu sözlerle anlattı:

“Yaşlanma çok erken dönemlerde, 20’li yaşlarda başlar. Bu kadar genç yaşlarda başlayan değişiklikler insanların hücresel metabolizma aktivitelerinden yani ‘metabolik yolak’ diye tanımladığımız hücre içinde meydana gelen tepkimelerindeki aksamlar şeklinde açıklanabilir. Bazı metabolik yolaklarda pek çok bileşik ve enzim yer aldığı için bunlar çok karmaşık olabilir. Metabolik yolaklar organizmalarda hücre içi dengeleri sabit tutmaya çalışır. Bu sabit tutmayı ve dengeyi bozacak her durum hücrenin bozulmasına, yıkımına yol açar. İşte 20’li yaşlarda başlayan hücre yıkımları yaklaşık 35-40’lı yaşlardan itibaren vücutta iş gören hücre grubunda kayıplara dönüşür. Devam eden bu hücre kayıplarına bağlı olarak hücrelerin yaptığı görevlerde aksamalar, bozulmalar, kesintiler ortaya çıkar.80’li yaşlardan sonra vücut bu kayıplara karşı iç dengesini koruyamaz ve bunun ilerlemesiyle ölüm ortaya çıkar.”

BELİRGİN DEĞİŞİKLİK KAS VE İSKELET SİSTEMİNDE GÖRÜLÜR

Yaşlanmayla meydana gelebilecek en belirgin değişikliğin kas ve iskelet sisteminde görüleceğini anlatan Uzm. Dr. Semih Gökart, “Kadınlarda özellikle menopozdan sonraki dönemde yoğun bir şekilde kemik erimesi ortaya çıkar. Bu kayıplara bağlı olarak boy kısalmaları, omurlarda çökmeler, hatta kırıklar, en sık olarak da kalça kırıkları oluşabilir. Diğer önemli değişiklik zihinsel boyutlarda ortaya çıkar. Algılamada ve yaratıcı yeteneklerde yaşlanmayla birlikte bir azalma, dikkatsizlik ve düşünme hızında yavaşlama görülebilir. Öğrenme yeteneğindeki azalmaya, hareketlerdeki yavaşlama da eşlik edebilir. Yaşlılarda daha önce edinilen bilgiler sağlam kalırken yeni öğrenilen bilgiler çabuk unutulur” ifadelerini kullandı.

BU BELİRTİLER DEMANSA İŞARET EDER

En yaygın bilinen zihinsel değişikliğin bunama yani demans olduğunu kaydeden Uzm. Dr. Gökart, “Hastanın bilinci yerinde olmasına rağmen hafızada zayıflama ve bazı zihinsel becerilerde azalma olur. Kişi çevresinde olanlara ilgisi azalmaya başlar. Yeni bilgiler öğrenmede ve bunları hatırlamada, konuşma sırasında doğru kelimeleri bulmada, günlük yaşantıya ait sorunları çözmede sıkıntılar başlar ve zamanla bu şikâyetler artar. Bellekte zayıflama öncelikle telefon numaralarını, isimleri, yaşanan günlük olayları tam olarak hatırlayamama şeklindedir. Bir konuya yoğunlaşmada zorluklar başlar. Çevreyle kurulan ilişkilerisınırlamaya başlar bu da yalnızlığı, sosyal çevreden kopmayı getirir. Sosyal çevreden koptukça şikâyetler daha çok artar ve böylece kısır bir döngü oluşur. Kişi huzursuz ve kederlidir. Daha kırılgan, öfkeli ya da şüpheci olabilir. Zamanla geçmişe ait anılar da silinmeye başlayabilir” dedi.

10 KİŞİDEN BİRİNDE ALZHEİMER TEHLİKESİ

Zihinsel boyutta meydana gelen bozuklukların en zorunun Alzheimer hastalığı olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Semih Gökart, “Yaşlılıkla beraber ortaya çıkan ve başta unutkanlık olmak üzere çeşitli zihinsel ve davranışsal bozukluklara yol açan ilerleyici bir beyin hastalığıdır. 65 yaşın üzerinde yaklaşık her 10 kişiden birinde; 85 yaşın üzerinde ise yaklaşık her üç kişiden birinde görülür. Yine bu yaş grubunda sıklıkla tansiyon yüksekliği, damar sertliği, şeker hastalığı görülür ki tedavileri ve takipleri düzgün yapılmazsa bunlar da zihinsel faaliyetlerde azalmaya yol açar. Boş vakitlerde bulmaca çözmek, okumak, çevrede olup bitenlerle ilgilenmek, toplumun bir parçası olduğunu hissetmek ve hissettirmek, beden egzersizlerine önem vermek, yaşa bağlı bu olumsuz etkilere karşı zihinsel fonksiyonların korunmasında etkili olabilecek önlemler arasında yer alır. Çene kemiklerinde ve dişlerde olan değişiklikler de çiğneme fonksiyonunu bozar. Böylelikle beslenme bozuklukları da sıklıkla karşımıza çıkan yaşlanmayla ilgili bulgulardandır” ifadelerini kullandı.

Devamını oku

Trend

EnglishTurkey